İçeriğe atla

Ankaferd BloodStopper

Ankaferd BloodStopper logosu

Ankaferd BloodStopper, vücut dışı yaralanmalar, travmatik kesikler, diş operasyonları, spontan ya da cerrahi girişimler sonrası oluşan minör ve majör kanamaların durdurulmasında kullanılan tıbbi bir üründür. T.C. Sağlık Bakanlığı'ndan ruhsatlı ilk Türk ürünüdür.[1][2]

Hüseyin Cahit Fırat'ın aile mirası bitkisel formülüyle bilimcil mercilere başvurmasının ardından, formülün dünyada ses getirecek ehemmiyette olduğu Hacettepe Üniversitesi Hemotoloji Bölümü tarafından ispatlanmış ve kanamayı durduran bir ara ürün geliştirilmiştir. Kanama durdurucu Ankaferd BloodStopper isimli bu ara ürünün dünya üzerindeki pazarlama ve dağıtım hakları Ankaferd İlaç Kozmetik A.Ş.'ne aittir.

Kullanım şekli, dozu ve yeri

  • Tampon formundaki ürün, vücut dışı yaralanmalar ve travmatik kesiklerde kanamanın yoğunluğuna göre kanama durana kadar kullanılmalıdır. Kanama olan bölgede tekrar bir kanama meydana geldiği takdirde, kanama durana kadar ürün kullanılmalıdır. Bu işlem 2-3 defa kanamanın sona ermesine kadar tekrarlanabilir. Her bir ıslak tampon tek kullanımlıktır.

Ambalajı açtıktan sonra, içinden çıkan ıslak tamponu kanayan yer üzerine kapatarak, sıvının kanamanın kaynağına ulaşmasını sağlayınız. Kanama durana kadar bekletiniz ve en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz.

  • Sprey formundaki ürün, vücut dışı yaralanmalar ve travmatik kesiklerde kanamanın yoğunluğuna göre kanama durana kadar kullanılmalıdır. Kanama olan bölgede tekrar bir kanama meydana geldiği takdirde, kanama durana kadar ürün kullanılmalıdır. Bu işlem 2-3 defa kanamanın sona ermesine kadar tekrarlanabilir.

Kanamalı bölgeye spreyi 5 veya 10 cm mesafeden püskürtünüz. Etkisini gösterip kanamayı durdurana kadar uygulamayı sürdürünüz ve en yakın sağlık merkezine başvurunuz. Cerrahi işlemler sonrasında da tampona emdirilerek kullanılabilir.

  • Ampul formundaki ürün, diş tedavisi ve operasyonlarında kanamanın yoğunluğuna göre kanama durana kadar kullanılmalıdır. Kanama olan bölgede tekrar bir kanama meydana geldiği takdirde, kanama durana kadar ürün kullanılmalıdır. Bu işlem 2-3 defa kanamanın sona ermesine kadar tekrarlanabilir.

Kesinlikle enjekte edilemez. Kanamalı bölgeye sıvıyı 2 veya 5 cm mesafeden damlatarak veya püskürterek uygulayınız. Etkisini gösterip kanamayı durdurana kadar uygulamayı sürdürünüz ve cerrahi işlemler sonrasında da tampona emdirilerek kullanılabilir.

Ağız içi kanamaları durdurmakta son derece etkilidir. Özellikle bir pıhtılaşma bozukluğu hastalığı olan, aspirin, kumadin gibi pıhtılaşmayı bozan bir ilaç kullanmış olan, hipertansiyon gibi kanamayı artırıcı hastalıkları olan hastalarda diğer yöntemlerle kontrol altına alınamayan kanamalar konusunda çok etkin bir şekilde kullanılabilir.

