İçeriğe atla

Arifzade

Ârifzâde, 18. yüzyılın ilk yarısında yaşamış divan edebiyatı şairidir.

Hayatı

Asıl adı Tuhfe-i Nā`îlî‟de "Mehmed", Saadettin Nüzhet Ergun'un Türk Şâirleri; Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi ve Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi'nde "Mahmud" olarak geçmektedir.[1] Rumeli kadılarından Ârif Efendi'nin oğlu olmasından dolayı "Ârifzāde" olarak tanınır. Kaynaklarda, Âsım'ın Rumeli kadılarından Pîrîzâde'nin öğrencisi olarak eğitim aldığı, Karaferyalı Mahmud Efendi ile iyi ilişkiler kurduğu ve devrin önemli âlimlerine bağlı olduğu bilinmektedir.[2] Keyif verici maddelere olan düşkünlüğü yüzünden bu ilmî çevrelerden uzaklaşmış ve siyasi çekişmeler nedeniyle devrin önde gelenlerinin gözünden düşmüştür. Maddi ve ruhsal sıkıntılar içinde 1737 tarihinde ölmüştür.[1]

Eserleri

Bilinen tek eseri Dîvânçe'dir. İki yazma nüshası olan bu eser, 133 şiirden oluşmaktadır. Bunların 7'si tahmis, 1'i müseddes, 2'si mesnevi, 15'i kıt’a, (5'i tarih), 3'ü nazım, 4'ü rubai, 45'i müfred ve 49'u gazeldir.[2] Gazelleri aşk ve tabiat ağırlıklıdır. Tarih kıtalarında ise Damat İbrahim Paşa, Âişe Kadın, Seyyid İbrahim Ağa ve Sâid Ağa'nın vefatları ile Ali Paşa’nın sadrazam olması işlenmiştir. Divançe'de en sık Damat İbrahim Paşa'nın adı geçmektedir.[2]

Edebî yönü

Dönemin kaynaklarında Ârifzāde'den "kabiliyetli", "mârifet sahibi", "şairlikte usta biri" olarak bahsedilmektedir.[2] Çağdaşı olan Nedim'in üslubundan etkilenmiştir. Şiirlerinde mahallî-folklorik üslubu kullanmıştır.[3]

Kaynakça

  1. ^ a b Jabbar, Ziyad Tarık ABDUL (1 Haziran 2007). ""Arifzade Asım'ın Şiirler Mecmuası "". Journal of the College of Languages (JCL) (İngilizce) (17): 151-161. ISSN 2520-3517. 14 Ocak 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Ocak 2023. 
  2. ^ a b c d Eflatun, Muvaffak (1 Aralık 2003). "Ârifzâde Âsım ve Divançesi". Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi (14): 81-88. ISSN 1300-5766. 14 Ocak 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Ocak 2023. 
  3. ^ Arslan, Fatma Şennur (1 Haziran 2011). "Ârifzâde Âsım'ın "Tuhfetü'z-zenân" Mesnevisi". Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları (HÜTAD). 14 (14): 45-74. ISSN 1305-5992. 14 Ocak 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Ocak 2023. 

İlgili Araştırma Makaleleri

Tevhit ya da Tevhid, Türk ve İslam edebiyatında Allah'ı, yaratılış ve kainatın aslı gibi unsurları bir arada yorumlayan manzum –mensur edebî tür.

<span class="mw-page-title-main">Divan (edebiyat)</span> Divan edebiyatı şairlerinin eserlerini topladıkları antolojik eser

Divan, Divan edebiyatı şairlerinin belli bir düzene göre şiirlerini topladıkları yapıt.

<span class="mw-page-title-main">Nedîm</span> Divan edebiyatı şairi

Nedîm, Divan Edebiyatı eserleri veren Türk bir şairdi. Şöhretini, Osmanlı İmparatorluğu'nun 1718-1730 yılları arasındaki Lâle Devri'nde kazandı. Hayatı ve eserleri ile Lâle Devri ruhûnun en önemli temsilcisi olarak kabul edilir.

Kaside, genellikle din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılan bir şiir formudur. Ancak kaside biçiminin şiirin farklı konuları için de kullanıldığı vakidir. Kaside sanatı, öncelikli olarak Araplar tarafından geliştirilmiştir. Kaside, klasik Arap şiirinin en yüksek hali kabul edilmektedir. Eski Arap edebiyatında kasideler birkaç farklı dahili kısımdan oluşacak şekilde nazmedilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Gazel</span> divan edebiyatının aşktan bahseden temel şiir biçimi

Gazel, Türkçe Divan edebiyatının en yaygın nazım şeklidir. Gazel sözcüğü sözlük tarifi ile "kadınlarla sevgi üzerine konuşmak, söyleşmek" anlamına gelir.

