İçeriğe atla

Alt küme toplamı problemi

Bilgisayar bilimlerinde, alt küme toplamı problemi karmaşıklık kuramında ve kriptografide önemli yeri olan bir problemdir.

Karmaşıklık kuramında, problemin tanımı ve açıklaması basit ve anlaşılır olduğundan NP-Complete sınıfında yer alan problemleri anlayabilmek için iyi bir örnek oluşturmaktadır.

Kriptografide ise, alt küme toplamı probleminin önemli bir yer tutmasının sebebi, şifrelenmiş bir metnin anahtarını bulabilmeyi sağlamasıdır.


Problemin Tanımı

Alt küme toplamı sınıfı, alt kümeleri arasında elemanları toplamı t olan bir küme bulunan tüm S kümelerini içerir. Matematiksel olarak şöyle ifade edilir:

SUBSET-SUM = { < S,t > | S = {, ... ,} ve bazı Y = {, ..., } ⊆ S için }

Bu tanımda geçen S ve Y kümeleri multisetlerdir, bu kümelerde eleman tekrarına izin verilir.

Basit bir örnek vermek gerekirse: < {1,2,3,4}, 5 > ∈ SUBSET-SUM

Alt Küme Toplamı Probleminin Karmaşıklığı

Alt küme toplamı problemi NP-Complete sınıfında yer almaktadır. Bir dilin NP-Complete sınıfına ait olduğunu göstermek için;

  1. Dilin, NP sınıfında yer aldığını,
  2. NP sınıfında yer alan diğer tüm dillerin polinom zamanda o dile indirgenebilir olduğunu

göstermek gerekmektedir.

Alt Küme Toplamı Problemi NP Sınıfında Bulunur

Alt küme toplamı probleminin [NP] sınıfında yer aldığını, , göstermek için bir doğrulayıcı (verifier) kullanılabilir. Sertifika olarak S’in bir alt kümesini kullanacak olan bu doğrulayıcı aşağıdaki gibi yazılabilir:

V= "< < S,t >,c > girdisinde:

  1. Sertifikada bulunan elemanların toplamının t’ye eşit olup olmadığını test et
  2. Sertifikada bulunan elemanların S kümesinin elemanı olup olmadığını test et
  3. Eğer ikisi de tamamsa, kabul et; değilse reddet."

3SAT Problemi, Alt Küme Toplamı Problemine Polinom Zamanda İndirgenebilir

NP sınıfındaki tüm dillerin polinom zamanda alt küme toplamı diline indirgenebilir olduğunu göstermek için NP-Complete olan 3SAT dili kullanılabilir.

Bu problemin alt küme toplamı problemine polinom zamanda indirgenebilir, , olduğu bir tablo kullanılarak gösterilebilir.[1]

Φ; , ..., değişkenli, , ..., cümleli (clause) Boolean bir formül olsun.

Kullanılacak olan tabloda kolonlar, Φ formülünün değişkenlerini ve cümlelerini; satırlar ise, S kümesinin elemanlarının ve t toplamının ondalık düzende gösterimlerini ifade eder.

Tablodaki çift çizginin üzerinde bulunan , , ..., , ve , , ..., , sayıları S kümesinin elemanlarıdır, çizginin alt kısmında kalan kısımda ise t sayısı yer alır. Kullanılan bu tabloda, Φ formülünde bulunan her bir değişkeni için ve şeklinde 2 sayı yer alır . Bu sayıların ondalık gösterimi iki bölümden oluşur. Tablonun sol tarafı, değişkenin indisine uygun y ve z satırına 1 rakamı, geri kalan kısımlarına ise tabloda görüldüğü gibi l-i tane 0 yerleştirilerek oluşturulur. Tablonun sağ tarafında ise, Φ’de bulunan her bir cümle için bir hane bulunur ve şu şekilde doldurulur:

Eğer ise sayısının j’inci hanesine 1 konur.
Eğer i ise sayısının j’inci hanesine 1 konur.

Değerinin 1 olduğu belirtilmemiş hanelere ise 0 rakamı yerleştirilir.

Yukarıda bahsedilenlere ek olarak S kümesi, Φ’de bulunan her bir cümle için g ve h sayılarını barındırır. Bu iki sayı birbirine eşittir. Bu sayılar, cümlesine uygun düşen haneye 1 rakamı, geri kalan k-j haneye ise 0 yerleştirilerek oluşturulur.

Aşağıdaki tablo Φ = ( 2 ) ( ... ) ( 3 ... ... )için doldurulmuştur.

