İçeriğe atla

Ağır ceza mahkemesi

Ağır ceza mahkemesi, Türkiye'de ceza davalarına bakan mahkemeler arasında, kanunlarda öngörülen cezaların ağırlığı kriteri uygulanarak asliye ceza mahkemelerinin görevini aşan tüm suçlara ilişkin davalara bakmakla görevlendirilmiş olan mahkemedir. Ağır ceza mahkemesi kanunların ayrıca görevli kıldığı haller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanunu'nda yer alan yağma (TCK m.148), irtikap (TCK m.250/1 ve 2), resmi belgede sahtecilik (TCK m.204/2), nitelikli dolandırıcılık (TCK m.158), hileli iflas (TCK m.161) suçları ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve "10 yıldan fazla" hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla görevlidirler. Ele aldıkları davaların cezaları daha ağır olduğundan, sulh ceza hakimlikleri ve asliye ceza mahkemelerinden sonra ilk derece ceza mahkemeleri arasında 3. basamakta yer alan yüksek görevli mahkemelerdir.[1] Avukatların görevi sırasında işledikleri suçların yargılaması ağır ceza mahkemesinde yapılır.[2]

Asliye ceza mahkemeleri tek hakimli olduğu halde, ağır ceza mahkemeleri bir başkan ve iki üye olmak üzere üç hakimden oluşan ve kurul halinde görev yapan, oy çokluğu veya oy birliğiyle karar veren mahkemelerdir. Yargılama işlemleri ve duruşmalar Cumhuriyet Başsavcılığını temsilen bir veya birden fazla savcının katılımı ile icra edilir.[3]

Özel yetkili ağır ceza mahkemesi

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250. maddesiyle yetkili kılınmış ve yargı çevresi birden çok ili kapsayan ağır ceza mahkemeleri bulunmaktaydı.[4] Bunlar Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin (DGM) devamı niteliğindeydi. Balyoz Davası, Ergenekon davaları ve 2011 Türk futbolu şike davası gibi davalar bu mahkemelerin bilinen davalarındandır.

1973 yılında kurulan Devlet Güvenlik Mahkemeleri bünyelerinde askeri hakim bulundurması nedeniyle eleştirilere maruz kalıyordu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda Türkiye bu mahkemeler yüzünden tazminatlar ödemek zorunda kaldı. 1999 yılında bu mahkemelerdeki askeri hakimler çıkarıldı. 2004 yılında, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılma amacıyla yaptığı reformlar doğrultusunda[5] Anayasa'nın 143 maddesinin kaldırılması ile DGM'ler durduruldu. Teknolojinin de gelişmesiyle artan organize suçlar ve suçların işlenişindeki karmaşıklık bu konularda uzman savcı ve hakim gereksinimi ortaya çıkardı.[6] Bu doğrultuda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun da yapılan değişiklik ile DGM'lerin yerini bu gereksinimlere hizmet verebilecek özel yetkili Ağır Ceza Mahkemeler aldı. Asıl itibarıyla, bu iki mahkeme arasında isimleri haricinde büyük bir fark yoktur.[7] Özel yetkili ağır ceza mahkemeleri, Temmuz 2012'de 6352 sayılı kanunla kaldırılmıştır.[8]

Kaynakça

  1. ^ KUNTER, Nurullah; YENİSEY, Feridun; NUHOĞLU, Ayşe. (2006). Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku,. Beta Yayınevi,. s. 150. 
  2. ^ "Arşivlenmiş kopya" (PDF). 17 Temmuz 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 26 Ağustos 2024. 
  3. ^ KUNTER, Nurullah; YENİSEY, Feridun; NUHOĞLU, Ayşe. (2006). Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku,. Beta Yayınevi,. s. 182-183. 
  4. ^ "Arşivlenmiş kopya". 26 Ağustos 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 26 Ağustos 2024. 
  5. ^ "Olağanüstü Yargılamaların Olağanlaşmış Hali" (PDF). 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2013. 
  6. ^ Turhan, Faruk (2012). "6352 Sayılı Kanunla Kurulan Özel Yetkili Bölge Ağır Ceza Mahkemelerinin Yapısı, Yetkileri ve Uygulanacak Olan Soruşturma ve Kovuşturma Usulleri" (PDF). S.D.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi. 2 (1). Süleyman Demirel Üniversitesi. s. 5. 
  7. ^ "Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin Anayasal İlkeler İle Temel Hak Ve Özgürlükler Işığında İncelenmesi". 19 Ağustos 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Nisan 2020. 
  8. ^ https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6352.pdf

