İçeriğe atla

Ataque de nervios

Ataque de nervios (İspanyolca telaffuz: [ atake DE nerβjos ], Portekiz: ataque de nervos, telaffuz: [ ɐtaki dʒi neʁvus ] veya [ ɐtakɨ ðɨ neɾvuʃ ], aynı zamanda "Porto Rikolu Sendromu" olarak da bilinir. Kültüre özgü psikolojik bir sendrom olan Ataque de Nervios yaygın olarak Karayipler'de yaşayan Latin halkta ve diğer Latin kültürüne sahip insanlarda görülür. İngilizcede "attact of the nerves" çevrilen bu sendrom;Türkçede "sinir krizi" olarak tanımlanır.Belirtileri geçici ve tipik olarak ani, şiddetli psikososyal strese karşı ortaya çıkar.Bu durum belirtilerinin belirli bir desen oluşturmasından dolayı sinirli hissetmek gibi genel bir terim olarak kullanılmaktan çok kültüre özgü bir form olarak atfedilir. Appendix I'in gözden geçirilmiş dördüncü baskısı "Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (DSM-IV-TR)" Mental Bozuklukların İstatistiksel El Kitabı adlı kitabında kültüre özgü sendrom olarak yer alır.

Semptomlar daha çok düşüncesiz ve dramatik davranışlar olarak ortaya çıkar. Kontrol edilemeyen ağlama, titreme, çığlık atma, yoğun öfke, yanakların ve başın kızarması, nesneleri kırıp dökme, disosiyatif deneyimler, sözlü ve fiziksel saldırı olarak görülür. Daha az olarak bayılma, intihar girişimi, gasp benzeri davranışlar görülebilir. Sonuçta kısa süreli tutarsız psikoz, işitsel ve görsel halüsinasyonlar da eşlik edebilir. Reaksiyonlar genellikle aile içi stres yaratan olaylardan doğar.

Ataque de Nervios Karayipli Latin halkta nispeten daha çok görülür. Örneğin Porto Riko'da bulunan yetişkinlerin tahmini olarak %13.8'inde bu durum görülmüştür. Sosyodemogratif faktörlerin hastalıkla ilişkisi birinci sırada yer almaktadır. Hastalığın prevelansı yaş üstü kadınlarda, sosyoekonomik durumu düşük, boşanmış ve dul insanlarda daha yüksektir. Atakların sevilen birinin kaybı, çatışmalara bağlı aile göçü gibi durumlarla da ilişkili olduğu görülmektedir.

Ataque de Nervios diğer psikiyatrik düzensizlikler ile de bağlantılıdır. Porto Riko'da yapılan bir araştırmada Ataque de Nervios hastalarının %63'ünde psikiyatrik bozukluk kriterleri saptanmıştır. Ataque de Nervios hastalarının hasta olamayanlarda 4.35 kat psikiyatrik bozukluğa yatkın olduğu görülmüştür. Özellikle anksiyete bozuklukları, agorafobi, panik bozukluklar, aşırı mood değişiklikleri ve majör depresyon bu bireylerde daha sık görülür. Ataklar sırasında ortaya çıkan semptomlar ilişkili olduğu mental bozukluklara göre değişiklik göstermektedir. Aşırı mood değişikliği olan hastalarda ataklar sırasında öfke patlamaları, çığlık atma, bağırma, çevreye zarar veren davranışlar görülürken panik atakla birlikteliğinde hastalarda aşırı ölüm korkusu, boğulma hissi, şiddetli kaygı görülmektedir.

Ataque de Nervios ayrıca çocukluk çağı travmaları ve seksüel travmalar geçirmiş bireylerde diğer insanlara oranla daha sık görülmektedir.

Sonuç olarak hastaların semptomları diğer hastalıklardan kesin olarak ayrılarak ele alınmalı; tedavi bu ölçütlere göre planlanmalıdır.

