
Türkçe ya da Türk dili, Güneydoğu Avrupa ve Batı Asya'da konuşulan, Türk dilleri dil ailesine ait sondan eklemeli bir dildir. Türk dilleri ailesinin Oğuz dilleri grubundan bir Batı Oğuz dili olan Osmanlı Türkçesinin devamını oluşturur. Dil, başta Türkiye olmak üzere Balkanlar, Ege Adaları, Kıbrıs ve Orta Doğu'yu kapsayan eski Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasında konuşulur. Ethnologue'a göre Türkçe, yaklaşık 90 milyon konuşanı ile dünyada en çok konuşulan 18. dildir. Türkçe, Türkiye, Kuzey Kıbrıs ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nde ulusal resmî dil statüsüne sahiptir.

II. Gazi Giray veya Bora Gazi Giray 16. yüzyıl sonlarında iki kez Kırım Hanlığı tahtına oturdu.

Bitinya Krallığı veya Bitinya, M.Ö. 377 ve M.Ö. 64 yılları arasında Nikomedia (İzmit) başkentli, İzmit Körfezi, İstanbul, Sakarya, Düzce ve Bursa arasında kalan bölgede hüküm sürmüş, Trakya kökenli Bitinler tarafından kurulmuş devlet. Aynı zamanda ülke toprakları coğrafî bir tâbir olarak da sıklıkla kullanılmaktadır. Osmanlı Devleti'nin kurulduğu bölge de içerisinde bulunur.

Roma rakamları veya Romen rakamları sayısal sistemi, antik Roma kaynaklıdır. Orta Çağ'ın son dönemlerine dek, Avrupa'da yaygın olarak kullanılmıştır.

Sahîh-i Buhârî ya da asıl adıyla el-Câmiu's-Sahîh, Buhârî'nin hadis derlemesi. Bu kitabın dünya kütüphanelerinde tespit edilebilen eksiksiz en eski tarihli yazma nüshası Ebû Zer rivayetinin “Bâcî – Sadefî” tarikiyle günümüze ulaşan Süleymaniye Kütüphanesi’nde kayıtlı bulunan H. 550 tarihli yazma nüshadır. El-Câmiu’s-Sahîh’i Buhârî’den doksan bin kişinin dinlediği rivayet edilmiştir. Fakat sonraki nesillere rivayet edenlerin sayısı oldukça azalmış olup, sadece Firebrî ve Nesefî nüshaları intikal etmiştir. Firebrî rivâyeti, VI. asırdan itibaren Sahîh-i Buhârî’nin sonraki nesillere intikalinin yegâne rivâyeti olma imtiyazını kazanmıştır. Bu asra kadar Buhârî’nin eseri üzerine yapılan bazı çalışmalarda Nesefî rivâyeti kullanılmışsa da, Firebrî nüshası bu nüshayı unutturmuştur, Nesefî, Sahîh’in sonlarına doğru küçük bir kısmını, doğrudan doğruya Buhârî’den dinlemek imkanını bulamamış, ondan icâzet yoluyla almıştır. Kitapların semâ ve kırâ’at yoluyla nakledilmesine büyük önem verildiği bir dönemde, tam bir semâ yoluyla gelmiş olan Firebrî nüshası tercih edilmiştir.

İsfahan (Farsça:
Edvar, kelime anlamı ile devirler demektir, müzik biliminde ise Türk müziği makamlarını anlatan müzik teorisi eserlerine denir. Kelime Safiyyüddin Abdülmümin Urmevi'in Kitabü'l-Edvar adlı eseriyle ortaya çıkmıştır. Urmevi "makam" kelimesi yerine "edvar" kelimesini kullanmıştır, uşşak edvarı gibi. Müzik teorisini dairelerle anlatan eserlere ve daha sonra kazanmış olduğu anlamla "müzik teorisi" eserlerine de "edvar kitapları" denilmektedir. Türk müziğinde yazılmış bir kısmının kendine ait adı olmadığı için yazma müzik teorisi eserlerine Kitab-ı Edvar, Risale-i Edvar gibi adlar verilmiştir. Bir kısmı Arapça ve Farsça olan edvarlardan önemli olanların çoğu XV. yüzyılda yazılmıştır. Anadolu'da edvar geleneğinin ilk ürününü Yusuf Kırşehri Mevlevi yazmıştır. XV. yüzyıldan itibaren görülen Türkçe edvarların bir kısmı Şükrullah Çemişkezeki, Hızır b. Abdullah, Seydi, Hızır Ağa, Abdülbaki Nasır Dede, Kantemiroğlu gibi adı bilinen müzisyen yazarlar tarafından yazılmıştır. Ruhperver, Kitab-ı Edvar gibi bir kısmının yazar adı bilinmemektedir. Edvarların bir kısmının üzerinde akademik çalışma yapılmış ve bir kısmı da yayınlanmıştır. Bununla birlikte Makami edvarı gibi henüz yeni bulunmuş edvarlar yanında daha keşfedilmemiş edvarların da varlığı mümkün görünmektedir. Recep Uslu'nun yayınladığı makalelerde mevcut Türk müziği edvarlarının tam bir listesi yapılmaya çalışılmıştır: Recep Uslu, “Onbeşinci Yüzyılda Yazılmış Türkçe Müzik Nazariyatı Eserleri”, İÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi, sy. (1995-2000), 2000, s. 453-465; Recep Uslu, “Osmanlıdan Cumhuriyete Müzik Teorisi Eserleri”, Türkler, Ankara 2002, XII, s. 443-448.

