İçeriğe atla

Ayasuluk Tepesi

Ayasuluk Tepesi
{{{açıklama}}}
KonumSelçuk, İzmir, Türkiye
TürHöyük
Sit ayrıntıları
TürKültürel
Kriteriii, iv, vi
Belirleme2015 (39. oturum)
ParçasıEfes
Referans no.1018
Ülke Türkiye
BölgeAvrupa ve Kuzey Amerika

Ayasuluk Tepesi, İzmir il merkezinin güney-güneydoğusunda, Selçuk ilçesinde yer alan bir höyüktür.[1] Bölgedeki geniş araştırmalar öncesinde Efes antik kentinin MÖ 1050 yıllarında Yunanistan'dan gelen göçmenler tarafından kurulduğu düşünülmekteydi.[2] Ancak özellikle Ayasuluk Tepesi'nde ve Çukuriçi Höyüğü'nde yapılan kazılar, yakın civarda günümüzden 8 bin yıl öncesinden itibaren Neolitik yerleşmeler olduğunu ortaya çıkarmıştır.[3] Yine aynı kazılar, Efes'in Erken Tunç Çağı'nda kurulduğu ve Ayasuluk Tepesi'nin daha da eskiye dayanan ilk Efes yerleşmelerinden biri olduğunu ortaya koymuştur. Diğer yandan Hitit Dönemi'nde Batı Anadolu'da İmparatorluk'a bağlı Arzava - Mira Krallıklarının başkenti olan Apasas'ın da Ayasuluk Tepesi olduğu kesinleşmiş gibidir.[2] Helenistik ve Roma Dönemleri'nde Efes'te gelişen kentin Bizans Dönemi'nde yeniden Ayasuluk Tepesi'ne geldiği, 1330 yılında Türkler tarafından alındığı ve Aydınoğulları Beyliği'nin başkentliğini yaptığı bilinmektedir. Yerleşim 16. yüzyıldan itibaren daralmaya başlamıştır.[4]

Kazılar

Kalede kazı çalışmaları 1960 yılında Efes Müzesi tarafından yapılmıştır. İkinci dönem kazıları 1990 yılında başlatılarak 2003 yılına kadar Müze tarafından sürdürülmüştür. Daha sonra Ayasuluk Tepesi, St. Jean Bazilikası ya da ile birlikte Bakanlar Kurulu kararıyla 2007 yılında Ayasuluk Tepesi ve St. Jean Anıtı Kazı ve Onarım Çalışmaları olarak Pamukkale Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nden Yrd. Doç. Dr. Mustafa Büyükkolancı'nın başkanlık ettiği bir bilim ekibinin sorumluluğuna verilmiştir. Bu kazı çalışmalarında iç kalede güney yamaç evleri, yollar, kale köşkü ve hamamı kazılarak gün yüzüne çıkarılmıştır. Selçuk Belediyesi'nin desteğinde 2010 yılında batı suru duvarlarında geniş çaplı olarak onarım çalışmaları başlatılmıştır.[5] 2020 Yılından itibaren Ayasuluk Tepesi ve St. Jean Anıtı Kazı ve Onarım Çalışmaları Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi bölümünden Dr. Öğrt. Üyesi Sinan Mimaroğlu tarafından yürütülmektedir.

Kazıların ana amacı, Anadolu ve Dünya arkeolojisi açısından son derece önemli görülen Efes'in tarihini aydınlatma[6] ve bölgenin tarihöncesi dönemlerine ışık tutmaktır.[1]

Tabakalanma

İç Kale'nin güneydoğu köşesinde açılan açmada 6 tabaka saptanmıştır. Buna göre Höyük, Erken Tunç Çağı'ndan Helenistik Dönem'e kadar kesintisiz iskan görmüştür.[1]

