İçeriğe atla

Antik İlirya kültürü

Antik İlirya Kültürü, Güneydoğu Avrupa'daki bir halk olan İliryalıların antik dönemdeki külterel yapısıdır.

İlirya dili

İlirya, antik çağda Güneydoğu Avrupa'da İliryalılar tarafından konuşulan bir Hint-Avrupa dili veya dil grubuydu. Kişi adları ve yer adları dışında dil henüz tamamıyla doğrulanmamıştır. İlirya dili ile komşu dilleri arasındaki ilişki hakkında çok az şey bilinmektedir. Bir zamanlar güney İtalya'da konuşulan Messapic ile yakın bir ilişki olduğu ileri sürülse de henüz bu ilişki kanıtlanmamıştır. Venetic ve Liburnian ile bağlantılar da tartışıldı, ancak artık çoğu bilim adamı tarafından reddedilmektedir. Modern diller arasında Arnavutçanın İlirya dilinin hayatta kalan soyundan geldiğine inanılıyor, ancak bu henüz kanıtlanmamış durumdadır.

İlirya dini

İliryalılar çok tanrılıydı ve doğanın güçlerinden gelişen birçok tanrıya tapıyorlardı. İlirya tanrılarından Roma dönemine ait heykeller, anıtlar ve madeni paralar üzerindeki yazıtlarda bahsedilmektedir ve bazıları antik yazarlar tarafından karşılaştırmalı din yoluyla yorumlanmaktadır.[1] İlirya'da Gök Babası olarak tapınılan bir tanrı olan Dei patrus, aşk tanrıçası Prende, ateş tanrısı En veya Enji, Parfinlerin baş tanrısı Jüpiter Parfin, denizcilerin koruyucu tanrısı Redon Lissus vardı. Darson, Skodra ve Dirhakum gibi kıyı kentlerindeki yazıtlarda bunlara rastlanılmaktadır. Roma döneminde Dalmaçya ve Pannonia'daki en popüler ritüel geleneklerden biri, Pan ikonografisinde tasvir edilen, ormanların vahşi, Roma koruyucu tanrısı Silvanus kültüydü. Tadenus ise Bosna Nehri'nin kaynağı yakınında bulunan yazıtlarda Apollon'un kişisini veya sıfatını taşıyan bir Dalmaçya tanrısıydı. Acorna veya Arquornia, yalnızca Nauportus ve Emona'da tapınılan bir göl veya nehir tanrıçasıydı.

Bir dizi İlirya yer adı ve antroponimi hayvan isimlerinden türetilmiş ve hayvanların mitolojik atalar ve koruyucular olduğuna dair inançları yansıtıyordu. Yılan en önemli hayvan totemlerinden biriydi.[2]

İliryalılar büyülerin ve nazarın gücüne inanmaktaydılar. İnsan kurban etme İliryalıların dini ritüellerinde de mevcuttur. Arrian, Büyük İskender'le yapılan savaştan kısa bir süre önce İlirya lideri Cleitus'un üç erkek, üç kız ve üç koçu kurban ettiğini kaydetmektedir.

Demir Çağı İliryalıları arasında en yaygın mezar türü tümülüs veya höyük mezarıdır. İlk höyüğün akrabaları onun çevresine gömülüdür. Arkeoloji bu höyüklerin içinde silahlar, süs eşyaları, giysiler ve çömlekler gibi birçok eser buldu. İlirya'da özellikle Roma döneminde ortaya çıkan zengin dini inançlar ve ölü gömme uygulamalarının bu bölgedeki kültürel kimlik çeşitliliğini yansıtıyor olma ihtimali vardır.

Drilon Mati Glasinak kültürü

Drilon Mati Glasinac kültürü, ilk olarak Balkan Yarımadası'nın batı kesiminde Geç Tunç ve Erken Demir Çağlarında gelişen, güneyde modern Arnavutluk'u, doğuda Kosova'yı, Karadağ'ı ve güneydoğunun çoğunu kapsayan arkeolojik bir kültürdür. Adını Bosna-Hersek ve Arnavutluk'ta bulunan Glasinac ve Mati bölgelerinden almıştır. Glasinak Mati kültürü, hem Batı Balkanlar'daki Orta Tunç Çağı'nı hem de erken Demir Çağı ile ilişkili yenilikleri temsil etmektedir.

