İçeriğe atla

Aprın Çor Tigin

Aprın Çor Tigin, Uygur dönemine ait Mani dininin etkisinde şiirler yazmış adı bilinen ilk Türk şairidir. Turfan kazılarında bulunan şiirleri ilk kez A. von Le Coq tarafından 1919'da yayımlanmıştır. Bulunan iki şiirinden ilki, üç dörtlükten oluşan ve ilahi tarzında yazılmış bir övgü olup ilk dörtlüğü zedelenmiştir. Aprın Çor Tigin'in ikinci şiiri, aşk konusunda yazılmış din dışı bir şiirdir. Yedi dörtlükten oluşan bu şiirin ilk dörtlüğü kayıptır. “Sevgili” adı verilebilecek olan bu şiir, Uygur edebiyatının ilk ve en eski lirik şiir örneği sayılır.

Kaynakça

  • Ahmet Bican Ercilasun, Başlangıçtan 20. yy a Türk Dili Tarihi

İlgili Araştırma Makaleleri

Atabetü'l-Hakayık, Edip Ahmet Yükneki'nin 12. yüzyılda, Karahanlı beylerinden Muhammed Dâd Sipehsalar'a hediye ettiği, hadis ve Arapça beyitlere dayanarak yazdığı şiirlerle, ahlaklı insan olmanın yollarını, ahlak ilkelerini açıklamış, çeşitli ahlakî öğütlerde bulunmuş, İslamî düşünce ve görüşlere yol gösterici olmuş eserdir. Hakaniye lehçesi ile yazılmıştır. Eserin adı günümüzde "Hakikatlerin Eşiği" şeklinde aktarılabilir.

Eski Türkçe, Türk yazı dilinin ilk dönemidir. Dönem Orhun Türkçesi ve Eski Uygur Türkçesi olmak üzere iki altdönemde incelenir. Orhun Türkçesinin kesin tarihlere dayandırılabilir ilk belgesi olan ve VIII. yüzyılın ortalarına tarihlenen Orhun Yazıtlarından Uygur Türkçesinin tarihe karıştığı XIII. yüzyıla değin sürer. Doğu Asya'dan Doğu Avrupa'ya dek önemli bir coğrafyada konuşulduğu anlaşılmaktadır. İlk dönemlerinde yabancı etkilerden epey uzak ve dönemin diğer dillerine göre oldukça yalın olduğu, Uygur çağında git gide zenginleştiği ve yabancı dillerden etkilendiği anlaşılmaktadır. Dil XIII. yüzyılda ölse de türlü Türk toplulukları tarafından yazı dili olarak kullanıldığı XVII. yüzyıla tarihlenen Altun Yaruk nüshasından anlaşılmaktadır.

Türkiye'de genel olarak tüm alanlarda batılılaşma süreci, 1839 yılında ilân edilen Tanzimat Fermanı ile başlamıştır. 1838 - 1860 yılları arasında yetişmiş gençler 1860 yılında sonra Edebiyat alanında batılaşmayı sağlamışlardır. Bu dönem edebiyatına Tanzimat Edebiyatı denmektedir.

Göç Destanı, bir Uygur destanıdır. Türeyiş Destanı’nın devamı niteliğindedir. Destanda, Türklerin kutsal taşı Çinlilere verince Tanrı tara­fından cezalandırılması, açlık ve kuraklığın başlaması ile ana vatanlarından göç etmeleri anlatılır.

İslamiyet öncesi Türk edebiyatı ya da Destan dönemi Türk edebiyatı, Türklerin İslamiyeti kabulünden önceki dönemlerde oluşturdukları edebiyata verilen isimdir. İslamiyet öncesi Türk edebiyatı M.Ö 4000'li yıllardan başlayarak Türklerin İslamiyeti kabul ettiği XI. yüzyıla kadar sürmektedir. Bu dönem edebiyatı genellikle sözlü ürünlerden oluşmuştur ve yazılı ürünler yok denecek kadar azdır. İslamiyet öncesi Türk edebiyatında M.S VI. yüzyıla kadar olan dönem sözlü edebiyat dönemi olarak adlandırılırken, ilk yazılı eserlerin verilmeye başlamasından sonra yazılı edebiyat dönemi başlamıştır. Eski Türklere ait olan en eski yazılı belgeler ise Orhun Yazıtları'dır Bu yazıtlar Türklerin bilinen ilk alfabesi olan Orhun alfabesi ile Göktürkler tarafından yazılmış yapıtlardır. Genel olarak Orhun Yazıtları'ndan önceki dönem sözlü edebiyat, sonrası ise yazılı edebiyat olarak nitelendirilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Yollıg Tigin</span> İkinci Göktürk Kağanlığının 5. Kağanı

