
İnsan hakları, tüm insanların sadece insan olmakla sahip olduğu temel hak ve özgürlüklere denir. İnsan hakları; ırk, ulus, etnik köken, dış görünüş, din, dil,ense ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır. Bu hakları kullanmakta herkes eşittir. Diğer yandan insan hakları terimi bir ideali içerir. Bu terimi kullananlar, bu alanda olanı değil, olması gerekeni dile getirirler.

Guantanamo Kampı, 2002 yılından itibaren askerî hapishane olarak kullanılmakta olan, Küba'daki Guantanamo körfezi askerî üssünün bir bölümüne verilen isimdir. Burada, başta Afganistan olmak üzere çeşitli ülkelerde ele geçirilen, El-Kaide ve Taliban ile ilgisi olduğundan şüphelenilen kişiler tutulmaktadır. Üç bölüme ayrılmaktadır: Kamp Delta, Kamp İguana ve artık kapatılmış olan Kamp X-Ray. Tesis, zaman zaman Guantanamo, Gitmo veya Kamp X-Ray olarak anılmaktadır.

Uluslararası Af Örgütü, dünya çapında 10 milyondan fazla üyesi ve destekçisi olan insan hakları üzerine çalışmalar yürüten bir sivil toplum örgütüdür. Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi ve diğer uluslararası standartlarca belirlenmiş her türlü insan haklarını savunma ve teşvik etmeyi amaç edinmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) veya İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM), uluslararası bir teşkilat olan Avrupa Konseyi'ne bağlı olarak 1959 yılında kurulmuş uluslararası bir mahkemedir. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleriyle güvence altına alınmış olan temel hakların çiğnenmesi durumunda bireylerin, toplulukların, tüzel kişilerin ve diğer devletlerin, belirli usul ve kurallar dahilinde başvurabileceği bir yargı merciidir. 46 Avrupa Konseyi üyesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yargı yetkisini tanımaktadır. Mahkeme, Fransa'nın Strazburg şehrinde bulunmaktadır.

CIA gizli hapishaneleri, CIA'nin Amerika Birleşik Devletleri adına kurulmuş varlığı bilinen gizli yerlerdir. CIA'ya göre tutuklular yalnızca teröristlerden ibarettir. 2 Kasım 2005 tarihinde bu gizli yerleri basına sızdıran Washington Post cezaevlerinde insan hakları ihlal eden uygulamaları Amerikan basınına sızdırmıştır. Tahminen bu cezaevlerinden Doğu Avrupa ülkelerinden Polonya ve Romanya'da, Haziran 2004'te İngiliz gazetesi The Observer'in belirttiği üzere el-Tamara cezaevi Fas'ta, "Mulhak el-Mazra" Mısır'da, ayrıca Litvanya, Polonya, Ukrayna, Katar, Suudi Arabistan, Tayland ve diğer ülkelerde de bulunmaktadır. İnsan hakları savunucuları "el-Tamara" ve "el-Masri Mulhak"daki mahkûmların işkenceye uğradığını belirtmektedir. Yaklaşık 100 esirin tutulduğu Afganistan'daki Bagram Üssü, 600 esirden bazılarının serbest kaldığı Küba'daki Guantanamo Kampı ve binlerce esir bulunan Bağdat Havaalanı bilinen merkezlerden bazılarıdır.
MKUltra projesi ya da MK-Ultra, CIA tarafından; insan denekler üzerinde yapılan, bazıları yasa dışı bir dizi deneyden oluşan projeye verilen kod ad. Projenin sorumlusu CIA'nın Bilimsel İstihbarat Bölümü idi. 1940'ların ortalarında başlayan çalışmalar, ilk kez 1953 yılında resmi olarak onaylandı, 1964 yılında bu alana olan ilgi çeşitli sebeplerden dolayı azaldı, 1967 yılında da proje tamamen yürürlükten kaldırıldı. Program özellikle ahlaki yönden tartışmalara yol açtı. Zira programda, deneyler için gönüllü olmamış bazı ABD ve Kanada vatandaşları da kullanıldı. MKUltra, insanların; hipnotizasyon, duygusal yoksunlukta bırakma ve uyuşturucu madde kullandırtma gibi yöntemlerle karşısındakinin istediğini yapıp yapmayacağını ve sorgu sırasında daha kolay bilgi verip vermeyeceğini ölçmeyi amaçlıyordu. Başta LSD olmak üzere birden fazla kimyasal maddeyle yapılabilen bu deney, sözlü taciz veya cinsel taciz de eklenerek CIA tarafından sorgu sırasında bir işkence yöntemi olarak da kullanıldı.
Ekonomik, sosyal ve kültürel haklar; eğitim hakkı, barınma hakkı, yeterli bir yaşam standardı hakkı, sağlık hakkı ve bilim ve kültür hakkı gibi sosyoekonomik insan haklarıdır. Ekonomik, sosyal ve kültürel haklar, uluslararası ve bölgesel insan hakları güvenceleri ile tanınmış ve koruma altına alınmıştır. Üye ülkeler söz konusu haklara saygı göstermek, korumak, gerçekleştirmek ve gerçekleşmesini sağlamaya yönelik çalışmalar yapmak konularında hukuken sorumludurlar.

