İçeriğe atla

Alacahöyük

Koordinatlar: 40°14′04″K 34°41′44″D / 40.23444°K 34.69556°D / 40.23444; 34.69556
Alacahöyük
{{{açıklama}}}
Eski Hitit dönemine ait Alacahöyük'teki sfenksli kapı
KonumAlacahüyük, Alaca, Çorum, Türkiye
Koordinatlar40°14′04″K 34°41′44″D / 40.23444°K 34.69556°D / 40.23444; 34.69556
TürHöyük

Alacahöyük, Çorum'un Alaca ilçesinin 15 km kuzeybatısındaki Alacahüyük köyündeki bir höyüktür. Bu höyükte dört ayrı kültür evresinden kalma 15 yerleşim ya da yapı katı saptanmıştır.

Yerleşim

Yapılan arkeolojik kazı ve araştırmalar neticesinde, Alaca Höyük sakinleri yangından sonra yerleşmeyi terk etmemiş olduğu çıkan arkeolojik verilerden değerlendirilmektedir. Ölülerini aynı mezarlıkta D, H, B ve R mezarlarına, hoker durumda gömüldüğü tespit edilmiştir. Yerleşimin mezar biçimleri en eski tarihli ile en yeni tarihli arasında değişiklik bulunmamaktadır.[1] Yangın öncesine ve sonrasına ait mezar buluntuları da farklı bir kültür süreci yansıtmamaktadır. Bu bilgilere göre yangının, ne kadar şiddetli ve kapsamlı olursa olsun, Eski Tunç Çağı'nı sonlandırmış olamayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Diğer bir anlatımla, Eski Tunç Çağı, 5. kat yangınından sonra da bir süre devam etmiş ve Geçiş Dönemi'nin ardından Koloni Çağı'na kesintisiz geçilmiştir. Bu süreçte ortaya çıkan değişiklikler akademisyen arkeolog Tahsin Özgüç'ün belirttiği gibi, güneyden gelen kültürel etkilerin ortaya çıkardığı yerel bir gelişim olarak değerlendirilmelidir.[1][2]

Tarihçe

Eski Tunç ve Hitit döneminde çok önemli kült ve sanat merkezi olan Alacahöyük' te 4 uygarlık çağı açığa çıkarılmıştır.[3] Alacahöyük arkeolojik araştırmalarda İlk bulgular M.Ö 3500'lü yıllara götürse de bazı bulgular, tarihi 1500 yıl daha geri götürerek M.Ö. 5000'li yıllara kadar dayandığını gösteriyor. Orta Anadolu’da M.Ö yaklaşık 1750 yıllarına kadar süren Hatti Dönemi, Hititlerin Anadolu’ya gelip bir krallık kurmalarıyla son bulmuştur .Ancak, Hatti kültürünün izleri Hitit Uygarlığı içinde de devam etmiştir.[2] Hitit İmparatorluk Çağında Alaca Höyük, mabet-sarayı, temiz ve atık su kanalları, biri kabartmalı olmak üzere anıtsal iki kapısı ve girişinde bulunan şehir suru ile önemli bir kült merkezi olduğu gözükmektedir.

Alacahöyük'te Hitit dönemine ait sfenksli kapı girişi.

Arkeolojik kazılar

İlk keşif

Alacahöyük ilk olarak 1835 yılında W.G.Hemilton tarafından keşfedildi. 1907 de Th Makridi İstanbul müzeleri adına ilk çalışmalarını başlatmıştır.[2][3]

MÖ 14. yüzyılın ilk yarısında Alacahöyük'ün Orta Doğu'daki siyasî konumunu gösteren ve Amarna mektuplarını esas alarak hazırlanmış olan harita.

