
Feminizm, kadınların haklarını tanıyarak bu hakların korunması amacıyla eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasına yönelik çeşitli ideolojiler, toplumsal hareketler ve kitle örgütlerinden oluşan hareket. Sözcüğün köken olarak Latince "femina" ve onun Fransızca türevi olan "féminisme" sözcüğünden geldiği ve Türkçe eş anlamlısının hatunculuk olduğu belirtilmektedir. Kadın hareketi doğrudan kadınları ilgilendiren ve dolaylı olarak kültürü ilgilendiren konularda bilinç uyandırır. Feminizmin temel amaçları; eğitim, iş, çocuk bakımı, yönetim gibi konularda eşit haklara sahip olmaktan, yasal kürtaj hakkından, kadın sağlığı konusunda ilerlemelere, tacizin ve tecavüzün engellenmesinden lezbiyen haklarına kadar uzanır.
Cinsiyetçilik, kişinin cinsiyetine veya toplumsal cinsiyetine dayalı önyargı veya ayrımcılıktır. Cinsiyetçilik herkesi etkiler. Basmakalıplarla ve toplumsal cinsiyet rolleriyle bağlantılıdır, ve bir cinsiyetin veya toplumsal cinsiyetin doğası gereği diğerinden üstün olduğu inancını içerebilir. Aşırı cinsiyetçilik kadın düşmanlığını, cinsel tacizi, tecavüzü ve diğer cinsel şiddet biçimlerini teşvik edebilir. Cinsiyet ayrımcılığı cinsiyetçiliği kapsayabilir. Bu terim, insanlara cinsiyet kimlikleri veya toplumsal cinsiyet veya cinsiyet farklılıklarına dayalı ayrımcılık olarak tanımlanmaktadır. Cinsiyet ayrımcılığı özellikle işyeri eşitsizliği açısından tanımlanmaktadır. Sosyal veya kültürel gelenek ve normlardan ortaya çıkabilir.
Töre ve namus suçları, namus cinayeti ya da onur suçu, aldatmak, zinâ etmek, evlenmeyi reddetmek, boşanmaya çalışmak, tecavüze uğramış olmak gibi nedenlerle, aile fertlerine yöneltilen şiddet. Batılı kaynaklarda genellikle onur suçları şeklinde adlandırılır. Bu suçların çok büyük bir kısmı cinayetle sonuçlanır. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonunun tahminlerine göre dünyada her sene yaklaşık 5000 kadın veya genç kız töre ve namus cinayetlerine kurban gitmektedir.

Kadınların Sosyal ve Politik Birliği Birleşik Krallık'ta kadın hareketleri çerçevesindeki öncü örgütlerden birisidir. Üyelerin süfrajet olarak tanımlandığı ilk gruptur.

Cinsel taciz, cinsel iyilik karşılığında istenmeyen ve uygunsuz ödül vaatleri dahil olmak üzere, açık veya örtülü cinsel imaların kullanılmasını içeren bir taciz türüdür. Cinsel taciz, sözlü ihlallerden cinsel istismara veya saldırıya kadar bir dizi eylemi içerir. Taciz işyeri, ev, okul veya dini kurumlar gibi birçok farklı sosyal ortamda meydana gelebilir. Tacizciler veya kurbanlar herhangi bir cinsiyetten olabilir.

Suudi Arabistan toplumundaki cinsiyet rolleri şeriat ve kabile kültürlerinden gelmektedir. Arap Yarımadası ataerkil, göçebe ve purdah ile namusun temel alındığı kabilelerin yaşadığı bir bölgedir.

Kadına yönelik şiddet, kadınların cinsiyetleri nedeniyle maruz kaldıkları fiziksel, cinsel, psikolojik acı veya ıstırap veren ya da verebilecek olan her türlü eylem, uygulama ya da bu tür eylemlerle tehdit edilme, zorlanma veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakılmalarıdır.
Feminist hareket kadınlara oy hakkı, eğitim olanaklarının geliştirilmesi, erkek-kadın arasındaki gelir adaletsizliğinin indirgenmesi, boşanmada erkeklerin çıkarına olan prosedürlerin nötrlenmesi, kadınların gebelik ve kürtaj gibi konularda kendi başlarına karar alabilmesi ve gelir edinme gibi konularda batı toplumlarına köklü değişiklikler getirmiştir. Harvard Psikoloji Profesörü Steven Pinker'a göre feminizm ev içi şiddeti ve hatta eşleri tarafından öldürülen erkek sayısını altıda bir oranında azaltan bir faktör olmuştur.

Manal el-Şerif, 2011'deki kadınların araba sürmelerine yönelik kampanyanın başlatılmasını sağlayan Suudi Arabistanlı kadın hakları aktivistidir. Daha önceden araba sürerken kendini videoya alan kadın hakları aktivistlerinden biri olan Wajeha al-Huwaider, kampanyanın bir parçası olarak el-Şerif'i araç sürerken filme aldı. Video, YouTube ile Facebook'a yüklendi. El-Şerif, 21 Mayıs 2011 tarihinde gözaltına alındı ve serbest bırakıldı ve ertesi gün yeniden tutuklandı. 30 Mayıs'ta sorgulama için talep edildiği takdirde geri dönme, araç sürmeme ve medyayla konuşmama şartlarıyla kefaletle serbest bırakıldı. New York Times ve Associated Press, kadınların sürüş kampanyasını Arap Baharı'nın daha geniş şekli olarak ilişkilendirdi ve ve Suudi yetkililerin protesto korkusu nedeniyle Şerif'in tutuklanmasının uzun sürmediğini belirtti.
İran'da kadın hakları, devleti yöneten rejimin şekline göre değişmiştir. Her rejimin yükselişiyle birlikte, kadın haklarına yönelik bir dizi zorunluluk ortaya çıktı ve oy haklarından kıyafet kurallarına kadar geniş bir yelpazedeki sorunları etkiledi.

