İçeriğe atla

Ateşten set paradoksu

Kara deliğe düşen bir astronotun boyuna uzayıp enine daralması. Astronotun olay ufkunu geçip gitmek yerine orada ateşten bir duvara çarpaçağı iddia ediliyor.

Ateşten set paradoksu, kara deliklerin kuantum yapısını anlama yolunda gün yüzüne çıkmıştır. Ahmed Almheiri, Donald Marolf, Joseph Polchinski ve James Sully'nin (kısaca AMPS) 13 Temmuz, 2012 tarihinde'de yayınladıkları bir makale[1] ile paradoks fizik camiasına sunulmuştur. Paradoksun özü Einstein'ın genel görelilik kuramının temelini oluşturan eşdeğerlilik ilkesi ile kara deliklerin kuantum kuramıyla uyumlu şekilde buharlaşmaları hakkında kabul edilen savların[2] (kara deliklerde tamamlayıcılık ilkesi) çeliştiğini göstermesidir.

Paradoksun özeti

Paradoksun temel aldığı bir sonuç Don N. Page tarafından bulunan, bütün kuantum haller üzerinden ortalama alındığında bir sistemin küçük parçasının bütünün geri kalanıyla hemen hemen azami dolanıklık içinde bulunması.[3] Sonraki çalışmasında Page bunu buharlaşan kara delik sistemine uyguladığında[4] elde edilen sonuç ilginçti: ortalama bir hesapta kara delik buharının ilk başta düzenli olarak artan von Neumann entropisi belirli bir andan sonra azalmaya başlıyor ve nihayetinde de sıfır oluyordu. Kuantum mekaniğiyle uyum bunu gerektiriyor.

Öte yandan Stephen Hawking'in hesaplarına göre kara delik buharının entropisi düzenli olarak artmak zorunda. Olay ufku etrafında uzayzaman'ın boş olması bunu gerektiriyor.[5]

Yaşı Page zamanından büyük bir kara deliğe yaşlı diyelim. AMPS yaşlı bir kara delik hayal ediyor ve sistemi üç parçaya ayırıyor: A) Page zamanına kadar yayılan kara delik buharı, B) Yeni yayılmaktan olan bir parçacık, C) Bu parçacığın kara deliğin içine düşen eşi.

Uzay-zamanın olay ufku etrafında düzlüğü bize B ve C'nin azami dolanıklık halinde olduğunu, kuantum mekaniğiyle uyum ise A ve B'nin azami dolanıklık içinde olduğunu söylüyor. Temel çakışma tam da burası. von Neumann entropisinin bir özelliği (en:Strong Subadditivity of Quantum Entropy) bunu engelliyor. Dolayısıyla eğer kuantum mekaniğinin ihlal edilmesi arzu edilmiyorsa B ve C arasındaki kuantum dolanıklık bozulmak zorunda. Bu ise olay ufku etrafının ateşten bir sedde dönüşmesine sebep oluyor.

Muhtemel Çözüm Yolları

Bu kısımda paradoksun çözümüne yönelik muhtemel çözüm yollarını listeliyoruz.

Harlow-Hayden Sanısı

Bu yaklaşım paradoksu işlevsel bir bakış açısıyla çözmeye yöneliktir. Kuantum mekaniğinin ihlal edilmesi için bir gözlemcinin A-B ve B-C arasındaki azami dolanıklığı gözlemlemesi gerekir. A-B dolanıklığını gözlemlemek için B'nin A içinde dolanık halde bulunduğu kısmın damıtılması gerekmektedir. Bu sanıda öne sürülense bunun için gereken sürenin mertebesinde olduğudur.[6] Fakat kara delik mertebesinde bir sürede zaten buharlaşacağı için paradoks çözülmüş oluyor. Çünkü A-B arasındaki dolanıklığı gözlemlemek için A'nın içindeki kısım damıtılana kadar kara delik ortadan kalkıyor.