Semptomlar

Semptomlar daha çok düşüncesiz ve dramatik davranışlar olarak ortaya çıkar. Kontrol edilemeyen ağlama, titreme, çığlık atma, yoğun öfke, yanakların ve başın kızarması, nesneleri kırıp dökme, disosiyatif deneyimler, sözlü ve fiziksel saldırı olarak görülür. Daha az olarak bayılma, intihar girişimi, gasp benzeri davranışlar görülebilir. Sonuçta kısa süreli tutarsız psikoz, işitsel ve görsel halüsinasyonlar da eşlik edebilir. Reaksiyonlar genellikle aile içi stres yaratan olaylardan doğar.

Tarih

Ataque de Nervios ilk olarak Porto Riko'da bulunan Amerikan Askeri Psikiyatrist tarafından Porto Rikolu bir gençte gözlendi. Bu durum daha önce karşılaşılmamış bir hastalık olarak kayıtlara geçti.[1]

Kaynakça

  1. ^ "kaynak". 28 Mayıs 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 27 Mayıs 2015. 

İlgili Araştırma Makaleleri

Aktivite artışı veya aşırı aktivite, birkaç durumda psikiyatrik anlam taşıyabilir. Oldukça ani başlayan bir aktivite artışının yanı sıra iyimserlik, coşkunluk, fevri davranışlar ve uyku ihtiyacında azalma, manik hastalıklarda tipiktir.

<span class="mw-page-title-main">Hastalık</span> organizmaları olumsuz etkileyen anormal durum

Hastalık, bir organizmanın tamamının veya bir kısmının yapısını veya işlevini olumsuz yönde etkileyen ve hemen herhangi bir dış yaralanmaya bağlı olmayan belirli bir anormal durumdur. Hastalıklar genellikle belirli belirti ve semptomlarla ilişkili tıbbi durumlar olarak bilinir. Bir hastalığa patojenler gibi dış faktörler veya iç işlev bozuklukları neden olabilir. Örneğin, bağışıklık sisteminin dahili işlev bozuklukları, çeşitli bağışıklık yetmezliği, aşırı duyarlılık, alerjiler ve otoimmün bozukluklar dahil olmak üzere çeşitli farklı hastalıklara neden olabilir.

<span class="mw-page-title-main">Panik atak</span> aniden başlayan yoğun korku ve endişe nöbeti

Panik atak; çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı, uyuşma veya kötü bir şeyin olacağı hissiyle karakterize; aniden gelen yoğun korku dönemidir. Semptomların şiddeti dakikalar içinde yükselmektedir. Genellikle bir atak yaklaşık 30 dakika sürer, ancak bu süre saniyeler ila saatler arasında değişebilir. Atak sırasında kontrolünü kaybetme korkusu ve göğüs ağrısı da görülebilir. Panik ataklar kişiye fiziksel olarak herhangi bir zarar vermez.

Disosiyatif kimlik bozukluğu veya yaygın bilinen adıyla çoklu kişilik bozukluğu ya da karıştırılan diğer adıyla disosiyatif kişilik bozukluğu kişilik bütünlüğünün, birliğinin bozulması şeklinde beliren zihinsel hastalıktır. Şahsiyet bir bütündür. Şahsiyetteki ayrışma bazen sınırlı ve kısmi olabilir. Bu halde beyinde şekillenen bazı olguları hasta kendi dışında olmuş şeyler gibi görür. Bazı hallerdeyse ruhsal bütünlüğün parçalanması daha derinlere iner, hasta kendinde birbirinden farklı iki ayrı varlık olduğunu zanneder: Bu iki kişi apayrı olmakla beraber bazen bir arada bulunur, bazen de art arda ortaya çıkar ; bundan başka, hastalık hastanın kendi vücudunu vücut dışında görmesi şeklinde de belirebilir. Genellikle bir panik atak veya yaşanmış bir travma sonucunda beynin otomatikman kendi kendini koruma altına alması anlamına da gelir.