Buluntular

Bizans Dönemi'nin MS 5. ve 6. yüzyıllarda kullanılan, Piskoposluk Sarayı olarak tanımlanan ana yapı evresidir. Ayrıca Büyük Sarnıç ya da AN yapısı olarak tanımlanan, dış surların güneydoğu köşesinde bir sarnıç vardır. Bina dıştan dışa 32,66 x 30,07 metre, içten içe 27,20 x 25,80 metredir.[7] Sarnıca suyun su kemerleri ile getirildiği anlaşılmaktadır. Su kemerleri, Belevi ile Selçuk arasındaki Pranga Mevkii doğusundaki su kaynaklarındaki suyu, Ayasuluk Tepesi yerleşimine getirmektedir. Günümüzde yer yer 15 metre yüksekliğe kadar sağlam kalabilmişlerdir.[8]

Günümüzde görülen Ayasuluk Kalesi, Selçuklu - Osmanlı kalesidir. Dış surlar gibi İç Kale de moloz taşlar ve devşirme malzeme kullanılarak inşa edilmiş ve 15 kuleyle güçlendirilmiştir. İç Kale'nin batıda ve doğuda olmak üzere iki girişi vardır. Batı kapısı, dışa taşan duvarlarla korunmalıdır. İç Kale içinde beş sarnıç bulunmaktadır. Bunlardan biri aslında Bizans Dönemi'nde yapılmış bazilikanın doğu (apsis) bölümüdür. St. Jean Bazilikası adıyla bilinen yapı Bizans İmparatorlu I. Justinianus tarafından 527 – 565 yılları arasında yaptırılmıştır.[9] Bazilika, kale Türk kontrolüne geçtiğinde sarnıç haline dönüştürülmüştür. Yanına bir de hamam yapılmıştır.[5][10]

Kale içinde konum olarak hakim bir durumda önemli bir yapıya 2009 yılı kazılarında ulaşılmıştır. Dıştan dışa 11,0 x 10,2 metre, içten içe 9 x 8 metre boyutlarındaki yapıda taş, tuğla ve kireç harç kullanılmıştır. Doğu ve güney kapılarının yapımında mermer kullanılmıştır. Kapılarda süsleme unsuru olarak kullanılan bağ motiflerinin benzerleri yine kale içindeki İsa Bey Camii süslemelerinde vardır. Bu nedenle kale köşkü olarak tanımlanan bu yapıyla caminin aynı dönemde ve aynı taş ustalarınca yapıldığı düşünülmektedir. Söz konusu yapının 1670 yılında Ayasuluk'a gelen İngiliz gezgin J. Covel'in gravüründeki iki katlı bina olduğu anlaşılmaktadır. Ancak 1690 yılı tarihli bir gravürde görünmemesi nedeniyle bu iki tarih arasında yıkıldığı düşünülmektedir. Kale köşkünün, Ayasuluk'un Aydınoğulları Beyliği'ne başkentlik yaptığı 1350 – 1390 yılları içinde, İsa Bey Camii'nin yaptıran Fahreddin İsa Bey tarafından 1375 yılında inşa ettirildiği ileri sürülmektedir.

Değerlendirme ve tarihlendirme

Efes'teki en eski yerleşme konusunda ilk araştırmaları yapan O. Benndorf'tur. Benndorf, Efes'in lokalizasyonu için Ayasuluk Tepesi'ni önermiştir.[11]

Altıncı tabakadan elde edilen üç ayaklı depolama kapları, çivi bezemeli parçalar ve silindirik kapaklar gibi Erken Tunç Çağı Troya I evresi, Emporio VII, Liman Tepe, Bakla Tepe Erken Tunç Çağı tabakalarına tarihlenen buluntular vermektedir.[1]