Amerikan istisnacılığı birbiri ile ilintili üç düşünceden biridir. Birincisi Amerika Birleşik Devletleri tarihi doğal olarak diğer milletlerinkinden farklıdır. Bu bakış açısında, Amerikan istisnacılığı Amerikan Devriminden köken almaktadır, bu şekilde siyasal bilimci Seymour Martin Lipset'in "ilk yeni millet" olarak adlandırdığı oluşuma yol açmış ve özgürlük, siyasal ve sosyal eşitlik, bireycilik, cumhuriyetçilik, demokrasi ve serbest girişimcilik değerleri üzerinde Amerikanizm adıyla, özgün bir Amerikan ideolojisi gelişmiştir. İkinci düşünce ABD'nin dünyayı dönüştürmek için benzersiz bir misyonu olduğudur. Abraham Lincoln'un Gettysburg konuşmasında(1863) ifade ettiği gibi, Amerikalılar "Tanrı'nın şahitliğindeki bu ülkenin yeni bir özgürlük doğuşu yaşamasını sağlayalım ve halkın, halk tarafından halk için yönetimi olduğu bu devlet yeryüzünden silinmesin." ifadesini gerçekleştirmekle görevlendirilmişlerdir. Üçüncü düşünceye göre tarihi ve misyonu Amerika Birleşik Devletleri'ne diğer uluslara göre bir üstünlük sunmaktadır.
İran'da din, CIA World Factbook'a göre, İranlıların yaklaşık %90-95'i kendilerini resmî devlet mezhebi olan Şiilik ile yaklaşık %5-10'u ise Sünnilik ile ilişkilendiriyor. Geri kalan %0,6'sı kendilerini Bahailik, Sâbiîlik, Ehl-i Hak, Zerdüştlük, Yahudilik ve Hristiyanlık dahil İslam dışı dinsel azınlıklarla ilişkilendirmektedir. Son üç azınlık dini resmen tanınmış ve korunmuş ve İran parlamentosunda sandalyeleri bulunmaktadır. Zerdüştlük bir zamanlar çoğunluk diniydi, oysa bugün Zerdüştler sadece on binlerce kişiden oluşmaktadırlar. İran, İslam dünyası ve Orta Doğu'daki en büyük ikinci Yahudi cemaatine ev sahipliği yapıyor. İran'ın ikinci en büyük gayrimüslim dini azınlığı olan Bahailik, resmen tanınmadı ve İran'daki varlığı boyunca zulüm gördü.
Toplanma ve gösteri özgürlüğü, bireylerin ve kurumların düşüncelerini açığa vurmak amacıyla toplanabilmelerini ve yürüyüş ya da başka yöntemlerle gösteri yapabilmelerini öngören özgürlüktür. İnsan hakları ve Siyasi özgürlükler kapsamında değerlendirilir.

