İçeriğe atla

Atlama (mitoloji)

Atlama - Mitolojik bir terim olarak Olağanüstü Yolculuk demektir. Genel olarak sıçrayarak bir engeli aşma, Ayakların yerden kesilmesiyle birlikte başka bir yere konma anlamına gelir.

Anlam ve İçerik

Özellikle Türk masallarında ve mitolojisinde yer alan söylencelerde başka alemlere geçmek, boyut değiştirmek anlamında kullanılır. Anadolu'da atlak sözcüğü ırmak üzerine koyulmuş taşlardan oluşan geçit demek olduğu kadar köprü anlamını da ihtiva eder. Yer altına atlama yoluyla gidilir. Atlamada bu dünya ile diğer dünya arasındaki sınırlar ortadan kalkar. Atlama üç yolla yapılır.[1]

  1. Kuş veya başka bir hayvan kılığına girerek: Bu şekilde pek çok olumsuz dışsal etkenin varlığı zarar veremez. İnsanların veya kötücül varlıkların dikkatini çekmeden hızlı bir biçimde öteki aleme gidilir.[2]
  2. Sıradışı bir hayvana binip yolculuk yaparak: Böylece söylencesel bir göl, deniz, ateş okyanusu geçilir. Bu hayvan genellikle bir at olup, uçabilme yeteneğine sahiptir. At zaten özü itibarı ile kutlu bir varlık ve Tanrının bir armağanı olarak görülür.
  3. Bir geçit kullanılarak: Bu geçitler çoğu zaman kuyular, mağaralar, yer altı tünelleri şeklinde görülür. Bu tür yerler Türk kültürünün daima odak noktalarından olmuş ve her yerde o yöredeki mağaraların çok derinlere indiği, dibinin bulunamadığı, çok uzak yerlerdeki başka mağaralara bağlı olduğu söylenmiştir.

Etimoloji

(At/Et/Ed) kökünden türemiştir. Geçmek, aşmak anlamları vardır. Atın başka alemlere gidebilen bir hayvan olduğu inancı ve atlamanın atın yaptığı hareket olmasıylada ilgisi bulunmaktadır.

Dipnotlar

  1. ^ Türk Söylence Sözlüğü, Deniz Karakurt, Türkiye, 2011 (OTRS: CC BY-SA 3.0) 27 Aralık 2019 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  2. ^ Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük, Celal Beydili, Yurt Yayınevi (Sayfa - 74)

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Şamanizm</span> ruhlarla iletişim kurabilmek için vecde amaçlı ritüel

Şamanizm, bir şamanın çeşitli bilinç durumları aracılığıyla ruh dünyası ile etkileşime girdiği dini bir uygulamadır. Uygulama genelde kâhinlik ya da iyileştirme gibi amaçlarla yapılır.

<span class="mw-page-title-main">Ejderha</span> efsanevi canavar

Ejderha, yarasa kanatlı, dikenli kuyruklu, derisi pullu, ağzından ateş saçan dev kertenkele ya da yılan biçimindeki efsanevi canavardır. Tarih öncesinin ejderhayı andıran dev sürüngenleri hakkında hiç bilgi yokken bile bu yaratıkların varlığına inanılırdı. Yunancadaki δράκων (drákōn) sözcüğü başlangıçta her türlü büyük yılan için kullanılırdı.

<span class="mw-page-title-main">Yer-Su</span>

Yer-Su, Türk ve Altay mitolojisinde bir doğa katmanı. Aynı zamanda eski Türk İnancı Tengricilik'te bir ruh kategorisidir. Yar-Sub veya Yar-Suv olarak da söylenir. Karşıtı Gök-Kal'dır.

<span class="mw-page-title-main">Umay</span> Türk mitolojisinde doğum ve bereketin sembolü olan tanrıça

Umay, Türk mitolojisinde ve Tengrizimde doğurganlık tanrıçasıdır ve bu nedenle kadınlar, anneler ve çocuklar ile ilgilidir. Umay, diğer çeşitli dinlerinde bulunan toprak ana tanrıçalarına benzer.

Kambar Ata - Sibirya Türklerinin, özellikle Yakutların ve Altayların Tengricilik inancında, atları koruyan ruhtur.

<span class="mw-page-title-main">Yeraltı (mitoloji)</span>

Yeraltı, başta Şamanizmde sembolik anlamıyla, ölüm olayı ile bedenlerini terk edenlerin göçtükleri öte-alemi ifade etmek üzere kullanılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Abzar İyesi</span>

Abzar İyesi - Türk mitolojisinde avlunun koruyucu ruhudur. Abazar İyesi olarak da ifade edilir.

