İçeriğe atla

Akkermansia muciniphila

Akkermansia muciniphila
Bilimsel sınıflandırma
Üst alem:
Bakteri
Şube:
Verrucomicrobiota
Sınıf:
Verrucomicrobiae
Takım:
Verrucomicrobiales
Familya:
Akkermansiaceae
Cins:
Akkermansia
Tür:
A. muciniphila
İkili adlandırma
Akkermansia muciniphila

Derrien et al 2004

Akkermansia muciniphila, insan bağırsak müsinlerini indirgeyen, 2004 yılında Muriel Derrien ve Willem de Vos tarafından bulunan yeni bir cins olan Akkermansia'nın bir türüdür.[1][2] :1474 A. muciniphila'nın obezite, tip 2 diyabet ve inflamasyon ile ilişkisini anlamak için kapsamlı araştırmalar yapılmaktadır.[3][4][5][6][7]

Biyoloji ve Biyokimya

A. muciniphila Gram negatif, kesinlikle anaerobik, hareketsiz, spor oluşturmayan, oval şekilli bir bakteridir. A. muciniphila, karbon ve nitrojen kaynağı olarak sadece müsini kullanabilir, anaerobik koşullar altında gastrik müsin içeren ortamda kültürü yapılabilir ve birçok hayvan türünün gastrointestinal yollarında üreyebilir.[2][8]

Yakında, A. muciniphila varyantı Urmite, tamamıyla bir insan dışkı örneğinden dizilenen ilk (açıkça) kültürlenemeyen bakteri oldu.[9]

İnsan metabolizması

A. muciniphila'nın insanlarda anti-inflamatuar etkilere sahip olduğuna inanılmaktadır ve çalışmalar, A. muciniphila kolonizasyonu ile apandisit veya inflamatuar bağırsak hastalığı (İBH) gibi inflamasyon ile alakalı durumlar arasında ters orantılı ilişkiler olduğunu göstermiştir. Bir çalışma, azalan A. muciniphila seviyeleri ile artan apandisit şiddeti arasında korelasyon olduğunu göstermiştir. Başka bir çalışmada, İBH hastalarının bağırsak yollarında İBH hastası olmayan bireylere göre daha düşük A. muciniphila düzeylerine sahip olduğu görüldü.[8]

Araştırmacılar, A. muciniphila'nın obezite ve tip 2 diyabetle mücadelede kullanılabileceğini keşfettiler.[10] İlk çalışma, zayıf kuzenlerinden üç kat daha fazla yağ içerecek şekilde aşırı beslenen farelerle yapıldı. Obez farelere A. muciniphilia verildiğinde, farelerin diyetinde herhangi bir değişiklik olmaksızın obez farelerin yağ miktarını yarı yarıya azalttığı görüldü. Bu etki, bağırsak bariyeri fonksiyonunun restorasyonu yani kanda bakteriyel inflamatuar bileşiklerin olmaması ile ilişkilendirildi. İlginç bir şekilde, aynı çalışmada yazarlar, bakterilerin çok yüksek sıcaklık (otoklavlama) ile öldürülmesi durumunda, bakterilerin metabolizmayı iyileştiremeyeceğini bulmuşlardır.[11] Haziran 2015'te yayınlanan bir çalışma, aşırı kilolu/obez yetişkinlerde A. muciniphila bolluğu, insüline daha duyarlı ve daha sağlıklı metabolizma arasında bir ilişki olduğunu göstermiştir. Daha sağlıklı denekler, bağısaklarında A. muciniphila miktarı bol ve bağırsak mikrobiyal zenginliği olan kişilerdi. Ek olarak, bu çalışma, başlangıçta daha yüksek A. muciniphila miktarina sahip olmanın, kilo kaybından sonra daha büyük klinik faydalar ile ilişkili olduğunu göstermiştir.[6] A. muciniphila, insan sindirim sisteminde kendiliğinden %3-5 oranında bulunur, ancak obezite ile birlikte bu oranların düştüğü görülmüştür.[12]