Alacahöyük'ün esas adı İmat Höyük'tür. Çevreye en yakın bilinen yerleşim birimi Alaca ilçesi olduğu için Alaca adıyla anılır. Atatürk buraya kendi cebinden verdiği 500 Lirayla ilk kazıları başlatmış ve girişiminin sonucu dünyada yankı bulmuştur.[4][5] Alacahöyük’teki ilk kazılar, Osmanlı arkeolog Theodor Makridi tarafından 1907'de yapıldı. Buradaki kazılar 1935'ten sonra Dr. Hamit Zübeyir Koşay ve Remzi Oğuz Arık'ın başkanlığında yürütüldü. Bu kazılarda Bakır Taş Çağı'ndan Osmanlı dönemine kadar gelen uzanan dönemlere ait buluntular ele geçti. Alaca Höyük’te 1935 yılı kazılarına Sfenksli Kapı’nın kuzeyinde başlanılan kazılarda, 6-8 metre derinlikte, yazımızın konusunu oluşturan mezarlardan B, R, T işaretli olanları bulunmuş, 10.20 m. derinlikte Geç Kalkolitik Çağ kadar inilmiştir. 1936 yılı kazılarında A,A’,C mezarları günışığına kavuşturulmuş, 13.81 metre derinlikte anatoprağa ulaşılmıştır. 1937-1939 yılları arasında da H, D, E, F, K, L ve S mezarları bulunmuştur. Bugüne kadar mezarların stratigrafisi konusunda çeşitli araştırmalar yapılmış değişik sonuçlara ulaşılmıştır.[1][5]

Tabakalanma

Remzi Oğuz Arık, Hamit Zübeyir Koşay ve M.Akok başkanlığında uzun yıllar süren kazı sonucunda höyükde 4 ana yerleşme evresinde toplanan veriler netlik kazanmış, Kalkolitik Çağ'dan Demir Çağı'na kadar süren; yaklaşık 15 yapı evresi ortaya çıkarılmıştır. Yapılan arkeolojik incelemeler 3. evre'deki buluntular İlk Tunç Çağı'nı işaret etmektedir. Yerleşme içinde Höyüğün en ünlü tabakası olağanüstü gömüt armağanlarına sahip kral mezarlarının olduğu 3. tabaka sayılmakla beraber tabakaya ait 4 yapı evreside bulunmuştur. Alacahöyük raporlarında bu tabaka çok kez Bakır Çağı olarak tanımlanmaktadır.[6]

İlk Evre

İlk Evre verilerin M.Ö. 5000-M.Ö 3500'li yıllara kadar olabileceğini gösterirken, Alacahöyük'ün birinci kültür evresi olarak adlandırılan üst katlarında, Friglerden başlayarak Roma, Bizans, Anadolu çanak çömlek, özellikle içi boyalı toprak kaplar ve ayaklı meyvelikler göstermektedir. Bu katlarda ortaya çıkarılan silah ve kullanım eşyalarının çoğu taştandır.

İkinci Evre

İkinci Evre verileri M.Ö 2500 - M.Ö 2100 kral ve prens mezarlarına rastlanmıştır. Mezarlarda göze çarpan bulgular; gümüşten yapılan ölü armağanları, altın ve gümüşten yapılan değerli eşyalar. Özellikle mezarın çevresinde bulunan yabani hayvanların kafatasları ve boynuzları görülüyor. Erkeklerde daha çok takı bulunurken kadın mezarlarında o döneme ait silahlara rastlanmıştır.[7]

Üçüncü Evre

Üçüncü Evre: M.Ö 2000 – M.Ö 1200 Bu dönemde Alacahöyük toprakları Hititlere aitti. Hititlere ait çok önemli arkeolojik eserler bulunmuştur. Kenti çevreleyen surlar Hititlerden kalmış olduğunu belgesel yönetmeni Tekin Gün araştırma yazısında geçmektedir. Ayrıca Sfenksli kapı Hititler döneminde inşa edilmiştir.[8] O döneme ait en özgün ve naif sanat eserlerinden birisi de bu sfenksli kapılardır. Sfenkslerin çevreyi kötülüklerden koruduğuna inanılıyordu. Taşlar üzerinde çok ilginç motifler yer alır. Bazı motiflerde müzisyenlerin olduğu görülmüştür. Bu motifler o dönemlerle ilgili bizlere önemli tarihsel geliştirmeler katmaktadır.Ayrıca bu döneme ait çivi yazılı tabletler bulunmaktadır.[8]