Komani Kruja kültürü

Komani Kruja kültürü, Arnavutluk'un orta ve kuzeyi, Karadağ'ın güneyi ve Kuzey Makedonya'nın batı kesimlerinde Geç Antik Çağ'dan Orta Çağ'a kadar kanıtlanmış bir arkeolojik kültürdür. Adriyatik kıyısını orta Balkan Roma eyaletlerine bağlayan Dardania ve Via Egnatia yol ağları boyunca tepelerin altında inşa edilen yerleşim yerlerinden oluşmaktadır. Kruja ve Lezha bu kültürün önemli lokasyonlarındandır. Komani-Kruja'nın nüfusu, Roma Justinianus'un askeri kale sistemiyle bağlantılı yerli batı Balkan halkını temsil etmektedir.[3]

Sanat

Tunç Çağı'nda Arnavutluk'ta bir dizi İlirya ve Antik Yunan kabilesi ortaya çıkmaya başladı ve aynı zamanda birçok sanat merkezi kuruldu. Pişmiş toprak her iki kültür tarafından da özellikle kabartma ve diğer mimari amaçlarla yaygın olarak kullanılmıştır.[4] Çömlekçilik sanatı da bu dönemde gelişmiş olup, antik çağlardan itibaren ortaya çıkan en farklı sanatlardan biri olarak kabul edilmektedir. Çömlekçilik çeşitli sembolleri, ritüelleri, dili ve folkloru bünyesinde barındırmaktaydı. Adını Devol vadisinden alan Devollian çömlekçiliği İliryalılar tarafından yapılmıştır.

Çömlekçilik

  • Messapi seramiği, MÖ 7. yüzyıldan MÖ 3. yüzyıla kadar güney İtalya'nın Apulia bölgesinde üretilen bir tür Messapian seramiğidir. Messapi çömlekleri MÖ 1000 civarında Messapyalılar tarafından geliştirildi. Messapian seramikleri öncelikle daireler, kareler, baklava desenleri, yatay çizgi desenleri, gamalı haçlar ve diğer benzer motifler gibi geometrik desenlerden oluşuyordu.
  • Peket seramiği, MÖ 7. yüzyıldan 6. yüzyıl başlarına kadar Güney İtalya'nın Apulian bölgesinde Peketliler tarafından yapılan bir çanak çömlek türüdür. Yerel bir türdür. Çanak çömlekler sadece kahverengi ve siyah renklere boyanmış, geometrik süslemeler, gamalı haçlar, elmaslar, yatay ve dikey çizgilerle süslenmiştir.
  • Adını Devol vadisinden alan Devollian çömlekçiliği İliryalılar tarafından yapılmıştır. İliryalıların çömlekçiliği başlangıçta daire, kare, baklava gibi geometrik desenlerden ve benzeri motiflerden oluşuyordu, ancak daha sonra Antik Yunan çömlekçiliğinin etkisi altına girmiştir.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ "İlliriya". 2 Nisan 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Nisan 2023. 
  2. ^ "Simbolismo illirico". 31 Mart 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Nisan 2023. 
  3. ^ "Disa objekte të hershme në kulturën e Komanit". 11 Şubat 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Nisan 2023. 
  4. ^ "Analysis of Illyrian terracotta figurines of Aphrodite and other ceramic objects using EDXRF spectrometry". 10 Şubat 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Nisan 2023. 

İlgili Araştırma Makaleleri

Bakır Taş Çağı, MÖ 5000-3000 yılları arasını kapsayan tarih öncesi dönemdir. Bakır Çağı'nın bir diğer adı Maden Taş Çağı'dır. Taş aletler yanında bakırın da kullanılmaya başlamasından dolayı Kalkolitik Çağ olarak adlandırılan bu dönem, Geç Neolitik Çağ'ın devamıdır. Bu çağda da, Neolitik Çağ'da olduğu gibi, bölgesel farklılıklar bulunmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Alacahöyük</span> ören yeri

Alacahöyük, Çorum'un Alaca ilçesinin 15 km kuzeybatısındaki Alacahüyük köyündeki bir höyüktür. Bu höyükte dört ayrı kültür evresinden kalma 15 yerleşim ya da yapı katı saptanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Gordion Müzesi</span> Ankaradaki bir müze

Gordion Müzesi, Ankara'nın Polatlı ilçesinin Yassıhüyük köyündedir. Müzede Kral Midas'ın tümülüsü bulunmakla birlikte Kral Midas'ın kafatası sonradan Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne götürülmüştür. İskeletinin ise sonradan kaybolduğu iddia edilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Şarhöyük</span> Eskişehirin kuzeybatısında bir antik kent

Şarhöyük (Dorlion), Eskişehir ilinin kuzeybatısında, şehir merkezinin kuzeydoğusunda kalan antik yerleşimdir.