ER = EPR

Aralarında kuantum dolanıklık bulunan her şeyin birbirlerine solucan delikleriyle bağlı olduğu iddia ediliyor.[7] İsimdeki kısaltmaları açalım. ER (Einstein-Rosen) solucan deliklerine; EPR (Einstein-Podolsky-Rosen) ise kuantum dolanıklığa işaret ediyor. Bu fikir çerçevesinde kara delikten yayılan her Hawking parçacığı kara deliğe kuantum yapıda olduğu söylenen (ve detayları tamamen muğlak bırakılan) solucan delikleriyle bağlı olduğu ifade ediliyor. Bu kuantum solucan deliklerinin olası bir bağlanış biçimi ile paradoksun çözülebileceği düşünülüyor.[7]

Serbestî Tamamlayıcılık İlkesi

Burada düşünülen kara deliklerde tamamlayıcılık ilkesinin daha serbest bir halidir. Bu bakış açısına göre her gözlemcinin fizik teorileri aynı olmak zorunda değildir; sadece birbirlerinin sonuçlarını karşılaştırabilecekleri mekan ve zamanlarda uyum içinde olmaları tutartlı bir fizik tanımlamak için yeter denmektedir.[8] Bu durumda kara delikten içeri düşen kimse B-C arasındaki dolanıklığı, dışarıda duran kimse de A-B arasındaki dolanıklığı gözlemleyecektir. Bunların ikisi de aynı anda olabilir, çünkü her gözlemcinin kuantum teorisi farklı olabilmektedir bu bakış açısında. Bu görüş çoğu zaman fazla keyfî olarak görülmektedir.

Kaynakça

  1. ^ Ahmed Almheiri, Donald Marolf, Joseph Polchinski ve James Sully. Black holes: complementarity or firewalls? Journal of High Energy Physics 2013(2). arXiv:1207.3123. DOI:10.1007/JHEP02(2013)062
  2. ^ Leonard Susskind, Larus Thorlacius ve John Uglum. The stretched horizon and black hole complementarity. Physical Review D 48(8), 3743--3761. arXiv:hep-th/9306069 12 Temmuz 2015 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.. DOI
  3. ^ Don N. Page. "Average Entropy of a Subsystem" Physical Review Letters, 71, 1291--1294
  4. ^ Don N. Page. "Information in Black Hole Radiation" Physical Review Letters, 71, 3743
  5. ^ Samir D. Mathur "The Information Paradox: a pedagogical introduction" Classical and Quantum Gravity, 26(22):224001
  6. ^ Harlow, Daniel ve Hayden, Patrick (Ocak 2013). "Quantum computation vs. firewalls". 26 Mart 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Mayıs 2015. 
  7. ^ a b Maldacena, Juan ve Susskind, Leonard (Haziran 2013). "Cool horizons for entangled black holes". 26 Kasım 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 25 Mayıs 2015. 
  8. ^ Bousso, Raphael (Haziran 2013). "Complementarity is not enough". Physical Review D. Cilt 87. s. 124023. doi:10.1103/PhysRevD.87.124023. 26 Mart 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 31 Mayıs 2015. 

İlgili Araştırma Makaleleri

Kütleçekim ya da çekim kuvveti, kütleli her şeyin gezegenler, yıldızlar ve galaksiler de dahil olmak üzere birbirine doğru hareket ettiği doğal bir fenomendir. Enerji ve kütle eşdeğer olduğu için ışık da dahil olmak üzere her türlü enerji kütleçekime neden olur ve onun etkisi altındadır.

<span class="mw-page-title-main">Genel görelilik</span> kütle-zaman ilişkisini tanımlayan teori

Genel görelilik teorisi, 1915'te Albert Einstein tarafından yayımlanan, kütleçekimin geometrik teorisidir ve modern fizikte kütle çekiminin güncel açıklamasıdır. Genel görelilik, özel göreliliği ve Newton'un evrensel çekim yasasını genelleştirerek, yerçekimin uzay ve zamanın veya dört boyutlu uzayzamanın geometrik bir özelliği olarak birleşik bir tanımını sağlar. Özellikle uzayzaman eğriliğine maruz kalmış maddenin ve radyasyonun, enerjisi ve momentumuyla doğrudan ilişkilidir. Bu ilişki, kısmi bir diferansiyel denklemler sistemi olan Einstein alan denklemleriyle belirlenir.

Zamanda yolculuk; zaman içinde belirli noktalar arasındaki hareket, bir nesne ya da bir kişi tarafından uzayda farklı noktalar arasındaki harekete benzer şekilde, tipik olarak bir zaman makinesi veya bir solucan deliği olarak bilinen varsayımsal bir aygıtın kullanılması ile hareket kavramıdır. Zaman yolculuğu, felsefe ve kurguda yaygın olarak kabul gören bir kavramdır.

