İçeriğe atla

Ağız kokusu

Ağız kokusu
Diğer adlarHalitozis
UzmanlıkGastroenteroloji, otorinolarengoloji, dişçilik
BelirtilerNefesteki rahatsızlık verici koku[1]
KomplikasyonAnksiyete, depresyon, obsesif kompulsif bozukluk[1]
TiplerGerçek, gerçek olmayan[2]
NedenleriGenellikle ağzın içinden kaynaklı[1]
TedaviSebebe göre değişir; dil temizliği, ağız bakım suyu, diş ipi[1]
İlaçKlorheksidin ya da setilpiridinyum klorür içeren ağız bakım suyu[1][3]
Sıklık%~30[1]

Ağız kokusu ya da halitozis; açlık, böbrek yetmezliği, diyabet (şeker hastalığı), karaciğer, mide, bademcik ve diş rahatsızlıkları gibi çeşitli nedenlerden ötürü insan nefesinde hissedilen kötü kokudur. Ağız kokusunun başlıca bileşenleri, uçucu sülfit bileşikleri (VSC), özellikle hidrojen sülfür (H2S), metil merkaptan (CH3SH) ve dimetilsülfürdür.[4] Bu gazların ölçümünde kullanılan Oral Chroma Gaz Kromatografi cihazı eski ölçüm metodlarına göre çok daha etkili bulunmuştur.[5]

Sınıflandırma

Ağız kokusu sınıflamasına ilişkin farklı görüşler vardır[6]

  • Tip 1: Dilin sırtından kaynağını alır. Dil yüzeyindeki tüysü çıkıntılar (dil papilleri) arasına giren bakteri ve proteinli kalıntılar kokuşarak ağızda kötü kokunun oluşmasına neden olur. Dünyada görülen ağız kokularının %90 ve daha fazlası bu şekildedir. Çocuklarda geniz etinin olması ağız solunumunu artırır ve geniz etine bağlı akıntı ve ağız solunumuna bağlı dil pası da kötü kokuya neden olabilir. Bu durumun özellikle kulak burun boğaz tarafından gerçekleştirilen geniz eti ameliyatları sonrası düzeldiği bilimsel yayınlarda da gösterilmiştir.[7]
  • Tip 2 (hava yolu): Larinks, farinks, bademcikler, sinüsler ve hava yolunun iltihabi gazları ile meydana gelen ağız kokusudur. Hava yolu ağız kokusu her yaştan bireyde olabilir. Özellikle nüfusun çok ciddi bir kısmını etkileyen alerjik rinit ya da saman nezlesi durumu önemli bir ağız kokusu nedenidir.[8]
  • Tip 3: Mideyi yemek borusuna bağlayan kapağın sızıntısı ile ağıza yükselen gazlar sebebi ile ortaya çıkar. Midenin kokuyor olması, kapağın sızdırıyor olması durumunda görülür. En çok gözden kaçan durumlardan birisidir. Özellikle asitli gıdaların çok tüketilmesi, artan obezite problemi ve yanlış beslenme sonrası ortaya çıkan reflü problemlerinde ağız kokusunun ortaya çıktığı bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir.[9][10]
  • Tip 4 (nefes): Sistemik dolaşıma giren kokulu kan gazlarının akciğer tarafından yakalanarak nefes ile dışarı atılması ile meydana gelir. Ağız kokusundan çok farklıdır.
  • Tip 5 (subjektif): Birey ağzının koktuğunu ısrarla belirttiği halde sosyal çevresinden herhangi birisi bireyde ağız kokusu duymuyorsa ve diş hekimi cihazlar ile bireyde ağız kokusu bulunduğunu doğrulayamıyorsa buna subjektif ağız kokusu adı verilir. İki klinik formu vardır:
    • Nörojenik ağız kokusu: Olfaktör sensör üzerine uyarı bulunduğu halde dışarı emisyonu bulunmayan subjektif ağız kokularıdır. Kemosensor disfonksiyonlar, dorsolingual olfaksiyon, hematojen olfaksiyon, retronasal olfaksiyon bunlara örnek verilebilir.
    • Psikojenik ağız kokusu: Olfaktör sensor üzerine kimyasal uyarının bulunmadığı, halitofobi, olfaktör obsesyon, olfaktör referans sendrom gibi subjektif ağız kokularıdır. Ağız kokusunun en önemli sorularından birisi de dış dünyayı algılamayı sağlayan duyusal sisteme verdiği zarardır. Bu durum özellikle ağız kokusu olan bireylerde koku duyusunda azalma ve dış dünyadaki kimyasal uyaranları farketmede zorluk olarak ortaya çıkar.

