İçeriğe atla

Arzı Kız Efsanesi

Kırım'ın Mishor kasabasında destanlara konu olmuş, efsanevi Arzı Kız'ın (Mishor Kızı) öyküsüdür. Yolu buraya düşenler Mishor Kızı'nın sahilden 20-30 metre açıktaki bronz heykelini görebilir ve hemen karşısındaki dalgalı ve derin Karadeniz'e girebilme ayrıcalığını yaşayabilirler.

Efsane

Mishor köyünde yaşayan Abiy Aga'nın biricik kızı dillere destan güzellikteki Arzı'nın pek çok taliplisi vardır. Kimsede gönlü olmayan Arzı Kız bir gün çeşme başında komşu köyden Emir Asan adlı yiğit bir delikanlı ile karşılaşır. Birbirlerine aşık olan iki genç, köydeki coşkulu nişan töreninin ardından düğün hazırlıklarında başlarlar.

Köyde pek sevilmeyen tüccar Ali Baba, bir gün çeşme başında Arzı Kızı görür ve güzeller güzeli Arzı'yı kaçırıp saraya satmayı, bu işten de büyük paralar kazanmayı planlar. Bu amaçla Arzı Kızı adım adım takip ettirmeye başlar.

Düğün günü gençler neşe içinde düğün hazırlıkları ile meşgulken Ali Baba ve adamları çeşme başındaki Arzı Kızı kaçırırlar ve tekneye bindirip yola koyulurlar. Arzı'nın çığlıklarını duyan Asan, Abiy Aga ve köy halkı çeşme başına geldiklerinde Arzı Kız'dan geriye sadece su testisi kalmıştır.

Mishor'dan kaçırılan Arzı Kız, İstanbul’da ağırlığınca altın karşılığında satılır ve sarayda padişahın huzuruna çıkarılır. Artık Arzı Kız için hasret ve hüzün dolu günler başlamıştır. Sarayda mutsuzdur ve memleketini, Kırım’ı özlemektedir. Vatan hasretine dayanamayan Arzı Kız bir gün sarayın denize bakan kulelerinden birine çıkıp kucağında minik oğlu ile birlikte kendini denize bırakır.

İşte o akşam, Arzı Kız kucağında yavrusu ile "Deniz Kızı" olup, Mishor'da çeşmenin başında kıyıya çıkar. Çeşme başında eski günleri düşünüp, geçmişi andıkan sonra, yürekten bir “Ah!..” çekerek kendini tekrar Karadeniz’in dalgalarına bırakır.

Ruslar Kırım’ı işgal ettikten sonra bu bölgeyi mülküne geçiren Prens Knyaz Yusupov bu efsaneden çok etkilenir ve destanda adı geçen sahile bir çeşme ve Arzı Kız ile Ali Baba’yı tasvir eden bir anıt inşa ettirir. Denizin ortasında da deniz kızına dönüşen Arzı Kızı kucağındaki oğluyla tasvir eden bronzdan bir heykel yaptırır. Heykel zamanla Karadeniz’in azgın dalgalarına dayanamayarak yıkılsa da bilahare yerine bronzdan bir heykel daha yapılmıştır.

Edebi Yönü

Bu duygusal destansı hikâye, 1900’lü yılların başında Yusuf Bolat tarafından oyunlaştırıldı ve kısa zamanda Kırım Tatarlarının en meşhur tiyatro oyunlarından biri oldu. "Kırım Tatar Akademik Tiyatrosu" tarafından sahneye konan "Mishor Kızı Müzikali", 2002 senesinde Kırım Derneği Genel Merkezi tarafından organize edilen bir turne ile Türkiye'deki sanatseverlerin karşısına çıkmıştır.