Formülü

Ankaferd BloodStopper ürününün içeriği tamamen bitkiseldir ancak herhangi bir kişinin bu bitkileri karıştırarak ürünün sağladığı etkiyi ortaya çıkarması imkân dahilinde değildir. Yüksek bilimsel teknoloji, sterilite, sağlamlık, saflık vb. pek çok nitelik yoğun bilimsel denetimle bu ürünü doğurmaktadır.

FormEbatMiktarUrtica dioica
(Isırgan)
Vitis vinifera
(Asma)
Glycrrhiza glabra
(Meyan)
Alpinia officinarum
(Havlıcan)
Thymus vulgaris
(Kekik)
Tampon2.5 cm x 7 cm3 ml0,18 mg0,24 mg0,27 mg0,21 mg0,15 mg
"5 cm x 7,5 cm10 ml0,6 mg0,8 mg0,9 mg0,7 mg0,5 mg
"20 cm x 20 cm100 ml6 mg8 mg9 mg7 mg5 mg
Sprey-5 ml0,3 mg0,4 mg0,45 mg0,35 mg0,25 mg
"-10 ml0,6 mg0,8 mg0,9 mg0,7 mg0,5 mg
"-25 ml1,5 mg2 mg2,25 mg1,75 mg1,25 mg
"-100 ml6 mg8 mg9 mg7 mg5 mg
Ampul-2 ml0,12 mg0,16 mg0,18 mg0,14 mg0,1 mg

Kaynakça

https://web.archive.org/web/20120922232758/http://immun.com.tr/ankaferd-nedir

  1. ^ "Türk bilim adamlarından kanamayı kesen ürün". NTV. 25 Ekim 2007. 26 Kasım 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Aralık 2007. 
  2. ^ "Kanamayı durduran Türk buluşu heyecanı". Hürriyet. 25 Ekim 2007. 27 Kasım 2007 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Aralık 2007. 

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Tıp</span> hastalıkların teşhisi, tedavisi ve önlenmesi için çalışma alanı

Tıp, bir hastaya bakma, teşhis, prognoz, önleme, tedavi, yaralanma veya hastalıklarının palyasyonunu yönetme ve sağlığını geliştirme bilimi ve uygulamasıdır. Tıp, hastalıkların önlenmesi ve tedavisi yoluyla sağlığı korumak ve iyileştirmek için geliştirilen çeşitli sağlık uygulamalarını kapsar. Çağdaş tıp, yaralanma ve hastalıkları teşhis etmek, tedavi etmek ve önlemek için biyomedikal bilimleri, biyomedikal araştırmaları, genetiği ve tıbbi teknolojiyi, tipik olarak farmasötikler veya cerrahi yoluyla, ancak aynı zamanda psikoterapi, harici ateller ve traksiyon, tıbbi cihazlar, biyolojikler ve iyonlaştırıcı radyasyon gibi çeşitli tedaviler yoluyla uygular.

Şok, kalbin aorta attığı kanın akut olarak azalmasına bağlı bir hipoperfüzyon sendromdur. Şok olgusunda yaşamsal dokulara ve organlara yeterli kan gidemez. Dolaşan kanın azalması, dokuların oksijen ve enerji kaynaklarının kesilmesi, metabolizma artıklarının temizlenememesi anlamına gelir. Başlangıç belirtiler hipotansiyon, bilinç kaybı, ağızda kuruluk, deride solukluk, terleme, nabızda artma/azalma, laktik asidoz, parmak uçlarında ve dudaklarda siyanozdur.

<span class="mw-page-title-main">Kan</span> hücrelerden meydana gelmiş yaşamsal sıvı

Kan, atardamar, toplardamar ve kılcal damarlardan oluşan damar ağının içinde dolaşan; akıcı plazma ve hücrelerden meydana gelmiş kırmızı renkli hayati sıvıdır.