Kaynakça

  1. ^ a b c d e f Kapoor, U; Sharma, G; Juneja, M; Nagpal, A (2016). "Halitosis: Current concepts on etiology, diagnosis and management". European Journal of Dentistry. 10 (2): 292-300. doi:10.4103/1305-7456.178294. PMC 4813452 $2. PMID 27095913. 
  2. ^ Harvey-Woodworth, CN (Nisan 2013). "Dimethylsulphidemia: the significance of dimethyl sulphide in extra-oral, blood borne halitosis". British Dental Journal. 214 (7): E20. doi:10.1038/sj.bdj.2013.329. PMID 23579164. 
  3. ^ Fedorowicz, Z; Aljufairi, H; Nasser, M; Outhouse, TL; Pedrazzi, V (8 Ekim 2008). "Mouthrinses for the treatment of halitosis". Cochrane Database of Systematic Reviews (4): CD006701. doi:10.1002/14651858.CD006701.pub2. PMID 18843727. 
  4. ^ Tonzetich, J. (Ocak 1977). "Production and origin of oral malodor: a review of mechanisms and methods of analysis". Journal of Periodontology. 48 (1): 13-20. doi:10.1902/jop.1977.48.1.13. ISSN 0022-3492. PMID 264535. 20 Eylül 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Eylül 2022. 
  5. ^ Salako, Nathanael O.; Philip, Leeba (2011). "Comparison of the use of the Halimeter and the Oral Chroma™ in the assessment of the ability of common cultivable oral anaerobic bacteria to produce malodorous volatile sulfur compounds from cysteine and methionine". Medical Principles and Practice: International Journal of the Kuwait University, Health Science Centre. 20 (1): 75-79. doi:10.1159/000319760. ISSN 1423-0151. PMID 21160219. 20 Eylül 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Eylül 2022. 
  6. ^ Madhushankari, G. S.; Yamunadevi, Andamuthu; Selvamani, M.; Mohan Kumar, K. P.; Basandi, Praveen S. (Ağustos 2015). "Halitosis - An overview: Part-I - Classification, etiology, and pathophysiology of halitosis". Journal of Pharmacy & Bioallied Sciences. 7 (Suppl 2): S339-343. doi:10.4103/0975-7406.163441. ISSN 0976-4879. PMC 4606616 $2. PMID 26538874. 21 Eylül 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Eylül 2022. 
  7. ^ Dinc, Mehmet Emre; Altundag, Aytug; Dizdar, Denizhan; Avincsal, Mehmet Ozgur; Sahin, Ethem; Ulusoy, Seckin; Paltura, Ceki (Eylül 2016). "An objective assessment of halitosis in children with adenoid vegetation during pre- and post-operative period". International Journal of Pediatric Otorhinolaryngology. 88: 47-51. doi:10.1016/j.ijporl.2016.06.042. ISSN 1872-8464. PMID 27497386. 20 Eylül 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Eylül 2022. 
  8. ^ Avincsal, M. O.; Altundag, A.; Dinc, M. E.; Cayonu, M.; Topak, M.; Kulekci, M. (Eylül 2016). "Evaluation of halitosis using OralChroma™ in patients with allergic rhinitis". European Annals of Otorhinolaryngology, Head and Neck Diseases. 133 (4): 243-246. doi:10.1016/j.anorl.2015.08.042. ISSN 1879-730X. PMID 27067702. 20 Eylül 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Eylül 2022. 
  9. ^ Altundag, Aytug; Cayonu, Melih; Salihoglu, Murat; Yazıcı, Hasmet; Kurt, Onuralp; Yalcınkaya, Esin; Saglam, Omer (Temmuz 2016). "Laryngopharyngeal Reflux Has Negative Effects on Taste and Smell Functions". Otolaryngology--Head and Neck Surgery: Official Journal of American Academy of Otolaryngology-Head and Neck Surgery. 155 (1): 117-121. doi:10.1177/0194599816640249. ISSN 1097-6817. PMID 27048678. 20 Eylül 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Eylül 2022. 
  10. ^ Avincsal, Mehmet Ozgur; Altundag, Aytug; Ulusoy, Seckin; Dinc, Mehmet Emre; Dalgic, Abdullah; Topak, Murat (Haziran 2016). "Halitosis associated volatile sulphur compound levels in patients with laryngopharyngeal reflux". European archives of oto-rhino-laryngology: official journal of the European Federation of Oto-Rhino-Laryngological Societies (EUFOS): affiliated with the German Society for Oto-Rhino-Laryngology - Head and Neck Surgery. 273 (6): 1515-1520. doi:10.1007/s00405-016-3961-1. ISSN 1434-4726. PMID 26946304. 20 Eylül 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 17 Eylül 2022. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Antibiyotik</span> bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde ve önlenmesinde kullanılan ilaç