Dördüncü Evre

M.Ö 650 Bu evrede Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı yaşamıştır. Çok önemli bulgulara rastlanamamıştır. Bu kültürel evrede bu kentin önemi artık kalmamıştır. O döneme ait kalıntılar Ankara müzesinde sergilenmektedir.Çanak-çömlek ve para gibi eşyalar bulunur.[8]

Alacahöyük'te ele geçen buluntular, Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi ile 1941'de ziyarete açılan Alacahöyük Müzesi'nde sergilenmektedir. Alacahöyük ve Boğazköy'ü kapsayan alan 1988'de Boğazköy-Alacahöyük Millî Parkı adıyla millî park ilan edilmiştir.

Buluntular

Mimari

Alacahöyük yerleşmesinin Kalkolitik Çağ'a tarihlenen yapı katlarına; diğer tabakalara göre ancak çok az alanda inilebilmiştir. Bu açıdan bu çağa ait yerleşim planının çizilmesi olanaksızdır. Ancak bazı yapıların ortaya çıkışından en azından bu çağın yapım teknolojisini anlayabilmekteyiz. Koşay bu yapıların planlarını; M. Akok imzalı çizimler ile yayınlamasına karşın bilgi vermemektedir.[9] Akok'un planları ve üç boyutlu çizimlerinden taş temel veya subasmanın üzerine, analı kuzulu yerleştirilen ince kerpiç tuğlalarından örülme sıvalı duvarların var olduğu yorumlanabilir. Dam örgüsü konusunda bir bilgi verilmemesine rağmen bunların günümüz Anadolu kerpiç mimarisindeki gibi düz damlı olduğu sanılmaktadır. Dama konan ince toprak örtünün (?) altında hatıl ve kamışların varlığı da günümüz mimarisine uymaktadır. Yapıların tabanları kil sıvalıdır. Planlarda birbirine yapışık dörtgen odalar ile karşılaşılmakta; evlerin içinde ocak yerleri bulunmaktadır. Alaca'nın 1963-67 yılları çalışmalarına ait raporda çamur sıvalı kamış duvarların varlığı bildirilmektedir. Daha sonraki yayınlarda ise bu konuya değinilmemiştir. Gerçekten bunların dal-örgü kulubelere mi ait olup olmadığı bilinmemektedir. 2012 yılı çalışmalarında, H4 19 açmasında yanmış kerpiç yığınlarının altında yer alan 53 cm'lik dolgu toprağının altında ikinci bir yangın tabakası açığa çıkarılmıştır. Bu yangın tabakasında yoğun bir şekilde Son Kalkolitik döneme ait çanak çömlek parçaları bulunmuştur. Ancak bu çanak çömlek parçaları henüz herhangi bir mimari tabakayla ilişkilendirilememiştir.[9]

