
Amerikan Bağımsızlık Bildirisi, Amerika Birleşik Devletleri'ni kuran belgedir. Belge, 4 Temmuz 1776'da Philadelphia'daki daha sonra "Independence Hall" adı verilen Pennsylvania Eyalet Evi'ndeki İkinci Kıta Kongresi'nde kabul edildi. Bildiri, dünyaya On Üç Koloni'nin neden artık Britanya sömürgesi değil de bağımsız egemen eyalet olarak görüldüğünü açıklamakta.

Martin Luther King Jr. veya doğum adıyla Michael King Jr., 1955'ten 1968'deki suikastına kadar sivil haklar hareketinin en önde gelen liderlerinden biri olan Amerikalı Baptist papaz, aktivist ve siyaset filozofuydu. Siyahi bir kilise lideri ve ilk sivil haklar aktivisti olan papaz Martin Luther King Sr.'ın oğlu olan King, Jim Crow yasalarına ve diğer yasallaştırılmış ayrımcılık biçimlerine karşı şiddet içermeyen direniş ve şiddet içermeyen sivil itaatsizlik yöntemlerini kullanarak Amerika Birleşik Devletleri'ndeki beyaz olmayan insanların sivil haklarını geliştirdi.

Demokratik Parti, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki iki büyük partiden biri. Diğeri Cumhuriyetçi Partidir. Demokratlar, ABD'de "modern liberalizm" olarak bilinen sosyal liberal ideolojinin temsilcisidir; bu ideoloji sivil özgürlük ve sosyal eşitlik kavramlarını karma bir liberal ekonomi desteğiyle harmanlar.

Jim Crow yasaları, 19. ve 20. yüzyılda Amerika Birleşik Devletleri'nin güney eyaletlerinde çıkartılmış ırksal ayırmacı (segregationist) yerel yasalardır. Yasalar, ABD'deki yeniden yapılanma döneminde Siyahilerin elde etmiş olduğu politik ve ekonomik kazançlara karşı çıkartılmıştır. Yasalar, Afroamerikalılar ile Beyazların sosyal ve politik hayatta ayrı kurumları kullanmalarını amaçlamış ve "ayrı, ama eşit" yasal doktrini ile temellendirilmişti.

Afroamerikalılar veya Siyahi Amerikalılar olarak da bilinen Afrikalı Amerikalılar, Afrika'nın Siyah ırk gruplarından herhangi birinden kısmen veya tamamen gelen Amerikalılardan oluşan etnik bir gruptur. Afrikalı Amerikalılar, Beyaz Amerikalılar ile Hispanik ve Latino Amerikalılardan sonra ABD'deki en büyük üçüncü ırksal veya etnik grubu oluşturmaktadır. "Afroamerikalı" terimi genellikle Amerika Birleşik Devletleri'nde köleleştirilen Afrikalıların torunlarını ifade eder.
Nefret suçu ; bir kişiye veya gruba karşı ırk, dil, din, cinsiyet ve cinsel yönelim gibi durumlara karşı oluşmuş ön yargı sebebiyle işlenen, genellikle şiddet içeren suçlar. Zaten suç olan eylemleri kapsar ve ön yargı sebebiyle işlenilmiş olmaları suçun cezasının artmasına neden olur. Bu açıdan nefret söyleminden farklı bir kavramdır. Eğer bu suç bir defaya mahsus olarak işlenmemişse ve süreklilik arz ediyorsa, suç işleyenler nefret grubu olarak adlandırılırlar. Bu suçları engellemeye ve suç işleyenleri cezalandırmaya yönelik düzenlenmiş yasalara ise nefret yasası denir.

1964 Medeni Haklar Yasası, Amerika Birleşik Devletleri'nde siyah ırka mensup kişilere okullarda, kamusal alanlarda ve işe alımda yapılan negatif ayrımcılığın yasaklanması konusunda dönüm noktası olan bir yasadır. 2 Temmuz 1964'te dönemin ABD başkanı Lyndon Johnson tarafından imzalanarak yürürlüğe giren bu yasa ile, ırkçı ayrımcılık yasa dışı kılınmıştır.

