
Kıbrıs, Güneybatı Asya'da bulunan ve Akdeniz'deki Sicilya ve Sardinya'dan sonra gelen üçüncü büyük adadır. Kıbrıs Cumhuriyeti, Birleşik Krallık'a bağlı üs bölgeleri dışında de jure olarak adanın tamamını, fiilî olarak adanın %59'luk güney kesmini yönetir. 1974'ten beri de facto olarak ikiye bölünmüş olan adanın kuzeyinde yer alan %36'lık bölgesinde günümüzde yalnızca Türkiye tarafından tanınan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bulunur.
Bahadırzade Arabacı Ali Paşa, II. Ahmed saltanatında, 19 Ağustos 1691 - 27 Mart 1692 tarihleri arasında altı ay yirmi dokuz gün sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.
Kalaylıkoz Ahmed Paşa III. Ahmed saltanatında, 28 Eylül 1704 - 25 Aralık 1704 tarihleri arasında iki ay yirmi yedi gün sadrazamlık ve birçok eyalet valiliği ve muhafızlığı yapmış Osmanlı devlet adamı.

Kıbrıslı Mehmet Kâmil Paşa, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde 4 kez sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.

Gazimağusa ya da Mağusa, Kıbrıs Adası'nda bir liman kenti. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Mağusa kazası'nın ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Gazimağusa İlçesi'nin yönetim merkezi.

Lala Mustafa Paşa, III. Murad saltanatında 28 Nisan 1580 ile 7 Ağustos 1580 tarihleri arasında üç ay dokuz gün sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.
Miralay Ahmet Bey Camii, Mersin'in Tarsus ilçesinde bulunan, adını onu yaptıran kişi olan Miralay Ahmet Bey'den alan camidir. Miralay Ahmet Bey tarafından yaptırılan eserler arasında Eski Hal Camii, 20 odalı bir medrese ve Bozcaada'da bulunan Alaybey Camii de yer almaktadır.

Kıbrıs, 1570'te başlayan Osmanlı-Venedik Savaşı'nda Osmanlı İmparatorluğu tarafından feth edilmesinin ardından, 1878'e dek Osmanlı idaresinde kaldı. 1571-1670 yılları arasında arasında ayrı bir eyalet statüsünde varlığını sürdürdü. Eyaletin yönetim merkezi Dağ Kazâsı'nda yer alan Lefkoşa oldu.

Lahsa Eyaleti, 1551-1663 ve 1871-1913 tarihleri arasında Osmanlı Devleti'ne bağlı eyalet. Bugünkü Kuveyt'ten yine bugünkü Katar topraklarına kadarki bölgeyi kapsar. Osmanlı döneminde merkezi Katif kenti olmuştur. Lahsa adı, Bölgenin Arapça adı al-Hasa'dan bozmadır.

Kıbrıs'ta Osmanlı İmparatorluğu döneminde yapılmış on beş medrese bulunmaktaydı. Vakfıye defterlerine göre ise kayıtlı on bir tane medrese vardı. Bu medreseler, lise düzeyinde eğitim vermekteydi. Adadaki ilk medrese, 1573'te, Lefkoşa'da inşa edilen Büyük Medrese'dir. Yine Lefkoşa'da bulunan Küçük Medrese ise, ondan beş yıl sonra inşa edilmiştir. On iki medresenin sadece sekizi İngiliz dönemine kadar eğitimine devam edebilmiştir.
Büyük Medrese, Lefkoşa'da bulunan bir medreseydi. 1573-1936 yılları arasında var oldu.
Peristerona Medresesi, Kıbrıs'ın Peristerona köyünde bir medrese. Yapılıp kullanıma açılma tarihi kaynaktan kaynağa farklılık gösterir. Kimi kaynaklarda bu tarih 1837 olarak belirtilse de kimi kaynaklarda bu tarih 1875 olarak geçmektedir. Bağışçısının kim olduğu bilinmemektedir. Günümüzde harap haldedir. Esas olarak bir avlu etrafında sıralanan odalardan oluşmaktadır.

Büyük Han, Lefkoşa'nın kuzey kesiminde yer alan bir handır. Tarihsel olarak Kıbrıs'ın en büyük hanı olup kendisi gibi Asmaaltı Meydanı'nda yer alan Kumarcılar Hanı'yla birlikte Lefkoşa'da Osmanlı döneminden günümüze ulaşan iki handan biridir.