Ayrımcılık karşıtı yasa veya ayrımcılıkla mücadele yasası çeşitli iş grupları, cinsiyet, cinsel kimlik, ırk, engellilik, inanç veya bireysel siyasi görüşlere dayalı gruplar için korumaları içeren yasalardır. Ayrımcılıkla mücadele yasaları, ayrımcılık türlerine ve bu yasalarla korunan gruplara göre çeşitlilik gösterebilmektedirler. Ayrımcılıkla mücadele yasaları, özellikle belirtilen özelliklerinden dolayı bireylere farklı muamele edilmemesi gerektiği konusunda eşitlik ilkelerine dayanmaktadır.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi, Birleşmiş Milletler'in (BM) Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi (KSHUS) ile kurulmuş olan 18 üyeli bir organıdır. Komite, yılda üç defa; 4 haftalık otrumlar hâlinde toplanarak 172 devletin KSHUS'ye uyumu ve 116 devlet tarafının KSHUS'nin Birinci Seçimlik Protokolü çerçevesindeki bireysel başvuruları hakkında raporlar çıkartır. Komite, BM'deki her biri ayrı bir anlaşmayı uygulamakla görevli 10 insan hakları kurumundan birisidir.
Sivil özgürlükler, liberal hükûmetlerin yasama ya da adli yorum yoluyla tanıdığı garantileri ve özgürlükleridir. Terimin kapsamı ülkeler arasında farklılık gösterse de, sivil özgürlükler vicdan özgürlüğü, basın özgürlüğü, din özgürlüğü, ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri özgürlüğü, güvenlik ve özgürlük hakkı, gizlilik hakkı ile kanun ve gerekli süreç çerçevesinde eşit muamele görme hakkı, adil yargılanma hakkı ve yaşam hakkı içerebilir. Diğer sivil özgürlükler mülk edinme hakkı, kendini savunma hakkı ve bedensel dürüstlük hakkını içerir. Sivil özgürlükler ve diğer özgürlük türleri arasındaki ayrımlarda, pozitif özgürlük ve haklar ile negatif özgürlük ve haklar arasında ayrımlar bulunmaktadır.
Viyana Beyannamesi ve Eylem Programı ya da VDPA, Avusturya'nın Viyana kentinde 25 Haziran 1993 tarihinde Dünya İnsan Hakları Konferansı'nda oybirliği ile kabul edilen bir insan hakları bildirgesidir. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği pozisyonu bu beyanname ile tavsiye edilmiş ve ardından 48/121 sayılı Birleşmiş Milletler Genel Kurul Kararı ile oluşturulmuştur.
Uluslararası insan hakları hukuku, insan haklarını sosyal, bölgesel ve yerel düzeylerde geliştirmek için tasarlanmış uluslararası hukuk bütünüdür. Bir uluslararası hukuk biçimi olarak, uluslararası insan hakları hukuku, öncelikle egemen devletler arasında, üzerinde anlaşmaya varan taraflar arasında bağlayıcı yasal etkiye sahip olmayı amaçlayan antlaşmalardan oluşur; ve geleneksel uluslararası hukuk kapsamındadır. Diğer uluslararası insan hakları belgeleri, yasal olarak bağlayıcı olmamakla birlikte, uluslararası insan hakları hukukunun uygulanmasına, anlaşılmasına ve geliştirilmesine katkıda bulunur ve bir siyasi yükümlülük kaynağı olarak kabul edilir.

Uluslararası gözlemciler, Suriye'deki insan hakları durumunun son derece kötü olduğunu düşünüyorlar. Suriye'de 1963'ten Nisan 2011'e kadar, güvenlik güçlerine kapsamlı tutuklama ve gözaltı yetkileri veren olağanüstü hal yürürlükteydi.
Rusya'da insan hakları, uluslararası kuruluşlar ve bağımsız yerel medya kuruluşları tarafından rutin olarak eleştirildi. En sık atıfta bulunulan ihlallerden bazıları şunlardır: Gözaltında ölümler, güvenlik güçleri ve gardiyanlar tarafından yaygın ve sistematik işkence kullanımı, taciz ritüelleri, Rus Ordusu'nda yaygın çocuk hakları ihlalleri, etnik azınlıklara karşı şiddet ve ayrımcılık, ve gazetecilerin öldürülmesi.

CIA Bilim ve Teknoloji Müdürlüğü, CIA'nın Teknoloji adına hizmet veren ofislerinden biridir.

Haklar Bildirgesi, temel haklar bildirgesi, haklar beyannamesi veya haklar şartnamesi, bir ülkenin vatandaşlarına ait en önemli hakları içeren bir listedir. Amacı, bu hakları kamu görevlileri ve özel vatandaşlar tarafından ihlallere karşı korumaktır.
İnsan haklarının üç nesle ayrılması ilk olarak 1979 yılında Çek hukukçu Karel Vasak tarafından Strazburg'daki Uluslararası İnsan Hakları Enstitüsü'nde önerilmiştir. Vasak bu terimi en azından Kasım 1977 gibi erken bir tarihte kullanmıştır. Vasak'ın teorileri öncelikle Avrupa hukukunda kök salmıştır.