<span class="mw-page-title-main">Leonard Susskind</span> Amerikalı fizikçi

Leonard Susskind, Stanford Üniversitesi'nde teorik fizik profesörü ve Stanford Teorik Fizik Enstitüsü yöneticisidir. Araştırmaları sicim teorisi, kuantum kozmolojisi, kuantum statik mekaniği ve kuantum alan teorisini içerir. ABD Ulusal Bilimler Akademisi ve Amerikan Bilim ve Sanat Akademisi üyesi, Kanada’nın Perimeter Teorik Fizik Enstitüsünün kısmi üyesi ve Kore Modern Araştırma Enstitüsü’nün seçkin bir profesörüdür.

<span class="mw-page-title-main">Kara delik</span> çekim alanı her türlü maddesel oluşumun ve ışınımın kendisinden kaçmasına izin vermeyecek derecede güçlü olan, genellikle yüksek kütleli gök cismi

Kara delik; astrofizikte, çekim alanı her türlü maddesel oluşumun ve ışınımın kendisinden kaçmasına izin vermeyecek derecede güçlü olan, büyük kütleli bir gök cismidir. Kara delik, uzayda belirli nitelikteki maddenin bir noktaya toplanması ile meydana gelen bir nesnedir de denilebilir. Bu tür nesneler ışık yaymadıklarından kara olarak nitelenirler. Kara deliklerin "tekillik"leri nedeniyle, üç boyutlu olmadıkları, sıfır hacimli oldukları kabul edilir. Kara deliklerin içinde ise zamanın yavaş aktığı veya akmadığı tahmin edilmektedir. Kara delikler Einstein'ın genel görelilik kuramıyla tanımlanmışlardır. Doğrudan gözlemlenememekle birlikte, çeşitli dalga boylarını kullanan dolaylı gözlem teknikleri sayesinde keşfedilmişlerdir. Bu teknikler aynı zamanda çevrelerinde sürüklenen oluşumların da incelenme olanağını sağlamıştır. Örneğin, bir kara deliğin potansiyel kuyusunun çok derin olması nedeniyle yakın çevresinde oluşacak yığılma diskinin üzerine düşen maddeler diskin çok yüksek sıcaklıklara erişmesine neden olacak, bu da diskin yayılan x-ışınları sayesinde saptanmasını sağlayacaktır. Günümüzde, kara deliklerin varlığı, ilgili bilimsel topluluğun hemen hemen tüm bireyleri tarafından onaylanarak kesinlik kazanmış durumdadır.

Solucan deliği, uzayzamandaki farklı noktaları birbirine bağlayan kurgusal bir yapıdır ve Einstein alan denklemlerinin özel bir çözümüne dayanır.

<span class="mw-page-title-main">Kip Thorne</span> Amerikalı fizikçi

Kip Stephen Thorne, astrofiziğe ve yer çekimi fiziğine katkılarıyla tanınan Amerikalı teorik fizikçi. Uzun süre Stephen Hawking ve Carl Sagan ile beraber çalışmıştır. 2009'a kadar Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü'nde teorik fizik “Feynman” profesörü olarak çalıştı Albert Einstein'ın genel görelilik kuramının astrofiziksel olarak uygulanması konusunda dünyanın önde gelen uzmanlarındandır. Günümüzde araştırmalarına devam etmektedir ve aynı zamanda 2014' te yayınlanan Yıldızlararası filminin bilimsel danışmanıdır.

<span class="mw-page-title-main">Beyaz delik</span> Kara deliklerin tersine hiçbir maddenin giremediği astronomik cisim