Ağustos 2015'te, ek araştırmalar, yenilen yağların, gastrointestinal sistemdeki diğer bakterilerin A. muciniphilia'ya olan oranını etkilediğini gösterdi. Araştırmacılar, farelerin yağ bileşimi bakımından farklılık gösteren ancak diğer açılardan aynı şekilde beslendiği bir çalışma yürüttüler; bir gruba domuz yağı, diğerine balık yağı verildi. 11 hafta sonra, balık yağı yiyen grupta A. muciniphila ve Lactobacillus cinsi bakteri seviyeleri artarken, domuz yağı beslenen grupta A. muciniphila ve Lactobacillus seviyeleri azaldı. Ek olarak, balık yağı ile veya domuz yağı ile beslenen farelerden alınan fekal materyal, doğal bağırsak florasının antibiyotiklerle yok edildiği yeni bir fare grubuna nakledildi. Bu farelerin tümü daha sonra domuz yağı bazlı bir diyetle beslendi. 3 hafta boyunca aynı domuz yağı bazlı beslenmelerine rağmen, domuz yağı ile beslenen donör farelerden nakil alan farelerin Lactobacillus seviyeleri ve inflamasyon seviyeleri artarken, balık yağı ile beslenen donörlerden nakil alan farelerin A. muciniphila seviyelerinin arttığı ve inflamasyon miktarlarının arttığı görüldü. Araştırmacılar, A. muciniphila'daki artışın iltihaplanmada bir azalmaya tekabül ettiği sonucuna vardılar ve bu da beslenmedeki yağlar, bağırsak florası bileşimi ve iltihaplanma seviyeleri arasında bir korelasyon olduğunu gösteriyordu.[5] 2017 yılında bakterilerin pastörize edilmesi (70 °C, 30 dk), muhtemelen Akkermansia muciniphila'nın dış zarında bulunan ve Amuc_1100 olarak adlandırılan bir proteinin varlığı ile ilişkili bir mekanizmaya bağlı olarak bakterilerin faydalı etkilerini arttırdı.[13] Daha sonra 2019'da, UCLouvain'den aynı Belçikalı araştırmacılar ekibi, insanlarda ilk kez A. muciniphila'nın canlı veya pastörize edilmiş bir oral takviyenin etkisini plaseboya karşı 3 ay boyunca deney ile test etti. Bu çifte kör, plasebo kontrollü kavram kanıtlama çalışmasında, aşırı kilolu veya obez insüline dirençli deneklerin daha düşük kan insülini, daha düşük insülin direnci, daha düşük inflamasyon ve daha iyi kardiyo-metabolik profil ile daha iyi bir metabolizma sergilediklerini gördüler.[14] Daha yakın zamanlarda, bu etkiyi, PPAR-a reseptörü üzerinde etkili olan bazı endokannabinoidlerin olası artan üretimi ile ilişkilendirdiler.[15]

Kanser immünoterapi tedavisindeki etkiler

Akciğer veya böbrek kanseri 249 hastayı inceleyen bir çalışmada, immünoterapiye yanıt veren hastaların %69'unda, immünoterapiye yanıt vermeyenlerin hastaların ise sadece üçte birinde A. muciniphila vardı. Farelerde A. muciniphila seviyelerinin arttırılması, farelerin immünoterapiye verdiği tepkiyi de arttırdığı görüldü.[16]