Çağatayca, Çağatay Türkçesi veya Doğu Türkçesi, 15. yüzyılda Timurluların idaresi altında gelişen ve 15. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına dek Orta Asya'daki Müslüman Türk halkları tarafından ortak yazı dili olarak kullanılan dildir.

Ankara Etnografya Müzesi, Ankara'nın Altındağ ilçesinde bulunmaktadır. Kurtuluş Savaşı'nda cuma namazlarının kılındığı eski adı Namazgâh Tepesi olan yerde kuruldu. Önceleri Arkeoloji Müzesi olarak kullanılması düşünülmüş, sonra Resim Heykel Müzesi olmasına karar verilmiş, açılış töreninden sonra bugünkü işlevine kavuşmuştur.

Nizamüddin Ali Şîr Nevaî veya yaygın adıyla Ali Şîr Nevaî, 15. yüzyıl Türk şairi.

Yivli Minare, Antalya'daki ilk İslamî yapılarındandır. 13. yüzyıla ait bir Selçuklu eseridir.

Azerbaycan edebiyatı Azerbaycan dilinde yazılan edebiyatı veya Azerbaycanlı yazarların, şairlerin veya Azerbaycanlı muhacirlerin yazdığı edebiyatı ifade eder.
Ahmed-i Dâ'i, 14. yüzyılın ikinci yarısıyla 15. yüzyılın başında yaşamış olan, çok eser vermiş alim bir şairdir.
Zâtî, tanınmış bir Divan Edebiyatı şairidir. Ziya Paşa tarafından Türk şiirine temel koyan şairlerin üçüncüsü olarak anılmıştır. Çok sayıda şiir yazmış olması nedeniyle değişik eserlerin değişik estetik standartlarda olması sonucu ortaya çıkmıştır.

Osmanlıca veya Osmanlı Türkçesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk anayasası olan 1876 tarihli Kânûn-ı Esâsî'de geçtiği hâliyle Türkçe, 13 ile 20. yüzyıllar arasında Anadolu'da ve Osmanlı Devleti'nin yayıldığı bütün ülkelerde kullanılmış olan, Arapça ve Farsçanın etkisi altında kalan Türk dili. Alfabe olarak çoğunlukla Arap alfabesinin Farsça ve Türkçe için uyarlanmış bir biçimi kullanılmıştır. Halk arasında bazen bu dil dönemi için "Eski Türkçe" de kullanılmaktadır.
Eski Anadolu Türkçesi veya Eski Türkiye Türkçesi, 13. yüzyılın başlarında oluşup sonrasında Anadolu ve Rumeli'de kullanılan Oğuz Türkçesi temelindeki ölü dildir. Batı Türkçesinin ilk dönemini teşkil eden Eski Anadolu Türkçesine Batı Türkçesinin bir oluş, bir kuruluş devresi olarak bakılmaktadır. Batı Türkçesini Eski Türkçeye bağlayan birçok bağlar bu devrede henüz kendisini iyice hissettirmektedir. Bu devreden sonraki Türkçede görülen birçok yeni şekiller bu devrede henüz Eski Türkçedeki eski şekillerinin izlerini taşımaktadırlar.

Hemedan, İran'ın aynı isimli Hemedan Eyaleti'nin yönetim merkezi olan şehir.

Nesih, neshi veya neshî, özellikle Osmanlılar tarafından yazmalarda kullanılan, yumuşak, köşeleri yuvarlaklaşmış, işlek bir yazı türü ve Arap harflerinin, basımda ve yazma kitaplarda en çok kullanılan çeşidi olarak tanımlanır. Nasaḫ terim kökü "kaldırma, hükümsüz kılma" ve "kopya" anlamına gelen nesih yazı türü, Osmanlı İmparatorluğu'nda da özellikle kitap kopyalamak için kullanılmıştır.
Mahmud Beyazidi Kürt tarihçisi, İslam âlimi ve Kürdolog.
Abdurrahman Aktepe , Kürt İslam alimi, astronom ve yazar.