İçeriğe atla

Antijenik kayma

Antijenik kayma virüslerdeki antikor-bağlanma bölgelerini kodlayan genlerin içindeki mutasyon birikimini içeren mekanizmaların çeşitliliğidir. Bunun sonucunda, popülasyonu enfekte eden virüs suşundan farklı suşlar oluşur, eski suşlara karşı kazanılan bağışıklık yeni suşlar için geçerli değildir. Antijenik kayma Grip A ve Grip B virüslerinin her iki türünde de meydana gelir.

Bağışıklık sistemi, virüsleri ancak virüs partikülünün yüzey antijenleri immün reseptörlere özgül olarak bağlandığında tanımlayabilir. Bu anahtar kilit ilişkisine benzerlik gösterir. Bir enfeksiyondan sonra, vücut enfeksiyon etkeni virüs suşu ile tekrar enfekte olmamak için ve edinilmiş bağışıklığı geliştirmek için virüse özgül immün reseptörler üretir. Benzer şekilde, virüs ile çalışan bir aşı, bağışıklık sistemine ilgili virüs suşunun antijenik yapısını sergiler. Ancak, viral genom yeni antijen türleri üretmek için sürekli değişim gösterir. Eğer yeni antijenler eski antijenlerden yeteri kadar farklılaşmışlarsa, reseptörlere bağlanmazlar ve virüsün orijinal suşuna karşı gelişen bağışıklık yeni suş için geçerli olmaz. Böyle bir durum epidemilere sebep olabilir. Antijenik değişimde iki süreç vardır: bunlardan biri antijenik kayma[1][2] ve diğeri ise antijenik sapma, antijenik kayma daha yaygındır. Antijenik kayma iki karakteristik duruma bağımlıdır, bunlar konak bağışıklık direnci ve salgın süresidir. Daha uzun bir salgın, bu zaman süresince devam eden seçici baskı sağlar ve güçlü konak immun yanıtı yeni antijenlerin gelişimi açısından seçici baskıyı arttırır.[3]

Grip virüslerinde

Grip virüslerinde iki yüzey proteini antijenik özelliktedir, hemaglütinin ve nöraminidaz.[4] Hemaglütinin konak epitel hücrelerine bağlanma ve hücreye girişten sorumlu iken nöraminidaz yeni virionların konak hücreden çıkışını destekler.[5] Bağışıklık sistemi tarafından yüzey proteinlerinin hemaglütinin ve nöramidaz bölgeleri olarak tanımlanan kısımları sürekli olarak seçici baskıya maruz bırakılırlar. Antijenik kayma, hemaglütinin ve nöraminidaz antijenlerini kodlayan genlerdeki küçük mutasyonlar ile konağın virüsü tanımasını engeller ve virüsün konak savunmasından kaçışına izin verir.[6] Antijenik kayma, grip virüsleri arasında genetik ve antijenik değişimlere yol açan süregiden bir işlemdir.[7]

İnsan nüfusunda, bağışık (aşılama yoluyla) bireyler hemaglütinin ve nöraminidaz proteinleri genlerine reseptörlere bağlanma aviditesini arttırmaya yönelik tek nokta mutasyonları için seçisi baskı uygularken, bağışık olmayan bireyler reseptör bağlanma aviditesini düşürmeye yönelik tek nokta mustasyonları için seçici baskı uygularlar.[6] Bu dinamik seçici baskılar hemaglütinin geninde gözlenen değişimleri kolaylaştırır.[8][9]

Tüm RNA virüslerinde olduğu gibi grip virüslerinde de mutasyonlar sıklıkla meydana gelmektedir, bunun nedeni RNA polimeraz enziminin hata düzeltme mekanizmasının olmamasıdır, sonuç olarak viral replikasyon sırasında yılda alan başına 1×10-3 ila 8×10-3 hata oranı ortaya çıkar.[7] Yüzey proteinlerinde meydana gelen mutasyonlar virüsün bazı konak savunmalarından kaçmasına izin verir, bu mutasyonları büyük bir kısmı antijenik değişime yol açmaz. Son on yılda bu mutasyonlar önemli bir araştırma konusu olmuşlardır.[10][11][12]

Antijenik kayma, parçalı genoma sahip virüslerin gen parçalarında meydana gelen reassortment (yeniden yapılanma) sonucu oluşan antijenik sapma ile karıştırılmamalıdır. Ayrıca antijenik kayma, toplum genetiğinin önemli bir mekanizması olan genetik sürüklenmeden de farklıdır.