Psikoz, düşünce ve duyunun ağır oranda bozulduğu zihin durumunu tanımlamakta kullanılan genel bir psikiyatri terimidir. Psikotik epizod geçiren hastalar halüsinasyonlar görüp, delüzyonel inançlar taşıyabilir, kişilik değişiklikleri ve düşünce bozukluğu gösterebilir. Bir psikotik epizod gerçek ile bağlatının kopması veya zarar görmesi ile karakterizedir denilebilir. Gençlerde daha sık görülen psikoz ağır bir zihinsel hastalığın belirtisi olabilir.

Amnezi veya hafıza kaybı, belleğin (hafızanın) rahatsız olması, bozukluğa uğraması durumudur. Amnezinin nedenleri organik veya fonksiyonel olabilir. Travma veya hastalıklar yüzünden beynin zarar görmesi veya belirli maddelerin kullanımı organik nedenlerindendir. Fonksiyonel nedenler psikolojik faktörlerdir, savunma mekanizmaları gibi. Histerik travma-sonrası (post-travmatik) amnezi bunun örneklerindendir. Amnezi aniden olabilir, geçici global amnezi gibi. Bu tip amnezi orta yaş veya daha yaşlı kişilerde, özellikle erkeklerde daha yaygındır ve genellikle 24 saatten kısa sürer.

Narkolepsi, gündüz aşırı uyku eğilimi - Excessive Daytime Sleepiness (EDS) - ile karakterize edilen nöropsikiyatrik bir durumdur. Uyku felci, katapleksi ve hipnogojik halüsinasyonlar ise bu hastalığın uzantısında ortaya çıkan diğer bozukluklardır.

<span class="mw-page-title-main">Hipoglisemi</span>

Hipoglisemi, kan şekerinin olması gerektiğinden daha düşük olması durumudur.

<span class="mw-page-title-main">Fenobarbital</span> kimyasal bileşik

Fenobarbital, Luminal ticari adıyla da bilinen bir barbitürattır. Barbitürik asit türevi bir hipnotik ilaç etken maddesidir. Tadı acıdır. Vücuttan atılması zor olduğundan böbreklerde birikme sakıncası vardır.

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) veya posttravmatik stres bozukluğu (PTSD), travma yaratan bir olayın yaşanmasından sonra, o olayın günlük yaşamda veya rüyada tekrar yaşanması, o olayı hatırlatan durumlardan kaçınmaya yol açan bir aşırı uyarılmışlık, kaygı ve kolayca irkilmeyi içeren bir kaygı bozukluğudur.

<span class="mw-page-title-main">Listeriosis</span> merkezi sinir sistemine ilişkin bozukluklarla karakterize bir bakteriyel hastalık

Listeriosis, zoonoz özellikte ve hayvanlarda ve insanlarda merkezi sinir sistemine ilişkin bozukluklarla karakterize bir bakteriyel hastalıktır.

<span class="mw-page-title-main">Kalp çarpıntısı</span> kalp atışı anormalliği

Palpitasyon kişinin kalp atışını hissetmesine yol açan bir kalp atışı anormalliğidir. Bu durumda kalp atışı çok hızlı, çok yavaş, düzensiz ya da normal olabilir. Ektopik atım sonucunda olabilir, ancak ektopik atımla karıştırılmamalıdır. Neredeyse herkes nadiren de olsa palpitasyon tecrübesi yaşar, ancak sıklıkla oluyorsa bir problemin işaretçisidir. Çoğunlukla sinirsel bir durumdur; kişinin ya kalp hastalığı korkusuyla ya da duygusal bozukluklar sonucu, kendi kalp etkinliğiyle aşırı ilgilenmesi sonucu ortaya çıkar.

<span class="mw-page-title-main">Katatoni</span> Psikoloji

Katatoni, psikomotor belirtilerle karakterize bir klinik tablo. İlk kez 1874 yılında, Karl Ludwig Kahlbaum tarafından tanımlanmıştır. Psikiyatrik bozukluklar dışında başka çeşitli tıbbi nedenlerle de ortaya çıkabilir.

