İçeriğe atla

Alâka (edebiyat)

Bir sözcüğü gerçek anlamının dışında bir anlamda kullanmak için düşünülen ilgi. Edebi sanatların çoğu bu ilgiyle yapılır. Bu ilişki ne kadar uygun olursa edebi sanat o derece yerinde ve güzel sayılır.

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Edebiyat</span> sözlü ya da yazılı anlatıma dayanan sanat

Edebiyat, yazın veya literatür, dil aracılığıyla; duygu, düşünce, hayal, olay, durum veya herhangi bir olgunun edebî bir tarzda ve etkili bir şekilde yazılı veya sözlü anlatımını gerçekleştiren; malzemesi söz ve ses; muhatabı insan olan bir sanat dalıdır. Edebî yazılar yazan sanatçılara edebiyatçı denir. Daha kısıtlayıcı bir tanımla, edebiyatın; bir sanat formu olarak oluşturulan yazılar olduğu düşünülmüştür. Bunun nedeni, günlük kullanımdan farklı olarak edebiyatın, dil ürünü olmasıdır.

Mizah ya da gülmece, hayatın güldürücü yönünü ortaya çıkaran sanat türüdür. İnsanı gülmeye sevk eden resim, karikatür, konuşma ve yazı sanatıdır. Mizah eserleri sadece şaka, güldürme maksadıyla söylenip, yazılıp, çizilmediği gibi belli fikirleri ifade etmek için de ortaya konulabilir.

Sanat tarihi, en yalın haliyle görsel sanatların tarihsel evrimini inceleyen bilim dalıdır. Bir başka tanım vermek gerekirse tarih koşullarından doğan maddi kültür eşyasını inceleyen bilimdir denebilir.

Realizm ya da gerçekçilik, bir estetik ve edebi kavram olarak 19. yüzyıl ortalarında Fransa'da ortaya çıkmıştır. Nasıl ki romantizm klasisizme bir başkaldırı niteliğinde ise gerçekçilik yani realizm, hem klasisizme hem de romantizme bir başkaldırıdır. Amaç, sanatı klasik ve romantik akımların yapaylığından kurtarmak, yenilikçi eserler üretmek ve konularını öncelikle yüksek sınıflar ve temalarla ilgili değil, toplumsal sınıflar ve temalar arasından seçmekti. Realizmin amacı, günlük yaşamın önyargısız, bilimsel bir tutumla incelenmesi ve edebi eserlerin bir bilim insanının klinik bulgularına benzer nesnel bir bakış açısıyla ortaya konmasıdır. Örneğin, realizmin iki güçlü temsilcisi Gustave Flaubert'in Madame Bovary adlı romanı ile Emile Zola'nın Nana adlı romanında cinsellik ve şiddet edebi bir mikroskop altında incelenecek olursa çıplaklığıyla ortaya konulmuştur. Realizm felsefesinin altında güçlü bir felsefi belirlenimcilik yatar. Fransız edebiyatında Flaubert ile Zola'nın yanı sıra Honore de Balzac, Stendhal, Rusya'da Lev Tolstoy, İvan Sergeyeviç Turgenyev, Dostoyevski, İngiltere'de Charles Dickens ve Anthony Trollope, Amerika'da Theodore Dreiser, Ernest Hemingway, John Steinbeck İrlanda'da James Joyce realizmin önemli temsilcileridir. Realizm, 20. yüzyıl romanının gelişimini de önemli ölçüde etkilemiştir.

<span class="mw-page-title-main">Ahmedî</span> Türk divan şairi ve hekim (1334–1413)

Ahmedî divan şairi ve hekim.

<span class="mw-page-title-main">Barok</span>

Barok, Avrupa'da yaygınlaşan sanatta bir anlatım biçimidir. Barok kelimesi, Portekizce düzensiz inci anlamına gelen barroco sözcüğünden türemiştir. Barok sözcüğü, birbirinden ayrı iki şeyi tanımlar; sanat tarihinde, Rönesans ile klasikçilik arasında kalan bir dönemi ve bütün çağlarda verilmiş bazı eserlerin tarzını, başlangıcı ve bitişi için kesin bir tarih verilememekle birlikte 14. ve 18. yüzyıllar arasında oluşup şeklini almış bir dönemdir. Mimarlık, müzik, resim ve heykelin etkileyici temalar altında birleştirilmesi amacını güder. Abartılı hareket duygusu ve net gözüken detayları ile dönemin müzik ve edebiyatında da kendini gösterir. Yoğun bir etki bırakan bu anlatım biçimi, kendi alanında fazla eser verildiğinden dolayı bir dönem adı olarak anılmaya başlanmıştır. 1699'da İtalya'da kilise etkisinde doğmuş ve tüm Avrupa'ya yayılmıştır.

