İçeriğe atla

Ahır Köşkü

Koordinatlar: 41°02′27″K 29°02′20″D / 41.04083°K 29.03889°D / 41.04083; 29.03889
Ahır Köşkü
Harita
Diğer ad(lar)Hasahır · Has Ahır · Istabl-ı Âmire
Genel bilgiler
TürAhır
Mimari tarzMağrip
KonumÜsküdar, İstanbul, Türkiye
Koordinatlar41°02′27″K 29°02′20″D / 41.04083°K 29.03889°D / 41.04083; 29.03889
Tamamlanma1864
Yenileme1904 · 1951 · 1950'ler · 1958 · 1975 · 1989 · 1991 · 1999-2000 · 2002 · 2005 · 2010-2018
SahipMillî Saraylar Başkanlığı
Teknik ayrıntılar
Yapı sistemiKâgir
MalzemeTaş
Kat sayısı1
Zemin alanı680 m2
Tasarım ve inşaat
Mimar(lar)Sarkis Balyan

Ahır Köşkü, Hasahır, Has Ahır ya da Istabl-ı Âmire;[a] İstanbul'un Üsküdar ilçesindeki Beylerbeyi Sarayı kompleksinde yer alan ahırdır.

1864'te inşası tamamlanan Beylerbeyi Sarayı ile birlikte inşa edildiği düşünülen yapı, padişahın bir ahırı ve buradan sorumlu imrahorun konakladığı yer olarak kullanılıyordu. Cumhuriyetin ilanının ardından çıkan kanunla, 1924'te millîleştirildi ve yönetimi Türkiye Büyük Millet Meclisine bırakıldı. Ertesi yıl, sarayın bir parçası olarak Millî Saraylar Müdürlüğüne bağlandı. Köşkün arka tarafında yer alan ahır mutfağı ile samanlık 1950'lerde, Millî Saraylar Müdürlüğüne bağlı Muhafız Bölüğü askerî personeli tarafından kullanılacak bir yatakhaneye dönüştürüldü. 1964 yılında sarayla birlikte ziyarete açılsa da 1971 yılında kapatıldı. 1981'de sarayın ana binası ziyarete açılırken Ahır Köşkü kapalıydı. 1985'te saray bir müze hâline getirildi ve Ahır Köşkü ile birlikte 5 Temmuz 1985'te ziyarete açıldı. Farklı dönemlerde çeşitli onarımlardan geçen yapının en kapsamlı restorasyonu 2010-2018 yılları arasında gerçekleştirildi.

Saray kompleksindeki Set Bahçeleri'nin güney kanadında, dördüncü Set Bahçesi'nin hizasında konumlanır. Kabaca doğu-batı doğrultusunda uzanan dikdörtgen planlı bir ahır ile, buranın kuzey cephesinin orta ekseninde çıkma yapan giriş mekânı olmak üzere iki ana kitleden oluşur. Taşla inşa edilen, tek katlı ve kâgir bir yapıdır. Mağrip mimarisi tarzında olan yapının bir köşk olarak düzenlenen giriş mekânının tavanında, çıtalarla oluşturulan geometrik çerçeveler içinde kalemişi ve tasvirler bulunur. Ahır kısmında ise hayvanlara yirmi bölme ayrılmıştır.

Tarihi

Harita
Saray kompleksi içindeki yapılar

Aynı bölgede daha önceleri yer alan ahşap saray, 1861-1863 yılları arasındaki bir tarihte yıktırıldı ve yerine yeni bir sarayın inşasına başlandı.[1] Saray kompleksindeki deniz köşklerine benzer tasarımda olmasından ötürü, Sarkis Balyan'ın tasarladığı ve 1864'te inşası tamamlanan yeni sarayla birlikte inşa edildiği düşünülür.[2][3] Yapı, padişahın ahırı ve buradan sorumlu imrahorun konakladığı yer olarak kullanılıyordu.[3] Yapının karşısında yaklaşık 386 m2lik alana sahip kuşluk ile yaklaşık 29 m2lik alana sahip tavukluk bulunurken ahırdaki yaklaşık 140 m2lik alan inek, yaklaşık 138 m2lik alan ise at ahırıydı.[4][5] Sarayın kullanılmadığı zamanlarda ahır, Beylerbeyi Hastanesi'nin deposu olarak hizmet veriyordu.[6] 1904'te yapı, bir dizi onarımdan geçti. Bu kapsamda çatı, ahırdaki hayvan bölmeleri, döşeme, kapı ve pencereleri onarılırken sıva ve badana çalışmaları gerçekleştirildi.[7]

Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Beylerbeyi Sarayı, Osmanlı padişahlarının mülkiyeti olmaktan çıktı. Hilâfetin kaldırılmasını öngören 3 Mart 1924 tarihli kanunun 9. maddesi uyarınca padişaha ait mülkler millîleştirildi ve bu yerlerin yönetimi Türkiye Büyük Millet Meclisine bırakıldı.[8] Bakanlar Kurulunun 8 Ocak 1925 tarih ve 1371 numaralı kararnamesiyle Beylerbeyi Sarayı ile Dolmabahçe Sarayı'nın mülkiyeti, "Millî Saraylar" adıyla korunmak üzere, aynı yıl kurulan Millî Saraylar Müdürlüğü yönetimine devredildi.[9] 1951'de yapının köşk kısmının tavanındaki tasvirler onarıldı.[10]

Köşkün arka tarafında yer alan mutfak ile samanlık 1950'lerde, Millî Saraylar Müdürlüğüne bağlı Muhafız Bölüğü askerî personeli tarafından kullanılacak bir yatakhaneye dönüştürüldü.[6] 1958'de ahırda bir onarım daha gerçekleştirildi.[10] İlerleyen dönemde Millî Saraylar Müdürlüğü yönetiminin geçtiği Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 10 Temmuz 1964 tarihli kararıyla ziyarete açılan saray,[11] Meclis İdare Amirliğinin 14 Ocak 1971 tarih ve 36 sayılı yazısıyla "sabotaj ihtimaline dayanılarak" ziyarete kapatıldı.[9][12] 1975'te ahırın dış cephesinde sıva ve boya, iç cephesinde ise bağdadi ve kirişler ile çatı onarımları gerçekleştirildi.[10] 28 Mart 1981 tarih ve 1113 tarihli kararla saray tekrar ziyarete açılsa da bu dönemlerde Ahır Köşkü kapalıydı.[12] Başkanlık Divanının 3 Mayıs 1985 tarih ve 55 sayılı kararıyla müze statüsü alan saray, Ahır Köşkü ve Mermer Köşk ile birlikte, 5 Temmuz 1985'te yeni statüsüyle ziyarete açıldı.[13]

1989 tarihli bir raporda, Ahır Köşkü'nün ahşap kirişlerinde çökme olduğu belirtiliyordu. Aynı yıl; kirişlerin bir bölümü, çatı ve yapının arkasındaki istinat duvarında bir dizi onarım gerçekleştirildi. 1991'de, giriş mekânının çatısı ile zarar görmüş tavan süslemeleri bir onarımdan geçti. 1999-2000 yıllarında yapı duvarlarındaki taş ve sıvalar, giriş mekânı çatısının kurşun kaplaması, kapı ve pencerelerin ahşap kısımları, arka avlusundaki drenaj ve taş kaplamalar yenilendi. 2000'lerin başında, ahırdaki havuz onarılırken çürümüş su tesisatı ile çatıdaki su tahliye kısımları yenilendi. 2002 ve 2005 yıllarında da yapı birtakım onarımlar geçirdi.[14] 2010-2018 yılları arasında, yapının iç ve dış cephesindeki tüm unsurlarının restore edildiği çalışmalar gerçekleştirildi.[15][16] Yapı, Topkapı Sarayı ve Yıldız Sarayı ahırlarıyla birlikte varlığını sürdüren üç has ahırdan biridir.[17]