Adsız - Türk halk kültürü ve mitolojisinde henüz kahramanlık yapmadığı için adı koyulmamış çocuk.

<span class="mw-page-title-main">Alasığın</span>

Alasığın - Türk, Altay ve Moğol mitolojilerinde Kutsal Geyik. Değişik Türk lehçe ve şivelerinde Alageyik (Alakeyik, Alakiyik) veya Alabolan (Alabulan) ya da Alabuğa (Alabuğu) olarak da bilinir. Moğollar ise Kubamaral (Govamaral, Guvamaral) derler. “Gökgeyik / Kökgeyik” tabiri de kullanılır. Yalnızca “Sığın” olarak da ifade edilir.

Aran İyesi - Türk ve Tatar halk kültüründe ahırın koruyucu ruhu. Damız İyesi veya Kitre İyesi veya Ahır İyesi olarak da bilinir.

Bastı - Türk, Altay ve Tatar mitolojilerinde kabus cini. Bastırık da denilir. İnsanların kâbus görmesi, halsizleşmesi, korkuyla uyanması, sonrasında nefesinin kesilmesi bu kötücül ruh ile bağlantılı görülür. Anadolu Türkçesinde "Bastırık" doğrudan doğruya kâbus demektir. Aynı zamanda hapishane veya hücre anlamlarına da gelir. Değişik şekillere girebilir. Kedi kılığına bürünmeyi çok sever. Kazakçada kâbus "Bastırılu" demektir. Bastıyla ilgili aşağıdaki varlık adları dikkate değerdir.

  1. Albastı: "Aleybanı, Alyabani." Uzun boylu, beyaz tenli ve çıplak olarak tasvir edilen şeytani dişi varlık. Albıs ile özdeştir.
  2. Kulbastı: "Kuleybanı, Gulyabani." Gündüzleri mezarda uyuyup geceleri kalktığına inanılır. Tüylü, çok büyük ve pis kokulu olarak betimlenir.
  3. Karabastı: Kâbus, kötü rüya. Kâbus cini olarak da bilinir. Geceleri insanların göğüslerine çökerek soluklarını keser.
  4. Sarıbastı: Sara hastalığı. Sarı giysili bir kadın şeklindedir.

Belen Hanım - Türk mitolojisinde Yolculuk Tanrıçası. Pelen Ana olarak da tanınır. Yolcuları korur. Yolların güvenliğini sağlar. Yolculuk yapanlar kendisine yakarırlar. Yolculara zarar veren haydutları cezalandırır. Yolda belde kalmak deyimi, sözcüğün konuyla olan bağlantısını açıkça ifade etmektedir. Bu ruhu memnun etmek için Çalama yapılır, yani kutsal ağaçlara saçılar verilir, bez bağlanır. Uzun yola çıkacak olan oba onun ismini anarak ateşlere saçı yapar, adakta bulunurlar.

Bürküt Ata, Türk, Altay ve Moğol mitolojilerinde kartal tanrıdır. Burkut Ata olarak da anılır. Moğollar ise Bürgüd Ece veya Bürged Ecege derler. Ayrıca Kartal Ata ve Sakalarda Hotoy Ete olarak da bilinir.

Yel Ana - Türk, Altay, Tatar ve Macar mitolojilerinde Rüzgâr Tanrıça. Cel Ana da denir. Macarlar Szélanya adı da verirler.

Eren, Anadolu halk geleneğinde üstad veya üstadın üstadı anlamında kullanılırken dini çevrede ise Evliya anlamında kullanılmaktadır. İren veya Yiren de denir. Ermiş olarak da adlandırılır. Kendini doğanın ve evrenin işleyişine ve yoluna bırakmış, doğrudan yalnızca bunlardan öğrenmeyi yol edinmiş kişilerdir. Öte yandan dini olarak da Tanrıya ve onun yoluna adamış kişi olarak görülür.

Uhur – Türk ve Altay halk inancında Yol Cini. Ugur veya Uğur da denir. Yollarda gezen bir varlıktır. Görenlere talih ve baht getirir. Uğur kelimesi buradan türemiştir.