358 × 455px

Φ'nin doğrulanabilir (satisfiable) olduğu varsayılırsa;

Bu varsayıma göre S’in bir alt kümesi oluşturulabilir. Bu alt kümeyi oluşturmak için şöyle bir yol izlenebilir:

Φ’yi doğrulayan değişkeninin değeri TRUE ise altkümeye sayısı
Φ’yi doğrulayan değişkeninin değeri FALSE ise altkümeye sayısı

seçilir.

Oluşturulan bu alt kümenin elemanları toplandığında, tablonun t satırındaki ilk l hanede 1 rakamı elde edilir, çünkü alt kümeye ya ya da sayısı seçilmiştir. Ayrıca son k hanede ise toplamın en fazla 3, en az 1 olduğu görülür. Bunun sebebi, Φ formülü doğrulanabilir olduğundan her cümlede en fazla 3, en az 1 değişkenin TRUE değerini almış olmasıdır. Toplamın 3 olmadığı durumlarda ise uygun indisli g ve/veya h sayıları kullanılarak toplamın 3’e ulaşması sağlanabilir.

S kümesinin elemanları toplamı t olan bir alt kümesi olduğu varsayılırsa;

Tablodan da görüldüğü gibi, altküme elemanlarının hanelerinde ya 1 ya da 0 rakamı bulunmaktadır, ayrıca her kolonda en fazla 5 adet 1 rakamı bulunduğundan toplama işlemi eldesiz gerçekleşir. İlk l kolonda toplamın 1 olması, ya sayısının ya da sayısının alt küme elemanları arasında yer almakta olduğunu gösterir. İkisi birden alt kümede bulunamaz, çünkü o durumda toplamları 2 olacağından varsayıma aykırı olur. Bu varsayımdan yola çıkılarak, Φ formülünün doğrulanabilirliği şu şekilde sağlanabilir:

Eğer alt kümede sayısı bulunuyorsa değişkenine TRUE değeri,
Eğer alt kümede sayısı bulunuyorsa değişkenine FALSE değeri

atanır.

Bu atamayla Φ formülünün doğrulanabilirliği sağlanabilir, çünkü son satırdaki t sayısının son k hanesinde 3 rakamı bulunmaktadır. Son k kolonda toplamın 3 olmasını sağlayacak en az 1 tane değer, alt kümeye seçilmiş olan veya sayısından gelmelidir, çünkü alt kümeye seçilebilecek olan g ve h sayılarından en fazla 2 toplamı elde edilebilir.

Bu durumda;

eğer bu 1 rakamı, sayısından geliyorsa ve = TRUE
eğer bu 1 rakamı, sayısından geliyorsa i ve = FALSE

olduğundan dolayı Φ formülünde bulunan her cümlesi doğrulanabilir, dolayısıyla Φ formülü doğrulanabilir olduğu gösterilebilir.

Son olarak da yukarıda bahsedilen tablonun kullanımıyla yapılan bu indirgemenin polinom zamanda gerçekleştirildiğini göstermek için tablonun boyutlarına bakılabilir. Tablonun boyutları kabaca olarak ifade edilebilir, dolayısıyla bu indirgeme için harcanan zamanın O() olduğu söylenebilir.

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ Michael Sipser: "Introduction to the Theory of Computation" Course Technology Press Second Edition, 2005.

İlgili Araştırma Makaleleri

Topolojik uzaylar, matematiğin Topoloji dalının başlıca uğraş konularıdır. Bir X kümesi ve bu kümenin alt kümelerinin bir kısmını içeren ve aşağıdaki varsayımları sağlayan S kümesinden oluşurlar:

Fonksiyon, matematikte değişken sayıları girdi olarak kabul edip bunlardan bir çıktı sayısı oluşmasını sağlayan kurallardır. Fonksiyon, 17. yüzyılda matematiğin kavramlarından biri olmuştur. Fizik, mühendislik, mimarlık ve birçok alanda kullanılmaktadır. Galile, Kepler ve Newton hareketlerin araştırılmasında, zaman ve mesafe arasındaki durumu incelemek için fonksiyonlardan faydalanmıştır. Dört işlemden sonra gelen bir işlem türüdür.

<span class="mw-page-title-main">Açısal momentum</span> Fiziksel nicelik

Açısal momentum, herhangi bir cismin dönüş hareketine devam etme isteğinin bir göstergesidir ve bu nicelik cismin kütlesine, şekline ve hızına bağlıdır. Açısal momentum bir vektör birimidir ve cismin belirli eksenler üzerinde sahip olduğu dönüş eylemsizliği ile dönüş hızını ifade eder.