Beyaz delik ya da ak delik, kara deliğe düşen bir maddenin solucan delikleri aracılığıyla evrenin başka bir yerinde yeniden ortaya çıktığı noktalardır. Başka bir zamana veya başka bir Bebek Evren'e de açılabilirler. Kara delikler, içine düşen hiçbir şeyin kendisinden kaçamadığı cisimlerdir. Bunların tam tersi olan beyaz deliklere ise hiçbir madde giremez, yalnız kara deliğe düşen maddeler çıkabilir. Bu sebeple beyaz delik olarak adlandırılmışlardır. Bu konuda önemli çalışmalar yapmış olan teorik fizikçi Stephen Hawking, son makalesinde solucan deliklerinin ve beyaz deliklerin bulunmadığını savunmuştur. Genel görelilikte; beyaz delik, madde ve ışık kendisinden kaçabildiği halde dışarıdan girişe izin vermeyen uzayın varsayımsal bir bölgesidir. Bu anlamda, sadece dışarıdan giriş olabilen, madde ve ışığın kaçamadığı kara deliğin tersidir. Beyaz delikler, sonsuz kara delikler teorisiyle ortaya çıkar. Gelecekteki kara deliğe ek olarak, Einstein alan denkleminin bir çözümü geçmişinde bir beyaz deliğe sahiptir. Fakat, bu alan, yerçekimsel çöküş boyunca oluşturulan kara delikler için mevcut değil ve beyaz deliğin oluşmuş olabileceği bilinen bir fiziksel süreç de yok. Şimdiye kadar hiçbir beyaz delik gözlenmemiştir. Ayrıca, termodinamik yasaları der ki, evrenin net entropisi ya artar ya da sabittir. Bu kural beyaz deliklerin entropiyi düşürme eğilimleriyle ihlal edilir. Tıpkı kara delikler gibi, beyaz delikler de kütle, yük ve açısal momentum özelliklerine sahiptir ve diğer kütleler gibi maddeleri çekerler. Ama beyaz deliğe doğru düşen nesneler asla beyaz deliğin olay ufkuna tam olarak ulaşamazlar(Aşağıda tartışılan maksimum genişletilmiş Schwarzschild çözüm durumda bile, geçmişteki beyaz delik olay ufku, gelecekteki siyah delik olay ufku olur. Böylece, beyaz deliğe doğru düşen herhangi bir nesne, sonunda siyah delik ufkuna ulaşacaktır.) Yüzeyi olmayan, yerçekimsiz bir alan hayal edin. Bu durumda, yerçekimi ivmesi herhangi bir vücut yüzeyinde en fazladır. Ama kara deliklerin bir yüzeyi olmadığından, yerçekimi ivmesi katlanarak artar; fakat asla son değerine ulaşamaz çünkü tekillikte kabul edilen bir yüzel bulunmamaktadır. Kuantum mekaniklerinde, kara delik Hawking radyasyonu yayar ve böylece radyasyon gazıyla termal dengeye gelebilir. Stephen Hawking, termal dengedeki bir kara deliğin zaman tersinin yine termal dengedeki bir kara delik olduğunu savundu çünkü termal denge durumu, zaman- tersinir- değişmezdir. Bu da, beyaz deliklerle kara deliklerin aynı nesne olduğu anlamına gelebilir. Sonradan, sıradan bir kara delikten yayılan Hawking radyasyonu, beyaz delik ışıması olarak tanımlandı. Hawking'in yarı-klasik argümanı kuantum mekanik Ads/CFT benzeşmesinde yeniden oluşturuldu. Aynı zamanda Ads/CFT'de; zaman tersi kendisiyle aynı olan bir gauge teorisinde, anti-de Sitter'deki bir kara delik bir termal gazla açıklanır.

<span class="mw-page-title-main">Schrödinger'in kedisi</span> Avusturyalı fizikçi Erwin Schrödinger tarafından ortaya atılmış düşünce deneyi

Schrödinger'in kedisi, Avusturyalı fizikçi Erwin Schrödinger tarafından ortaya atılmış, kuantum fiziğiyle ilgili olan, hakkında çok tartışma yapılmış bir düşünce deneyidir. Genellikle kuantum mekaniği ve Kopenhag Yorumuyla ilgili bir paradoks olarak bilinir.

<span class="mw-page-title-main">Kopenhag yorumu</span> fizikçi Niels Bohrun oluşturduğu kuantum mekaniği ile ilgili görüşler ve ilkeler dizisi

Kopenhag yorumu, genel olarak fizikçi Niels Bohr'un oluşturduğu kuantum mekaniği ile ilgili görüşler ve ilkeler dizisi. Makro ve mikro durumların ayrı fiziksel ilkelerle inceleneceğini belirtir. Fizikte gözlemin rolünü öne çıkarmasıyla bir devrim niteliğindedir.

Holografi ilkesi, bir uzayın hacminin kendi yüzeyi üzerine kodlanmış şekilde düşünülebileceğini ifade eden bir kuantum kütleçekimi ve sicim kuramı özelliğidir. İlk olarak Gerardus 't Hooft ortaya atmış ve yine Leonard Susskind; Hooft ile Charles Thorn'un fikirlerine kendininkilerini de ekleyerek net bir sicim kuramı yorumu haline getirmiştir.