<span class="mw-page-title-main">Tromboz</span> Kan pıhtılarının neden olduğu tıbbi durum

Tromboz (thrombosis), canlı organizmada kan elemanlarının kalp ve damar iç yüzüne kitle (pıhtı) ha­linde yapışması olgusudur; oluşan pıhtı kitlesine trombüs ya da trombus (thrombus) adı verilir. Trombozun yaşam kurtarıcı (fizyolojik) ve öldürücü (patolojik) sonuçları vardır. Tromboz olgusu genellikle damarlara yönelik olumsuzluklarda görülür. Endotel zararıyla birlikte pıhtılaşma (hemostaz) mekanizması çalışmaya başlar. Önce trombin aktive olur, sonra da fibrinojen fibrine dönüşür. Fibrin, pıhtının ana elemanıdır. Ayrıca, genel bir tanım olarak herhangi bir damardaki trombustan kopan pıhtı parçasının başka bir bölge damarını tıkamasına tromboembolizm denir.

<span class="mw-page-title-main">Rinoplasti</span> burna kalıcı şekil verme, estetik olarak burun şeklini değiştirme operasyonu

Rinoplasti, yaygın plastik cerrahi türüdür. Burnu yeniden şekillendirme; yapılandırma ameliyatıdır. Amaç burnu fonksiyonel ve estetik açıdan daha iyi hale getirmektir. Tıp dilinde rinoplasti estetik burun ameliyatı anlamına gelir. Burun iskeleti ve yumuşak dokularının yeniden şekillenerek yüze göre uyumlu ve orantılı bir hale getirilmesi ameliyatıdır. Özellikle kişinin yüzüne göre planlanması gereken ve kemik, kıkırdak, yumuşak dokular ve cilde şekil verilen bir ameliyattır. Son yıllarda aşırı kıkırdak ve kemik çıkarımı yapılan eski yöntemler bırakılmış ve "yapısal rinoplasti" konsepti hakim olmuştur. Burun estetiği ile burun cerrahisi konusunda eğitim alan kulak burun boğaz uzmanları ve plastik cerrahlar ilgilenmektedir. Ameliyatın hem estetik hem de burun içi septumunun düzeltilmesini de içeren şekline septoplasti veya septorinoplasti denir. Ameliyatsız rinoplasti, alarplasti, rinektomi, frontal sinüs trefinasyonu, antral lavaj da burun estetiği ameliyatlarına aittir.

<span class="mw-page-title-main">Saç nakli</span> Saç Nakli Nedir

Saç nakli, yaygın estetik cerrahi işlemlerden biridir. Kelliğe dirençli olan enseye yakın başın arka tarafından alınan saç köklerinin, saçların döküldüğü veya seyrekleştiği bölgeye taşınmasıdır. İşlem lokal anestezi altında gerçekleştirilir. Saç ekimi ayrıca kirpik, kaş, bıyık, sakal, göğüs, kasık kıllarının onarılmasında da kullanılabilir.

Isırıklar, hayvanların ya da insanların neden olduğu dişlerle yaralanma biçimidir. Komplikasyonlar ortaya çıkmaması için bu tür yaralara gerekli tıbbi müdahale yapılmalıdır.

<span class="mw-page-title-main">İlk yardım</span> Birine yapılan ilk müdahale

İlk yardım herhangi bir kaza ya da yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda sağlık görevlilerinin yardımını sağlanıncaya kadar hayatın kurtarılması ya da durumun daha kötüye gitmesini önleyebilmek amacıyla olay yerinde, tıbbi araç – gereç aranmaksızın mevcut araç - gereçlerle yapılan ilaçsız bir uygulamadır.

İlk yardım için gelişmiş araç – gereçler olması gerekmez. İlk yardım çantası içindeki malzemeler yeterlidir. Fakat ilk yardım kitabını okumadan müdahale yapmamalıyız.