<span class="mw-page-title-main">Hayâlî Bey</span> Osmanlı şairi

Hayâlî Bey (خيالى) Türk Divan edebiyatı şairinin mahlası. Asıl Adı Mehmet'tir. “Bekâr Memi” diye anılmıştır. Eserleri zengin bir hayal gücüyle yazılmış, ince ve duyarlı bir üsluba sahiptir.

<span class="mw-page-title-main">Şemsi Ahmed Paşa</span> Osmanlı soylu ve beylerbey

Şemsi Ahmed Paşa ; ; Şam, Anadolu ve Rumeli beylerbeyi görevlerinde bulunmuş Osmanlı devlet adamıdır.

<span class="mw-page-title-main">Muallim Naci</span> Türk tanzimat dönemi yazarı ve şairi

Muallim Naci, Türk yazar, şair, öğretmen ve eleştirmen.

Sünbülzade Vehbî, 18. yüzyılın dîvan şairlerindendir. Asıl adı Mehmet olup, Maraş'ta 'Sünbülzadeler' olarak anılan ailenin bireylerindendir.

Mütercim Ahmed Âsım, 18. yüzyılın son dönemi ile 19. yüzyılın başlarında önemli bir ilim ve kültür merkezi olan Gaziantep'in kültür yaşamı içinde yetişmiş, bilim insanı, şair, yazar ve mütercimdir.

Abdullah Vassaf Efendi Osmanlı şeyhülislamı, divan şairi, ilim adamı ve hattat.

Zekeriyâzâde Yahyâ Efendi 16. yüzyılın son yarısında ve 17. yüzyılın ilk yarısında çok uzun yaşayan, Sultan I. Mustafa, Sultan IV. Murat ve Sultan İbrahim devirlerinde üç defa Şeyhülislam olarak yüksek devlet görevi yapmış bir âlim ve aynı zamanda ünlü bir Türk divan şairidir.

<span class="mw-page-title-main">İbrahim Alaettin Gövsa</span> Türk yazar, şair, eğitimci, mizahçı ve siyasetçi (1889 - 1949) Hayatı boyunca hemen her türlü edebiyat dalında yapıt vermiş değerli bir eğitim insanıdır

İbrahim Alaettin Gövsa , Türk yazar, şair, eğitimci, mizahçı ve siyasetçi.

Leskofçalı Galip, 19. yüzyıl divan şairi.

Mustafa Naîmâ ya da tam adıyla Halepli Mustafa Naîmâ Efendi,, Osmanlı tarihçisi, ilk resmî Osmanlı vakanüvisi. 17. yüzyıl Osmanlı tarihini ele aldığı Târîh-i Naîmâ ile bilinir.

Zübeyde Fıtnat Hanım, 18. yüzyılda yaşamış bir divan şairidir. Divan edebiyatında kendinden sonra gelen kadın divan şairleri arasında bir zirve olarak görülmüştür Şiirleri kadar nükteleri, kendisi ile Koca Ragıp Paşa ve şair Haşmet çevresinde geçtiği varsayılan latifelerle de tanınmıştır.

Ahmed Arif Hikmet Bey Efendi 1846 - 1854 doneminde Osmanlı Şeyhülislamı.

<span class="mw-page-title-main">Seyyid Vehbi</span>

Seyyid Vehbi, divan şairi ve nesir yazarı.

Akif Paşa, devlet adamı, divan şairi ve yazarıdır.

Şiir ve İnşâ, Tanzimat edebiyatı kişilerinden Ziya Paşa'nın 1868 yılında Londra'da yayımlanan makalesi. Ziya Paşa beraberindekilerle birlikte Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin toplantılarına katılım gösteriyordu ve bu haber alınca Namık Kemâl ile birlikte Paris'e firar etti. İkili ardından Londra'ya geçerek Hürriyet gazetesini çıkardı. Ziya Paşa bu makalesini 7 Eylül 1868 tarihli 11. sayısında burada çıkardı. Paşa bu makalesinde yazı, dil ve edebiyat üzerine olan düşüncelerini eleştirel bir üslupla ortaya koydu. Şiir ve düzyazı kavramlarını açıklamaya çalıştı. Divan şiir ve nesrini Doğu eksenli özentilik olarak görüp Arap ve Fars temelli olmasından ötürü yerel ve ulusal olmadığını dillendirdi. Türklerin doğal şiirlerinin halk şairi, nesrinin de Mütercim Âsım'ın ve Muhbir gazetesinin tercih ettiği şive olduğunu belirtti.