Apartheid, Afrika'nın güneyinde bulunan Güney Afrika Cumhuriyeti ile bu devlete bağlı Güneybatı Afrika'da (Namibya) 1948-1994 yılları arasında resmî devlet politikası olarak iktidarda bulunan Ulusal Parti hükûmeti tarafından uygulanan ve bu doğrultuda yasalar çıkartarak ırksal ayrımcılığı savunan sistemdir. Apartheid kelimesi Afrikaanca "ayrılık" anlamına gelmektedir. Bu süreç Avrupa kökenli beyazlar tarafından, baasskap adı da verilen ve beyaz ırkın diğer ırklardan üstün olduğunu savunan bir ideoloji ile yürütülmüştür.

Yeniden yapılanma dönemi (1865-1877), ABD tarihinde Amerikan İç Savaşı'nın 1865 yılında sona ermesiyle başlayıp 1877 yılında sona eren dönemdir. Savaştan sonra Amerika Konfedere Devletleri'ne bağlı eyaletlerde anayasaya eklenen üç yeni maddeye göre devlet ve toplum yapısında önemli düzenlemeler yapılmıştır. Yeniden yapılanma her eyalette farklı dönemlerde başlasa da yapılanma politikaları 1877 yılında terk edilinceye kadar sürmüştür.
Gey dostu; LGBT kültürü içerisinde eşcinseller arasındaki bireysel ilişkileri ifade eden eşcinsel ilişki ve eşcinsel seksi destekleyen, tüm yönelimlere saygılı olan, eşit davranan ve onları yargılamayan bir çevre yaratmak amacıyla eşcinsellere ve LGBT topluluğunun her üyesi dahil olmak üzere; açık ve onları hoş karşılayan, diğer mekanlardaki olabilecek homofobik tavırlara ve yasaklara karşı gey mekanları, politikaları, insanları veya kurumları ifade eder. Gelişmiş batı ülkelerinde ve yine birçok medeni ülkede eşcinsellerin kendilerini rahat hissettikleri, onlara özel; saunalar, sinemalar ve gey dostu konaklama ile diğer LGBT mekanları bulunmaktadır.

George Lincoln Rockwell Amerikalı aşırı sağcı bir siyasi aktivist ve Amerikan Nazi Partisi'nin kurucusuydu. Daha sonra Amerika Birleşik Devletleri'ndeki neo-Nazi hareketinde önemli bir figür haline geldi ve inançları, stratejileri ve yazıları birçok beyaz üstünlükçüyü ve neo-Nazi'yi etkilemeye devam etti.

Ralph David Abernathy, Amerikalı rahip, Güneyli Hristiyan Liderler Konferansı kurucusu ve Siyahi Hakları önderi.

Beyaz üstünlükçülüğü, Beyazların diğer ırklardan üstün olduğu ve bu nedenle onlara karşı baskın olması gerektiği yönündeki ırkçı inanç ve ideoloji. Günümüzdeki Neo-Nazizm gibi bazı beyaz üstünlükçüsü hareketler, Yahudilerin yanı sıra diğer ırklara karşı çıkarlar.

Ayrımcılık karşıtı yasa veya ayrımcılıkla mücadele yasası çeşitli iş grupları, cinsiyet, cinsel kimlik, ırk, engellilik, inanç veya bireysel siyasi görüşlere dayalı gruplar için korumaları içeren yasalardır. Ayrımcılıkla mücadele yasaları, ayrımcılık türlerine ve bu yasalarla korunan gruplara göre çeşitlilik gösterebilmektedirler. Ayrımcılıkla mücadele yasaları, özellikle belirtilen özelliklerinden dolayı bireylere farklı muamele edilmemesi gerektiği konusunda eşitlik ilkelerine dayanmaktadır.
Engelli ayrımcılığı, anapirofobi veya bazı kaynaklarda ableizm, engelli bireylere yönelik ayrımcılık ve toplumsal ön yargıdır. Engelli ayrımcılığı, karakteristik olarak engellileri engelli olmayanlardan daha aşağıda konumlandırır. Temelinde insanlara "sağlamlık" gibi bazı yetenekler, beceriler ve karakteristik özelliklerin atanması ve yadsınması yatar.
Ekonomik ayrımcılık, ekonomik faktörlere dayalı ayrımcılıktır. Bu faktörler arasında iş bulunabilirliği, ücretler, mal ve hizmetlerin fiyatları ve/veya bulunabilirliği ve iş için azınlıklara sağlanan sermaye yatırım fonu miktarı sayılabilir. Bu, işçilere, tüketicilere ve azınlıklara ait işletmelere karşı ayrımcılığı içerebilir. Bu, tekelcilerin farklı alıcılara ödeme isteklerine göre farklı fiyatlar talep etme uygulaması olan fiyat ayrımcılığı ile aynı şey değildir.