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Mahkeme</span>

Mahkeme, taraflar arasındaki hukukî anlaşmazlıkları (davaları) hukukun üstünlüğüne uygun olarak sivil ya da askerî, adlî veya idarî konularda adaleti sağlamak üzere yetkilendirilmiş, toplum yapısına ve kültüre göre değişiklikler gösterebilen bir yargılama formudur. Mahkemeler genellikle bir devlet kurumu şeklinde teşkilatlanır. Hem ortak hukuk, hem de medeni hukuk sistemlerinde mahkemeler, uyuşmazlıkların çözümü için merkezi araçlardır.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi</span> Türkiyedeki en yüksek yargısal devlet organı

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi (AYM), Türkiye'de anayasal denetimi yürüten en yüksek yargı organıdır. Kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler ve bireysel başvuruları karara bağlar. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından inceler ve denetler. Görevleri, Türkiye Anayasası'nın 148. ve 153. maddeleri arasında belirtilmiştir.

Uluslararası ceza hukuku, uluslararası hukuk kapsamında bireylerin cezaî sorumluluğunu doğrudan düzenleyen normların bütününü tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Uluslararası hukuk suçları soykırım, savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve saldırı suçudur. Bu suçlar söz konusu olduğunda, etkilerinin tek bir devletin ötesine geçtiği ve dolayısıyla uluslararası toplumun bir bütün olarak sorumluların yargılanmasında çıkarı olduğu varsayılır.

<span class="mw-page-title-main">Savcı</span> İddia makamı olarak adalete hizmet eden kişi

Savcı, ceza yargılamasında iddia makamı olarak adalete hizmet eden kişidir. Savcılık ceza muhakemesinde iddia görevini yaparak devlet adına ceza davası açan makamdır. Bu makamdaki yetkiliye savcı adı verilmiştir. Özetle savcı, suç haberinin kendisine ulaşmasıyla birlikte devlet adına araştırma ve soruşturma faaliyetinde bulunmak, kamu davasının açılmasını gerektiren şartlar oluştuğunda dava açmak ve yürütmek, mahkemelerin verdiği kararları yerine getirmek ve kanunla kendisine verilen diğer görevleri yapmak durumunda olan ve yargı organı içinde yer alan kamu görevlisi olarak tanımlanabilir.

Manisa davası ya da Manisalı gençler davası, Manisa'da, çoğu lise öğrencisi olan 16 gence 26 Aralık 1995'te gözaltına alınmalarının ardından yasa dışı örgüt üyesi oldukları iddiasıyla açılan dava ile bu gençlere gözaltında işkence yaptıkları iddiasıyla polislere karşı açılan davalara, basında ve halk arasında verilen addır. Davalar Türkiye'de insan hakları alanında verilen mücadelenin simgesi oldu ve uzun süre devam etti.

Devlet güvenlik mahkemesi, Türkiye'de "cumhuriyeti ve devletin iç ya da dış güvenliğini ilgilendiren" davalara bakan bir tür mahkemeydi. Türk hukuk sistemine 1961 Anayasası'na 1973 yılında eklenen bir maddeyle girmiş, 1982 Anayasası'nda yeniden getirilmişti. Yapılan değişiklikle bu türden davalar, belirli ağır ceza mahkemelerinin görev alanına girdi.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de yargı teşkilatı</span>

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesi uyarınca “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.” Ancak, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkındaki Kanun içinde yer alan bazı belirleyici hükümler haricinde tüm yargı teşkilatının görev ve yetkisini belirleyen kapsayıcı ve genel bir yasal düzenleme yapılmamıştır. Dolayısıyla, hangi durumda hangi mahkemenin yetkili olacağı çeşitli kanunlarda dağınık ve sistematikten uzak bir biçimde yer aldığından mevcut mevzuat konuya genel bir bakış sağlamaktan uzak bir görüntü sunmaktadır.

Türkiye'deki asliye hukuk mahkemeleri, Türkiye'de adli yargı kolunun içinde yer alan hukuk mahkemelerinden biridir. Sulh hukuk mahkemeleriyle birlikte temel hukuk mahkemelerini oluştururlar. Her iki hukuk mahkemesi de bulundukları il veya ilçenin adı ile adlandırılır.

