İçeriğe atla

Ayşe Paşalı cinayeti

Ayşe Paşalı cinayeti, 7 Aralık 2010'da Türkiye'nin başkenti Ankara'da Ayşe Paşalı'nın şiddet gördüğü eski eşi tarafından bıçaklanarak öldürülmesidir.

Cinayet, eşlerinden şiddet gören kadınların, boşandıktan sonra da şiddete maruz kaldıklarını medyada görünür kılmış; böylece Türkiye'de aile içi şiddete dair yeni yasal düzenlemeler yapılması ve önleyici tedbirler alınmasında bu olay önemli rol oynamıştır. Bu nedenle Türkiye’de kadın cinayetleri açısından bir dönüm noktası kabul edilir.[1]

Paşalı'nın eski eşi İstikbal Yetkin tarafından öldürülmesinden sonra görülen cinayet davası, Türkiye'de daha önce olmadığı şekilde hızla sonuçlandırıldı ve katile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Bu cinayet davasında Paşalı'nın katiline verilen ağır ceza, diğer kadın cinayeti davalarına örnek olmuştur.[2]

Kadına yönelik şiddetin simgesi haline gelen Ayşe Paşalı davası, 2011 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) de taşındı.[3] Devletin, cinayet ile sonuçlanan bu süreçte Paşalı'nın yaşam hakkını koruyamadığı gerekçesi ile açılan dava, 2020 yılında sonuçlandı. Türk hükûmeti, Ayşe Paşalı'nın öldürülmesindeki sorumluluğunu kabul kabul ederek önerilen tazminatı ödedi.[4]

AİHM'nin bu davadaki kararından sonra Türkiye'de, koruma talep eden kişilere, yalnız kişinin beyanı esas alınarak acil durumlarda koruma sağlayan, büyük ölçüde İstanbul Sözleşmesi'ne göre oluşturulmuş 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun hazırlanmıştır.[5]

Olay

1998'de İstikbal Yetkin ile evlenip bu evlilikten üç çocuk sahibi olan Ayşe Paşalı, evliliği boyunca kendisini şiddete maruz bırakan eşi İstikbal Yetkin tarafından Mart 2009'da öldüresiye dövüldü ve tecavüz edildi. Cinsel saldırı suçuyla çıktığı mahkemede tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Habertürk muhabiri Cemal Doğan'ın Adliye koridorunda çektiği, Paşalı'nın yaralı göründüğü fotoğraf, Paşalı'nın öldürülmesinden sonra Türkiye'de kadına yönelik şiddetin simgesi haline geldi.[6] Çift, Haziran 2010'da boşandı. Yetkin, boşanmadan iki ay sonra kapısına dayandığı eski eşini bıçak zoruyla ıssız bir yere götürdü; öldürmekle tehdit etti, yalvarmaları üzerine serbest bıraktı. Yetkin birkaç gün sonra da arkadaşları ile Paşalı'nın kapısına gelerek, tehditlerini yineledi. Paşalı, defalarca savcılığa koruma talebi ile başvurdu. Mahkeme, aralarında evlilik birliği kalmadığı gerekçesiyle başvuruyu reddetti. Yetkin, boşandıktan yaklaşık 1,5 yıl sonra, 7 Aralık 2010 günü eski eşi Paşalı'yı Ankara'da 11 yerinden bıçaklayarak öldürdü.[7] Yetkin, evinde saklandığı arkadaşının ihbarı ile yakalanıp tutuklandı.[8]

Tepkiler

Ayşe Paşalı cinayetinin basına yansımasından sonra dönemin Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, “Olay karşısında yasalarımızda eksik yok, cinayet münferit” açıklamasını yaptı[9]

Protestolar

Ayşe Paşalı öldürüldüğünde, kadın cinayetlerine karşı mücadele, Türkiye'nin gündemindeydi ve "Kadın Cinayetlerine İsyandayız" kampanyası ile kadın cinayetleri görünür kılınmaya çalışılıyordu.[6] Kadın Cinayetlerine İsyandayız Kampanyası'nın çağrısıyla 14 ilde kadınlar, Paşalı'nın katili İstikbal Yetkin'in yargılandığı davanın karar duruşması öncesinde, sokaklarda kadın cinayetlerine ve kadın katillerinin serbest kalmasına karşı 7-24 nöbet tuttu.[10]

Dava

Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada İstikbal Yetkin'in tasarlayarak kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verildi. Mahkeme heyeti, oy çokluğuyla vardığı kararda İstikbal Yetkin hakkında takdiri indirim nedenlerini uygulamadı.[11] Ayşe Paşalı davası, arasında kan bağı olmayan eski kocaya ağırlaştırılmış müebbet hapis verildiği ilk dava oldu.