Antibiyotik, bakterilere karşı aktif olan bir tür antimikrobiyal maddedir. Bakteriyel enfeksiyonlarla savaşmak için en önemli antibakteriyel ajan türüdür ve antibiyotik ilaçlar bu tür enfeksiyonların tedavisinde ve önlenmesinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bakterileri öldürebilir ya da büyümelerini engelleyebilirler. Sınırlı sayıda antibiyotik de antiprotozoal aktiviteye sahiptir. Antibiyotikler soğuk algınlığı veya gribe neden olan virüsler gibi virüslere karşı etkili değildir; virüslerin büyümesini engelleyen ilaçlar antibiyotik yerine antiviral ilaçlar veya antiviraller olarak adlandırılır. Mantarlara karşı da etkili değildirler; mantarların büyümesini engelleyen ilaçlara antifungal ilaçlar denir.

<span class="mw-page-title-main">Soy gaz</span> Kimyasal element grubu

Soy gaz veya asal gaz, standart şartlar altında her biri, diğer elementlere kıyasla daha düşük kimyasal reaktifliğe sahip, kokusuz, renksiz, tek atomlu gaz olan kimyasal element grubudur. Helyum (He), neon (Ne), argon (Ar), kripton (Kr), ksenon (Xe) ve radon (Rn) doğal olarak bulunan altı soy gazdır ve tamamı ametaldir. Her biri periyodik tablonun sırasıyla ilk altı periyodunda, 18. grubunda (8A) yer alır. Grupta yer alan oganesson (Og) için ise önceleri soy gaz olabileceği ihtimali üzerinde durulsa da günümüzde metalik görünümlü reaktif bir katı olduğu öngörülmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Parkinson hastalığı</span> beynin alt kısımlarındaki gri cevher çekirdeklerinin bozukluğuna bağlı bir sinir sistemi hastalığıdır

Parkinson hastalığı (PH) veya kısaca Parkinson, başlıca merkezî sinir sisteminin etkilendiği, uzun süreli bir nörodejeneratif hastalıktır ve hem motor hem de motor olmayan sistemleri etkiler. Semptomlar genellikle yavaş yavaş ortaya çıkar ve hastalık ilerledikçe motor olmayan semptomlar daha yaygın hale gelir.

<span class="mw-page-title-main">Argon</span> simgesi Ar olan periyodik tablonun 8A grubunda yer alan element

Argon, periyodik tablonun 8A grubunda yer alan; atom numarası 18, simgesi Ar olan elementtir.

