
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Bürosu(İngilizce:United Nations High Commissioner for Refugees), 14 Aralık 1950'de Birleşmiş Milletler Genel Meclisi tarafından kurulmuştur.

Mülteci, dini, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm gören veya göreceği korkusu ve endişesi taşıyan, bu sebeple ülkesinden ayrılan/ayrılmak zorunda bırakılan ve korkusu nedeniyle geri dönemeyen veya dönmek istemeyen, iltica ettiği ülke tarafından endişeleri haklı bulunan kişi.

Şerbet Güla, fotoğrafı National Geographic dergisine 1985 yılında kapak olduktan sonra geniş kitlelerce tanınan Peştun kökenli Afgan.
Dünya Mülteci Günü Birleşmiş Milletler tarafından her yıl 20 Haziran'da dünyanın her yerindeki mültecileri onurlandırmak adına düzenlenmektedir. 1951 Mülteci Sözleşmesi'nin 50. yılını anmak adına ilk kez 20 Haziran 2001 yılında kutlanmaya başlamıştır.

Hazaralar, Afganistan nüfusunun yaklaşık %9'unu oluşturan etnik grup. Hazaralar, çoğunlukla Şiî inancına sahiptirler ve bazıları Sünni. Yoğun olarak Bamyan'ı da içine alan Hazaristan bölgesinde yaşarlar. Hazaralar, Afganistan'daki en kalabalık üçüncü etnik gruptur. Ayrıca 650.000 ve 900.000 arasında olduğu tahmin edilen nüfuslarıyla Pakistan'daki azınlık gruplardan biridir. Pakistan'daki Hazara nüfusunun çoğu Ketta şehrinde yaşar.
Suriye İç Savaşı'nda mülteciler, Suriye İç Savaşı'nın başladığı gün olan 15 Mart 2011 tarihinden bu yana, çatışmalar nedeniyle Suriye'ye komşu olan ülkelere sığınan binlerce insana verilen ortak isim.

Malala Yousafzai, Pakistanlı bir kadın eğitim aktivisti ve aynı zamanda 2014 Nobel Barış Ödülü sahibi. 17 yaşındayken, Nobel Ödülü alan en genç ve ikinci Pakistanlı ve ilk Peştundur. İnsan hakları savunuculuğuyla, özellikle de Taliban Pakistan'ının zaman zaman kızların okula gitmesini yasakladığı anavatanı Swat'ta kadın ve çocukların eğitim almasını savunmasıyla tanınır. 11 yaşından itibaren kız çocuklarının eğitim hakkını savunmaya başlamıştır. Savunuculuğu uluslararası bir harekete dönüşmüş ve eski Başbakan Şahid Hakan Abbasi'ye göre Pakistan'ın "en önde gelen vatandaşı" olmuştur.
Nansen Uluslararası Mülteciler Ofisi, 1930-1939 yıllarında savaş alanlarındaki mültecilerle ilgilenen, Fridtjof Nansen'in ismine atfen kurulmuş bir Milletler Cemiyeti organizasyonudur. Kuruluş, vatansız insanların ülkeler arasında seyahat etmesine izin veren Nansen pasaportu'nu geliştirdi. Organizasyon 1938 yılında Nobel Barış Ödülü almıştır.

Theodore Peter James Kinnaird Taptiklis, İngiliz oyuncudur. Bedlam'da Jed Harper'ı, suç draması Golden Boy'da Walter William Clark, Jr.'yi ve The Divergent Series'in film uyarlamalarında Tobias "Four" Eaton'ı canlandırdı.

Nansen pasaportu, Milletler Cemiyeti tarafından verilen, uluslararası alanda kabul görmüş, vatansızlara ve mültecilere verilen seyahat belgesi.

BMMYK Nansen Mülteci Ödülü Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından mülteciler, sığınmacılar veya vatansız kişiler için yapılan olağanüstü çalışmaların takdiri için her yıl şahısa, bir gruba veya organizasyona verilen ödüldür.