AİHM Süreci

Paşalı ailesinin avukatları, öldürülmesine giden süreçte devletin Paşalı'nın yaşam hakkını koruyamadığı gerekçesiyle AİHM'ye başvurdu. Dokuz yıl süren dava sonunda hükûmet tarafından imzalanan bildirgede Türkiye hükûmetinin, Paşalı'nın aile içi şiddete karşı korunmasını sağlayamadığı belirtildi ve yaşamın korunmasındaki başarısızlıklardan kaynaklanan ölüm vakasının meydana gelmesinden pişmanlık duyduğu ifade edildi.

AİHM'deki bu davanın çözülmesini sağlamak amacıyla, Türkiye hükûmeti başvuranlara müştereken 50 bin Avro ödemeyi teklif etti. Paşalı ailesi teklifi kabul etti. Böylece dava, Paşalı ailesi lehine sonuçlanmış oldu.

Etkileri

Bu dava, kadın cinayetlerinin kamuoyunda daha görünür olmasını sağladığı gibi devletin kadın cinayetlerini önlememe, kadınları korumama yaklaşımını da görünür kıldı.[6] Kadına yönelik şiddete çözüm bulabilmek için daha ziyade önleyici tedbirlere yoğunlaşan bir sözleşme hazırlanmaya başladı. İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen sözleşme, 2011 yılında imzalandı. Bu sözleşmenin önleyici tedbirleri içerir hükümlerinden yola çıkılarak acil durumlarda uygulanmak üzere 6284 Sayılı Kanun hazırlandı. 2012 yılında 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, daha sonra ise bu Kanun'a İlişkin Uygulama Yönetmeliği yürürlüğe girdi.

6284 Sayılı Kanun'daki esaslar, 2. maddesinde belirtildiği üzere büyük ölçüde İstanbul Sözleşmesi’ne göre oluşturuldu. Kanun kapsamında "şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişiler" korunmaktadır. "Aile bireyleri" İstanbul Sözleşmesi'nde yapılan "ev içi şiddet" tanımına göre, aynı evi paylaşsın veya paylaşmasın birliktelik yaşayan partnerler, boşanmış kişiler arasında gerçekleşen veya gerçekleşme ihtimali olan şiddet olayları kanun kapsamına girer.[12]