<span class="mw-page-title-main">Karaz kültürü</span>

Karaz Kültürü,Erken Tunç Çağı'na ait bir kültürdür. Sovyet arkeolog Boris Kuftin'in çalışmalarında ortaya konulan, Geç Kalkolitik Çağ ve Tunç Çağı boyunca Doğu Anadolu Bölgesi, Transkafkasya, Azerbaycan ve Kuzeybatı İran'ı içine alan bir yayılma gösteren kültürdür.

<span class="mw-page-title-main">İliryalılar</span>

İliryalılar veya İlirler antik dönemde Balkanlar’ın batısının bir kısmı ve İtalya Yarımadası’nın güneydoğu kıyılarında (Messapia) yaşamış olan boy gruplarıdır. İlliryalıların bölgesi eski Grek ve Roma kayıtlarında İlirya olarak verilmiştir.

İkiztepe Höyüğü, Samsun ili Bafra ilçesinin 7 km. kuzeybatısında yer alan bir höyük'tür. Günümüzde Kızılırmak'ın denize döküldüğü yerin hemen batısında yer alan höyük adını, uzaktan bakıldığında iki tepe olarak görülmesinden almaktadır. Fakat gerçekte dört tepedir. Bu tepeler kazı başkanları tarafından romen rakamlarıyla tanımlanmıştır. Güneydeki en büyük tepe, günümüzde ovadan 29 metre yükseklikte olup Tepe I olarak adlandırılır. Tepe II, bunun kuzeyindedir ve 22,5 metre yüksekliktedir. En kuzeydeki Tepe III, 12,3 metredir. Tepe II'nin batısına düşen Tepe IV ise 16 metredir. Bugün denizden 7 km. içeride olan İkiztepe Höyüğü MÖ 5-3 binlerde denize oldukça yakın konumdaydı.

Köşkerbaba Höyük, Malatya İl merkezinin 31 km. kuzeydoğusunda, Karakaya Baraj Gölü suları altında kalmış olan bir höyüktür. Öncesinde Fırat kıyısından 100 metre içerdeydi. Höyük adını hemen yakınındaki bir yatırdan almaktadır. Höyüğün en üst tabakası eski yıllarda köprü inşaatı sırasında büyük ölçüde tahribata uğramıştır.

<span class="mw-page-title-main">Halaf kültürü</span>

Halaf Kültürü, Kuzey Mezopotamya'nın Çanak Çömlekli Neolitik Çağ'ında, Tell Halaf'da kesintisiz olarak gelişen bir tarihöncesi kültürdür. Tell Halaf yerleşimi, MÖ 6.000 civarı ile MÖ 5.400 arasında Halaf Dönemi olarak adlandırılan bir dönem boyunca gelişmiştir. Halaf Kültürü'nü yine aynı bölgede Obeyd Kültürü izlemiştir. Halaf Kültürü adını, günümüzde Türkiye – Suriye sınırının hemen güneyinde yer alan ve Erken Kalkolitik Çağ'a tarihlenen Tell Halaf yerleşiminden almaktadır. Halaf Kültürü'nün Samarra ve Hassuna kültürlerinden kaynaklanmadığı ama onlardan etkilendiği görüşü hakimdir.

Hassek Höyük, Şanlıurfa ili, Siverek ilçesinin bir köyü olan Yukarı Tillakin Köyü yakınlarında yer alan bir höyüktür. Fırat Nehri'nin yarattığı erozyon nedeniyle tahrip olmadan önce 350 x 150 metre boyutlarında bir yerleşim olduğu düşünülmektedir.

Seyitömer Höyük, Kütahya il merkezinin kuş uçuşu 24–25 km. kuzeybatısında, Seyitömer köyünün kuzeybatısına düşen bir höyüktür. Bir TKİ müessesi olan Seyitömer Linyit İşletmesi Müessese Müdürlüğü'nün (SLİ) rezerv arazisi içerisinde yer almaktadır. Tepe, 150 x 140 metre boyutlarında ve 24 metre yüksekliktedir. Höyüğün en üstünde kabaca 2 bin metrekare kadar düz bir arazi bulunmaktadır.

Kaman Kalehöyük, Kırşehir İl merkezinin kuzeybatısında, Kaman İlçesi'nin 3 km. doğu-kuzeydoğusunda yer alan bir höyüktür. Tepe yaklaşık 280 metre çapında olup 16 metre yüksekliktedir.