Ayrıca bakınız

Notlar

  1. ^ D. J. D. Earn; J. Dushoff; S. A. Levin (2002).
  2. ^ A. W. Hampson (2002).
  3. ^ Boni, T; S. Cobey; P. Beerli; M. Pascual (2006).
  4. ^ Bouvier NM, Palese P (Sep 2008).
  5. ^ Nelson, M. I.; Holmes, E. C. (March 2007).
  6. ^ a b Hensley, S. E.; Das, S. R.; Bailey, A. L.; Schmidt, L. M.; Hickman, H. D.; Jayaraman, A.; Viswanathan, K.; Raman, R.; Sasisekharan, R.; Bennink, J. R.; Yewdell, J. W. (30 October 2009).
  7. ^ a b Taubenberger, Jeffery K.; Kash, John C. (17 June 2010).
  8. ^ Bush, R. M.; K. Subbarao; N. J. Cox; W. M. Fitch (3 December 1999).
  9. ^ Carrat F, Flahault A (September 2007).
  10. ^ R. M. Bush; W. M. Fitch; C. A. Bender; N. J. Cox (1999).
  11. ^ W. M. Fitch; R. M. Bush; C. A. Bender; N. J. Cox (1997).
  12. ^ D. J. Smith, A. S. Lapedes, J. C. de Jong, T. M. Bestebroer, G. F. Rimmelzwaan, A. D. M. E. Osterhaus, R. A. M. Fouchier (2004).

Konuyla ilgili yayınlar

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Kuş gribi</span> Virüs kaynaklı bulaşıcı hastalık

Kuş gribi. Virüs kaynaklı ölümcül bir hayvan hastalığıdır. Virüsün H5N1 adındaki türevi insanları da öldürebilir.

<span class="mw-page-title-main">Grip</span> Yorgunluk, kırıklık, kas ağrıları, ateş vb. belirtileri olan, bulaşıcı, salgın hastalık

Grip, influenza veya enflüanza, viral bir hastalıktır. Sağlıklı insanlarda ortalama bir haftada geçmesine rağmen; vücut direncini düşüren kronik hastalığı olan kişilerde ve yaşlılarda pnömoni (zatürre), meningoensefalit, myokardit gibi ölümle sonuçlanabilecek hastalıklara yol açabilir. Bu tür risk grubundaki kişilere "yüksek risk grubundaki kişiler" denir.

<span class="mw-page-title-main">T hücresi</span>

T hücreleri, lenfositlerin bir alt kümesini oluşturur ve bağışıklık yanıtında önemli bir yere sahiptir. 'T' kısaltması timüsden gelmektedir ki timüs bu hücrelerin son olgunlaşma evrelerinin geçtiği organdır.

<span class="mw-page-title-main">Bağışıklık sistemi</span> canlılarda hastalıklara karşı koruma sağlayan biyolojik savunma sistemi bütünü

Bağışıklık sistemi, bir canlıdaki hastalıklara karşı koruma yapan, patojenleri ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok eden işleyişlerin toplamıdır. Sistem, canlı vücudunda geniş bir çeşitlilikte, virüslerden parazitik solucanlara, vücuda giren veya vücutla temasta bulunan her yabancı maddeye kadar tarama yapar ve onları, canlının sağlıklı vücut hücrelerinden ve dokularından ayırt eder. Bağışıklık sistemi, çok benzer özellikteki maddeleri bile birbirinden ayırabilir, örneğin; bir amino asidi farklı olan proteinleri bile birbirinden ayırabilecek özelliğe sahiptir. Bu ayrım, patojenlerin konak canlıdaki savunma sistemine rağmen enfeksiyon yapmaları için yeni yollar bulmalarına, bazı uyumlar sağlamalarına neden olacak kadar karmaşıktır. Bu mücadelede hayatta kalmak için patojenleri tanıyan ve onları etkisizleştiren bazı mekanizmalar gelişmiştir. Doğadaki tüm canlılar kendilerinden olmayan doku, hücre ve moleküllere karşı savunma sistemlerine sahiptirler. Hatta bakteriler gibi basit tek hücreli canlılarda da onları viral enfeksiyonlara karşı koruyan enzim sistemleri bulunur. Yüksek canlılardaysa çok daha karmaşık bir bağışıklık sistemi vardır. Omurgalılarda bağışıklık sistemi özel işlevlere sahip çok sayıda farklı hücre ve molekül içermektedir.