Divan edebiyatı, Türk kültürüne has süslü ve sanatlı bir edebiyat türüdür. Bu edebiyata genellikle "divan edebiyatı" adı uygun görülmekte olup bunun en büyük nedenlerinden birisinin şairlerin manzumelerinin toplandığı kitaplara "divan" denilmesi olduğu kabul edilmektedir. Öte yandan, divan edebiyatı gibi tabirlerin modern araştırmacılar tarafından geliştirildiğini ve halk-tekke-divan edebiyatları arasındaki ayrımların bazen oldukça muğlak olduğu ve bu edebiyatlar arasında ciddi etkileşimlerin de bulunduğu vurgulanmalıdır.

Minimalizm, modern sanat ve müzikte, kökeni 1960'lara giden, sadelik ve nesnelliği ön plana çıkaran bir akımdır. ABC sanatı, minimal sanat gibi tabirlerle de anılır.

<span class="mw-page-title-main">Tarık Buğra</span> Türk yazar ve gazeteci (1918–1994)

Süleyman Tarık Buğra, Türk gazeteci ve roman, hikâye, oyun ve fıkra yazarı.

Deneme, yazarın belli bir konuya ilişkin kişisel duygu ve düşüncelerini anlattığı metinlere denir. Bu türde ilk yazıları 16. yüzyılda Fransız yazar Michel de Montaigne yazdı ve Essais (Denemeler) adıyla yayımladı. Bugün birçok ülkede ilgiyle okunan edebiyat türünün de adını koymuş oldu. Son biçimine ulaşmamış taslaklar olarak da tanımlanmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Ayşe Kulin</span> Türk yazar ve gazeteci

Ayşe Kulin, Türk yazar ve gazeteci.

<span class="mw-page-title-main">Jale Yılmabaşar</span>

Jale Yılmabaşar, Türk ressam ve seramik sanatçısı. Ayrıca ilk Türk kadın seramik profesörüdür.

<span class="mw-page-title-main">Kurgusal karakter</span> bir anlatı veya sanat eserinde kurgusal insan veya insan olmayan karakter

Kurgusal karakter, gerçek hayatta olmayan, yaşamayan ve/veya yaşamamış; bir sanat eserinin, bir oyunun veya bir teorinin kurgu dinamiklerinden birini veya birkaçını oluşturan ya da belirli bir kurgunun yeniden örülmesine etkiyen, gerçek hayatta varolmayan veya gerçek hayattaki benzerinden değişik özellikler barındıran hayalî öznedir.

Cevat Hamit Dereli, Türk ressamdır.

Örtmece, hüsnütabir veya öfemizm; kaba, çirkin ve sakıncalı nesneleri veya kavramları, başka sözcüklerle daha uygun bir biçimde ifade etme sanatıdır. Edebiyatta ve özellikle hitabet sanatında bu söz sanatına sıklıkla başvurulur. Türkçede edebi kelâm, örtmece olarak da geçer. Batı edebiyatındaki karşılığı ise "öfemizm"dir.

<span class="mw-page-title-main">Thomas Hardy</span>

Thomas Hardy, İngiliz yazar ve şair.

İlgi Adalan, Türk seramik sanatçısı ve resim öğretmeni. Siyah ve beyaz renklerin ağırlıkta olduğu soyut biçimli seramik çalışmaları ile tanınır. 1953-1959 yılları arasında Güzel Sanatlar Akademisi'nde Cemal Tollu atölyesinde resim üzerine çalıştı. Mezuniyet sonrasında beş yıl kadar bir süre resim öğretmenliği yaptı. 1960’lı yıllarda Gorbon Seramik Fabrikası’nda görev almaya başlaması ile seramik sanatına yöneldi. 1970'li yıllarda Candeğer Furtun, Hamiye Çolakoğlu, Atilla Galatalı, Güngör Güner, Jale Yılmabaşar, Mustafa Tunçalp ve Erdinç Bakla gibi sanatçılar ile seramik sanatına canlılık ve yenilik getiren isimlerden biri oldu. 1981’de İstanbul Sanat Bayramı Yeni Eğilimler Sergisi’nde bronz madalya ile ödüllendirildi. Eserlerinde kalıpları deformize olmuş insan figürü ve ellerin soyut biçimde oluşturduğu formlar baskın haldedir.

Bu madde, 31 Mart 2016 tarihinde Arnavutluk Meclisi tarafından kabul edilen 35/2016 numaralı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hakkındadır.

Nejad Melih Devrim Türk ressam.

<i>Servet-i Fünûn</i> 1891-1944 arasında yayımlanan edebi dergi

Servet-i Fünûn, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye'de 1891-1944 yılları arasında yayımlanan sanat ve edebiyat dergisidir. Edebiyât-ı Cedîde topluluğunun yayın organı olan dergi Türk basın tarihinin en uzun süreli ve en etkili dergileri arasındadır. Basım tekniği ve içeriğiyle ön plana çıkan dergi, Türk edebiyatına birçok yeni isim kazandırdı ve Edebiyât-ı Cedîde sonrasında Fecr-i Âtî ve Millî Edebiyat hareketi ile Yedi Meşaleciler topluluğunun yayın organı işlevini 25 Mayıs 1944 tarihine kadar sürdürdü.