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Kırım Tatarları</span> Türklerin kıpçak kolundaki topluluk

Kırım Tatarları ya da Kırımlılar, anayurtları Karadeniz'in kuzeyindeki Kırım yarımadası olan Türkî halktır. 1783'te Kırım Hanlığı'nın Rusya tarafından ilhak edilmesiyle birlikte Osmanlı Devleti'ne zorunlu göçe tabi tutulmuşlar ve kendi vatanlarında azınlığa düşmüşlerdir. SSCB döneminde Stalin'in emriyle 18 Mayıs 1944'te sürgüne uğrayarak nüfuslarının yarısını yitirmişlerdir. SSCB'nin yıkılmasıyla sürüldükleri topraklardan Kırım'a geri dönmeye başlayan halk, Ukrayna'nın ana Müslüman unsurunu oluşturur.

<span class="mw-page-title-main">Âdile Sultan</span> Osmanlı Padişahı II. Mahmudun kızı

Âdile Sultan, Türk Divan edebiyatı şairi. Sultan II. Mahmut'un kızı, Sultan Abdülmecid'in kız kardeşi.

Kemalettin Tuğcu, Türk yazar.

<i>Acı</i> (film, 1971) Yılmaz Güneyin 1971 yapımı filmi

Acı, Türkçe bir film. Filmin ana teması pişmanlık üzerine kurulmuş. 15 yıllık hapislik yaşamından sonra, yıllar önce öldürdüğü adamın ailesine gidip bağışlanmasını isteyen, düşman kapısında it olmaya bile razı olan Çiçek Ali rolüyle ilginç bir tip çizmiştir Yılmaz Güney. Filmin son sahneleri oldukça hareketlidir. Dağlarda silahıyla atış talimleri yapan Güney, giydiği beyaz giysileriyle samuraylara gönderme yapmaktadır. Ağaç dallarına, kayalara ve gerdiği iplere çanları bir bir dizer ve çan sesinin geldiği yöne çanlara doğru ateş eder. Önce "Çan" adı altında yazılan filmin adı daha sonra "ACI" olarak değiştirilmiştir.

Barak Baba, ünlü bir Babai dervişidir. Kesin olarak nerede doğduğu bilinmemektedir. Anadolu'nun Selçuklu Türklerinin eline geçmesinden sonra Müslümanlaştırılması görevini bu büyük zatlara vermesi ile Anadolu'daki çeşitli tekke ve zaviyeler bu insanlar tarafından devamlı dolaşılır olmuştur. Tüm Anadoluda bunların izleri ve saygınlıkları sürdürülmüştür. Afyonun Sandıklı ilçesinde de bir türbesi yer almaktadır. Burada yalnız Barak'ın değil Sarı Saltuk'un ve Taptuk Emre'nin de mezarlarının olması acaba Barak'ın hocalarının yanında mı olmak arzusundan dolayı mı, yoksa Babailik hareketinin merkezi olmasından mı burayı tercih ettiği kesinlik kazanamamıştır. Barak Baba böylesi bir düşünsel siyasal birikimin tam merkezinde olan biridir. Bu durum onun düşünsel ve siyasal kimliğinin oluşmasında belirleyicidir.

<span class="mw-page-title-main">Seyit Onbaşı</span> Türk asker

Seyit Ali Çabuk veya bilinen adıyla Seyit Onbaşı, I. Dünya Savaşı'nda Çanakkale Cephesi'nde çarpışan Türk asker.

<span class="mw-page-title-main">Kadir Savun</span> Türk oyuncu

Kadir Savun, Türk oyuncudur.

<span class="mw-page-title-main">Kumanlar</span> 11.-14. yüzyıllarda Doğu Avrupa, Balkanlar ve Batı Anadoluda yaşamış bir Türk halkı

Kumanlar, 11. yüzyıl ile 14. yüzyıl arasında Doğu Avrupa’da yaşamış bir Türk halkı. Tarihte, Kıpçaklar ile aynı birlik içinde bulunmuş, bu yüzden de zamanla Kıpçaklar ile birlikte anılmışlardır.

<span class="mw-page-title-main">Saadettin Erbil</span> Türk seslendirme sanatçısı ve oyuncu

Saadettin Erbil, Türk oyuncu ve aynı zamanda seslendirme sanatçısıdır.

Ahmet Mekin, doğum adıyla Ahmet Kurteli,, Türk sinema ve tiyatro oyuncusu.

