
Nümismatik veya meskûkât, sikke veya kâğıt para koleksiyonculuğu ve paraları inceleyen çalışma sahası. Sikkecilik olarak da adlandırılır. Bu alanda uzman kişilere "nümismat" adı verilir. Nümismatik; kaybolmuş uygarlıkların, kentlerin ve yerleşim yerlerinin kesin olarak belirlenmesine katkı sağlar, tarihsel süreç içinde yok olmuş anıt ve yapılara ilişkin kanıtları bizlere anlatır. İmparatorların saltanatlarının başlangıç tarihlerinin, almış oldukları unvanların, imparatorluk dönemleri boyunca yaptıkları işlerin, kazandıkları zaferlerin ya da yenilgilerin kesin biçimde belirlenmesine yardımcı olur. Aynı zamanda nümizmatik Antik Sikke darbında kullanılan madenin türüne göre o toplumun, o dönemdeki ekonomik durumu konusunda ciddi ipuçları sağlamaktadır. Bir arkeoloğun kazı çalışmasında bulabileceği en iyi şeylerden biri Antik Sikkedir. Bulunmuş olan bir Antik Sikke yapılan arkeolojik çalışma katmanı için anında bir tarih sağlayabilir. Ek olarak Antik Sikkeler ticaret, ekonomi, sosyal organizasyon, mitoloji, ideolojiler, şahsiyetler, liderlik, askeri, önemli olayları anlatmaktadır. Antik Sikkelerin hangi devlet döneminde, hangi yıllarda, hangi İmparator adına darb edildiği gibi bulgular tarihsel gerçeklerin ortaya çıkarılmasında önemli rol oynamaktadır.

Madenî para veya eski dilde sikke; altın, gümüş, bakır, bronz, alüminyum vb. madenlerin alaşımından yapılan para. İlkel çağlardan beri ticarette geçerli olan değiş-tokuş yöntemleri yerine, daha kullanışlı bir değişim aracı olarak icad edilmiştir. Sikke kavramı daha çok tarihî madenî paraları tanımlamak için kullanılır. Günümüzde madenî paraları tanımlamak için bozuk para kavramı da kullanılır ancak bozuk para kavramı her zaman 'sadece' madenî paraları kapsamayabilir.

Türk, bir masa ve bir insan modelinden oluşan sahte bir mekanik satranç oyuncusu (otomat). 1769 yılında 6 ay kadar bir sürede yapılıp 1770'te ilk kez İmparatoriçe Maria Theresa için sergilendiğinden beri bu konu tartışılmıştır. Otomat Viyana'da İmparatoriçe Maria Theresa'nın hizmetinde çalışan mekanikçi Wolfgang von Kempelen tarafından yapılmıştır.
Çivi, çamurda çivi ile oynanan bir sokak oyunu. Çocuklar tarafından, vıcık olmayan, hamur kıvamında çamur üzerinde oynanan bir oyundur.

Akçe, Osmanlı Devleti'nin ilk zamanlarından itibaren bastırılan ve kullanılan gümüş para birimidir. İlk akçe Bursa'da Orhan Gazi tarafından 1327 yılında bastırılmıştır. Akçe Osmanlı Devleti'nin temel para birimiydi. Bu para biriminde ilk dönemlerde üzerine basılı bir tarih bulunmamasıyla birlikte, padişah I. Bayezid ile birlikte akçeler üzerine tarih basılma uygulamasına geçilmiştir.

Döviz, dar anlamda yabancı parayı temsil eden belgeler. Türkçede yabancı ülkelerin paralarına da döviz denmektedir. Herhangi bir ülkenin parasının, başka bir ülkenin parasına dönüştürülmesiyle ilgili işlemlere de döviz işlemi veya kambiyo işlemi denir. Döviz kelimesi Türkçeye Fransızcadaki deviseden geçmiştir. Genel olarak döviz dendiğinde milletlerarası ödemelerde kullanılan ödeme araçlarının tamamı ifade edilir.
Koca Derviş Mehmet Paşa veya Bıyıklı Koca Derviş Mehmet Paşa,, IV. Mehmed saltanatı döneminde 21 Mart 1653 - 28 Kasım 1654 tarihleri arasında bir yıl yedi ay sekiz gün sadrazamlık yapmış bir Çerkes asıllı Osmanlı devlet adamıdır. Öncesinde iki kez, 1649-1650 ve 1652-1653 dönemlerinde, kaptan-ı deryalık yapmıştır.

Tağşiş, değerli madenlerin içerisine daha değersiz olanlarına katılarak gerçek değerinin düşürülmesi işlemidir. Böylece üzerinde yazılı olan değer aynı kalsa da gerçek değeri düşmektedir. Örneğin altın için “Ayar” kavramı içerisine katılan yabancı madenlerin oranını ifade eder. Ayar yükseldikçe altının oranı artmaktadır. Altına genellikle bakır katılır. Fakat bu durum rengini değiştirerek kızıllaşmasına neden olur. Günümüzde bozuk paraların gerçek değeri ihmal edilir. Çünkü göreceli olarak değersiz madenlerden imal edilirler. Önemli olan üzerindeki nominal değerdir.
Para aklama, çok genel tanımı ile, suçtan elde edilen malvarlığı değerlerinin yasal olmayan kaynağının gizlenmesi amacıyla meşru bir kaynaktan elde edilmiş gelir gibi gösterilmesi yönündeki işlem ve eylemlerdir.