Çanak Çömlek

Kalkolitik Çağ yapı katlarında; birbirine yakın mal gruplarından çanak çömlek parçaları ele geçmiştir. Yapı katlarına göre bir ayrımın olmadığı ya da yayınlarda bu şekilde bir analizin yapılmadığı belirlenmektedir. Hamuru iri kum katkılı, boya astarlı, açkılı siyah mal ile orta kaba hamurlu; içi dışı kahverengi mal; dışı grimsi siyah içi siyah mal; ince hamurlu dışı siyah açkılı içi sarımtrak esmer maldan parçalar bulunduğu bildirilmektedir.[9] Dışı gri içi siyah açkılı malın Kalkolitik Çağ'ın en altyapı katlarında ele geçtiği söylenmektedir. Biçimlerde çok çeşitlilik yoktur. Düz dipli, ağzı yayvan silindir biçimli kaseler, yüksek ayaklı meyvalıklar, çömlekler, tek ve çift kulplu testicik gibi İç Anadolu Bölgesi'nin kendine özgü özelliklerini de veren biçimler görülmektedir. İçi kırmızı alacalı; dışı siyah içi ve dışı açkılı; üzerinde kırmızı bant olan tek tük parçalar da ele geçmiştir. Alaca'nın bu yapı katlarında ele geçen çömlek parçalarının kulpları dikkat çekicidir. Bazı kulplar şematik hayvan biçiminde yapılmıştır. Kabarcık düğme kulp, çengel kulp gibi çeşitleri görülmektedir. Bazı mal gruplarında çizi, oyuk ve kabartma tekniği ile yapılmış bezeme bulunmaktadır. Şevronlar, birbirine parelel çizgiler, dalgalı hatlar, sokma nokta bezemeler en çok görülen bezeme türüdür.[2][9]

Kil

Ağırlık askısı, halka, çıngırak, ağırşak ve çok az sayıda figürin bulunmuştur.[9]

Yontma Taş

Çakmaktaşının obsidiyene nazaran daha fazla kullanılmış olduğu bir endüstri ile karşılaşılmıştır. Dilgi endüstrisi hakimdir. Yarı şeffaf obsidiyenin hammadde olarak kullanılmış olduğu örnekler vardır. Üçgen biçimli çakmaktaşı ok uçları topluluğun yaşam tarzı konusunda fikir vermektedir.[9]

Sürtme Taş

Alacahöyük Kalkolitik Çağ toplulukları günlük işlerinde yassı baltanın yanı sıra sap delikli taş baltalar da kullanmışlardır. Ezgi taşları, öğütme taşları diğer kaba alet grubunu oluşturmaktadır.[9]

Kemik ve Boynuz

Yapılan açma ve kazı çalışmalarında çok sayıda bızın yanı sıra kemik çekiçler, saplar, boynuz oraklar bulunmuştur. İTÇ'nda da kullanılan kemik çekiçlerin işlevleri bilinmemektedir.[9]

İnsan Kalıntıları

Alacahöyük Kalkolitik Çağ tabakasının ölü gömme gelenekleri de ancak çizimlerle gösterilmiştir. Bu çizimlerden ölülerin hocker biçiminde yanlarına mezar hediyesi konularak gömüldükleri anlaşılmaktadır. Mezarlarda, kapların yanı sıra bulunan bakırdan bilezikler bu çağdaki takılara örnektir. Mezar tipi olarak taş sanduka mezarların yanı sıra toprak mezarlar da vardır. Tekil gömütlerin yanında ikililer de ortaya çıkarılmıştır.[9]

Tarihî barajlar

Çorum ilinin 45 kilometre güneyindeki Alaca höyük antik kentinde Tanrıça Hepat'a ithaf edilen baraj, MÖ 1240'lara tarihlendiriliyor. Tarım arazilerini sulamak ve içme suyu sağlamak amacıyla kullanılan eser, yaklaşık 150 metre uzunluğunda bir bente sahiptir.[2] Gölpınar Hitit barajı'nın, III. Hattuşili veya IV. Tuthaliya tarafından yaptırıldığı tahmin edilmekte olup, IV. Tuthaliya'nın Anadolu'da yaşanan büyük kuraklığın ardından birçok baraj yaptırdığı biliniyor.[8] Derinliği farklı noktalarda beş metreye kadar ulaşan baraj, aynı döneme tarihlenen diğer örneklerinden farklı olarak yeraltı suyuyla besleniyor ve su kaynağı kendi havzasının içinde bulunuyor. Barajın açığa çıkarılan kısmında iki kanal, bir havuz ve üç heykel kaidesi bulunmuştur. Yaklaşık üçte ikisi dolan barajda bugün 2 milyon 500 bin metreküp su tutulmuş durumdadır.[5]