Yollıg Tigin ya da tahta oturduktan sonraki adıyla Ay Kağan, Türkçenin Tonyukuk'tan sonra bilinen ilk yazarı ve İkinci Göktürk Kağanlığı'nın 5. kağanıdır. Bir Göktürk hükümdarı olmasına rağmen Türkiye Türkçesinde "Ay Kağan" değil "Yollıg Tigin" olarak bilinir. Bunun nedeni henüz bir tigin (prens) iken yazdığı Göktürk Yazıtları'nda "Yollıg Tigin" adını kullanmasıdır. Tonyukuk Yazıtı ile birlikte Bilge Kağan ve Köl Tigin yazıtları; Türk siyasi tarihinin dayandırıldığı ilk Türkçe belgeler olduğu için, Yollıg Tigin; hükümdarlığından çok sanatçı yönüyle ön plana çıkmıştır.

Ozmış Kağan, Göktürk Kağanlığı'nın son kağanıdır.

İslamiyet etkisinde gelişen Türk edebiyatı, Türklerin İslamiyet'e geçişi ile başlayan edebi dönemdir. Türkler edebiyat alanında ilk olarak sözlü edebiyat ürünleri olan: şiir, destan, sav, sagu, koşuk gibi türlerde eserler vermiştir. Yazının icadı ve Türkler tarafından öğrenilmesi ile de Türk edebiyatında yazılı dönem başlamıştır. Türklerin Karahanlılar döneminde kitleler halinde İslam dinine geçmesi ile edebiyat alanında bir geçiş dönemi yaşanmıştır. İslamiyet öncesindeki Türk edebiyatı, Türklerin İslam'a geçişleri ile birlikte Halk edebiyatı başlığı altında devam etmiştir. İslamiyet etkisinde gelişen Türk edebiyatına geçiş dönemi edebiyatı da denmektedir. Bu dönemde hece ölçüsünün yanı sıra aruz ölçüsü de kullanılmıştır. Bu dönem eserleri daha çok didaktik bir özellik taşıyarak öğüt verici yapıtlar olarak bilinmektedir. Bu dönemin yapıtlarında İslam dininin etkisi ile Arapça ve Farsça sözcüklerde görülmektedir. Dönemin diğer bir özelliği ise eski Türk şiir biçimleri ile mesnevi, gazel, kaside gibi yeni şiir biçimlerinin beraber kullanılmasıdır. İlk yapıtlar gibi Halk ve Divan edebiyatı da İslamiyet etkisinde gelişen Türk edebiyatı ayrımına girmektedir.

Bayan Çor Kağan, 747 – 759 arasında Uygur Kağanlığı'nı yöneten kağan. Resmî olarak "Täŋridä Bolmiš İl İtmiš Bilgä Kaγan" yani "Tanrı Tarafından Ülke (İl) Etmiş Bilge Kağan" unvanını kullanmıştır. Tang Hanedanı tarafından kendisine Yingwuweiyuanpiqiejuo Han (英武威遠毗伽闕可汗) veya kısaca Yingwu Han (英武可汗) unvanı verilmiştir. Tahta geçmeden önceki kişisel adı Çabış Tigin'dir. Kendisinden sonra tahta oğlu Bögü Tigin çıkmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Kutlug Bilge Kül Kağan</span>