ABD'li Baptist din adamı ve insan hakları savunucusu Martin Luther King Jr. 4 Nisan 1968 günü saat 18.01'de (CST) Memphis, Tennessee'de kalmakta olduğu Lorraine Motel'de vurulduktan sonra götürüldüğü St. Joseph Hastanesi'nde 19.05 itibarıyla ölmesinin üzerine ABD vatandaşları ülke çapında cinayeti protesto etmişler, bazı yerlerde kontrolden çıkan eylemlere emniyet güçleri müdahale edince eylemcilerden çok sayıda kişi ölmüştür. Yaşanan olaylar, ABD'nin Amerikan İç Savaşı'ndan bu yana gördüğü en yaygın ve en geniş toplumsal eylemlerdir.

Separate but equal, Amerika Birleşik Devletleri anayasa hukukunda ayrı ama eşit bir hukuki doktrin bulunuyordu; buna göre ırk ayrımcılığı, sözde kanun kapsamında tüm insanlara "eşit koruma" garanti eden Amerika Birleşik Devletleri Anayasası'nın On Dördüncü Değişikliğini ihlal etmiyordu. Doktrine göre, her ırka sağlanan olanaklar eşit olduğu sürece, eyalet ve yerel yönetimler hizmetlerin, tesislerin, kamuya açık konaklama yerlerinin, barınma, tıbbi bakımın, eğitimin, istihdamın ve ulaşımın ırka göre ayrılmasını talep edebilirdi; eski Konfederasyonun eyalet genelindeki durumda zaten böyleydi. Bu ifade 1890 tarihli bir Louisiana yasasından türetilmiştir, ancak yasa aslında "eşit ama ayrı" ifadesini kullanmıştır.
Brown v. Board of Education of Topeka, 347 US 483 (1954), ABD Yüksek Mahkemesinin, ayrılmış okullar eşit olsa bile, devlet okullarında ırk ayrımını tesis eden ABD eyalet yasalarının anayasaya aykırı olduğuna karar veren dönüm noktası niteliğinde bir karardı. Karar, Mahkemenin 1896 tarihli Plessy v. Ferguson kararını kısmen geçersiz kıldı. Her ırkın tesisleri kalite açısından eşit olduğu sürece ırk ayrımcılığı yasalarının ABD Anayasasını ihlal etmeyeceğini ileri süren bu doktrin, "ayrı ama eşit" olarak bilinen bir doktrindi. Mahkemenin Brown ve ilgili davalarında oybirliğiyle aldığı karar entegrasyonun önünü açtı, sivil haklar hareketinin büyük bir zaferiydi ve gelecekteki birçok etkili dava için bir model oldu.
Plessy - Ferguson, 163 US 537 (1896), ırk ayrımcılığı yasalarının, her ırk için tesislerin kalitesi eşit olduğu sürece ABD Anayasasını ihlal etmediğine karar veren dönüm noktası niteliğinde bir ABD Yüksek Mahkemesi kararıydı; bu doktrin "ayrı ama eşit" olarak bilinmeye başlandı". Karar, 1877'de Yeniden Yapılanma döneminin sona ermesinden sonra Güney Amerika'da kabul edilen ırk ayrımcılığını yeniden tesis eden birçok eyalet yasasını meşrulaştırdı. Güneyde yasal olarak uygulanan bu tür ayrımcılık 1960'lara kadar sürdü.