Merzifon Çelebi Mehmet Medresesi ya da Sultaniye Medresesi, 1414-1415 tarihleri arasında Osmanlı padişahı I. Mehmed'in emri ile Ebu Bekr b. Muhammed el-Müşeymeş tarafından inşâ edilen medresedir. Medrese, Amasya'nın Merzifon ilçesinin merkezinde yer almaktadır. Medrese'nin ilk müderrisi ise Ferîdüddîn-i Dîvânî'dir. Yapı, Çelebi Mehmet Medresesi Camii'nin hemen yan tarafında yer almaktadır.

Lefkoşa Mevlevihanesi veya Mevlevi Tekkesi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin başkenti Kuzey Lefkoşa'da 1593 yılında Kıbrıs fatihlerinden Arap Ahmet Paşa tarafından kurulan mevlevihanedir. Semahane ve türbe kısmı günümüze kadar gelebilmiştir ve Mevlevi-Tekke Kültürü müzesi olarak kullanılmaktadır. Girne Kapısı yakınlarındaki Mevlevihane, Kıbrıs'ın Osmanlı döneminde en önemli yapılarından birisidir. Tarihi boyunca gemi ile hacca gidenlerin uğrak yeri olan mevlevihane, yetiştirdiği insanlar ve verdiği hizmetlerle Kıbrıs Türk tarihinin önemli kurumlardan birisi olmuştur. Dânişî ve İlmî mahlaslarıyla şiirleri olan Dânişî Ali Dede, Siyahi Mustafa Dede, Hızır Handi Dede, Siyahi Mustafa Dede'nin oğlu Arif Dede, Sadri Dede, Danişi Ali Dede'nin oğlu Muhammed Mukim Dede, Talib Dede, Nesib Dede, Müneccimbaşı Ahmed Dede, Derviş Lebib Lefkoşa Mevlevihanesi'nde yetişmiş şairler arasındadır. 17. yüzyılda bina bakımsızlıktan harap olunca Rumeli Beylerbeyi Ferhad Paşa Mevlevihane'yi yeniden inşa ettirmiş ve tekke kendi adıyla anılmıştır.

Arabahmet Camii, diğer isimleriyle Arap Ahmed Paşa Camii veya Ahmed Paşa Camii, Lefkoşa'nın kuzey kesiminde yer alan bir camidir. Arabahmet Mahallesi'nde yer alır.
Türkiye'de Arap karşıtı ırkçılık; Araplara veya Arap kültürüne karşı duyulan düşmanlığı, nefreti, güvensizliği, korkuyu ve genel hoşnutsuzluğu ifade eder. Türkiye'de ırkçılığın göçmen krizi ile beraber arttığı belirtilmiştir. Arap karşıtı ırkçılık, İslamofobi ile karıştırmamalıdır.
Kırbıs Cumhuriyeti'ne İslam, 1571'de ada Osmanlı'nın eline geçtiğinde Kıbrıs'a İslam getirilmiştir. Bundan önce, adadaki Müslüman varlığı geçicidir. İslam'a geçmek zorunlu değildi, ancak adadaki Katolik Latin nüfusunun çoğunluğu ve Rum Ortodoks nüfusunun daha küçük bir kesimi, vergi statüsü için İslam'a geçmişti. Bu vergi sistemi daha küçük bir ödeme gerektirir ve karşılığında vatandaşlar devletten ve diğer yardımlardan pay alırdı.
Arap Ahmed Paşa, Cezayir-i Garp ve Kıbrıs beylerbeyliği yapmış bir Osmanlı subayı ve devlet adamıdır.
Fazıl Ahmet Paşa Medresesi, Samsun'un Vezirköprü ilçesinin Fazıl Ahmet Paşa Mahallesi'nde bulunan, Osmanlı dönemine ait bir medresedir. Medresenin yapım tarihine ilişkin bir kitâbe bulunmasa da; Fazıl Ahmet Paşa'nın, sadrazamlık yaptığı 1661-1676 tarihleri arasında medreseyi inşa ettirdiği düşünülmektedir. Kurşunla kaplı çatısı; 93 Harbi esnasında, mermi yapımında kullanmak amacıyla sökülerek kiremitle kaplanmıştır. 1974'te ise, bu kısımdaki kiremitler sökülerek bakırla kaplanmıştır. 1943 Tosya-Ladik depremi sonucu, medresede küçük çatlaklar oluşmuştur. Bu çatlaklar daha sonrasında giderilmiştir. 1970'li, 2000'li ve 2010'lu yıllarda; medrese, restorasyon işlemlerinden geçmiştir. 1964'ten beridir kütüphane olarak kullanılan medrese; Köprülü, Kurşunlu ve Taş sıfatlarıyla da anılmaktadır.