Kutluk Bilge Kül Kağan, 744'te Uygur Kağanlığı'nı kuran devlet adamı. Uygur Kağanlığı'nı 744'ten 747'ye kadar yönetmiştir. Uygurları oluşturan dokuz boydan, hükümdar ailesinin mensup olduğu Yaglakar uruğundandır. Bilge Kül Kağan'ın adı Karabalgasun Yazıtı'nın Çince metninde Kutlug Boyla şeklinde geçmektedir. Kağan olduktan sonra bugünkü Karabalsagun olarak bilinen yerde başkent olarak inşa ettirdiği Ordu-Balık kenti Türklerin kurduğu ilk kenttir. Böylece Türklerin kutsal başkenti Ötüken başkentliğini kaybetmiş, Türkler yerleşimlerini Orhun Nehri'nin dış havzasındaki yamaçlardan bizzat nehrin yatak boylarına taşımıştır.

Ur Çor Kağan, An͡gçı Kağan, Ay Çor veya Ur Beg, babası Külüg Bilge'nin kısa süreli saltanatından sonra 790'da Uygur Kağanlığı tahtına çıkan Uygur-Türk kağanı. 790-795 arasında Uygur Kağanlığı'nı yönetmiştir. Kağanlığı boyunca küçük yaşı nedeniyle devlete aygucı İl Ögesi Inançu Bilge hâkim olmuş, Ur Çor'u himayesine almıştır.

Toy ya da kengeş, İslamiyet öncesinde Türk devletlerinde devlet işlerinin görüşülüp ve tartışıldığı aynı zamanda yasama, yürütme ve yargı yetkisini kullanan meclistir. XIII. yüzyılın ortalarından itibaren Türkçe kaynaklarda geçmeye başlayan kurultay kelimesi, toy yerine kullanılmaya başlanmış ve toy sadece yemekli eğlenceler için kullanılan bir kelime hâline gelmiştir.

Taryat Yazıtları ya da Terhin Yazıtları, Moğolistan'ın Arhangay ilinin Doloon Mod bölgesindeki Terhin Irmağı'nın yakınlarında bulunan Orhun alfabesi ile yazılan Uygur yazıtlarıdır. Bu yazıt Uygur kağanı Bayan Çor Kağan tarafından sekizinci yüzyılın ortalarında taşa işletilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Yaglakar uruğu</span>

Yaglakar uruğu, Türk Kağanlığı'nın yıkılmasıyla Uygur Kağanlığı'nı kuran Kutluk Bilge Kül Kağan'ın mensup olduğu Uygur kağanlık soyudur. 744'te kurulan Uygur Kağanlığı'nı, Bögü Kağan'ın üvey evladı Tun Baga Tarkan tarafından öldürülmesine kadar Yaglakar uruğu yönetmiştir. Ancak Tun Baga Tarkan, Bögü Kağan tarafından evlat edinildiği için devlet geleneğinde Yaglakar unvanını kullanmıştır. Bu yüzden, Tun Baga Tarkan'ın Çin kaynaklarında Yaglakar uruğuna mensup olduğu kayıtlıdır. Tun Baga Tarkan'ın tahta geçmesiyle resmî olmasa bile gerçekte Yaglakar uruğunun Uygur Kağanlığı'ndaki kut sahipliği sona ermiştir.

Karı Çor Tigin, Uygur Kağanlığı döneminde yaşamış bir Uygur tiginidir. Karı Çor Tigin Yaglakar Hanedanlığı'na mensup olup 775 yılında doğdu. Karı Çor Tigin'in babasının adı Çabış Tigin'dir. Karı Çor Tigin, Kan Tutuk'un yeğeni, Bögü Bilge Tengri Kan'ın küçük kardeşidir. Karı Çor Tigin, Çin imparatoru Tai Tsung döneminde, 794 yılının mayıs ayında Çin'de patlak veren ayaklanmaları bastırmak amacıyla Çangan'a gelip Çin imparatorluk ordusuna sol kuvvetler komutanı olarak katıldı. Uygur tigini Karı Çor Tigin, henüz 20 yaşında iken 20 Mayıs 795 tarihinde Xi'an'da hastalanıp öldü. Bunun üzerine Çin imparatoru Tai Tsung onun adına bugün Xi'an'ın 10 km güneybatısında bulunan Zhang Du Yuan Bölgesi'nde bir anıt mezar yaptırdı. Karı Çor Tigin'in yuğ töreni 7 Haziran 795 tarihinde yapıldı. Bu törene Karı Çor Tigin'in akrabalarının ve Karı Çor Tigin'in ağabeyi Apa Çor Tigin'in yanı sıra Çin imparatorunun emriyle devletin önde gelen bürokratları da katıldı. Ardından Çin imparatoru Tai Tsung'un emriyle, Karı Çor Tigin'in anıt mezarının üzerine Çince ve Türkçe metinlerden oluşan Karı Çor Tigin Yazıtı dikildi.