Ollie Alan "Ollie" Gelfand ve Rodney Mullen tarafından ortaklaşa keşfedilmiş olan ve havada yapılan bir kaykay hareketi dir .Ollie kickflip, heelflip ve pop shove-it gibi havada yapılan diğer kaykay hareketlerinin temelini oluşturur. Hareket aynı zamanda elle temas etmeden havalanma , olarak bilinir.Şöyle ki; ollie yaparken, kaykaycı kaykay tahtası yahut da kaykayına bağlı herhangi bir aksesuarından elleri veya vücudunun başka bir kısmı ile tutunmaz.
Venturi metre, akışkanların debisini ölçmekte kullanılan, iki ucu açık, kesiti ortasına doğru her iki ucundan da daralan ve ince bir tüp şeklinde olan bir ölçü aletidir. Adını İtalyan fizikçi Giovanni Battista Venturi'den alır.

Sörf ya da Dalga sörfü, sörf tahtasından yararlanarak dalgalar üstünde kıyıya doğru kaymaya dayanan spor.

Satranç tahtası, üzerinde 64 kare ile oynanan, kenarları birbirine eşit dört köşe bir alandır. Bu alanda açık ve koyu renkli her birine "kare" denilen kutucuklar vardır. Tahta üzerinde bulunan kareler satranç taşlarının hareket ettikleri "yolları" oluştururlar. Sağa-sola doğru olanlara yatay yol, yukarı aşağı olanlara dikey yol denir. Bu yolların dışında tahtanın üzerinde koyu renkli çapraz karelerden oluşan siyah çapraz yollar, açık renk çapraz karelerden oluşan beyaz çapraz yollar da bulunur. Satranç tahtasında sekiz yatay yol vardır ve cebirle gösterimde bu yollar 1-8 arası rakamlar ile gösterilir. Aynı şekilde tahtanın üzerinde bulunan sekiz adet dikey yol da soldan başlayarak a, b, c, d, e, f, g, h harflerini alır.

Fantastik Dörtlü: Gümüş Sörfçü'nün Yükselişi, 2007 yapımı fantastik bilimkurgu macera filmi.

Rüzgâr sörfü genellikle iki ile beş metre arasında yüzer bir tahta ve hareketini tek bir yelken ile sağlayan su üzerinde yapılan bir yelken sporu dur. Yelken grubu tahtaya her yönde serbestçe dönebilen esnek bir mafsal ile bağlıdır. Dümen ile yönlendirilen bir yelkenli den farklı olarak rüzgâr sörfü direk ve yelkeni döndürülerek, eğilerek ve tahtasının üzerine basılarak yönlendirilir.

Dart, iç içe renkli halkalardan ve bunları kesen üçgen dilimlerden oluşan bir hedefe, ufak okların (dartların) elle atılarak saplanması suretiyle oynanan bir spordur. Dünyada en yaygın oynanan türünde belirli bir skordan başlanarak geriye gidilir ve tam olarak sıfır puana ilk ulaşan taraf o eli kazanır. TDK, İngilizce kökenli darta karşılık olarak oklama sözcüğünü önermiştir.

Kaykay tahtası, kaykayın gövdesini şekillendirir ve ayakta duracak alanı oluşturur. Kaykaycının ayağına daha çok sürtünme oluşturarak ayağının altından kolayca kaymasını önlemek için kendinden yapışkanlı zımpara ile kaplanır. İlk tahtalar sahipleri tarafından elle şekillendirilmiş olan masa üstü, raf vb. mobilya parçalarından yapılmıştır. Önceleri düz olan bu parçalara sonradan bazı bölgelerde eğim verilerek yeni şekiller oluşturulmuştur.

Osmanlı lirası, Osmanlı İmparatorluğu'nda 1844'ten 1 Kasım 1922'ye kadar kullanmış resmî paradır. Saltanatın kaldırılmasından sonra Türkiye'de 23 Ekim 1923'e kadar resmî olarak kullanıldı. Fakat Osmanlı lirasının tam olarak tedavülden kalkması ve yerine Türk lirasının kullanılması 1927 yılını buldu.

Oklava, düzgün ve kaygan, silindir şeklinde genellikle sert bir tahtadan, bazen de metal, cam ya da porselenden, düzgün yassı bir yüzey üzerindeki hamuru üstünde yuvarlanıp ezerek ince bir tabaka haline getirmeye yarayan mutfak aletidir. Merdane de denir.

Rubu tahtası ya da sinüs kadranı, Batlamyus’un yüksekliklerin ölçülmesi için öngördüğü büyük çaplı duvar kadranlarından ilham alınarak İslâm astronomları tarafından geliştirilmiş ve asırlarca kullanılmış bir araçtır. İslâm dünyasında bilinen en eski duvar kadranı 5 m. yarıçapında olup milâttan sonra IX. yüzyılda Şam'da kullanılmıştır. X. yüzyılda Rey şehrinde Hâmid b. Hıdır el-Hucendî tarafından yapılan ve “es-Südüsü’l-fahrî” adı verilen 20 m. çapındaki duvar kadranı bilinmektedir. Uluğ Bey’in XV. yüzyılın ilk yarısında yaptırmış olduğu 40 m. çapındaki kadran Semerkant’taki gözlem evinde kullanılmıştır. Rubu tahtası olarak adlandırılan taşınabilir kadranlar ilk defa XI veya XII. yüzyıllarda adı bilinmeyen Müslüman bir astronom tarafından muhtemelen Mısır’da gerçekleştirilmiştir.