Kaynakça

  1. ^ a b c d "TAY – Yerleşme Dönem Ayrıntıları". 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Ağustos 2012. 
  2. ^ a b Ayasuluk Tepesi ve St. Jean Anıtı Kazısı – Tarihçe 11 Temmuz 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Pamukkale Üniversitesi
  3. ^ "TAY Haberler 30 Eylül – 6 Ekim 2007". 4 Ağustos 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Ağustos 2012. 
  4. ^ "Kültür ve Turizm Bakanlığı". 21 Ağustos 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Ağustos 2012. 
  5. ^ a b Ayasuluk Tepesi ve St. Jean Anıtı Kazısı – Ayasuluk İç Kalesi 11 Temmuz 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Pamukkale Üniversitesi
  6. ^ Ayasuluk Tepesi ve St. Jean Anıtı Kazısı – 1 Kasım 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Pamukkale Üniversitesi
  7. ^ Ayasuluk Tepesi ve St. Jean Anıtı Kazısı – IV. Evre 11 Temmuz 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Pamukkale Üniversitesi
  8. ^ "Selçuk Belediyesi". 1 Haziran 2010 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Ağustos 2012. 
  9. ^ "Ayasuluk Kalesi". İzmir Kültür ve Turizm Dergisi. 6 Ekim 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Ekim 2018. 
  10. ^ Ayasuluk Tepesi ve St. Jean Anıtı Kazısı – St. Jean Anıtı (Bazilikası) 11 Temmuz 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Pamukkale Üniversitesi
  11. ^ "TAY – Yerleşme Dönem Ayrıntıları, Ephesos". 4 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Ağustos 2012. 

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Efes</span> Anadoluda bir antik kent

Efes, Anadolu'nun batı kıyısında, bugünkü İzmir ilinin Selçuk ilçesinin üç kilometre güneybatısında yer alan antik bir Luvi şehriydi. Şehir Anadolu'da Yunan sömürgeciliğinin başlamasıyla birlikte İyonya ve daha sonra Roma dönemlerinde de önemini korumuştur. Kuruluşu Cilalı Taş Devri'ne yani MÖ 6000 yıllarına dayanır. MÖ 10. yüzyılda eski Arzava başkentinin yerine Attik ve İyonyalı Yunan kolonistleri tarafından inşa edilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Selçuk</span> İzmirin ilçesi

Selçuk, Türkiye'nin İzmir ilinin bir ilçesidir. İlçenin kuzeyinde Menderes ve Torbalı, kuzeydoğusunda Tire ilçesi, güneyinde Aydın ilinin Kuşadası ve Söke ilçeleri, doğusunda Aydın ilinin Germencik ilçesi, batısında Ege Denizi bulunmaktadır. Ünlü Efes Antik Kenti, Şirince köyü, Meryem Ana Evi, Dünyanın Yedi Harikası'ndan biri olan Artemis Tapınağı Selçuk'ta bulunmaktadır.

Altıntepe, Erzincan iliniin Üzümlü ilçesi sınırlarında Urartu, Bizans ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yapmış eski bir yerleşim yeridir. Urartu döneminde kurulan yerleşim yerinde hâlen arkeolojik kazılar sürdürülmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Mira Krallığı</span> Anadoluda kurulmuş eski bir yerel krallık.

Mira Krallığı Batı Anadolu'da Arzava Kralığının Hitit İmparatorluğu tarafından yıkılması ile ortaya çıkan yarı özerk yerel krallıklardan biri.

İkiztepe Höyüğü, Samsun ili Bafra ilçesinin 7 km. kuzeybatısında yer alan bir höyük'tür. Günümüzde Kızılırmak'ın denize döküldüğü yerin hemen batısında yer alan höyük adını, uzaktan bakıldığında iki tepe olarak görülmesinden almaktadır. Fakat gerçekte dört tepedir. Bu tepeler kazı başkanları tarafından romen rakamlarıyla tanımlanmıştır. Güneydeki en büyük tepe, günümüzde ovadan 29 metre yükseklikte olup Tepe I olarak adlandırılır. Tepe II, bunun kuzeyindedir ve 22,5 metre yüksekliktedir. En kuzeydeki Tepe III, 12,3 metredir. Tepe II'nin batısına düşen Tepe IV ise 16 metredir. Bugün denizden 7 km. içeride olan İkiztepe Höyüğü MÖ 5-3 binlerde denize oldukça yakın konumdaydı.

Köşkerbaba Höyük, Malatya İl merkezinin 31 km. kuzeydoğusunda, Karakaya Baraj Gölü suları altında kalmış olan bir höyüktür. Öncesinde Fırat kıyısından 100 metre içerdeydi. Höyük adını hemen yakınındaki bir yatırdan almaktadır. Höyüğün en üst tabakası eski yıllarda köprü inşaatı sırasında büyük ölçüde tahribata uğramıştır.