Galeri

Kaynakça

  1. ^ a b c BALTACIOĞLU, Hatçe (2017). Alaca Höyük Erken Tunç Çağı Yönetici Mezarları ve Hitit Kültür Katı İle İlişkisi. Ege Üniversitesi Rektörlüğü Basımevi Müdürlüğü. ss. 11,21. ISBN 9786056071713. 18 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Eylül 2021. 
  2. ^ a b c d e "Türk Tarih Kurumu tarafından yapılan Alaca Höyük hafriyatı". 18 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Eylül 2021. 
  3. ^ a b Alaca Höyük Tarihi (PDF). Çorum İl Kültür Turizm Müdürlüğü. ss. 1,2. 18 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 18 Eylül 2021. 
  4. ^ "Alacahöyük, Hitit baraj". Bir Belgeselcinin Gözünden Türkiye’deki Antik Kentler(1). Sivil gündem- Kültür. 18 Eylül 2021. 16 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  5. ^ a b c AKOK, Mahmut (1977). Turkısh Review Of Archaeology (PDF). Kültür Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü. ss. 5,6,7. ISBN 9786056071713. 18 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 18 Eylül 2021. 
  6. ^ "Alacahöyük". TAY Projesi. Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri - 28 Ağustos 2021. 28 Ağustos 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Ağustos 2021. 
  7. ^ "Alacahöyük". Araştırma yazı:Tekin Gün. Mootol-Kültür Sanat,19 Nisan 2013. 8 Ağustos 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  8. ^ a b c d "Türkiye'deki Antik Kentler/Yerleşimler". 16 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  9. ^ a b c d e f g h i "Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri - TAY Projesi". 18 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Eylül 2021. 

Konuyla ilgili yayınlar

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

Anadolu ve Trakya'da yaklaşık MÖ 3000-2000 yılları arasına tarihlendirilen Erken Tunç Çağı, genel karakteri ile üzerinde tapınak ve idari binaların da bulunduğu organize, tahkimli, bağımsız şehir devletlerinden oluşan bir dönemi kapsar. Sosyal, dinsel ve teknolojik değişime tanıklık eder.

Bakır Taş Çağı, MÖ 5000-3000 yılları arasını kapsayan tarih öncesi dönemdir. Bakır Çağı'nın bir diğer adı Maden Taş Çağı'dır. Taş aletler yanında bakırın da kullanılmaya başlamasından dolayı Kalkolitik Çağ olarak adlandırılan bu dönem, Geç Neolitik Çağ'ın devamıdır. Bu çağda da, Neolitik Çağ'da olduğu gibi, bölgesel farklılıklar bulunmaktadır.

Değirmentepe Höyüğü, Malatya ilinin 24 km. kuzeydoğusunda Karakaya Barajı Gölü suları altında kalmış olan bir höyüktür.

Pirot Höyük ya da İkiz Höyük, Malatya ilinin yaklaşık 42 km. doğusunda yer alan bir höyüktür. Adını, hemen yakınında bulunan Kıyıcak köyünden almıştır.

Horum Höyük, Gaziantep'in Nizip İlçesi'nin 15 km. kuzeyinde Fırat'ın batı kıyısında yer alan bir höyüktür.

Tilkitepe Höyüğü ya da eski kaynaklarda Şamramaltı Van il merkezinin 7 km. güneybatısında yer alan bir höyüktür. Günümüzde Van Havaalanı sınırları içinde olup kısmen havaalanı olarak kullanılmaktadır. Höyük 55 metre çapında, 6-7 metre yüksekliğindedir.

Korucutepe Höyük, Elazığ İl merkezinin 30 km doğusunda yer alan bir höyüktür. Höyük, Keban Baraj Gölü altında kalmadan önce 190 metre çapında ve 16 metre yüksekliğinde bir tepeydi.