Bir fare modelinde ALS'ye etkisi

Araştırmacılar, bir Amyotrofik lateral skleroza (ALS) ve anormal bir bağırsak florasına sahip ferelere A. muciniphila takviyesi yapıldığında semptomların iyileştiğini, hastalığın ilerlemesinin yavaşladığını ve farelerin yaşama olasılıklarının arttığını keşfettiler.[17] Ayrıca, A. muciniphila'nın, hastalıklı farelere enjekte edildiğinde motor semptomlarını iyileştiren, ancak bakterilerin sahip olduğu yaşam sürelerini artırmayan nikotinamid (B3) vitamini ürettiğini buldular.[17] Ayrıca küçük sayıda örnek ALS hastalarının kan dolaşımlarında ve beyin-omurilik sıvılarında (BOS) diğer aile bireylerine göre daha düşük seviyelerde nikotinamid ve dışkılarında yine diğer aile bireylerine göre daha düşük miktarda A. muciniphila buldular.[17] Ek olarak, kanlarında nikotinamid düzeyi düşük olan ALS hastaları, daha yüksek düzeylerde nikotinamide sahip hastalara göre daha kötü semptomlara sahip olma eğilimindeyde olduğu görüldü.[17]

Kaynakça

  1. ^ de Vos (2017). "Microbe Profile: Akkermansia muciniphila: a conserved intestinal symbiont that acts as the gatekeeper of our mucosa". Microbiology. 1635 (5): 646-648. doi:10.1099/mic.0.000444. PMID 28530168. 
  2. ^ a b Derrien (2004). "Akkermansia muciniphila gen. nov., sp. nov., a human intestinal mucin-degrading bacterium". International Journal of Systematic and Evolutionary Microbiology. 54 (5): 1469-1476. doi:10.1099/ijs.0.02873-0. PMID 15388697. 
  3. ^ Everard (28 Mayıs 2013). "Cross-talk between Akkermansia muciniphila and intestinal epithelium controls diet-induced obesity". Proceedings of the National Academy of Sciences of the United States of America. 110 (22): 9066-9071. doi:10.1073/pnas.1219451110. PMC 3670398 $2. PMID 23671105. 
  4. ^ "Intestinal bacterium Akkermansia curbs obesity". ScienceDaily. 15 Mayıs 2013. 30 Ağustos 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Ağustos 2022. 
  5. ^ a b Caesar (2015). "Crosstalk between Gut Microbiota and Dietary Lipids Aggravates WAT Inflammation through TLR Signaling". Cell Metabolism. 22 (4): 658-668. doi:10.1016/j.cmet.2015.07.026. PMC 4598654 $2. PMID 26321659. Mice that received microbiota from a lard-fed donor showed increased adiposity and inflammation, together with a significant increase in Lactobacillus, compared to mice that received microbiota from a fish-oil-fed donor. Therefore, these data do not provide evidence for a role of Lactobacillus in reducing inflammation. However, we found that the enrichment of Akkermansia co-occurred with partial protection against adiposity and inflammation in mice transplanted with fish-oil microbiota and fed a lard diet, highlighting Akkermansia as a potential mediator of the improved inflammatory and metabolic phenotype of mice fed fish oil. 
  6. ^ a b Dao (March 2016). "Akkermansia muciniphila and improved metabolic health during a dietary intervention in obesity: relationship with gut microbiome richness and ecology". Gut. 65 (3): 426-436. doi:10.1136/gutjnl-2014-308778. PMID 26100928. 
  7. ^ Derrien (11 Şubat 2016). "Akkermansia muciniphila and its role in regulating host functions". Microbial Pathogenesis. 106: 171-181. doi:10.1016/j.micpath.2016.02.005. PMID 26875998. 
  8. ^ a b van Passel (3 Mart 2011). "The Genome of Akkermansia muciniphila, a Dedicated Intestinal Mucin Degrader, and Its Use in Exploring Intestinal Metagenomes". PLOS ONE. 6 (3): e16876. doi:10.1371/journal.pone.0016876. PMC 3048395 $2. PMID 21390229. 
  9. ^ Caputo (2015). "Whole-genome assembly of Akkermansia muciniphila sequenced directly from human stool". Biology Direct. 10 (1): 5. doi:10.1186/s13062-015-0041-1. PMC 4333879 $2. PMID 25888298. 
  10. ^ Cani (2017). "Next-Generation Beneficial Microbes: The Case of Akkermansia muciniphila". Frontiers in Microbiology (İngilizce). 8: 1765. doi:10.3389/fmicb.2017.01765. ISSN 1664-302X. PMC 5614963 $2. PMID 29018410. 
  11. ^ Everard (28 Mayıs 2013). "Cross-talk between Akkermansia muciniphila and intestinal epithelium controls diet-induced obesity". Proceedings of the National Academy of Sciences (İngilizce). 110 (22): 9066-9071. doi:10.1073/pnas.1219451110. ISSN 0027-8424. PMC 3670398 $2. PMID 23671105. 
  12. ^ Owens (13 Mayıs 2013). "Gut microbe may fight obesity and diabetes". Nature. doi:10.1038/nature.2013.12975. 
  13. ^ Plovier (January 2017). "A purified membrane protein from Akkermansia muciniphila or the pasteurized bacterium improves metabolism in obese and diabetic mice". Nature Medicine (İngilizce). 23 (1): 107-113. doi:10.1038/nm.4236. ISSN 1546-170X. PMID 27892954. 18 Ağustos 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Ağustos 2022. 
  14. ^ Depommier (July 2019). "Supplementation with Akkermansia muciniphila in overweight and obese human volunteers: a proof-of-concept exploratory study". Nature Medicine (İngilizce). 25 (7): 1096-1103. doi:10.1038/s41591-019-0495-2. ISSN 1546-170X. PMC 6699990 $2. PMID 31263284. 
  15. ^ Depommier (January 2021). "Beneficial Effects of Akkermansia muciniphila Are Not Associated with Major Changes in the Circulating Endocannabinoidome but Linked to Higher Mono-Palmitoyl-Glycerol Levels as New PPARα Agonists". Cells (İngilizce). 10 (1): 185. doi:10.3390/cells10010185. PMC 7832901 $2. PMID 33477821. 
  16. ^ Routy (5 Ocak 2018). "Gut microbiome influences efficacy of PD-1–based immunotherapy against epithelial tumors". Science. 359 (6371): 91-97. doi:10.1126/science.aan3706. PMID 29097494. 
  17. ^ a b c d Blacher (August 2019). "Potential roles of gut microbiome and metabolites in modulating ALS in mice". Nature. 572 (7770): 474-480. doi:10.1038/s41586-019-1443-5. PMID 31330533. 