<span class="mw-page-title-main">Ayak fetişizmi</span> Ayaklara duyulan cinsel arzu

Ayak fetişizmi, ayaklar ve ayak parmaklarının boyu, topuklar ve tabanı, uzun tırnak, temizliği veya kirliliği, ayakkabılı ve çoraplı giyinik durumu veya kokusundan cinsel çekim duyulması. Karşı cinse veya kendi cinsleri arasında yapılabilir. Ayakseverler haz duydukları ayakları öpmekten, yalamaktan, okşamaktan ve koklamaktan zevk alırlar.

<span class="mw-page-title-main">Çocuk felci</span> poliovirüsün neden olduğu bulaşıcı hastalık

Genellikle çocuk felci veya polio olarak da bilinen poliomyelit, poliovirüsün neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Vakaların yaklaşık %75'i asemptomatiktir; ortaya çıkabilecek hafif semptomlar arasında boğaz ağrısı ve ateş yer alır; vakaların bir kısmında baş ağrısı, ense sertliği ve parestezi gibi daha ciddi semptomlar gelişir. Bu semptomlar genellikle bir veya iki hafta içinde geçer. Daha az görülen bir belirti ise kalıcı felç ve aşırı vakalarda olası ölümdür. İyileşmeden yıllar sonra, kişinin ilk enfeksiyon sırasında sahip olduğu kas güçsüzlüğüne benzer şekilde yavaş bir gelişme ile postpolio sendromu ortaya çıkabilir.

<span class="mw-page-title-main">Meyan</span>

Meyan, yaklaşık 120–150 cm'e kadar boylanabilen, Baklagiller ailesinden çok yıllık bir çalımsı bitkidir. Anavatanı Rusya ve Çin'dir.

<span class="mw-page-title-main">Antidepresan</span> Majör depresif bozukluk ve anksiyete gibi rahatsızlıkları tedavi etmek için kullanılan psikiyatrik ilaçlar

Antidepresanlar, majör depresif bozukluk gibi bazı duygudurum bozukluklarını, bazı anksiyete bozukluklarını ve bazı kronik ağrı durumlarını tedavi etmek için kullanılan ilaçlardır. Antidepresanların yaygın yan etkileri arasında ağız kuruluğu, kilo alımı, baş dönmesi, baş ağrısı, cinsel işlev bozuklukları ve duygusal körelme bulunur. Antidepresanlar, çocuklar, ergenler ve genç yetişkinler tarafından alındığında intihar düşüncesi ve davranışı riskinde artışa neden olabilir. Antidepresanların özellikle ani bir şekilde kesilmeleri sonucunda, antidepresan yoksunluk sendromu ortaya çıkabilir.

<span class="mw-page-title-main">Ateş (tıp)</span> vücut sıcaklığının yükselmesi ile karakterize olan yaygın tıbbi belirti

Ateş veya pireksi insanlarda, organizmanın enfeksiyona karşı savunma mekanizmasının bir belirtisidir ve vücut sıcaklığının hipotalamustaki sıcaklık set noktasının artması nedeniyle normal aralığı aşmasıyla ortaya çıkar. Normal sıcaklık için üzerinde mutabık kalınmış tek bir üst sınır yoktur: Kaynaklar insanlarda 37,2 ve 38,3 °C aralığında değerler kullanmaktadır. Set noktasındaki artış, artan kas kasılmalarını tetikler ve soğuk veya üşüme hissine neden olur. Bu durum, daha fazla ısı üretimine ve ısıyı koruma çabalarına yol açar. Set noktası sıcaklığı normale döndüğünde, kişi sıcak hisseder, kızarır ve terleme başlayabilir. Nadir olarak, ateş ateşli nöbeti tetikleyebilir, bu durum özellikle küçük çocuklarda daha yaygındır. Ateşler genellikle 41 ila 42 °C aralığını geçmez.