Hormonlar; metabolizmanın, su ve elektrolit alış verişinin, büyümenin, seksüel gelişimin ve seksüel fonksiyonların regülatörleri olarak hayati öneme sahiptirler. Hormonların yokluk, azlık ve fazlalıkları çeşitli hastalık belirtilerine yol açar; bazılarının yokluğu ölüme neden olur. Bu nedenle hekimlikte bir endokrin organın hipofonksiyonunu veya bir hormonun eksikliğini zamanında saptayarak eksik hormonu yerine koymak önemlidir. Bu tedavi yöntemine replasman tedavisi denir.

<span class="mw-page-title-main">Subaraknoid kanama</span> Subaraknoid aralığa kanama

Subaraknoid kanama, araknoid membran ile beyni çevreleyen pia mater arasındaki alan olan subaraknoid boşlukta meydana gelen kanamalardır.

Eksternal ventriküler drenaj (EVD) ayrıca ventrikülostomi veya sadece ventriküler drenaj olarak da bilinir. Sistem beyin cerrahları tarafından beyin omurilik sıvısının dolaşımının veya emiliminin bozulduğu durumlarda artmış kafa içi basıncının azaltılması için kullanılır. EVD, silikon esnek bir kataterin, yoğun bakımda hasta başında veya ameliyathanede takılması sonrası hastanın yoğun bakımda takibini gerektirir. EVD'nin amacı BOS'u dışarı boşaltmak ve kafa içi basıncın takibini sağlamaktır. EVD takılması esnasında meydana gelebilecek kanama gibi komplikasyonlar nedeniyle bu işlem tam olarak beyin cerrahisi işlemlerinin tümünün yapıldığı bir merkezde uygulanması tavsiye edilir. EVD hidrosefalinin tedavisinde kısa süreli uygulanan bir yöntemdir. Uzun dönemde hidrosefalinin düzelmeyeceği hastalarda ya direk serebral şant takılır veya EVD takılmış hastaların şantları kapalı sisteme alınır.

<span class="mw-page-title-main">Subdural kanama</span> kafa travmaları sonrası ortaya çıkan, beyin zarları arasında olan bir kanama şekli

Subdural kanama beyini çevreleyen beyin zarlarından dura mater ile araknoid zar arasında, sıklıkla travma sonrası ortaya çıkan kanamalardır. Kanamanın kaynağı genellikle subdural aralıkta bulunan köprü venlerinin yaralanmasıdır. Subdural kanamalar kitle etkisi yaratırlar ve beyin dokusuna baskı uygulayarak hasar meydana getirirler. Akut subdural kanamalar sıklıkla yaşamı tehdit eder. Kronik subdural kanamalar ise eğer doğru şekilde tedavi edilirse sonuçları oldukça iyidir. Tedavi ve iyileşme döneminde 6-8 ay boyunca amnezi, anksiyete, dengesizlikler ve şiddetli baş ağrıları görülür.

<span class="mw-page-title-main">Venöz sinus trombozu</span> Serebral sinusler içerisinde pıhtı oluşmasına bağlı ortaya çıkan dolaşım bozukluğu durumu

Serebral venöz sinus trombozu beyinde venöz kanı taşıyan dural venöz sinuslerde pıhtı oluşmasına bağlı ortaya çıkan dolaşım bozukluğu ve beraberinde ortaya çıkan klinik durumu tanımlamak için kullanılır. Semptomlar baş ağrısı, bulanık görme, bulantı, kusma, nöbet, tek veya çift taraflı kuvvet kayıpları, duyu kayıplarıdır.

<span class="mw-page-title-main">Kafa travması</span>

Kafa travması, kafatası veya beyinde travma sonrası gerçekleşen herhangi bir yaralanmadır. Travmatik beyin hasarı ve kafa travması terimleri tıp literatüründe sıklıkla birbirinin yerine kullanılmaktadır. Kafa yaralanmaları çok geniş bir alanı kapsamaktadır. Kafa yaralanmaları kaza, düşme, fiziksel saldırı veya trafik kazaları gibi birçok nedenle olabilir.