Ayrıca bakınız

Dış bağlantılar

Kaynakça

  1. ^ Çetin, İhsan (2014). "Gelenek ve Modernite Arasında Türkiye'de Son Dönem Kadın Cinayetleri". Sosyoloji Dergisi. 25 Mart 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  2. ^ "Ayşe Paşalı davası, kadın cinayetlerine karşı mücadele ile özdeşleşen bir dava oldu". Kadincinayetlerinidurduracagiz.net sitesi. 7 Şubat 2013. 9 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Eylül 2021. 
  3. ^ Doğan, Cemal (15 Mayıs 2011). "Ayşe Paşalı davası AİHM'de: Paşalı'yı devlet mi koruyamadı?". Habertürk. 18 Mayıs 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Eylül 2021. 
  4. ^ Uludağ, Alican (16 Nisan 2020). "Türkiye'den Paşalı'yı koruyamadık itirafı". Cumhuriyet gazetesi. 18 Nisan 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Eylül 2021. 
  5. ^ Torun, Tuba (11 Haziran 2018). "Ayşe Paşalı Sıla'yı nasıl kurtardı?". Gazete Duvar. 6 Temmuz 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Eylül 2021. 
  6. ^ a b c Karakuş, Filiz (19 Ocak 2021). "20 Ocak 2011: Ayşe Paşalı cinayeti davası başladı" (İngilizce). Çatlak Zemin. 28 Nisan 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Eylül 2021. 
  7. ^ "Cinayet gününü anlattı". Hürriyet gazetesi. 8 Şubat 2011. 30 Aralık 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Eylül 2021. 
  8. ^ Doğan, Cemal. "Koca dayağı, af ve cinayet!". Haberturk. 27 Aralık 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Eylül 2021. 
  9. ^ "Bakan Kavaf'a Göre A.P.'nin Ölümü "Münferit"". Bianet.org. 27 Aralık 2010. 9 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Eylül 2021. 
  10. ^ Gülmez, Damla (12 Mayıs 2011). "Kadınlar 7/24 Nöbet Tuttu, Sonuç: Ağırlaştırılmış Müebbet". Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı. 9 Ağustos 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Eylül 2021. 
  11. ^ Emlik, Ömer (13 Mayıs 2011). "Babama müebbet verildi, çok mutluyum!". Haber7. 9 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Eylül 2021. 
  12. ^ Ercoşkun Şenol, Kübra (26 Ekim 2018). "Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Üzerine Bir İnceleme". ASOS 5. Uluslararası Hukuk Sempozyumu’nda yapılan sözlü bildiri. 13 Mart 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Eylül 2021. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Cinayet</span> bir bireyin kötü bir niyetle hukuka aykırı olarak başka bir bireyi öldürülmesi

Cinayet, bir kimsenin başka bir kimseyi bilerek öldürmesi eylemidir. Çoğu ülkede müebbet hapis ya da idam cezasıyla sonuçlanmaktadır. Hukuken öldürme veya kasten öldürme olarak nitelenir. Öldüren kişiye katil denir.

<span class="mw-page-title-main">Aile içi şiddet</span> Bir aile üyesinin; diğer veya eski üyesine fiziksel ya da psikolojik olarak hükmetmesi, zarar vermesi

Aile içi şiddet, bir aile üyesinin; diğer üyesi veya eski üyesine karşı fiziksel ya da psikolojik olarak hükmetme ya da zarar vermesidir.

Kan davası, aile bireyleri arasındaki ilişkilerin sıkı olduğu ve törelere önem verilen toplumlarda öç alma duygusundan kaynaklanan, misilleme biçiminde karşılıklı cinayetlerle süren aileler ve gruplar arası öldürme silsileleri durumu. Kan davasında silsileyi başlatan, farklı bir ifadeyle ilk katil kim olursa olsun, katile karşı sürekli katil çıkar, yıllarca, onyıllarca silsile halinde sürer.

Güldünya Tören, akrabası tarafından tecavüze uğrayıp hamile kaldığı için aile kararıyla öldürülen ve töre cinayetlerinin sembollerinden olan kadın.

Roşin Çiçek cinayeti veya kamuoyunda cinsel rüşt yaşını tamamlamadığı için kısaltma adıyla bilinen adıyla R.Ç cinayeti, Diyarbakır'da eşcinsel olduğu için babası ve iki amcası tarafından toplamda on dört yerinden kurşunlanarak öldürülen nefret cinayeti kurbanı 17 yaşındaki eşcinsel çocuğun öldürülmesi olayı. Cinayetten önce eşcinsel olduğu gerekçesiyle ailesi ve yakın çevresi tarafından dışlanarak şiddete maruz kalan ve bu nedenle evden kaçan Roşin Çiçek, 2 Temmuz 2012 tarihinde babası ve iki amcası tarafından öldürülmüştür.

<span class="mw-page-title-main">Özgecan Aslan cinayeti</span> 2015te cinayet kurbanı olan Türk üniversite öğrencisi

Özgecan Aslan Mersin'in Tarsus ilçesinde 11 Şubat 2015'te tecavüz girişimine direndiği için bir minibüste öldürülen üniversite öğrencisi. Aslan'ın yanmış bedeni; 12 Şubat 2015'te, suçu beraberindeki iki kişiyle işlediğini itiraf eden kişinin jandarma ekiplerini olay yerine götürmesi ile bulundu.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, kısaca KCDP, 2010 yılında, Türkiye'de artan kadın cinayetlerine dikkat çekmek ve önlemek amacıyla çeşitli kadın ve LGBT örgütlerinin katılımıyla kurulmuş bir platform.