Tepecik / Makaraz Tepe Höyüğü, Elazığ İl merkezinin yaklaşık olarak 31 km. doğusunda, günümüzde Keban Baraj Gölü suları altında kalmış olan bir höyüktür. Höyüğün asıl ismi Makaraz Tepe'dir. Fakat arkeolojik yazında daha çok Tepecik olarak geçmektedir. Tepe, 200 metre çapında olup 16-17 metre yüksekliktedir.

İmikuşağı Höyüğü, Elazığ İli, Baskil İlçesi, İmikuşağı Köyü'nün kuzeybatısında yer alan bir höyüktür. Fırat'ın doğu kıyısındadır. Tohma Çayı'nın Fırat'a döküldüğü bölgenin karşısındadır. Nehir yatağından 38 metre yüksekteki höyük 200 x 150 metre boyutlarındadır. Ovadan yüksekliği ise 20 metredir.

Tille Höyük, Adıyaman ilinin Kâhta ilçesinin 30 km. doğusunda, Fırat'ın batı tarafında yer alan bir höyüktür. Höyüğün doğu, batı ve güney yamaçlarında eski adı Tille, günümüzde adı Geldibuldu olan küçük bir köy yerleşimi vardır. Fırat'a katılan bir derenin dar vadisindeki yerleşme doğu terasıyla birlikte 200 x 140 metre, 26 metre yüksekliktedir ve üstünde bir düzlük vardır.

Kuşsaray Höyüğü, Çorum İl merkezinin 15 km. kuzeydoğusunda, Düvenci Ovası'nda, Kuşsaray Köyü'nün 400 metre batısında yer alan bir höyüktür. Tepenin, 150 x 100 metrelik bölümünün surla çevrili olduğu anlaşılmaktadır. Yüksekliği 20-25 metredir.

Büyük Güllücek Höyük, Çorum İl merkezinin güneybatısında, Alaca İlçesi'nin kuzeybatısında, Büyük Güllücek Köyü'nün güneybatısında yer alan bir höyüktür. Höyüğün gerçek adı Kaletepe olmakla birlikte arkeoloji yazınında en yakın yerleşimin adıyla geçmektedir. Yerel olarak ise Nurlu Kale olarak bilinmektedir. Tepe, Kaledere ve Ağçeviren dereleri arasındaki sırtta, dereden 50 metre yüksekliktedir. Çapı yaklaşık olarak 50 metredir. Höyük, Alacahöyük'ün 15 km. kadar kuzeydoğusuna düşmektedir.

Kusura Höyük, Afyon İl merkezinin 55 km. güneybatısında, Sandıklı İlçesi'nin 12 km. güneyinde, Kusura Köyü'nün hemen batısında yer alan bir höyüktür. Tepe 400 metre çapında, 14 metre yüksekliğindedir.

<span class="mw-page-title-main">Hacınebi Höyüğü</span> Birecikte bir höyük

Hacınebi Höyüğü, Şanlıurfa İl merkezinin kuzeybatısında, Birecik İlçesi'nin 5 km kuzeyinde, Uğurcuk Köyü'nün (Hacınebi) yanında yer alan bir höyüktür. Fırat'ın bölgede doğuya doğru kıvrım yaptığı kesimde bulunan höyük, nehir vadisi üzerinden, Mezopotamya'dan İç Anadolu'ya uzanan ticaret yollarının ve üzerinde ve kavşağındadır. Tepe, 240 x 140 metre boyutlarında ve 7-2 metre yüksekliktedir. Bu boyutlarıyla 33 dönümlük bir alanı kaplamaktadır.