Taşkapı, Türk ve Altay mitolojisinde yeraltı geçidi. Daşgapı da denir. Kayakapısı olarak da bilinir. Yeraltı Dünyasına giden geçidin kapısıdır. Bir mağaranın içinde bulunur. (Taş/Daş/Dış) kökünde dışarıda olma içeriği dikkate alındığında Dış Kapı anlamına dahi gelir ki, bu evrenin dışarıya açılan son kapısı demektir. Caltaskalga veya Yaltaşkala sözcükleri de niteleyici veya eş anlamlı olarak kullanılır. Yeraltı Dünyasına giden geçidin kapısıdır. Çok uzak diyarlardaki bir mağaranın içinde bulunur. Önemli kapıların veya geçitlerin bulunduğu mağaralar, in içinde in, kuyu içinde kuyu olacak şekilde karmaşık yerlerdir. Bazı masallarda bu kapıya Argalıh adı verilir. Demir kaygan geçit ve kara kaygan geçit olarak betimlenir. Bazen sürekli açılıp kapandığı için Acılar Cabılar olarak tarif edilir. Kimi zaman çadırın bacası ve güneşliği olan Tünük/Tündük biçiminde düşünülerek bu geçide de aynı ed verilir.

Uçuh – Türk, Anadolu ve Altay halk inancında hastalık cinidir. Uçug (Uçıg) veya Uşug (Uşıg) da denir. İnsanlara hastalık veren bir kötü ruh. Daha çok uykudan uyanıldığında dudak ve ağız kenarında görülen kabarıklıklar ve bazen de vücutta kızarıklıklar ve kabarmalar şeklinde ortaya çıkan hastalıklara sebep olduğuna inanılır. Uçuk sözcüğü günümüzde de dudak kabarığı olarak kullanılmaya devam eder. Uçuh tedavisiyle sağaltım (tedavi) yoluna gidilir. “Uçuk Yaladı” diyerek, gece insanın ağzını veya bedenini bu ruhun yaladığı ve bu nedenle uçuk, kızamık, kızıl, siğil gibi hastalıklara yakalandığı anlatılır.

Hâl Dili, Türk halk inancında ve halk kültüründe ters lisan. "Al dili" olarak da bilinir ve tersine bir dildir. İnanışa göre öte dünya varlıklarının yaşayışları, görünüşleri ve dilleri bu dünyanın tam tersidir. Mesela öteki dünya varlıklarına; "Git" demek için "Gel" demek gerekir veya bazen de sözcüğün ya da cümlenin tersten okunması lazımdır. Kuş dili kavramı ile de bağlantılıdır. Tersine okuma mantığı; Amerikan kovboy filmlerinde bir dönem yerli (Kızılderili) dillerini filmlerde kullanmak yerine, bu zahmete girmemek için İngilizceyi tersten okutarak kotaran yönetmenlerin uygulamalarını da akla getirmektedir. Çünkü bu anlayış kendinden olmayanı karşıt olarak algılamanın bir sonucudur. Türk kültüründe öte dünya bu dünyanın tersidir. Yer altı âlemi bu âlem ile uyumsuzluk halindedir.

<span class="mw-page-title-main">İn İyesi</span>

İn İyesi – Türk ve Altay halk inancında mağaranın koruyucu ruhu. Hin İyesi / Eğesi / Ezi / Issı / İççisi veya Ünkür İyesi ya da Mağara İyesi olarak da bilinir. Moğollar Hongıl Ezen derler. Her mağara için farklı bir İye vardır. Türklerde mağaralar farklı alemleri ve gizli diyarları birbirine bağlayan geçitlerdir. Yer altı dünyasını yeryüzüne bağlayan kapılardır. Hun devletinde kutsal sayılan ve büyük şamanlar ile devlet adamlarının ziyaret ettiği bir “Ata İni (Mağarası)” vardır. Burası kutlu bir yerdir, senenin belli günlerinde ziyaret edilir ve saygı gösterilir. Bir çeşit mabeddir. Göktürklerde ve başka Türk boylarında da yine aynı şekilde kurbanlar sunulan ata mağaraları vardır. Yer altı dünyasının bir parçasıdırlar. Kurttan türeme efsaneleri çoğu zaman bir mağarada gerçekleşir. Şamanlar yeraltına giderlerken Dünyanın Bacası denilen bir kapıdan geçip yeraltındaki mağaralardan oluşan tünellerde yolculuk yaparlar. Türklerin Aşına adı verilen kurt ataları böyle bir mağarada kurttan doğmuştur. Tapınakların çoğu mağaralardadır ve ata ruhları buralarda gezip dolanır.