Nahide Opuz davası, kadına yönelik aile içi şiddet nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’de Türkiye’ye karşı 2002 yılında açılmış bir davadır.

<span class="mw-page-title-main">İstanbul Sözleşmesi</span> kadına karşı ve aile içi şiddetin önlenmesiyle ilgili uluslararası sözleşme

İstanbul Sözleşmesi ya da tam adıyla Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi, Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan, 45 ülke ve Avrupa Birliği tarafından imzalanan, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme ve bununla mücadelede temel standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen uluslararası insan hakları sözleşmesidir.

12 Eylül Davası, 12 Eylül Darbesi'ni gerçekleştiren komutanlardan hayatta kalanların yargılandığı dava. Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya, 765 sayılı TCK'nin "Devlet Kuvvetleri Aleyhine Cürümler" başlıklı 146. maddesi uyarınca müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Tahsin Şahinkaya'nın, Kenan Evren’den iki ay sonra, 90 yaşında ölmesiyle Yargıtay aşamasındaki dava düştü ve kararlar kesinleşmedi. Yıllar sonra, 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi sonrası; Kenan Evren'in ifadesini alan dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'ya dava açan dönemin Ankara Cumhuriyet Savcısı, açılan davaya ilk bakan hâkimler ve iddia makamında bulunan savcılar, "Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması" kapsamında meslekten ihraç edildi. Daha sonra bazıları yargılandı ve mahkûm oldu.

Esin Güneş cinayeti, sınıf öğretmeni Esin Güneş'in 24 Ağustos 2010 günü Siirt'te, boşanmak istediği eşi tarafından uçurumdan atılarak öldürülmesidir.

15 Temmuz Darbe Girişimiyle ilgili davalar, 15 Temmuz Darbe Girişiminin ardından Türkiye'de başlatılan soruşturmalar kapsamında açılan davalardır.

Emine Bulut cinayeti, 38 yaşındaki Emine Bulut'un 18 Ağustos 2019'da Kırıkkale'de eski eşi Fedai Varan tarafından bıçaklanarak öldürülmesidir.

Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun veya 6284 Sayılı Kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 8 Mart 2012'de kabul edilen ve 20 Mart 2012'de T.C. Resmî Gazete'de yayımlanan yasadır. Kanunun amacı şiddet gören ya da bu yönde bir tehdit altında bulunan kadın, çocuk, aile bireyi ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarının korunması ve bu kişileri hedef alan şiddetin önlenmesi için alınacak önlemleri düzenlemektir.

Şule Çet cinayeti, 29 Mayıs 2018 tarihinde Ankara'da 23 yaşındaki Şule Çet'in tecavüz edildikten sonra öldürülmesidir.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de kadın cinayeti</span> Türkiyede kadınların toplumsal rollerine bağlı nedenlerle öldürüldükleri cinayet vakaları

Türkiye'de kadın cinayeti, Türkiye'de kadınların "namus temizleme" gerekçesiyle öldürülmek gibi, toplumsal rollerine bağlı nedenlerle öldürüldükleri cinayet vakalarını ifade eder.

Fatma Şengül cinayeti, İstanbul'da çaycılık yapan Fatma Şengül'ün 30 Mart 2019'da kendisi ile aynı işyerinde çalışan Zeynel Akbaş adlı erkek tarafından evinin önünde öldürülmesidir.

Ferdane Çöl cinayeti, 13 Ekim 2011'de İzmir'de dört çocuk annesi Ferdane Çöl'ün boşanma davası açtığı eşi Sedat Çöl tarafından öldürülmesidir.

<span class="mw-page-title-main">Azra Gülendam Haytaoğlu cinayeti</span>

Azra Gülendam Haytaoğlu, 28 Temmuz 2021 tarihinde Antalya'da, Mustafa Murat Ayhan adlı şahıs tarafından öldürülmüştür.

Seyhan Yüksekova cinayeti, 18 Ocak 2020 tarihinde İstanbul'da çiçekçilik yapan Zülfiye Yüksekova ve Seyhan Yüksekova'nın, Tahsin Yüksekova adlı erkek tarafından silahla vurularak öldürülmesidir.