<span class="mw-page-title-main">Dismenore</span>

Ağrılı adet veya adet krampları olarak da bilinen dismenore, günlük aktiviteleri engelleyecek düzeyde ağrılı âdet görme olarak tanımlanan jinekolojik bir hastalıktır. Adetin başladığı zaman civarında ortaya çıkar. Ağrı; aralıklı, kramp tarzı, suprapubik bölgede yoğunlaşmış, zaman zaman bulantı, kusma ve ishalle birlikte görülür. Belirtiler tipik olarak üç günden az sürer.

<span class="mw-page-title-main">Baruch Samuel Blumberg</span> Amerikalı hekim (1925 – 2011)

Baruch Samuel "Barry" Blumberg Yahudi kökenli Amerikalı doktor ve 1976 yılı Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü sahibi. Nobel Ödülü'nü enfeksiyöz olduğu gösterilen ilk insan prion hastalığı olan kuru hastalığı üzerine yaptığı çalışmalarla kazanmıştır. Ayrıca 2005 yılından ölümüne kadar Amerikan Felsefe Topluluğu başkanlığını yürütmüştür.

<i>Homo naledi</i> soyu tükenmiş hominid türü

Homo naledi, orta Pleyistosen'den bir Homo türüdür. Güney Afrika Cumhuriyeti, Johannesburg yakınlarında, Rising Star isimli bir mağaranın, Dinaledi adlı bir odasının içinde 15 bireyine ait fosilleri keşfedilmiştir. Tür, boy ve vücut kütlesi yönünden, küçük-bedenli insan popülasyonları ile benzerdir; küçük kafatası hacmi ve kafatası şekli, erken Homo türleri –özellikle Homo habilis – ile benzerdir.

<span class="mw-page-title-main">Ağız kanseri</span>

Oral kanseri olarak da bilinen ağız kanseri, dudak, ağız veya üst boğaz zarının kanseridir. Ağızda en sık ağrısız beyaz bir yama olarak başlar, kalınlaşır, kırmızı lekeler geliştirir ve büyümeye devam eder. Dudaklarda olduğunda, genellikle iyileşmeyen ve yavaşça büyüyen kalıcı bir kabuk ülseri gibi görünür. Diğer belirtiler arasında zor veya ağrılı yutma, boyunda yeni topaklar veya şişlikler veya dudaklarda uyuşma hissi olabilir.

<span class="mw-page-title-main">Hayvanlarda acı</span>

Hayvanlarda acı, onların sağlığını ve refahını olumsuz yönde etkileyen bir meseledir. Acı, Uluslararası Ağrı Araştırmaları Derneği tarafından "Gerçek veya potansiyel doku zararı ile ilişkili veya bu tür bir tahribat ile açıklanabilen rahatsız edici algısal ve duygusal tecrübe." olarak tanımlanır. Sadece ağrıyı yaşayan hayvan, onun niteliğini ve şiddetini bilebilir. Bir gözlemcinin bu tür bir duygusal tecrübenin yaşandığını bilmesi, özellikle ağrıyı tecrübe eden birey bunu ifade edemiyorsa güç hatta imkansız olabilir. İnsan dışı hayvanlar hislerini, konuşabilen insanlar gibi ifade edemezler fakat davranışsal gözlemler yapmak, yaşadıkları acının boyutuna dair bir ipucu verebilir. Tıpkı hastalarıyla aynı dili konuşamayan hekimlerin ve sağlık görevlilerinin yaptığı gibi, acıya dair belirtiler anlaşılabilir.

<span class="mw-page-title-main">Dentofobi</span>

Dişçi korkusu ve ya dişte meydana gelen bazı semptonlardan korkma.