<i>Yersinia pestis</i> Vebanın nedeni olan bakteri türü

Yersinia pestis, Enterobacteriaceae ailesine mensup bir Gram negatif bakteri türüdür. Veba hastılığının üç türüne de yol açar. Y. pestis tarih boyunca birçok pandemilere sebep olmuştur. Yersinia cinsine mensup bakteriler, Gram negatif çubuk şekilli kokobasillerden oluşmuştur ve diğer Enterobacteriaceae cinslerinde olduğu gibi, seçmeli anaerobik bir metabolizmaya sahiptir. Pireler tarafından taşınır. Organizma izole halde hareketliyken (motil), memeli konağa geçtiğinde hareketsiz (non-motil) hale geçmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Virüs</span> canlı ve ya cansız arası mikroskobik enfeksiyon etkeni

Virüs, sadece canlı hücreleri enfekte edebilen ve böylece replike olabilen mikroskobik enfeksiyon etkenleri. Virüsler; hayvanlardan ve bitkilerden, bakterilerin ve arkelerin de içinde bulunduğu mikroorganizmalara kadar her türlü canlı şekillerine bulaşabilirler.

Bir alt ünite aşı veya alt birim aşısı patojenin antijenik olan veya koruyucu bir bağışıklık tepkisi ortaya çıkarmak için gerekli olan saflaştırılmış kısımlarını içeren bir aşıdır. Alt ünite aşı, hücre kültüründe veya rekombinant DNA ekspresyonunda dağılmış viral partiküllerden yapılabilir, bu durumda rekombinant alt ünite aşısıdır.

<span class="mw-page-title-main">Herpes simpleks virüsü</span> Herpesviridae familyasından uçuğa sebep olan virüs

Herpes simpleks, Herpesviridae familyasına ait, uçuk nedeni olan bir virüstür. Herpes ismi Yunancadan ("Herpeine") gelmektedir ve de anlamı sürünmek ya da emeklemektir. Antik Yunan zamanından beri tanınan bu virüs sık sık insanları enfekte etmektedir. Bu enfeksiyonlar; hafif komplikasyonsuz mukokutanözif hastalıklardan, ölümcül olan enfeksiyonlara kadar değişebilir.

<span class="mw-page-title-main">Çiçek virüsü</span> virüs türü

Çiçek virüsü veya Variola virus Poxviridae familyasına, Chordopoxvirinae alt familyasına, Orthopoxvirus cinsine ait olan bir DNA virüsüdür ve çiçek hastalığına sebep olur.

<span class="mw-page-title-main">Edinilmiş bağışıklık sistemi</span> Özelleşmiş, sistemik hücreler ve süreçlerden oluşan bağışıklık sistemi alt sistemi

Edinilmiş bağışıklık sistemi ya da Edinilmiş bağışıklık ya da Akkiz (acquired) immunite yüksek oranda özelleşmiş bütün sisteme etki edebilen hücreler ve patojenik mücadeleleri ortaya çıkaran süreçlerle düzenlenen bağışıklık sistemi çeşididir.

Biyokimyada reseptör veya almaç, birbiriyle kısmen örtüşen iki anlama karşılık gelir.

Bağışıklık yetmezliği veya bağışıklık eksikliği, bağışıklık sisteminin herhangi bir nedenle baskılanması ve doğal davranışlarının kısıtlanması sonucunda savunma sistemi elemanları arasındaki koordinasyonun bozulması olgusudur. Memelilerin fizyolojik savunma sistemi 3 ana parçadan oluşur:

Virülans, bir mikrobun patojenliği, yani onun hastalığa neden olma yeteneğidir. Patojenlik terimi mutlak anlamda hastalığa neden olma yeteneği için kullanılır, virülans ise bir patojenin ne derecede hastalık yapabileceğini ifade etmek için kullanılır. Virülansın sıfat hali virülandır. Ekolojik bir bakış açısıyla virülans, bir parazitin neden olduğu, konak organizmadaki evrimsel uyum azalmasıdır.

