
Sinema veya Sinema sanatı, kamera aracılığı ile elde edilmiş görüntülerin bir ışık aracılığı ile beyaz renkte bir perdeye yansıtılarak film adı verilen sesli veya sessiz hareketli videolar elde edilmesi işidir. Üretilen bu filmler, sinema salonu adı verilen özel binalarda gösterilmektedir. Sinema sanatı genel olarak diyalog, kurgu, sahnenin düzeni, ışık, ses ve dekor gibi şeyleri yapılan filme uygun sekilde dizayn edilir. Bu işlemlerin tamamına ise sinema endüstrisi adı verilmektedir. İtalyan asıllı Fransız film kuramcısı Ricciotto Canudo sinemayı, "yedinci sanat" olarak tanımlamış ve ilk sinema 1895 yılında çekilmiştir.

Ahmet Hamdi Tanpınar ; Türk şair, romancı, deneme yazarı, edebiyat tarihçisi, siyasetçi ve akademisyendir.

Yahya Kemal Beyatlı, doğum adıyla Ahmed Agâh, Türk şair, mütefekkir, yazar, siyasetçi ve diplomattır.
Tevhit ya da Tevhid, Türk ve İslam edebiyatında Allah'ı, yaratılış ve kainatın aslı gibi unsurları bir arada yorumlayan manzum –mensur edebî tür.

Sözlük, bir dilin veya dillerin kelime haznesini (sözvarlığını), söyleyiş ve yazılış şekilleriyle veren, sözcüğün kökünü esas alarak, bunların başka unsurlarla kurdukları sözleri ve anlamlarını, değişik kullanışlarını gösteren yazılı eserdir. Eski dilde lügat, kamus denir. Leksikografi sözlükbilimidir. Sözlükçüye leksikografır denir. Lügatça, sadece bir kitapta geçen terimleri anlatır (glossary).

Şair ya da ozan, şiir yazan veya söyleyen kimsedir. Şair kelimesi Arapçadan gelir; doğaüstü güçlere sahip, deli, kâhin gibi anlamlar da yüklenmiştir.
Araçsız üslûp, edebiyatta bir düşünceyi, duyguyu doğrudan doğruya söyleyenlerin ağzından aktarmak demektir. Monolog ve diyaloglar araçsız üslûba örnektir. Bu anlatım, yazıya, söze hareket, akıcılık ve canlılık verir.

İskender Pala, Türk profesör, yazar ve divan edebiyatı araştırmacısı, T.C. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Başkanı.

Doğan Büyük Türkçe Sözlük, D. Mehmet Doğan tarafından oluşturulmuş ve ilk baskısı 1981 yılında yapılmış temel Türkçe sözlük. Sözlüğün 2020 itibarıyla 26. baskısı yapılmıştır. İlk yayınlanışından beri 200.000'in üstünde baskı sayısına ulaşmıştır.
Mehmet Kaplan,, Türk edebiyat kuramcısı, eleştirmen, edebiyat tarihçisi, yazardır.
Üslûp ya da biçem; sanatçının özel yapış yolu, yazarın duyuş, düşünüş ayrılığı; cümlelerin uzunluğu, kısalığı; kelimeleri seçişi, yazısının âhengindeki ayrılıklardır. Üslûp için; ifade tarzı, usul, yol da denilebilir. Sanat eserlerinde, insanın düşünüşlerine, duygularına, hayallerine, heyecanlarına verdiği biçim Üslûp'tur.

Ahmet Caferoğlu, Türk dilbilimci.

Pervaneler, Müfide Ferit Tek'in 1924 yılında yayımladığı romanıdır. Romanda, İstanbul'da bir Amerikan kolejinde eğitim gören genç Türk kızlarının milli benliklerinden nasıl uzaklaştıkları ve kolejin nasıl bir misyoner faaliyeti yürüttüğü anlatılır; ailede ve eğitimde Batılılaşmanın kötü etkilerini vurgulanır. Yazarın edebiyat tarihine geçmiş iki eserinden birisidir.

Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi, adını Türk romancı, öykücü ve şair Ahmet Hamdi Tanpınar'dan alan bir edebiyat müzesi ve arşividir. İstanbul'da bulunan müze Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kurulmuş olup 12 Kasım 2011 tarihinde ziyaretçiye açılmıştır.

Handan İnci, Türk edebiyatçı, akademisyen ve yazar. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü ve Edebiyat Fakültesi öğretim üyesidir. Özellikle Ahmet Hamdi Tanpınar üzerine yaptığı araştırma ve incelemeleriyle tanınmaktadır. Aralık 2017'de kurulan Tanpınar Araştırma Merkezi'nin kurucu başkanıdır.
Zeynep Kerman,, Türk edebiyat kuramcısı ve tarihçisidir.
Turan Alptekin, Türk yazar, şair ve araştırmacıdır.
Suat'ın Mektubu, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Huzur romanının karakterlerinden Suat'ın, intiharının ardından geride bıraktığı mektubun kitaplaştırılmış halidir. Mektuplar ilk olarak 2017 Şubat'ında Türk Edebiyatı dergisinde İbrahim Şahin tarafından yayımlanmaya başlandı. Daha sonra Handan İnci tarafından kitaplaştırıldı. Kitap, Dergâh Yayınları tarafından Şubat 2018'de yayımlandı.
Seval Şahin, Türk yazar ve akademisyen.
Etik sezgicilik ya da sezgici etik, ahlaki değerlerin sezgi yoluyla kavrandığını, söz konusu değerlerin gerçek, nesnel ve evrensel olarak bağlayıcı ve tüm insanlar için ortak olduğunu sezgi yoluyla anladığımızı iddia eder. Eylemlerin doğru ya da yanlış oluşları, onlar üzerine düşünmeyle ulaşılacak bir sonuç değil, aksine doğrudan sezgiyle varılacak bir bilgidir. Sezgicilik dışında da belirli etik sorunlarına dair genel sezgilerin sorunun çözümüyle uyumlu olmasına çoğu etikçi dikkat etse de sezgicilikte, düşünme ve deneyimin ötesinde bilgiye ve dolayısıyla sonuca sadece sezgiyle varılması gerektiğinden, etik sorunlarının genel sezgiyle tamamen uyumlu bir şekilde çözülmesine önem verilir.