<span class="mw-page-title-main">Normal dağılım</span> sürekli olasılık dağılım ailesi

Normal dağılım, aynı zamanda Gauss dağılımı veya Gauss tipi dağılım olarak isimlendirilen, birçok alanda pratik uygulaması olan, çok önemli bir sürekli olasılık dağılım ailesidir.

<span class="mw-page-title-main">Öz empedans</span>

Öz direnç (Empedans), maddenin kimyasal özelliğinden dolayı direncinin artması ya da azalmasına neden olan her maddeye özgü ayırt edici bir özelliktir. Farklı maddelerin empedansları aynı olabilir ama öz dirençleri aynı olamaz. R= Lq/Q dur. (Rezistif Direnç= Uzunluk*öz direnç/kesit, Alternatif akım'a karşı koyan zorluk olarak adlandırılır. İçinde kondansatör ve endüktans gibi zamanla değişen değerlere sahip olan elemanlar olan devrelerde direnç yerine öz direnç kullanılmaktadır. Öz direnç gerilim ve akımın sadece görünür genliğini açıklamakla kalmaz, ayrıca görünür fazını da açıklar. DA devrelerinde öz direnç ile direnç arasında hiçbir fark yoktur. Direnç sıfır faz açısına sahip öz direnç olarak adlandırılabilir.

Matematikte karmaşık sayı, bir gerçel bir de sanal kısımdan oluşan bir nesnedir. a ve b sayıları gerçek olursa karmaşık sayılar şu biçimde gösterilirler:

<span class="mw-page-title-main">Hiperbolik sayılar</span>

Gerçel sayılarda olmayan ve karesi 1 olan bir sayının kümeye katılmasıyla üretilen kümeye hiperbolik sayılar kümesi denir. Tıpkı karmaşık sayılarda olduğu gibi, hiperbolik sayılar şeklinde yazılabilen sayılardır, ancak karmaşık sayılardan tek farkı hiperbolik birim denilen sayının

Cisim, halka ve grup gibi soyut bir cebirsel yapıdır. Kabaca, elemanları arasında toplama, çıkarma, çarpma ve bölme yapılabilen ve bu işlemlerde sayılardan alışık olduğumuz temel aritmetik kurallarının geçerli olduğu bir küme olarak tanımlanabilir.

Merkezi limit teoremi büyük bir sayıda olan bağımsız ve aynı dağılım gösteren rassal değişkenlerin aritmetik ortalamasının, yaklaşık olarak normal dağılım göstereceğini ifade eden bir teoremdir. Matematiksel bir ifadeyle, bir merkezi limit teoremi olasılık kuramı içinde bulunan bir zayıf yakınsama sonucu setidir. Bunların hepsi, birçok bağımsız aynı dağılım gösteren rassal değişkenlerin herhangi bir toplam değerinin limitte belirli bir "çekim gücü gösteren dağılıma" göre dağılım gösterme eğiliminde olduğu gerçeğini önerir.

<span class="mw-page-title-main">Küme</span> matematiksel anlamda tanımsız bir kavramdır. Bu kavram "nesneler topluluğu veya yığını" olarak yorumlanabilir.

Küme, matematikte farklı nesnelerin topluluğu veya yığını olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımdaki "nesne" soyut ya da somut bir şeydir. Fakat her ne olursa olsun iyi tanımlanmış olan bir şeyi, bir eşyayı ifade etmektedir. Örneğin, "Tüm canlılar topluluğu", "Dilimiz alfabesindeki harflerin topluluğu", "Masamın üzerindeki tüm kâğıtlar" tümcelerindeki nesnelerin anlaşılabilir, belirgin oldukları, kısaca iyi tanımlı oldukları açıkça ifade edilmektedir. Dolayısıyla bu tümcelerin her biri bir kümeyi tarif etmektedir. O halde, matematikte "İyi tanımlı nesnelerin topluluğuna küme denir." biçiminde bir tanımlama yapılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Binom dağılımı</span>

Olasılık kuramı ve istatistik bilim kollarında, binom dağılımı n sayıda iki kategori (yani başarı/başarısızlık, evet / hayır, 1/0 vb) sonucu veren denemelere uygulanır. Araştırıcının ilgi gösterdiği kategori başarı olarak adlandırılır. Bu türlü her bir deneyde, bağımsız olarak, başarı (=evet=1) olasılığının p olduğu (ve yalnızca iki kategori sonuç mümkün olduğu için başarısızlık olasılığının 1 - p olduğu) bilinir. Bu türlü bağımsız n sayıda denemeler serisi içinde elde edilen başarı sayısının ayrık olasılık dağılımı binom dağılım olarak tanımlanır. Bir binom dağılım sadece iki parametre ile, yani n ve p ile tam olarak tanımlanır. Matematik notasyon olarak bir rassal değişken X binom dağılım gösterirse şöyle ifade edilir:

X ~ B(n,p)

Olasılık kuramında ve istatistikte, hipergeometrik dağılım sonlu bir ana kütle içinden tekrar geri koymadan birbiri arkasına n tane nesnenin çekilmesi işlemi için başarı sayısının dağılımını bir ayrık olasılık dağılımı şekilde betimler.

SAT problemi bir NP-tam sınıfı problemidir.

Hamilton Yolu, yönlü veya yönsüz bir grafta Hamilton yolu veya Hamilton devresinin olup olmadığının kararının verilmesinin problemidir.

3SAT ve KLIK problemleri, Turing makinasından polinom zamanda kararlaştırılabilen NP problemleri arasında yer alır. Bu problemlerin birbirinin cinsine çevrilmesine indirgeme denilir.

<span class="mw-page-title-main">Küresel harmonikler</span>

Matematikte, küresel harmonikler Laplace denkleminin çözüm kümesinin açısal kısmıdır. Küresel koordinatların bir sistemi içinde küre yüzeyinde tanımlanır, Fourier serisi ise çember üzerinde tanımlanır. Laplace'ın küresel harmonikleri Pierre Simon de Laplace tarafından ilk 1782 yılında tanıtılan bir ortogonal sistemin küresel harmonik formlarının özel bir kümesidir. Küresel harmoniklerden birkaçının kökleri sağda gösterimlenmiştir. Küresel harmonikler pek çok yerde teorik önem taşımaktadır ve özellikle atomik yörünge elektron konfigürasyonları, yerçekimi alanları, geoitleri ve gezegen ve yıldızların manyetik alanlarının temsili ve kozmik mikrodalga arka plan radyasyonu karakterizasyonu hesaplanmasında kullanılan pratik uygulamaları vardır. Küresel harmonikler 3D Bilgisayar grafiklerinde, dolaylı aydınlatma ve 3D şekillerin tanınması gibi konularda geniş bir yelpazede özel bir rol oynamaktadır.

Modern kuantum (nicem) mekaniğinden önce gelen eski kuantum (nicem) kuramı, 1900 ile 1925 yılları arasında elde edilen sonuçların birikimidir. Bu kuramın, klasik mekaniğin ilk doğrulamaları olduğunu günümüzde anladığımız bu kuram, ilk zamanlar tamamlanmış veya istikrarlı değildi. Bohr modeli çalışmaların odak noktasıydı. Eski kuantum döneminde, Arnold Sommerfield, uzay nicemlenimi olarak anılan açısal momentumun (devinimin) z-bileşkesinde nicemlenim yaparak önemli katkılarda bulunmuştur. Bu katkı, electron yörüngelerinin dairesel yerine eliptik olduğunu ortaya çıkarmıştır ve kuantum çakışıklık kavramını ortaya atmıştır. Bu kuram, electron dönüsü hariç Zeeman etkisini açıklamaktadır.

Paramanyetik bir malzemede, malzemenin mıknatıslanması genel olarak uygulanan manyetik alanla orantılıdır. Fakat eğer malzeme ısıtılırsa, bu oran düşer: Belirli bir sıcaklığa kadar, mıknatıslanma sıcaklıkla ters orantılıdır. Bu kavram “Curie Yasası” tarafından kapsanmaktadır:

Pólya'nın sayma teoremi, bir küme üzerindeki bir grup davranışının yörünge sayısını veren Burnside önsavını izleyen ve genelleştiren bir kombinatorik teoremidir. Teorem; ilk olarak 1927 yılında J. Howard Redfield tarafından yayımlanmış, 1937'de ise teoremin ortaya çıkardığı sonuçları birçok sayma problemine, özellikle kimyasal bileşiklerin sayımına uygulayarak büyük ölçüde yaygınlaştıran George Pólya tarafından yeniden keşfedilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Bidördey</span>

Soyut cebirde, bidördeyler sayılarıdır. Klasik dördeylere benzese de sayıları reel sayılar değil karmaşık sayılar kümesinin elemanlarıdır. Bir başka deyişle, dördey grubu elemanları olan elemanlarının katsayıları reel sayılar kümesinin elemanları değil karmaşık sayılar kümesinin elemanlarıdır.