Şemsiyetepe Höyüğü, Elazığ il merkezinin batısında, Bilaluşağı Köyü'nün hemen güneyinde yer alan bir höyüktür. Höyüğün büyük bir bölümü günümüzde Karakaya Baraj Gölü kıyısında kalmıştır. Höyük, 70 x 90 metre ölçülerinde, 5-6 metre yükseklikte dairesel ve küçük bir tepedir. Esasen höyük orta boy bir yerleşme sayılırdı, fakat Fırat günümüze kadar yerleşmenin kuzey ve kuzeybatı kesimini yemiştir.

Bakla Tepe Höyüğü, İzmir il merkezinin 30 km. güneyinde, Menderes (Cumaovası) ilçesinde, Tahtalı Barajı nedeniyle terk edilen Bulgurca Çiftlik Köyü'nün hemen yakınında yer alan bir Höyüktür. Yıllardır bakla yetiştirilen bir alan olduğundan Köy'de Bakla Tepe olarak bilinmekteydi. Tarihöncesi bir yerleşimin höyükten köy altına kadar uzandığı, sapılan sondalardan anlaşılmaktadır.

Tilkitepe Höyüğü ya da eski kaynaklarda Şamramaltı Van il merkezinin 7 km. güneybatısında yer alan bir höyüktür. Günümüzde Van Havaalanı sınırları içinde olup kısmen havaalanı olarak kullanılmaktadır. Höyük 55 metre çapında, 6-7 metre yüksekliğindedir.

Dilkaya Höyüğü, Van il merkezinin 24 km. güneybatısında Edremit ilçesinin Dilkaya Köyü'nün hemen batısında yer alan bir höyüktür. Hoşap Suyu'nun kuzey tarafında, Van Gölü kıyısındadır.

Tille Höyük, Adıyaman ilinin Kâhta ilçesinin 30 km. doğusunda, Fırat'ın batı tarafında yer alan bir höyüktür. Höyüğün doğu, batı ve güney yamaçlarında eski adı Tille, günümüzde adı Geldibuldu olan küçük bir köy yerleşimi vardır. Fırat'a katılan bir derenin dar vadisindeki yerleşme doğu terasıyla birlikte 200 x 140 metre, 26 metre yüksekliktedir ve üstünde bir düzlük vardır.

Hacımusalar Höyüğü-Choma,Antalya ili Elmalı İlçesinin 15–20 km. güneybatısında, Hacımusalar ile Beyler köyleri arasında yer alan bir höyüktür. Hacımusalar Höyük, Beyler Höyük olarak da bilinmektedir. Tepe, 350 x 300 metre boyutlarında olup 13 metre yüksekliktedir. 1970'li yıllarda kurutulan bir gölün kenarında, verimli bir ovada yer almaktaydı.

Polatlı Höyüğü, Ankara İl merkezinin 65 km. güneybatısında, Polatlı İlçesinde yer alan bir höyüktür. Burhan Tezcan'ın 1956 yılında yayımladığı bir çalışmasında Zafer Höyük olarak gösterilmiştir. Tepe, 200 metre çapında ve 25 metre yüksekliktedir.

Hüseyindede Höyüğü, Çorum İl merkezinin güneybatısında, Sungurlu İlçesi'nin kuzeybatısında Yörüklü beldesinin 2,5 km. güneyinde yer alan bir höyüktür. Tepe, Hüseyindede Tepesi olarak da bilinmektedir. Kazılar sonucunda höyüğün bir Eski Hitit kült merkezi olduğu, kült yapılarının dışında başkaca yapı bulunmadığı ve Hüseyindede'nin geniş bir yerleşim olmadığı anlaşılmıştır.

Tatarlı Höyük, Adana İl merkezinin yaklaşık 50 km. Ceyhan İlçesi'nin ise 24 km. doğusunda, Tatarlı Köyü içinde yer alan bir höyüktür. Tepe, üzerinde bulunduğu bazalt yükselti ile birlikte 35 metre yükseklikte olup 300 x 180 metre boyutlarındadır. Çanak çömlek buluntularına bakılarak höyüğün 100 metre çapında olduğu belirtilmektedir. Kazı çalışmalarının başlamasından önce höyük üzerinde bir düğün salonu bulunmakta idi. Daha sonra Adana Koruma Kurulu tarafından söz konusu düğün salonu hakkında yıkım kararı alınmıştır.

