
İstanbul Üniversitesi (İÜ), ana yerleşkesi İstanbul'un Fatih ilçesinde bulunan, Türkiye'nin en eski devlet üniversitesidir.

Atatürk Üniversitesi, 1957 yılında Erzurum'da kurulmuş üniversitedir.

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi ya da kısaca DPÜ, Türkiye'nin Kütahya ilinde bulunan devlet üniversitesi.

Sakarya Üniversitesi, 3 Temmuz 1992 tarihinde 3837 sayılı kanun ile Türkiye'nin Sakarya ilinde kurulmuş bir devlet üniversitesidir. Resmi olarak 1992 tarihi kuruluş tarihi olarak kabul edilse de geleneksel olarak Sakarya Üniversitesinin kuruluş tarihi 1970 yılındaki Sakarya Mühendislik ve Mimarlık Yüksekokulu'nun kuruluş tarihi olan 1970 yılı olarak görülmektedir.

İstanbul Tıp Fakültesi, Türkiye'nin en eski üniversitesi İstanbul Üniversitesine bağlı, Türkiye'nin ilk tıp fakültesidir. İstanbul Tıp Fakültesi Osmanlı'nın 1827'de kurulan ilk tıp fakültesi Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'nin devamıdır. Üniversite reformuyla kurulmuş ilk tıp fakültesidir. Türkiye'de modern tıbbın gelişimine öncülük etmiş, sayısız hekim ve bilim insanı yetiştirmiştir. Fatih ilçesinin Çapa semtinde yer almasından dolayı halk arasında Çapa Tıp Fakültesi olarak da bilinir.

Vestfalya Wilhelm Üniversitesi ya da Münster Üniversitesi, Vestfalya Eyaletinin Münster şehrinde ortalama kırk bin öğrencisi ve 130 bölümüyle Almanya'nın en büyük üniversitelerinden biridir. Adını Alman İmparatoru II. Wilhelm'den almıştır. İdaresi Münster Sarayı'nda bulunmaktadır.

Hasan Âli Yücel, Türk felsefe öğretmeni, eski millî eğitim bakanı, Köy Enstitüleri'nin kurucusudur.

1933 Üniversite reformu ile birlikte kurulan İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi, yurt dışından davet edilen öğretim üyelerinin de katkıları ile Zeynep Hanım Konağı'nda eğitim öğretime başlamış, 1935 yılında Rasathane, 1936 yılında Botanik Enstitüsü binaları tamamlanmış, ancak 28 Şubat 1942 tarihinde çıkan yangın ile Zeynep Hanım Konağı tamamen yanmıştır. Yeni binanın yapımına başlanmış ve 1952 yılında tamamlanmıştır.
Feza Günergun, Türk bilim tarihçisidir.
Hikmet Ahmet Birand,, Türk akademisyen, üniversite idarecisi, botanik bilgini ve yazar.

Turhan Baytop, Türk eczacı, öğretim üyesi, botanikçi, bilim insanı.
Farmasötik botanik veya Tıbbi botanik, tıbbi açıdan ve sağlık hizmetleri açısından fonksiyonu olan bitkilerin morfolojisini, anatomisini, fizyolojik fonksiyonunu, sınıflandırılmasını, teşhis edilmesini, hücre doku kültürlerini ve rasyonel kullanımlarını inceleyen bir bilim dalıdır.
Nasyonal sosyalizm döneminde tehdit altındaki yüzlerce kişi Nazi Almanyası'ndan Türkiye'ye sığınmacı olarak geldi. Naziler tarafından yurttaşlıktan atılanlar veya başka nedenlerle vatansız olanların pasaportlarına kısmen "heimatlos" damgası vuruldu. Bu da sığınmacı statüsüyle eş anlamlıydı ve Türkçeye "haymatlos" terimi olarak girdi.