Konuyla ilgili yayınlar

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Antibiyotik</span> bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde ve önlenmesinde kullanılan ilaç

Antibiyotik, bakterilere karşı aktif olan bir tür antimikrobiyal maddedir. Bakteriyel enfeksiyonlarla savaşmak için en önemli antibakteriyel ajan türüdür ve antibiyotik ilaçlar bu tür enfeksiyonların tedavisinde ve önlenmesinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bakterileri öldürebilir ya da büyümelerini engelleyebilirler. Sınırlı sayıda antibiyotik de antiprotozoal aktiviteye sahiptir. Antibiyotikler soğuk algınlığı veya gribe neden olan virüsler gibi virüslere karşı etkili değildir; virüslerin büyümesini engelleyen ilaçlar antibiyotik yerine antiviral ilaçlar veya antiviraller olarak adlandırılır. Mantarlara karşı da etkili değildirler; mantarların büyümesini engelleyen ilaçlara antifungal ilaçlar denir.

<span class="mw-page-title-main">Glüten</span> Arpa,Buğday, Çavdar ve Yulaf

Glüten, belirli tahıl tanelerinde doğal olarak bulunan yapısal proteindir. "Glüten" genellikle sadece buğday proteinlerine atıfta bulunsa da, tıp literatüründe çölyak hastalığını tetikleyebildiği kanıtlanmış tahılların tümünde bulunan prolamin ve glutelin proteinlerinin kombinasyonuna atıfta bulunur. Bunlar, herhangi bir buğday türünü, arpa, çavdar ve bazı yulaf çeşitlerinin yanı sıra bu tahılların çapraz melezlerini içerir. Glüten, ekmeklik buğdaydaki toplam proteinin %75-85'ini oluşturur.