Bu listede önemli ve sık görülen nörolojik bozukluklar, semptomlar, bulgular ve sendromlar alfabetik olarak sıralanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Panik bozukluk</span> fiziksel semptomların eşlik ettiği beklenmedik ve tekrarlanan yoğun korku atakları ile karakterize olan anksiyete bozukluğu

Panik bozukluk, tekrarlanan beklenmedik panik ataklar ile karakterize bir anksiyete bozukluğudur. Panik ataklar çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı, uyuşma veya korkunç bir şeyin olacağı hissini içeren ani yoğun korku dönemleridir. Semptomlar dakikalar içinde etkilerini artırır ve en yüksek derecelerine çıkarlar. Daha fazla atağın gelmesinden kaygı duyarak geçmişte atakların meydana geldiği yerlerden kaçınmayla sonuçlanacak endişeler olabilir.

<span class="mw-page-title-main">Erotomani</span> Mental rahatsızlık

Erotomani Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) tarafından yayınlanan taksonomik ve tanı aracı olan Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabına göre sanrısal bir bozukluğun alt tipi olarak listelenmiştir. Bu nispeten nadir görülen bir paranoid durumdur ve bir bireyin başka bir kişinin kendisine âşık olduğuna dair sanrılarıyla karakterize edilir. Bu bozukluk en çok utangaç, bağımlı ve cinsel açıdan deneyimsiz kadın hastalarda görülür. Sanrının amacı tipik olarak yüksek sosyal veya mali durum, evlilik veya ilgisizlik nedeniyle ulaşılamaz olan bir erkektir. Takıntı nesnesi ayrıca hayali, ölmüş veya hastanın hiç tanışmadığı biri olabilir. Referans sanrıları yaygındır, çünkü erotomanik birey, genellikle gizli hayranlarından mesajlar aldığını algılar ancak kanıtı yoktur. Genellikle, erotomaninin başlangıcı anidir ve seyri kroniktir.

Psikiyatrik hizmet köpeği obsesif kompulsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu, şizofreni, depresyon, anksiyete ve bipolar bozukluk gibi psikiyatrik veya zihinsel engel durumlarında sahibine yardımcı olması için eğitilen bir hizmet köpeği çeşididir.

Fobofobi, fobilerden korkma veya korkmaktan korkma olarak tanımlanan ve yoğun anksiyete ve somatik hislere neden olan bir fobidir. Fobofobi, agorafobi gibi anksiyete bozuklukları ve panik atak ile doğrudan ilişkilidir. Bir hasta fobofobi geliştirdiğinde, durumu teşhis edilmeli ve tedavi edilmelidir.

Şizofreniform bozukluk, en az bir ay şizofreni semptomlarının mevcut olduğu, ancak şizofreni tanısı için gerekli olan altı ay boyunca rahatsızlık belirtilerinin olmadığı durumlarda teşhis edilen bir ruhsal bozukluktur.

Fonksiyonel nörolojik bozukluk veya kısaca FND, hastaların zayıflık, hareket bozuklukları, bayılma gibi duyusal ve nörolojik semptomlar yaşadığı bir durumdur. Fonksiyonel nörolojik bozuklukların semptomları klinik olarak tanınabilir, ancak herhangi bir organik hastalık ile ilişkili değildir. Fonksiyonel nörolojik bozuklukların alt grupları, fonksiyonel nörolojik semptom bozukluğu (FNsD), konversiyon bozukluğu ve psikojenik hareket bozukluğu/ epileptik olmayan nöbetleri içerir. Tanı, bir nörolog konsültasyonu sırasında muayenedeki pozitif belirti ve semptomlara dayanarak konur. Fizyoterapi, özellikle motor semptomları olan hastalar için yararlıdır ve bilişsel davranışçı terapi ise dissosiyatif atakları olan hastalarda daha çok etkilidir.