Viral vektör, moleküler biyologlar tarafından hücre içine genetik malzeme ulaştırmak için kullanılan bir araçtır. Bu işlem canlı organizmanın içinde veya hücre kültüründe yapılabilir. Virüsler, enfekte ettikleri hücrelerin içine genomlarını verimli şekilde taşımak için özelleşmiş moleküler mekanizmalar evrimleştirmiştir. Bir virüs tarafından genlerin aktarımı transdüksiyon olarak adlandırılır, bu yolla enfekte olmuş hücrelerin de transdüklenmiş olduğu söylenir. Moleküler biyologlar bu mekanizmayı ilk defa 1970'lerde kontrol altına almayı becermiştir. Paul Berg bakteriyofaj lambda DNA'sı içeren değiştirilmiş bir SV40 virüsü kullanarak kültürlenmiş maymun böbrek hücrelerini enfekte etmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Viral giriş</span>

Viral giriş, viral hayat döngüsündeki enfeksiyon aşamasının en erken evresidir, virüs konak hücre ile temasa geçer ve viral materyaller hücreye girer. Viral girişteki aşamalar şu şekillerdedir. Virüsler arasında çeşitlilik olmasına rağmen, viral girişin birkaç ortak şekli vardır.

<span class="mw-page-title-main">Antijenik sapma</span> Bir virüsün iki veya daha fazla farklı suşunun birleşerek yeni bir alt tür oluşturması süreci

Antijenik sapma, bir virüsün iki veya daha fazla farklı suşunun ya da iki veya daha fazla değişik virüsün suşlarının, bir araya gelerek orijinal virüslerden daha farklı bir antijenik özellik kazanan yeni virüslerin ortaya çıkması sürecidir. Bu terim genellikle grip virüsleri için kullanılsa da, koyunlardaki visna maedi virüsü gibi farklı virüslerde demeydana gelebilir. Antijenik sapma, reassortman ya da viral sapma vakalarında oluşan, genotipik ve fenotipik değişimle sonuçlanan bir durumdur.

<span class="mw-page-title-main">Viral protein</span> virüslerde bulunabilen bir protein türü

Viral protein, virüsün hem bir bileşeni hem de bir ürünüdür. Viral proteinler işlevlerine göre yapısal proteinler, yapısal olmayan proteinler, düzenleyici ve yardımcı proteinler olarak gruplandırılırlar. Virüsler canlı değildir ve kendi başlarına çoğalma araçlarına sahip değildirler. Çoğalmak için konakçı hücrelerinin enerji metabolizmalarına, enzimlerine ve yapı öncüllerine bağlıdırlar. Bu nedenle, virüsler kendi viral proteinlerinin birçoğunu kodlamazlar, aksine çoğaltma için ihtiyaç duydukları viral proteinleri üretmek için konakçı hücrenin organellerini ve döngülerini kullanırlar.

Kanser aşısı, mevcut kanseri tedavi eden ya da kanser gelişimini önleyen bir aşıdır. Mevcut kanseri tedavi eden aşılar, terapötik kanser aşıları veya tümör antijen aşıları olarak bilinir. Aşıların bazıları "otolog" olup, hastadan alınan örneklerden hazırlanır ve o hastaya özgüdür.

<span class="mw-page-title-main">Litik döngü</span>

Litik döngü, viral üremenin iki döngüsünden biridir, diğeri lizojenik döngüdür. Litik döngü, enfekte olmuş hücrenin ve zarının tahrip olmasıyla sonuçlanır. Yalnızca litik döngüden geçebilen bakteriyofajlara virülan fajlar denir.

<i>Vaccinia</i> virüs türü

Vaccinia virüsü, poxvirüs ailesine ait büyük, kompleks, zarflı bir virüstür. Yaklaşık 250 geni kodlayan, yaklaşık 190 kbp uzunluğunda doğrusal, çift sarmallı bir DNA genomuna sahiptir. Virionun boyutları kabaca 360 × 270 × 250 nm'dir ve kütlesi yaklaşık 5-10 fg'dir. Vaccinia virüsü, Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) 1958-1977 yılları arasında küresel bir aşılama kampanyasında çiçek hastalığını ortadan kaldırmak için kullandığı modern çiçek aşısının kaynağıdır. Çiçek hastalığı artık vahşi doğada bulunmamasına rağmen, vaccinia virüsü gen terapisi ve genetik mühendisliği için bir araç olarak bilim insanları tarafından hala geniş çapta incelenmektedir.