<span class="mw-page-title-main">Fruktoz</span> altı karbonlu bir monosakkaritt

Fruktoz, birçok besin maddesinde bulunan altı karbonlu bir monosakkarittir. Beyaz katı bir görünüme sahip olan fruktoz, suda çok kolay çözünür. Bal, ağaç meyveleri, kavun ve karpuzun da dahil olduğu familyadaki meyveler, dutsu meyveler (berry) ve bazı kök sebzeleri, kayda değer miktarlarda fruktoz içeren sükroz içerir. Sükroz, glukoz ve fruktozun bir araya gelmesiyle meydana gelen bir disakkarittir. Dünya çapında her yıl doğal olarak 240.000 ton fruktozun ototrof canlılar aracılığıyla üretildiği tahmin edilmektedir.

Gastrointestinal kanal sindirim sisteminin ağızdan anüse kadar uzanan bölümüdür. Bu kanal insanlarda ve diğer hayvanlarda yemek borusu, mide ve bağırsaklar gibi sindirim sisteminin ana organlarını içerir. Önce ağızdan alınan besinler sindirilir. Sonra besin maddeleri ve enerji emilir. En son ise dışkı anüs yoluyla dışkı olarak atılır. Gastrointestinal terimi, "mide ve bağırsaklarla ilgili veya bunlara ait" anlamında kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Siroz</span> fibrozis ile karakterize kronik karaciğer hastalığı

Karaciğer sirozu veya kısaca siroz, uzun süreli karaciğer hasarının neden olduğu, karaciğer fonksiyonunun yaygın ve çoğu zaman geri dönüşümsüz olarak bozulmasıyla karakterize kronik ve ilerleyici bir hastalıktır. Karaciğerde meydana gelen hasar sonucu zamanla normal karaciğer dokusunun yerini fibröz skar dokusu alır ve bu da karaciğer fonksiyonlarının bozulmasına yol açar. Hastalık tipik olarak aylar veya yıllar içinde yavaşça gelişir. Erken belirtiler arasında yorgunluk, halsizlik, iştah kaybı, açıklanamayan kilo kaybı, bulantı, kusma ve karnın sağ üst kadranında ağrı olabilir. Hastalık ilerledikçe belirtiler arasında kaşıntı, alt bacaklarda şişme, karında sıvı birikmesi, sarılık, kolay morarma ve ciltte örümcek benzeri kan damarlarının gelişmesi yer alabilir. Karında biriken sıvı spontan enfeksiyonlara yol açabilir. Daha ciddi komplikasyonlar arasında hepatik ensefalopati, özofagus, mide veya bağırsaklardaki genişlemiş damarlardan kanama ve karaciğer kanseri yer alır. Sirozun evreleri arasında kompanse siroz ve dekompanse siroz yer almaktadır.

<span class="mw-page-title-main">İshal</span> gevşek veya sıvı bağırsak hareketleri

İshal veya diyare, bir günde en az üç kez gevşek, sıvı veya sulu bağırsak hareketlerinin olması durumudur. Genellikle birkaç gün sürer ve sıvı kaybı nedeniyle dehidrasyona neden olabilir. Dehidrasyon belirtileri genellikle cildin normal gerginliğini kaybetmesi ve sinirli davranışlarla başlar. Bu durum daha şiddetli hale geldikçe idrara çıkmada azalma, cilt renginde kayıp, hızlı kalp atışı ve yanıt vermede azalmaya kadar ilerleyebilir. Sadece anne sütüyle beslenen bebeklerde gevşek ancak sulu olmayan dışkı normaldir.

Bağırsak florası sindirim sisteminde yaşayıp konak organizmanın sindirimiyle ilgili çeşitli yararlı işlevler gören mikroorganizmalardır.