<span class="mw-page-title-main">Haluk Tezonar</span> Türk heykeltıraş

Haluk Tezonar, Türk heykeltıraş. En çok Atatürk anıtı yapan heykeltıraşlar arasında yer alır.

Nuri Akıncı Yönetmen, senarist, yapımcı.

<span class="mw-page-title-main">Kadırga, Fatih</span> İstanbul Fatihte semt adı

Kadırga, İstanbul ilinin Fatih ilçesinde bulunan eskiden kadırgaların barındığı büyük bir liman olan Kadırga Meydanı'nı da içinde bulunduran bir semt. Günümüzde asırlık ağaçların bulunduğu sakin bir semt olan Kadırga'da, Bizans'ın en eski limanı olan Kadırga Limanı, tarih boyunca Portus Novus, Justinianus Limanı ve Sophia Limanı adları ile de anılmıştır. İlk isim, limanı inşa ettiren İmparator I. Justinianus'a izafeten verilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Kırım Halk Cumhuriyeti</span>

Kırım Halk Cumhuriyeti, 26 Aralık 1917 tarihinde Kırım Tatar Millî Kurultayı'nın ilan ettiği cumhuriyettir. 23 Şubat 1918 tarihine kadar, günümüzde Ukrayna sınırları içerisinde kalan Kırım Yarımadası'nda varlığını sürdürmüştür. Başkenti Bahçesaray'dır. Kırım Halk Cumhuriyeti, Rus İmparatorluğu'nun yıkılışına yol açan 1917 Rusya Devrimi 'nden sonra çoğu kez görülen devlet kurma girişimlerinden biridir.

1940'lı yıllarda Türkiye'de 73 film çekilmiştir. Listesi:

Turgut Pura, Türk heykeltıraş.

<span class="mw-page-title-main">Fatma Sultan (Abdülmecid'in kızı)</span> Osmanlı prensesi (1840-1882/4), 1. Abdülmecidin kızı

Fatma Sultan, Sultan Abdülmecid'in ve Gülcemal Kadınefendi'nin kızı, V. Mehmed kız kardeşi.

<span class="mw-page-title-main">Kırım</span> Karadenizdeki bir yarımada

Kırım, Doğu Avrupa'da, Karadeniz'in kuzey kıyısında yer alan ve Karadeniz ile Azak Denizi tarafından çevrelenen Ukrayna’da bulunan bir yarımada. Ukrayna'nın Herson Oblastı'nın güneyinde ve Rusya'nın Kuban bölgesinin batısında bulunmaktadır. Perekop Kıstağı ile Herson Oblastı'na bağlanmaktadır ve Kerç Boğazı ile Kuban'dan ayrılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Konstantin Forumu</span>

Konstantin Forumu imparator I. Konstantin tarafından yeni başkenti Konstantinopolis’in merkez meydanı işlevini görmesi için yaptırılmıştır. Kentin bu ilk forumu, Septimius Severus döneminden kalma Byzantion kent surlarının ana kapısının hemen önüne inşa edilmiştir. Dairesel meydanın doğu ve batısında kentin ana caddesi olan Mese’ye çıkan iki anıtsal geçit bulunmaktaydı. Forumun merkezinde günümüzde de ayakta olan ve Çemberlitaş olarak bilinen porfir sütun yer almaktadır. Forum 328’deki inşasından 1204’te yağmalanmasına kadar büyük ölçüde bozulmadan varlığını sürdürmüştür.

Türkiye'de, yaşama kurallarına, ahlâk anlayışlarına, gelenek ve göreneklerine ve yaşanan ortamın kültür durumuna göre az çok değişen evlenme törenleri vardır. Bu törenler, yapı ve nitelikleri bakımından ilden ile, bazen köyden köye göre de değişiklik gösterebilir. Eski çağlardan kalma gelenek ve inançlar farklı tutumlarla bu törenlerde yaşar. Bu yüzden, Türk evlenme törenlerini tek bir ölçüye göre açıklamak yeterli sayılmamalıdır.