Pağnik Öreni Höyüğü, Keban Baraj Gölü'nde su toplanmaya başlamadan önce Elazığ il merkezinin yaklaşık olarak 25 km kuzeybatısında, Ağın ilçesinin 3 km güneydoğusundaki, eski adı Pağnik olan Kaşpınar köyünde yer alan bir höyüktü. Günümüzde göl suları altında kalmıştır.

Damlıboğaz / Hydai, Muğla İl merkezinin batısında, Milas İlçesi'nin 6 km batı-güneybatısında, Hydai antik kentinde yer alan bir düz yerleşmedir. Güllük Körfezi'ne açılan Sarıçay Vadisi'ndeki Damlıboğaz Köyü'nün hemen yakınındadır. Hydai antik kentinin MÖ 478 yılında kurulduğu, ancak Sarıçay'ın yatağının değişmesi üzerine ortaya çıkan mezarlıktaki buluntulara göre yerleşmede iskanın MÖ 3. binyıla kadar geri gittiği anlaşılmaktadır. Kent sarp ve kayalık bir tepenin zirvesinde kurulmuştur. Attik Delos Birliği'ne Kydae adıyla üye olduğu bilinmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Çukuriçi Höyüğü</span>

Çukuriçi Höyüğü, İzmir ilinin güneyinde, Selçuk ilçesinin 1 km güneyinde, Efes antik kentinin hemen güneydoğusunda yer alan bir höyüktür. Kentin Magnesia kapısından 500 metre mesafede, antik Smyrna olarak adlandırılan günümüzde Çukuriçi Mevkii olarak bilen yerdedir. Höyük'ün yanından Derbent Deresi akmaktadır. Selçuk – Aydın karayolunun Efes ayrımından sonra, karayolunun 100 metre batısındadır. Höyüğün adının Apasas olduğu ileri sürülmekle birlikte kazı ekibince bölgenin adı verilmiştir. Yerleşmenin MÖ 3. binyılda deniz kenarında olduğu hem jeomorfologlarca yapılan araştırmalarda, hem de kazılardaki çok sayıdaki deniz kabuğu buluntusuna dayanılarak ileri sürülmektedir. Tepe, günümüzde bile son derece verimli bir ovada yer almaktadır.

Etiyokuşu Höyüğü, Ankara il merkezinin yaklaşık 5 km. kuzey – kuzeydoğusunda, günümüzde tümüyle yapıların altında kalmış bir höyüktür. Etiyokuşu ismi, muhtemelen kazı ekibi tarafından verilmiş bir isimdir. Tepe, 86 x 22,5 metre boyutlarında, 1,5 metre yükseklikte ve yerleşme alanının 6,5 dönüm olduğu bildirilmiştir. Kazı öncesinde Çubuk Barajı asfaltıyla ikiye bölünmüş durumdaydı ve kum çekilmesiyle kısmen tahrip edilmiş bulunuyordu.

Ahlatlıbel Düz Yerleşmesi, Ankara il merkezinin yaklaşık olarak 14 km. güneybatısında, ODTÜ arazisi içinde, eski Yalıncak Köyü'nün güney – güneybatısında, Haymana yolu üzerinde yer alan bir düz yerleşmedir. Bölgede geniş bir alanın yakın geçmişte toprakla doldurulmuş olması nedeniyle, 1933 yılında kazısı yapılmış olan yerleşmenin tam olarak yeri yakın zamana kadar saptanamamıştı. Ancak Gülçin İlgezdi Bertram ve Jan - K. Bertram'ın çalışmalarıyla yerleşmenin yeri 2010 yılında saptanmıştır. Kale olarak tanımlanan mimari kalıntılar ve konumu dikkate alınarak bir bey şatosu olduğu düşünülmektedir.