<span class="mw-page-title-main">Arjinin</span>

Arginin bir α-aminoasittir. L-arginin, doğada bulunan proteinlerin yapısını oluşturan 20 aminoasitten biridir. Memeli hayvanlarda, arjinin temel aminoasitlerden biri olarak kabul edilmektedir. Organizmanın gelişim safhasına ve sağlık durumuna göre dışarıdan beslenme yoluyla temin edilmesi kaçınılmaz olabilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Kabızlık</span> dışkının seyrek veya zor tahliyesi ile karakterize bağırsak işlev bozukluğu

Kabızlık, bağırsak hareketlerinin seyrekleşmesine veya dışkılamanın zor olmasına neden olan bağırsak işlev bozukluğudur. Dışkı genellikle sert ve kurudur. Diğer semptomlar arasında karın ağrısı, şişkinlik ve sanki dışkılama tam olarak tamamlanmamış gibi bir his yer alabilir.

Sterol O-asiltransferaz (SOAT) veya asil-KoA kolesteril asil transferaz, EC 2.3.1.26 asil transferaz sınıfı bir enzimdir. İnsanda iki tip ACAT enzimi vardır, ACAT1 ve ACAT2 enzimleri SOAT1 ve SOAT2 adlı genler tarafından kodlanır. Bu enzimler kolesterol metabolizmasında ve safra tuzu biyosentezinde önemli rol oynarlar. ACAT1 enziminin geni için ACAT1 kullanılmamalıdır çünkü ACAT1 kısaltması ketotiyolaz aktivitesine sahip asetil-Koenzim A asetiltransferaz 1 enziminin genine aittir.

<i>Staphylococcus aureus</i> Bakteri türü

Staphylococcus aureus, Staphylococcaceae familyasından bakteri türüdür. Gram pozitiflerdendir. Yaklaşık 20 türü bulunur. Nozokomiyal etkenidir. İnsan cilt florasında kommensal olarak da bulunur. Staphylococcus aureus' un oksasilin'e dirençli olup olmaması onun tanımlanmasında etkilidir. Örneğin bu antibiyotiğe hassas olan bir S. aureus, MSSA adını alırken, buna dirençli olan suş, MRSA adını alır. Koyun kanlı agarda altın sarısı koloniler üretir. Bu yüzden tür adı, altın anlamına gelen Latince aureus'dan türetilmiştir. Bu bakterinin katalaz testi olumludur. Clumping factor ve tüp koagülaz testi pozitif sonuç verir. Çeşitli yüzeylerde glikokaliks denen oluşumlar üretir. Bakterinin bunu yayılma ve bulaşma için kullandığı düşünülmektedir. Bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde, asıl enfeksiyon etkeniyle beraber görülmesi, iyileşmeyi geciktirir. Stafilokoklar içerisinde sadece Stafilokok Aureus koagülaz pozitif sonuç verir. Streptokok türünden ayırt etmek için katalaz testi uygulanır.

<span class="mw-page-title-main">Probiyotik</span> tüketildiğinde, genellikle bağırsak florasını iyileştirerek veya restore ederek sağlığa fayda sağlaması amaçlanan canlı mikroorganizmalar

Probiotikler insanlarda bağırsak florasında yaşayan, sindirime yardımcı olan bakteriler, mikro organizmalardır.

Bağırsak geçirgenliği, bağırsak duvarını kaplayan hücrelerden vücudun geri kalan kısmına, yani besin maddeleri sindirim sisteminin içinden geçerken bir kısmının vücudun sindirim sistemi dışına geçişinin kontrolünü tarif eden bir terimdir. Bağırsakların normal olarak sindirilmiş besin maddelerinin ve sindirilmeden faydalı olan vitamin ve minerallerin duvarından geçmesine izin veren bir miktar geçirgenlik sergilemeye ek olarak, aynı zamanda antijenler ve sindirilmemiş besinler gibi zararlı olabilecek maddelerin bağırsaktan çıkmasını ve vücuda daha fazla yayılmasını engelleme işlevi vardır.

<span class="mw-page-title-main">Ursodeoksikolik asit</span>

Ursodiol olarak da bilinen Ursodeoksikolik asit (UDCA), bağırsak bakterilerinin metabolik yan ürünleri olan ikincil safra asitlerinden biridir.

