Tarih öncesi veya Prehistorya, insanlığın yazının bulunmasından önceki dönemidir.

Kaba Taş Devri, Yontma Taş Devri veya bilimsel adıyla Paleolitik Çağ olarak tanımlanan Eski Taş Çağı günümüzden yaklaşık 2 milyon yıl önce başlamış ve 12.000 yıl önce son bulmuştur. Ancak verilen bu tarihlerin dünya geneli içinde geçerli olduğunu ve yerel olarak değişmeye açık bulunduğunu da belirtmek gerekir. İnsanlık tarihinin %99'u gibi çok büyük bir bölümünü kapsayan bu çağ, aynı zamanda ilk insan atalarının ortaya çıkışı ve ilk aletlerin üretimi yoluyla insanın kavrama yeteneği ve temsil etmesiyle de söz konusu tarihin gelişimi içinde çok önemli bir yer tutmaktadır.
Ulucak Höyüğü, İzmir yakınlarında, Ankara yolu üzerinde, Kemalpaşa'nın 7 km kuzeybatısındaki Ulucak köyünde bulunan bir arkeolojik yerleşimdir. İzmir sınırları içinde bilinen ilk çiftçi köy yerleşimidir.

Karasuk kültürü, MÖ 1500 ile MÖ 800 yılları arasında Aral Gölü, Tanrı Dağları, Yenisey ırmağı ve Altay Dağları arasındaki bölgede yaşamış Tunç Çağı'na ait kültür ve toplumları tanımlar.

Popülasyon genetiği, popülasyonlardaki fertlerin benzerlik ve farklılıklarının kaynaklarını, bunun yanında popülasyonlardaki alel frekansının dağılımlarını ve değişimlerini araştıran bir genetik altdalıdır.

Cilalı Taş Devri veya bilimsel adıyla Neolitik Çağ, tarih öncesi çağlardan biridir. Neolitik Çağ veya Yeni Taş Devri Taş Devri'nin Avrupa, Asya ve Afrika'daki son bölümü olan arkeolojik bir dönemdir. Neolitik çağ, dünyanın çeşitli yerlerinde bağımsız olarak ortaya çıkmış gibi görünen geniş kapsamlı gelişmelerden oluşan Neolitik Devrimi gördü. Bu "Neolitik paket" çiftçiliğin başlayışını, hayvanların evcilleştirilmesini ve avcı-toplayıcı yaşam tarzından yerleşik tarza geçişi içeriyordu.
Türklerinin genetik tarihi, modern Türkiye Türkleri üzerine yapılan popülasyon genetiği araştırmalarını anlatır. Bazı çalışmalar 1071'de Selçukluların Anadolu'ya göçüyle başlayan ve geç 11. yüzyılda Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurulmasıyla sonuçlanan Türk göçlerinin ve o dönemlerde kültürel asimilasyona uğramış yerel halkların genetik katkılarını belirlemeyi amaçlamıştır.
Taş Devri, insansıların taştan araçlar yapmasından başlayarak kalkolitiğin sonuna kadar geçen tarih öncesi dönemdir.
Gen akışı veya gen göçü, popülasyon genetiğinde, gen alellerin bir popülasyondan diğerine aktarılmasıdır.

Holosen, Kuvaterner devri içerisinde yer alan Pleistosen devrinin bitmesinden günümüze kadar sürmekte olan jeolojik devredir. Dönem Genç Buzul çağının bitmesiyle başlayan buzul durgun (interstadial) dönemine karşılık gelir. Adını Yunanca kelimeler olan ὅλος ve καινός sözcüklerinden alır ve "tamamen yeni" anlamına gelir.

Avcı ve toplayıcı, kültüre alınmış bitkilerin tarımını yapan ya da evcilleştirilmiş hayvanları yetiştiren toplumların aksine, tarım ve hayvancılıkla uğraşmayan, yabani bitkileri toplayıp yabani hayvanları avlayan toplumlardır. Tarımın ve hayvancılığın gelişiminden önce bütün toplumların yaşam tarzı olan avcı ve toplayıcılık, bugün bu uğraşlarla geçimini sağlamayan toplumlarda görülür. Avcılık daha çok erkeklerce yapılırken, yabani bitki ve meyve toplayıcılık da büyük ölçüde kadın ve çocuklarca yapılmaktadır.