<span class="mw-page-title-main">Archaeplastida</span>

Archaeplastida, kırmızı algler (Rhodophyta), yeşil algler ve kara bitkilerini ve glokofitler gibi bazı küçük grupları içeren önemli bir ökaryot grubudur. Archaeplastida'nın tüm soyları, fotosentetik olmayan ökaryotrofik bir kamçılı olan Rhodophyta'nın kardeş taksonu Rhodelphidia dışında fotoototrofiktir. Archaeplastida üyeleri, iki zarla çevrili kloroplastlara sahiptir, bu özellikleri bu canlıların bir siyanobakteri ile beslenerek endosimbiyoz olayı yoluyla doğrudan elde edildiğini düşündürür. Amoeboid Paulinella chromatophora'nın yanı sıra kloroplastlara sahip diğer tüm gruplar, ikincil olarak kırmızı veya yeşil alglerden elde edildiklerini düşündüren üç veya dört zarla çevrili kloroplastlara sahiptir. Kırmızı ve yeşil alglerin aksine, glokofitler hiçbir zaman ikincil endosimbiyoz olaylarına dahil olmamıştır.

<span class="mw-page-title-main">Opisthokont</span>

Opisthokontlar, hem hayvan hem de mantar alemlerini içeren geniş bir ökaryot grubudur. Daha önce "Fungi / Metazoa grubu" olarak adlandırılan opisthokontlar, genellikle bir sınıf olarak tanınır. Opisthokontlar, Apusomonadida ve Breviata ile birlikte daha büyük Obazoa kladını oluşturur.

Herpes simpleks, herpes simpleks virüsünün neden olduğu bir enfeksiyon hastalığıdır. Enfeksiyonlar, vücudun enfekte olan kısmına göre kategorize edilir. Oral uçuk, yüzü veya ağzı içerir. Genellikle uçuk veya gruplanmış küçük kabarcıklara neden olabilir veya sadece boğaz ağrısına neden olabilir. Genellikle basitçe herpes olarak bilinen genital herpes, minimal semptomlara sahip olabilir veya küçük ülserlerle sonuçlanan kabarcıklar oluşturabilir. Bunlar tipik olarak iki ila dört hafta içinde iyileşir. Kabarcıklar ortaya çıkmadan önce karıncalanma veya ağrılar oluşabilir. Herpes, aktif hastalık dönemleri arasında döngü yapar ve arada semptomsuz dönemler mevcuttur. İlk bölüm genellikle daha şiddetlidir ve ateş, kas ağrıları, şişmiş lenf düğümleri ve baş ağrıları ile ilişkilendirilebilir. Zamanla, aktif hastalık ataklarının sıklığı ve şiddeti azalır. Herpes simpleksin neden olduğu diğer bozukluklar şunları içerir: parmakları tuttuğunda herpetik dolama gözün herpes enfeksiyonu, beynin herpes enfeksiyonu ve yenidoğanı etkilediğinde yenidoğan herpes enfeksiyonu.

<span class="mw-page-title-main">Aroma bileşiği</span> Kimyasal bileşik

Koku, aroma, koku veya tat olarak da bilinen aroma bileşiği, koku veya kokuya sahip kimyasal bir bileşiktir. Tek bir kimyasal veya kimyasal bileşikler sınıfının bir koku vermesi için, burnun üst kısmındaki hava yoluyla koku alma sistemine geçiş için yeterince uçucu olması gerekir. Çeşitli kokulu meyveler çeşitli aroma bileşiklerine özellikle çekici aromalara sahip olacak şekilde ticari olarak yetiştirilen ve birkaç yüz aroma bileşiği içeren çilekler bunlara örnektir.

<span class="mw-page-title-main">Modern insanın yakın zamanlı Afrika kökeni</span>

Paleoantropolojide, "Afrika'dan Çıkış" teorisi, yeni tek köken hipotezi, yer değiştirme hipotezi veya yakın zamanlı Afrika kökeni modeli olarak da adlandırılan modern insanın yakın zamanlı Afrika kökeni, anatomik olarak modern insanların, coğrafi kökeni ve ilk göçlerinin bilim dünyasında yaygın kabul gören modelidir. Homo erectus ve daha sonra da Homo neanderthalensis'in, kısaca homininlerin Afrika dışına ilk yayılışlarının izini süren bir modeldir.