Asuman Baytop, Türk botanikçi, bitki toplayıcısı ve eczacı. Türk bilim tarihinin önemli isimlerinden biridir. Türkiye florasına katkılarından dolayı 9 bitki türüne adı verildi. Bunlardan biri 1979 yılında Akseki'de kendi topladığı Crocus asumaniae’dir. Türkiye florası üzerine uzmanlaşıp bu alanda akademik çalışmalar yürüttü. 150'den fazla arazi gezisinde 23.000 bitki örneği topladı ve inceledi. Türkiye florasına bilim için yeni 8 tür ve 3 alttür kazandırdı. İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Herbayumu (ISTE) ve Farmasötik Botanik Anabilim Dalı'nın kurucusudur. 1989 yılından itibaren Türkiye'de botanik eğitiminin ve araştırmalarının tarihini inceledi. Akademik çalışmaları ile birçok ödüle layık görüldü. Kendisi Turhan Baytop'un eşi, bilim tarihçisi Feza Günergun'un annesidir. Ulusal ve uluslararası 260 kadar bilimsel yayını vardır. Başlıca yapıtları : Bitkisel Drogların Anatomik Yapısı (1959), Tıbbi Bitkiler Atlası (1978), Farmasötik Botanik (1967), Farmasötik Botanik Uygulamaları (1993), Bitkilerin Bilimsel Adlarındaki Niteleyiciler ve Anlamları (1995), İngilizce-Türkçe Botanik Kılavuzu (1998) ve Türkiye’de Botanik Tarihi Araştırmaları'dır (2003).

İstanbul Üniversitesi Alfred Heilbronn Botanik Bahçesi, 1935'te Alman-Türk botanikçi Alfred Heilbronn ve Leo Brauner tarafından İstanbul Üniversitesi'ne bağlı olarak kurulan botanik bahçesi. Türkiye'nin en eski botanik bahçesidir. Heilbronn Nazi Almanyası'ndan kaçıp Türkiye'ye geldikten sonra üniversite bünyesinde bir botanik bahçesinin kurulmasını arzuluyordu. Bunun için yaptığı çalışmaları 1934'te hızlandı. İstanbul Üniversitesi Botanik Bahçesi Heilbronn'a destek veren Leo Brauner, Alman bahçe uzmanı W. Stephan ve beraberindeki uzmanların da katkısıyla faaliyete geçti (1935). Bu kişiler bahçenin Avrupa'daki örnekler gibi olması için yoğun bir çaba gösterdi. Bu süreçte Türkiye florasının zenginliği kullanılmak istendi ve bunun için Anadolu'ya birçok bilimsel gezi düzenlendi. Bahçenin kuruluşunda emeği geçen üç bilim insanı aynı yıl İstanbul Üniversitesi Nebatat Bahçesinin Tohum Kataloğunu da yayımladılar.
Herbaryumlar, genellikle üniversitelere bağlı fakülte ve enstitüler bünyesinde kurulurlar. Botanik, ekoloji, biyocoğrafya ve iklim bilimi gibi doğa bilimlerinin bir parçası olan bölümlerde oluşturulanlar, daha çok bitkinin genetiğini araştırma, belirli bir coğrafya üzerindeki dağılış ve yayılışını inceleme ve gelecek nesiller adına koruma altına alma amacıyla kullanılırken eczacılık gibi daha çok uygulamaya dayalı bölümlerde ilaç üretim teknikleri ve aşamaları konusunda kaynaklık etmesi için yararlanılır.
Kurt Krause, Alman botanikçi. Ziraat Vekaleti'ne bağlı olan Ankara Yüksek Ziraat Enstitüsü'nde 1933-1939 yılları arasında botanik profesörü olarak görev aldı ve Botanik Enstitüsü direktörlüğünü üstlendi. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi bünyesinde bir herbaryum kurulmasına öncülük etti. Türkiye'de bulunduğu süreçte ağırlıkla Orta, Batı, Güney ve Kuzeydoğu Anadolu'da birçok botanik gezisinde bulundu ve Türkiye florası üzerine çalışmalar yürüttü. Flora of Turkey'de adını taşıyan 5 örnek bulunmaktadır.
Leo Brauner Avusturyalı-Alman bir botanikçidir.

Curt Kosswig Kariyerinin çoğunu İstanbul Üniversitesi (1937–1955) ve Hamburg Üniversitesi'nde (1955–1969) geçiren Alman zoolog ve genetikçi. Curt Kosswig, Türk Zoolojisinin kurucusu olarak bilinir.
Türkiye'de doğa tarihi müzeciliği, 1830'lu yıllarda başlamış olup, Osmanlı döneminden günümüze birçok müze girişimi yapılmış, bu girişimlerin büyük bir kısmı kısa ömürlü olmuştur. Buna karşın günümüzde farklı büyüklüklerde koleksiyonların sergilendiği doğa tarihi müzeleri aktif durumdadır.