Eskiyapar Höyük, Çorum İl merkezinin güneyinde, Alaca İlçesi'nin 6 km. batısında, eski Eskiyapar Köyü altında, Hüseyinabad Ovası'nda yer alan bir höyüktür. Tarım, yapılaşma gibi nedenlerle köyün yol açtığı tahribatı önlemek ve kazı çalışmalarına olanak vermek için 1983-84 yıllarında köy taşınarak höyük açılmıştır. Tepe, 350 metreye varan çapı ile bölgenin büyük höyüklerinden biri olup 13 metre yüksekliktedir. Konum olarak Alacahöyük, Boğazköy ve Şapinuva (Ortaköy) gibi önemli Hitit merkezlerinin neredeyse geometrik ortasındadır.

Karaoğlan Höyüğü, Ankara İl merkezinin 25 km. güneyinde, Mogan Gölü'nün güneydoğu ucunda yer alan bir höyüktür. Bulunduğu bölge Ankara bölgesinden güneydoğu ve güneybatı yönlerine uzanan ana ticaret yollarının kavşağı durumundaydı. Tepe, 260 x 180 metre boyutlarında ve 18-20 metre yüksekliğindedir. Höyük Ankara – Konya kara yolu üzerindedir.

Boyalı Höyük, Çorum İl merkezinin güneybatısında, Sungurlu İlçesi'nin kuzeybatısında, Yörüklü belde merkezinin 2 km. doğusunda yer alan bir höyüktür. Höyük, Yörüklü'nün genişlemesiyle artık bir mahallesi haline gelen eski Güloluk Köyü'nün 450 metre doğusundaydı. Yerleşmenin bulunduğu vadi, Delice Havzası ile Kaledere dağlık bölgesi arasında uzanmaktadır. Bölge, MÖ III. binyılda Hatti Kültürü'nün çekirdek bölgesi olarak görülmektedir. Bu nedenle Boyalı Höyük kazıları bölgesel bir çalışmanın odak noktasını oluşturmaktadır. Diğer yandan Hüseyindede Höyüğü ve Fatmaören Höyüğü'ne yaklaşık 7 km. mesafededir. Üç höyük de birer Hitit yerleşmesidir.

Helvacı Höyücek Höyüğü, İzmir il merkezinin kuzeybatısında, Menemen İlçesinin kuzey-kuzeybatısında, Helvacı Köyü'nün 4 km. batı-güneybatısında yer alan bir höyüktür. Çevrede Höyücek ya da Üyücek adıyla bilinmekte olup, aynı addaki yerleşmelerden ayırabilmek için bu ad verilmiştir. Bununla birlikte bazı yayınlarda Höyücek, bazı yayınlarda da Helvacı olarak geçmektedir. Aşağı Gediz Ovası'nın batı kesiminde küçük bir tepe görünümündedir. Günümüzde denizden 18 km. içerdeki yerleşmenin iskan edildiği tarihlerde Gediz Nehri'ne daha yakın ve muhtemelen deniz kenarında olduğu düşünülmektedir. Kaçak kazılar ve yol yapımıyla kısmen tahrip olmuş durumdadır.

Gavurtepe Höyük, Manisa İl merkezinin güneydoğusunda, Alaşehir İlçesi'nin güneybatısında, Gediz Ovası'nda Sarıkız Çayı'nın batı yakasında yer alan bir höyüktür. Yamaçları oldukça dik ve sarp bir tepedir. Bulunduğu yer olarak, hem batı kesimindeki yerleşimlerle, hem de Hitit topraklarının batı yerleşimleriyle ulaşım sağlayabilecek konumda görünmektedir. Öte yandan Gediz Vadisi üzerinden Balıkesir ve Denizli ulaşımları üzerindedir.

Hanay Tepe Höyüğü, Çanakkale il merkezinin güneydoğusunda, Kemerdere Vadisi'nin Menderes Ovası'na açıldığı yerde, Ezine İlçesi'nin yaklaşık 20 km. kuzeyinde yer alan bir höyüktür. Bazı kaynaklarda Bozköy - Hanaytepe olarak geçmektedir.