HeForShe, Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi tarafından 2014'te, toplumsal cinsiyet eşitliğinin yaygın hâle getirilmesi için başlatılan dayanışma hareketidir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini sosyo-ekonomik ve politik bir sorun olarak tanımlanması düşüncesine dayanmaktadır. Amacı, erkeklerin ve erkek çocuklarının toplumlarda yaygın durumdaki eşitsizliğin nedeni ve egemen kültürünün etkisinin farkına vararak eşitliğe dahil edilmesidir. Hareketin logosunda kadın ve erkek sembolleri yan yanadır ve bu kadın ve erkek birliğini temsil eder. Dayanışma Eylül 2020 itibarıyla 3,3 milyon taahhüte ulaştı.

Kendi Yollarına Giden Erkekler (İngilizce: Men Going Their Own Way toplumda kadınlarla ilişkilerinin adaletsiz hale geldiğini düşünen erkekleri temsil eden, diğer anti-feminist gruplardan farklı olarak erkeklerin, kadınları ve feminist görüşlerle bozulduğuna inandıkları toplumu terk etmesi gerektiğini savunan bir topluluktur.
Feminizm tarihi, kadınlara eşit hakların sağlanmasını amaçlayan hareketlerin ve ideolojilerin kronolojik veya tematik anlatılarını içerir. Dünyanın dört bir yanındaki feministlerin sebepleri, hedefleri ve niyetleri ; zamana, kültüre ve ülkeye bağlı olarak değişmiş olsa da çoğu Batılı feminist tarihçi, kadın haklarını elde etmek için çalışan tüm hareketlerin, feminizm terimini kendilerine uygulamamış olsalar bile feminist hareket olarak değerlendirilmeleri gerektiğini iddia ediyorlar. Diğer bazı tarihçiler "feminist" terimini modern feminist hareket ve onun devamıyla sınırlandırır ve daha önceki hareketleri tanımlamak için "protofeminist" etiketini kullanır.
Muqadasa Ahmedzai, 1992 yılında Afganistan'da doğmuştur. Ahmedzai, siyaset bilimi alanında lisans sahibidir.Afganistan’da toplumsal cinsiyet eşitliğini, eğitimi ve kadınları harekete geçirmek için çalışan sosyal aktivist,politikacı ve şairdir.N-Barış Ödülü sahibidir. Aynı zamanda 2021 yılında BBC’nin yayınladığı 100 Kadın listesinde yer almıştır.
Sahar Fetrat, Afganistan'da doğmuştur. İlk Taliban rejimi sırasında genç bir mülteci olarak İran ve Pakistan'da yaşamış olan aktivist, aynı zamanda senarist ve belgesel yönetmenidir.

Alba Rueda, Arjantinli siyasetçi, aktivist.
Sevidzem Ernestine Leikeki Kamerunlu bir iklim aktivistidir ve 2021'de "kalıcı değişim yaratan kadınlar" için BBC tarafından, BBC 100 Kadın ödülüne layık görülmüştür. Kamerun'un Kuzey-Batı bölgesinden bir iklim aktivisti ve toplumsal cinsiyet aktivistidir. Aynı zamanda, Kamerun Toplumsal Cinsiyet ve Çevre İzleme Örgütü'nün kurucusudur. 2010 yılında Kamerun'un Kuzey Batısında çocuk kaçakçılığını durdurmak için çalışmıştır. 2021'de, Birleşmiş Milletler Taraflar Konseyi İklim Değişikliği etkinliğine Glasgow, COP26, olarak katıldı. 2019'da ve 2021'de dönüşümsel çözümler için Gender Just Climate Solutions ödülünü kazandı.
Razia Barakzai, Afgan üniversite profesörü, aktivist ve protestocudur. Taliban'ın tekrar iktidara gelmesiyle kadınların çalışma ve eğitim hakkı için birçok yürüyüş organize etmiştir. Hayatları riskte olan Afgan kadınlarının verdikleri mücadeleleri anlatan "We Are Still Here" isimli romanda yer almıştır. 2021 yılında BBC'nin yayınlandığı en ilham veren 100 kadından biri olmuştur.
Monica Paulus, Papua Yeni Gine Dağlık Bölgesi'nden bir insan hakları aktivisti. "Yayla Kadınları İnsan Hakları Savunucuları Ağı" ve "Büyücülük Şiddetini Durdurun" kurucu ortaklarından biridir ve çabalarını büyücülük veya büyücülükle suçlanan kadınları korumaya yoğunlaştırır.

Toplumsal cinsiyet eşitliği, erkek ve kadının kamusal ve özel yaşamın tüm alanlarına eşit ve yetkinleştirilmiş şekilde katılımını ifade eden bir insan hakları kavramıdır.