Omar M. Yaghi, Berkeley California Üniversitesi'nde James ve Neeltje Tretter Kimya Bölümü Profesörü ve ABD Ulusal Bilimler Akademisi'nin seçilmiş bir üyesidir.
Günümüz itibarıyla Nobel Ödülü kazanmış olan 15 Müslüman mevcuttur. Ödül kazanan 15 kişiden 8 tanesi barış dalında, 3 tanesi edebiyat dalında, 3 tanesi kimya dalında ve 1 tanesi fizik dalında ödüle layık görülmüştür. 5 kişi bu ödülü 20. yüzyılda alırken, geri kalan diğerleri 21. yüzyılda almıştır. Nobel Ödülü kazanan ilk Müslüman, 1978'de barış alanında ödül alan Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat olmuştur. Ondan bir yıl sonra, 1979'da Nobel Fizik Ödülü'nü kazanan Pakistanlı bilim insanı Muhammed Abdüsselam, aynı zamanda Pakistan'daki Ahmedîlik cemaatinin bir üyesiydi. Ayrıca 2014 yılında, 17 yaşında Nobel Barış Ödülü alan Pakistanlı aktivist Malala Yusufzay, şimdiye kadar Nobel Ödülü kazanmış en genç kişidir.

2022-2023 Ukraynalı mülteci krizi, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sırasında Ukrayna'dan gelen büyük bir insan hareketidir. 24 Şubat 2022'de Rus birliklerinin ilk işgal ile başladı. İşgalden önce bile, birçok Avrupa ülkesi mülteci almaya hazırlanıyordu, özellikle Polonya 1 milyon mülteciyi kabul etmeye hazırdı.
Azerbaycan, çoğunlukla Dağlık Karabağ ihtilafının bir sonucu olarak, ülke içinde yerinden edilmiş çok sayıda insan ve mülteciye sahiptir. Birinci Dağlık Karabağ savaşı, 600.000'i Dağlık Karabağ ve çevre ilçelerden, 150.000'i de Ermenistan'dan olmak üzere 750.000 Azeri'yi yerinden etmiştir.
Mültecilere İlişkin Küresel Mutabakat, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 17 Aralık 2018'de kabul edilmiş uluslararası mutabakattır.

Ülke içinde yerinden edilmiş kişi (ÜİYEK), evini terk etmeye zorlanan ancak ülke sınırları içinde kalan kişidir. Bir mültecinin yasal tanımlarına girmeseler de, genellikle mülteci olarak anılırlar.

Bazen Türkiye mülteci krizi olarak da anılan Türkiye göçmen krizi, 2010'larda Türkiye'ye çok sayıda insanın geldiği bir dönemdi. Türkiye, 2014'ten 2019'a kadar her yıl herhangi bir ülke veya bölgede en fazla sayıda kayıtlı mülteci alan ülke ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'ne (BMMYK) göre dünyanın en büyük mülteci nüfusuna sahip ülkesidir. Çoğunluk, Haziran 2020 itibarıyla 3.591.892 olan Suriye İç Savaşı nedeniyle gelen mültecileridir. 2018'de BMMYK, Türkiye'nin tüm "kayıtlı Suriyeli mültecilerin" %63,4'üne ev sahipliği yaptığını bildirdi.

Türkiye'deki Suriye iç savaşı nedeniyle gelen mülteciler, Suriye İç Savaşı'ndan kaçan Suriyeli mültecilerdir. Türkiye Cumhuriyeti, 3,7 milyondan fazla kayıtlı mülteciye ev sahipliği yapmaktadır.

Mülteci kadınlar, göç deneyimlerinin her aşamasında, günlük hayatlarını yaşarken, toplumsal cinsiyete özgü zorluklarla karşılaşmaktadır. Mülteci kadınlar için, diğer demografik verilerden bağımsız olarak ortak olan zorluklar arasında sağlık hizmetlerine erişim zorluğu, fiziksel istismar, ayrımcılık, cinsel şiddet ve insan ticareti en yaygın olanlardır. Ancak bu tür eylemlerin kurbanı olmayan kadınlar da genellikle tacize maruz kalıyorlar ve kendi özel ihtiyaçları ve deneyimleri göz ardı ediliyor. Bu da moral bozukluğu, stigmatizasyon ve zihinsel ve fiziksel sağlığın bozulması gibi karmaşık sonuçlara yol açıyor. Uluslararası insanî yardım kuruluşlarından uygun kaynaklara erişim eksikliği, dünya genelinde yaygın olan toplumsal cinsiyet varsayımlarıyla birleşiyor, ancak toplumsal cinsiyetin ana akımlaştırılmasındaki son değişiklikler bu ortaklıklarla mücadele etmeyi amaçlıyor.