Dolanıklık, kuantum mekaniğine özgü bir olgudur. Kuantum fiziğine göre iki benzer parçacık birbiriyle eşzamanlılığa sahiptir. Bu parçacıklar ayrı yerlerde birbirinden eşzamanlı olarak etkilenirler. İki elektron parçası ışık yılına yakın uzaklıkta olsa dahi birbirlerini etkileyebilirler. Bu sayede birbirinden ışık yılına yakın bir uzaklıkta olan bir elektron kendi çevresi etrafında sağa dönerken diğer bir elektron parçası sola dönecektir.

Fizikte kara delik termodinamiği, termodinamik kanunlarını kara deliğin olay ufkuyla bağdaştırmaya çalışan bir araştırma alanıdır. Kara delik ışınımının istatistiksel mekanik konusu, kuantum mekaniğinin gelişmesini sağlar. Kara delik ışınımının istatistiksel mekanik konusunu anlamaya çalışmak, bu konunun kuantum yer çekimi konusunu anlamamızda büyük etkisi olacaktır. Ayrıca holografi ilkesini anlamamızı sağlayacaktır.

<span class="mw-page-title-main">Bohr-Einstein tartışmaları</span> Bohr-Einsitein arası diyaloglar

Bohr–Einstein tartışmaları, kuantum mekaniği hakkında Albert Einstein ile Niels Bohr arasında süregelen tartışmadır.

Kara deliklerde tamamlayıcılık ilkesi kuantum kütleçekiminde kara deliklerin Hawking ışınımı sayesinde buharlaşmalarının kuantum mekaniğiyle uyumlu olabileceğini gösterir. Şu üç ilkenin birbiriyle tutarlı olduğu gösterilerek ilkenin arzu ettiği sonuç gösterilir:

Page zamanı kuantum kütleçekiminde kara deliğin entropisinin yarısını kaybettiği anı ifade eder. Bazen, kara deliğin o zamana kadar yaymış olduğu Hawking ışınımının entropisinin azalmaya başladığı an olarak da kabul edilir.

Mikro kara delikler, mekanik kuantum kara delikleri veya mini kara delikler olarak da adlandırılır, varsayımsal minik kara delikler, kuantum mekaniği etkileri için önemli bir rol oynar.

Penrose süreci ya da Penrose mekaniği, Roger Penrose tarafından teorileştirilen, dönen bir kara deliğin içindeki enerjiyi çıkarma işlemidir. Çıkarma işlemi mümkündür çünkü kara deliğin dönüş enerjisi kara deliğin olay ufkunun dışında ancak Kerr uzay-zamanında ergosfer denilen bir bölgededir. Bu bölgede parçacıklar dönen uzay-zaman ile uyumlu hareket etmek zorundadır. Ergosferdeki bütün objeler dönen uzay-zaman tarafından sürüklenir. İşlem sırasında bir grup madde ergosfere giriş yapar ve giriş yaptıktan sonra ikiye bölünür. Maddenin iki ayrı parçasının momentumu ayarlanabilir olmalıdır ki parçalardan biri olay ufkunun ötesine, deliğe düşerken diğer parça sonsuzluğa doğru kaçabilsin. Büyük olasılıkla kaçan parçanın kütle-enerjisi, orijinal parçanın kütle-enerjisinin negatif olduğu ele alındığında, daha fazla olacaktır. Özet olarak bu işlem kara deliğin açısal momentumda azalma ile sonuçlanır. Bu azalma bir enerji aktarımına işarettir. Kaybedilen momentum çıkartılan enerjiye dönüşmüştür.

<span class="mw-page-title-main">Kütleçekimsel tekillik</span> koordinat sistemine bağlı olmayan gökcisminin yerçekimi alanının sonsuz olarak ölçüldüğü konum

Kütleçekimsel tekillik ya da uzay-zaman tekilliği koordinat sistemine bağlı olmayan gökcisminin yerçekimi alanının sonsuz olarak ölçüldüğü konum olarak tanımlanır. Bu nicelikler, maddenin yoğunluğunun da dahil olduğu uzay-zaman eğriliklerinin skaler değişmeyen nicelikleridir. Uzay zamanın normal kuralları tekillik içinde var olamaz.

<span class="mw-page-title-main">David Finkelstein</span> Amerikalı fizikçi (1929 – 2016)

David Ritz Finkelstein, Georgia Teknoloji Enstitüsü'nde emeritus fizik profesörüydü.