<span class="mw-page-title-main">Endovasküler koil uygulaması</span>

Endovasküler koil uygulaması, intrakraniyal anevrizmalar ve vücuttaki bazı kanama odakları için uygulanabilen damar içi bir tedavi yöntemidir. İşlemde mikrocerrahi ile çıkartılabilir nitelikte platin teller kullanılarak anevrizmaya giden kan dolaşımınının azaltılması ve bu sayede damar içinde oluşmuş boşluktaki kan akımının giderilmesine dayanmaktadır. Serebral anevrizmalar için iki ana tedaviden biridir. Diğer tedavi yöntemi cerrahidir ve klipsler aracılığı ile ilgili damar bölgesinin kapatılmasına dayanmaktadır.

Vazospazm, arteriyel yapıda spazm sonucu vazokonstriksiyon oluşmasını ifade etmektedir. Bu durum doku iskemisine ve ölümüne (nekroz) yol açabilir. Serebral vazospazm subaraknoid kanama sonucunda ortaya çıkabilir. Semptomatik vazospazm veya geç serebral iskeminin, özellikle anevrizmal subaraknoid kanamadan sonra inme ve ölüme önemli bir etkisi vardır. Vazospazm tipik olarak subaraknoid kanamadan 4 ila 10 gün sonra ortaya çıkar.

<span class="mw-page-title-main">Künt travma</span>

Künt travma veya perforan (delici) olmayan travma; bir fiziksel travma sonrası ortaya çıkan durumdur. Bir nesne cildi deldiğinde ve vücudun bir dokusuna girerek açık bir yara ve çürük oluşturduğunda ortaya çıkan delici travmadan (penetran) farklı bir durumdur.

<span class="mw-page-title-main">Travmatik beyin hasarı</span>

Kafa içi yaralanma olarak da bilinen travmatik beyin hasarı (TBI), harici bir kuvvetin neden olduğu beyin hasarıdır. TBI, ciddiyetine, mekanizmaya veya diğer özelliklere göre sınıflandırılabilir. Kafa travması kavramı ise kafa derisi ve kafatası gibi diğer yapılara da zarar verebilecek daha geniş bir kategoridir. TBI, fiziksel, bilişsel, sosyal, duygusal ve davranışsal semptomlarla sonuçlanabilir ve tam iyileşmeden kalıcı sakatlık veya ölüme kadar değişebilir.

<span class="mw-page-title-main">Hemotoraks</span> Akciğeri saran zarların arasında kan birikmesi

Hemotoraks plevral boşluk içinde kan birikmesidir. Hemotoraksın belirtileri göğüs ağrısı ve nefes almada zorluk olabilirken, klinik bulgular etkilenen tarafta solunum seslerinin azalması ve kalp hızında artış olabilir. Hemotoraks genellikle bir yaralanmadan kaynaklanır, ancak plevral boşluğu işgal eden kanserlere bağlı, kan pıhtılaşma bozukluklarının bir sonucu olarak, endometriozisin sık görülmeyen bir klinik görünümü şeklinde, sönmüş bir akciğere bağlı veya nadiren başka durumlarla ilişkili gelişebilir.

<span class="mw-page-title-main">Sülük tedavisi</span>

Sülük tedavisi (Hirudoterapi), tıbbi sülüklerin kullanıldığı eski bir tıbbi tedavi yöntemidir. Bu tedavi, sülüklerin kan emerken salgıladıkları çeşitli biyokimyasal maddeler aracılığıyla hastalıkları hafifletmeyi amaçlar. Sülüklerin ısırdığı bölgeden kan emmesi, lokal dolaşımı artırır, antikoagülan etkiler gösterir ve bazı inflamatuvar hastalıkların semptomlarını azaltabilir. Sülük tedavisi, binlerce yıldır kullanılan bir yöntem olup, modern tıpta bazı durumlarda alternatif veya tamamlayıcı tedavi olarak kullanılmaktadır.