Hüseyindede Höyüğü, Çorum İl merkezinin güneybatısında, Sungurlu İlçesi'nin kuzeybatısında Yörüklü beldesinin 2,5 km. güneyinde yer alan bir höyüktür. Tepe, Hüseyindede Tepesi olarak da bilinmektedir. Kazılar sonucunda höyüğün bir Eski Hitit kült merkezi olduğu, kült yapılarının dışında başkaca yapı bulunmadığı ve Hüseyindede'nin geniş bir yerleşim olmadığı anlaşılmıştır.

Çaltılar Höyüğü, Muğla İl merkezinin doğu-güneydoğusunda, Fethiye ilçesinin kuzeydoğusunda, Elmalı ilçesinin 30 km. kuzeybatısında, Çaltılar Köyü'nün yanında yer alan bir höyüktür. Orta büyüklükte bir höyüktür. Höyük'ün yaklaşık 3 hektarlık bir alana yayıldığı belirtilmektedir.

Damlıboğaz / Hydai, Muğla İl merkezinin batısında, Milas İlçesi'nin 6 km batı-güneybatısında, Hydai antik kentinde yer alan bir düz yerleşmedir. Güllük Körfezi'ne açılan Sarıçay Vadisi'ndeki Damlıboğaz Köyü'nün hemen yakınındadır. Hydai antik kentinin MÖ 478 yılında kurulduğu, ancak Sarıçay'ın yatağının değişmesi üzerine ortaya çıkan mezarlıktaki buluntulara göre yerleşmede iskanın MÖ 3. binyıla kadar geri gittiği anlaşılmaktadır. Kent sarp ve kayalık bir tepenin zirvesinde kurulmuştur. Attik Delos Birliği'ne Kydae adıyla üye olduğu bilinmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Tarih öncesi Balkanlar</span>

Tarih öncesi dönemde Balkanlar 44.000 yıl önce ilk kez Üst Paleolitik dönemde Homo sapiens’lerin bölgede ortaya çıkmasıyla başlar. Tarihöncesi dönemin sonu ise ilk kez yazılı metinlerin Antik Yunan’da ortaya çıktığı MÖ 8. yüzyıl olduğu kabul edilir. Bölgedeki prehistorik süreç Üst Paleolitik, Holosen, Orta Taş Çağı, Neolitik Devrim, Proto Hint-Avrupalılar, Tarihöncesi periyotları olarak adlandırılan alt dönemlerden oluşur ancak bu dönemler arasındaki geçiş görecelidir. Örneğin bazı yorumlara göre prehistorik dönem Bronz Çağı Antik Yunan dönemindeki Girit Uygarlığı, Miken Uygarlığı, Trak Uygarlığı, Limni Uygarlığı ve Veneti Uygarlığı’nı kapsarken, bazılarına göre kapsamamaktadır. Başka bir yoruma göre Balkan bölgesinde Tarihöncesi dönemin en son aşaması olan Tarihöncesi dönem Homeros ile başlamıştır. Her halükarda Prehistorik dönem 5. yüzyılda Herodot’tan önce sona erdiği kabul edilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Antik Estonya</span>

Antik Estonya, MÖ 8. binyılın ortasından, 13. yüzyılın ilk çeyreğinde Töton Şövalyeleri'nin Kuzey Haçlı Seferleri sırasında yerel Finnik kabilelerinin fethi ve boyun eğmesine kadar Estonya Tarihini kapsayan bir dönemi ifade eder.

<span class="mw-page-title-main">Grapčeva mağarası</span>

Grapčeva mağarası, Neolitik ve Tunç Çağı arkeolojik sit alanıdır. Mağarada üç farklı tarih öncesi kültür keşfedildi: Nakovan, Cetina ve Hvar kültürü.

Azerbaycan'da Tunç Çağı MÖ 4. Binyıl'ın ikinci yarısında başladı ve MÖ 2. Binyıl'ın ikinci yarısında sona erdi, Demir Çağı ise MÖ yaklaşık 7-6. yüzyıllarda başladı. Bugünkü Azerbaycan topraklarındaki Tunç Çağı, Erken Tunç Çağı, Orta Tunç Çağı ve Geç Tunç Çağı olarak bölümlere ayrılmıştır. Tunç Çağı Nahçıvan, Gence, Daşkesen, Mingeçevir, Kobustan, Kazah ve Karabağ'da araştırmılıştır.

<span class="mw-page-title-main">Bosna-Hersek'in erken tarihi</span>

Bugünkü Bosna Hersek sınırları içinde, tarih öncesi kültürlerin birçok katmanı var olmuştur.