Yamnaya kültürü veya Yamna kültürü geç Bakır Çağı'ndan erken Tunç Çağı'na kadar var olmuş, Ural Nehri, Dinyester ve Güney Bug arasındaki bölgelerde yaşamış halkların oluşturduğu bir arkeolojik kültür. Arkeolojik mezar kazılarınca bulunan mezarların çukur şeklinde odalardan oluşmasından dolayı Çukur Mezar kültürü ve Aşıboyası Mezar kültürü olarak da adlandırılan kültür M.Ö. 3300 ve 2600 yılları arasında var olmuştur.
Evrimsel olarak önemli birim ya da İngilizce "evolutionarily significant unit" teriminin kısaltması olarak ESU, doğa koruma amacı bakımından ayrı sayılan bir organizma popülasyonudur. Bu terim herhangi bir tür, alt tür, coğrafi ırk ya da popülasyon için kullanılabilir. Her ne kadar bir ESU bir biyolojik tür değil ama alt tür ya da bir varyete olsa bile sıklıkla ESU yerine "tür" terimi kullanılmaktadır.

Haplogroup J-M172 veya yaygın olarak bilinen adıyla J1, haplogrup J-M304'ten türeyen ve insanlarda görülen bir Y-DNA haplogrubudur.
Haplogrup I-M438 veya yaygın olarak bilinen adıyla I2, insanlarda görülen bir Y-DNA haplogrubudur. 31.000 ile 26.000 yıl önce ortaya çıktığı düşünülen haplogubun üç ana kolu bulunmaktadır: I-L460, I-L596 ve I-L147.
Biyolojide klin, bir türün coğrafi dağılımının tamamında tek bir özelliğinin ya da biyolojik niteliğinin ölçülebilir gradyanıdır. İlk olarak Julian Huxley tarafından 1938 yılında kullanılan klin terimi genellikle gen frekansı, kan grubu gibi genetik ya da vücut boyutları, deri pigmentasyonu gibi fenotipik özelliklerin değişimini kastetmekteydi. Klinler bir özelliğin sürekli ama derece derece değişmesi gibi bir coğrafi bölgeden diğerine geçerken birdenbire aniden de değişebilmesi için de kullanılır.

Satsurblia Mağarası Tabiat Anıtı, Gürcistan'ın İmereti bölgesindeki Kumistavi köyüne 1.2 km uzaklıkta konumlanmış, deniz seviyesinden 287 metre yükseklikte yer alan paleantropolojik bölgedir. Karstik mağara ilk kez 1976'da A.N. Kalandadze tarafından kazılmıştır. Mağara, Orta Çağ'da sığınak olarak kullanılmıştır.

Kafkas avcı-toplayıcılar (CHG), ilk kez 2015 yılında yapılan bir çalışmada keşfedilen genetik insan soyunun adıdır. Batı Avrasya'da yaşayan birçok halkın popülasyon genetiğinde bu bileşen görülmektedir. Satsurblia Mağarası'nda bulunan Üst Paleolitik dönem örneğinde ve Batı Gürcistan'daki Kotias Klde mağarasında bulunan Mezolitik dönem örneğinde Kafkas avcı-toplayıcı genetiğine rastlanmıştır.

Haplogrup C, tümü SNP mutasyonları olan UEP M130 / RPS4Y711, P184, P255 ve P260 tarafından tanımlanan majör bir Y kromozom haplogrubudur. Haplogroup F ile birlikte Haplogroup CF'nin iki ana kolundan biridir. Haplogroup C, Afrika dışındaki her kıtanın antik popülasyonların görülmekteydi. Günümüz Doğu Asya, Orta Asya ve Sibirya halklarında sık olarak görülmektedir. Kuzey Amerika ve Avustralya'nın yanı sıra Avrupa, Doğu Akdeniz ve Japonya'da da görülmektedir. Haplogrup ayrıca Güneydoğu Asya, Güney Asya ve Güneybatı Asya'nın günümüzdeki pek çok popülasyonunda orta ila düşük sıklıkta bulunur.
Haplogrup H, insanlarda görülen bir mitokondriyal DNA (mtDNA) haplogrubudur. Bu soyun Güneybatı Asya'da, yaklaşık 20.000 ila 25.000 yıl önce ortaya çıktığına inanılmaktadır. Haplogrup H, günümüzde ağırlıklı olarak Avrupa ve Kafkasya'daki insanlarda görülmektedir. Haplogrubun Son Buzul Maksimumundan önce evrimleştiğine inanılmaktadır. İlk olarak Kuzey Yakın Doğu ve Güney Kafkasya'ya yayılan dal, sonrasında İberya'ya oradan da Avrupa'ya yayılmıştır. Haplogruba ayrıca Afrika, Sibirya ve İç Asya'nın bazı bölgelerinde de rastlanmaktadır. Günümzde Avrupa'daki tüm anne soylarının yaklaşık %40'ı haplogrup H'dir.