Türkiye'deki sulh ceza mahkemeleri, Türkiye'de adli yargı kolunun içinde yer alan ceza mahkemelerinden biridir. Bulundukları il veya ilçenin adı ile adlandırılır. İhtiyaç sayısına göre birden fazla kurularak numaralandırılabilirler. Tek hakimli mahkemelerdendir.

Türkiye'deki asliye ceza mahkemeleri, Türkiye'de adli yargı kolunun içinde yer alan ceza mahkemelerinden biridir. Bulundukları il veya ilçenin adı ile adlandırılır. İhtiyaç sayısına göre birden fazla kurularak numaralandırılabilirler. Tek hakimli mahkemelerdendir. Duruşmalarda zabıt katibi ve cumhuriyet savcısının bulunmaları şarttır.

Türkiye'deki çocuk mahkemeleri, Türkiye'de adli yargı kolunun içinde yer alan ceza mahkemelerinden biridir.

Türkiye'deki çocuk ağır ceza mahkemeleri, Türkiye'de adli yargı kolunun içinde yer alan ceza mahkemelerinden biridir.

<span class="mw-page-title-main">Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin devlet yapısı</span>

Kuzey Kıbrıs'ın devlet yapısı, Kuzey Kıbrıs cumhuriyetle yönetilmekte olup yarı başkanlık sistemi bulunmaktadır. Cumhurbaşkanı aynı zamanda devlet başkanı, başbakan ise hükûmetin başkanıdır. Çok partili sistem uygulanmaktadır. Yürütme yetkisi hükûmetin elindedir. Yasama yetkisi ise hükûmetle beraber Cumhuriyet Meclisi'ne aittir.

Ceza muhakemesi veya ceza yargılaması, ceza hukukunda iddia, savunma ve yargılama sürecidir. Amaç ise maddi gerçeğe ulaşılmasıdır.

Ceza mahkemeleri, Türk hukuk sisteminde yer alan bazı adli mahkemelerdir. Ceza vermeyi gerektiren suçlar işlendiğinde bu mahkemeler tarafından bakılır. Bu mahkemeler ilgilendiği dava konuları ve cezaların ağırlığına göre çeşitli kollara ayrılır. Bunlar, asliye ceza mahkemesi, ağır ceza mahkemesi, çocuk mahkemesi, çocuk ağır ceza mahkemesi, fikri ve sınai haklar ceza mahkemesi ve özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemeleridir. Adalette ceza sistemi, genelde sosyal kontrolü sağlamak, caydırıcılık ve suç oranını azaltma gibi amaçlar taşır.

12 Eylül Davası, 12 Eylül Darbesi'ni gerçekleştiren komutanlardan hayatta kalanların yargılandığı dava. Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya, 765 sayılı TCK'nin "Devlet Kuvvetleri Aleyhine Cürümler" başlıklı 146. maddesi uyarınca müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Tahsin Şahinkaya'nın, Kenan Evren’den iki ay sonra, 90 yaşında ölmesiyle Yargıtay aşamasındaki dava düştü ve kararlar kesinleşmedi. Yıllar sonra, 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi sonrası; Kenan Evren'in ifadesini alan dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'ya dava açan dönemin Ankara Cumhuriyet Savcısı, açılan davaya ilk bakan hâkimler ve iddia makamında bulunan savcılar, "Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması" kapsamında meslekten ihraç edildi. Daha sonra bazıları yargılandı ve mahkûm oldu.

Türkiye'de fikrî ve sınaî haklar ceza mahkemeleri, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve Sınai Mülkiyet Kanunu'ndan kaynaklanan ceza davalarına bakmakla görevli mahkemelerdir.

Türk Ceza Kanunu'nun 299. maddesi, 5237 nolu Türk Ceza Kanunu'nun ikinci kitap, dördüncü kısım, üçüncü bölümünde yer alan ve cumhurbaşkanına hakaret suçunu düzenleyen kanun maddesidir. "Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar" başlığı altında ele alınmaktadır. Suçu sabit görülen kişi bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasına mahkûm edilir. Suçun alenen işlendiği durumlarda ise cezada altıda bir oranında artırım uygulanır. Bu suçtan dolayı adalet bakanının izni olmadan kovuşturma yapılamaz. Günümüzde bu madde hakkında pek çok tartışma yaşanmaktadır.

Yunanistan'ın yargı sistemi, ülkenin anayasal olarak kurulmuş mahkeme sistemidir.

Nur Başar Centel Türk hukukçu, akademisyen.