Karı Çor Tigin Yazıtı ya da Xi'an Yazıtı, 2010 yılında Zhang Du Yuan'lı bir köylü tarafından bulunmuş bir yazıttır. Bu köylü, bulduğu yazıtı Xi'an'daki bir pazarda satmaya çalışırken son anda Tang West Market Museum yetkilileri yazıtı fark etmiş ve yazıtı satın alarak müze envanterine kaydetmişlerdir. Karı Çor Tigin Yazıtı, Çin'in Shaanxi Eyaleti'nin merkezi; Çin'in tarihi başkentlerinden Xi'an'da bulunmuştur. Karı Çor Tigin Yazıtı ve Karı Çor Tigin'in mezarına ait işlemeli taş, pek çok Çince yazıt ve arkeolojik envanterle birlikte Çin'in ilk özel müzesi olma özelliği taşıyan Tang West Market Museum'da sergilenmektedir.

Kutluk Bilge Kağan veya Gök Kağan, Ur Çor Kağan'ın ölümünden sonra Uygur Kağanlığı tahtına geçen Uygur hükümdarıdır. Liyakatli yönetimi nedeniyle kendisinden Karabalsagun Yazıtı'nda Kök Kağan olarak bahsedilmektedir. Genç yaşta ölen Ur Çor, kendisinden sonra bir taht varisi bırakmadığı için, ülke içerisinde yaşanan karışıklık sonucunda Ediz uruğundan bir tudun olan olan Kutluk Bilge, Uygur tahtına oturmayı başarmıştır. Ancak Çin kaynaklarındaki bu bilgi, Karabalsagun Yazıtı'nda doğrulanmamakta ve Kutluk'un bir tigin olduğu söylenmektedir. Aynı zamanda bu yazıtta, Kutluk'un tahta geçiş nedeni; o dönemdeki devlet adamlarının içerisindeki en yaşlı ve liyakatli tudun olmasına bağlanmaktadır. Buna göre, Türk Toyu'nun kararıyla tahta çıkan Kutluk, Uygurların toy seçimiyle iş başına gelen ilk kağanıdır.

Külüg Beg veya Kalı Tigin, 832-839 yılları arasında Uygur Kağanlığı'nı yöneten hükümdar. Hükümdarlık adı "Ay Tengride Kut Bulmış Alp Külüg Bilge Kağan"dır. Tahta geçtikten sonra bir yıl sonra Çin imparatoru Külüg'ü tebrik için Uygur başkentine bir heyet göndermiştir. Ayrıca 833 yılının nisan ayında Çin sarayında yayımlanan bir fermanda Külüg Bey, ileriyi görmekte muktedir, Çin için güvenilir bir dost ve becerikli bir kağan olarak anlatılmaktadır. Bunun aksi bir şekilde, Çin ile yürüttüğü çok yakın politikalar nedeniyle kendi yurttaşları tarafından tasdik edilmemiş, suikast planı ile tahttan indirilmek istenmiş, bu başarılı olmayınca ordu içerisinden isyan eden birliklerin Ordu-balık'ı kuşatması sonucu intihar etmiştir. Bu durum, muhtemelen Miran Betikleri'nde, kendisinden bir kağan olarak değil, bir bey olarak bahsedilmesinin nedenidir.

<span class="mw-page-title-main">Ediz boyu</span> soyadı

Ediz boyu ya da Ediz uruğu, Tiele konfederasyonuna bağlı bir Türk boyudur.