<span class="mw-page-title-main">Tümör nekroz faktörü alfa</span>

Tümör nekroz faktörü ; sistemik inflamasyonda yer alan bir hücre sinyal proteinidir (sitokindir) ve akut faz reaksiyonunu oluşturan sitokinlerden biridir. CD4+ lenfositler, NK hücreleri, nötrofiller, mast hücreleri, eozinofiller ve nöronlar gibi diğer birçok hücre tipi tarafından üretilebilmesine karşın, esas olarak aktif makrofajlarca üretilir. TNF, homolog bir TNF alanına sahip çeşitli transmembran proteinlerden oluşan TNF süper ailesinin bir üyesidir.

<i>Enterobacter</i> Bakteri cinsi

Enterobacter Gram negatif, fakültatif anaerobik, çubuk şeklinde, spor oluşturmayan, Enterobacteriaceae familyasına ait bakteri cinsidir. Enterobacterales takımının tip özelliklerini taşıyan cinsidir. 20 türü bulunmaktadır. Yakın zamanlı çalışmalarla bu cinse ait bazı türler farklı cinsler altında sınıflandırılmıştır, örneğin E. aerogenes, Klebsiella aerogenes olarak değiştirilmiştir. Bu cinsin klinik öneme sahip tek türü E. cloacae'dir.

<i>Hafnia</i>

Hafnia, enterobacteriaceae familyasına ait bir bakteri cinsidir. Adı, Kopenhag’ın Latince adı olan Hafnia'ya atıfta bulunur.

<span class="mw-page-title-main">Vajinal flora</span>

Vajinal flora, vajinal mikrobiyota veya vajinal mikrobiyom, vajinayı kolonize eden mikroorganizmalardır. Alman jinekolog Albert Döderlein tarafından 1892'de keşfedildi ve genel insan florasının bir parçasıdır. Mevcut bakteri miktarı ve türü, bireyin genel sağlığı için önemli etkilere sahiptir. Sağlıklı bir bireyin birincil kolonize edici bakterileri L. crispatus gibi, Lactobacillus cinsindendir ve ürettikleri laktik asidin, patojenik türlerin neden olduğu enfeksiyona karşı koruduğu düşünülmektedir.

İnsan adenovirüsü 36 (HAdV-36) veya Ad-36 veya Adv36, insanları enfekte ettiği bilinen 52 tip adenovirüsten biridir. İlk olarak 1978'de diyabet ve enteritten muzdarip bir kızın dışkısından izole edilen AD-36, insanlarda solunum ve göz enfeksiyonlarının bir nedeni olarak uzun süredir kabul edilmektedir. Tavuklarda obezite ile ilişkili olduğu ilk kez Dr. Nikhil Dhurandhar tarafından gösterildi.

<i>Clostridioides difficile</i> bakteri türü

Clostridioides difficile ciddi ishal enfeksiyonlarına neden olduğu bilinen bir bakteridir ve kolon kanserine de neden olabilir. C. difficile veya C. diff olarak da bilinir ve spor oluşturan Gram-pozitif bir bakteri türüdür. Clostridioides türleri anaerobik, hareketli bakterilerdir, doğada her yerde bulunurlar ve özellikle toprakta yaygındırlar. Vejetatif hücreleri çubuk şeklinde, pleomorfiktir ve çiftler ya da kısa zincirler halinde bulunur. Mikroskop altında, terminal uçlarında bir çıkıntıya sahip uzun, düzensiz hücreler olarak görünürler. Gram boyama altında, C. difficile hücreleri Gram-pozitiftir ve oksijen yokluğunda insan vücut sıcaklığında kanlı agarda optimum büyüme gösterir. C. difficile katalaz- ve süperoksit dismutaz-negatiftir ve üç tip toksin üretir: enterotoksin A, sitotoksin B ve Clostridioides difficile transferaz. Stres koşulları altında bakteri, aktif bakterilerin tolere edemediği aşırı koşulları tolere edebilen sporlar üretir.