Mimarisi

Dış

Beylerbeyi Sarayı'nın Set Bahçeleri'nin bir rampayla ayrılan güney kanadında, dördüncü Set Bahçesi'nin hizasında, düz bir arazide konumlanır. Kuzeyinde Mermer Köşk ile bahçelerdeki büyük havuz, doğu ve güneyinde ise askerî tesisler yer alır.[18] Padişahın ahırı olarak kullanıldığından Hasahır, Has Ahır veya Istabl-ı Âmire olarak da anılır.[2][19][4]

Taşla inşa edilen, tek katlı kâgir bir yapı olan Ahır Köşkü, Mağrip mimarisi tarzındadır. 680 m2 zemin alanına sahip yapı, doğu-batı doğrultusunda uzanan dikdörtgen planlı ahır ile; buranın kuzey cephesinin orta ekseninde, beş kenarının çıkma yaptığı sekizgen planlı giriş mekânı olmak üzere iki ana kitleden oluşur. Kırma çatıyla örtülü dikdörtgen kısmın güney cephesinin orta ekseninde, yarım daire şeklinde çıkma yapan bir kısım bulunur.[20][21]

Ön cephede çıkma yapan kısmın beş kenarı da soğan biçimli birer kemerle yükseltilmiştir. Kemerlerin devamı niteliğindeki kaburgaların ortada birleşmesiyle bu bölüm; ahşaptan imal edilen ve üstü kurşun kaplı, çadır şeklindeki eğrisel bir çatıyla örtülür. Kemerleri çevreleyen profilli mermer silmeler, kenarda birleşerek aşağıya bakan ok şeklinde sonlanır. Silmelerin arasında yağmur olukları yer alır. Yükseltilen kemerlerin alınlıklarına; eyer, gem, kırbaç, üzengi gibi at koşum takımı unsurlarının tasvirleriyle oluşturulan birer kabartma yerleştirilmiştir. Çıkma yapan kısmın kuzeye bakan cephesinde, dört basamaklı ve çift kollu mermer bir merdivenle ulaşılan kapı; diğerlerinde ise birer pencere konumlanır. At nalı kemerli, ahşaptan imal edilen kapı ve pencereler aynı tasarıma sahiptir. Bunların her birini kuşatan birer dikdörtgen çerçeve, kapı ve pencerelerin kenarlarını da dolanarak devam eder.[22][23]

Ön cephede çıkma yapan kısmın her iki yanındaki ahır bölümü cephelerinin üst kısımlarında, eşit aralıklarla beşer dairesel pencere bulunur. Mermer çerçeveli pencerelerin yukarısından geçen profilli mermer silme, her bir pencerenin hizasında yukarıya doğru kavis yaparken pencerelerin aralarında aşağıya doğru uzanarak ok şeklinde sonlanır. Yapının batı ve doğu cephelerinin orta eksenlerinde; kuzeydekiyle benzer şekilde ancak daha büyük boyutlu, atların kullanımına tahsis edilmiş birer kapı bulunur. Bu kapıların her iki yanında, kuzey cephesindekilerle özdeş birer pencere konumlanır. Kuzey cephesindekine benzer şekilde kapı ve pencereleri çevreleyen çerçeve ve profilli şerit, bu cephelerde basık kemer şeklindedir. Güney cephesinin dairesel çıkma yapan kısmında beş, her iki yanında ise dörder adet; yuvarlak kemerli ve mermer çerçeveli dikdörtgen pencere, eşit aralıklarla konumlanır. Güney cephe duvarının üstünde, diğer cephelerdeki profilli silmeler şeklindeki mermer bir saçak vardır.[24]

İç

Giriş mekânı

Köşkün planı

Yaklaşık 32 m2'lik alana sahip sekizgen planlı giriş mekânı, bir köşk şeklinde tasarlanmıştır. Bu kısmın ahır bölümüne bakan üç cephesinde de, dış cephedekine benzer at nalı kemere sahip birer aralık bulunur. Orta eksendeki aralık, ahır bölümüne açılan ahşap ve camlı bir kapı, diğer ikisi ise pencere olarak kullanılır. Zemin, balıksırtı örüntülü parkeyle kaplıyken duvarlar sıvayla kaplı ve badanalıdır.[25][26]

Tavan, üzeri rozet işlemeli altın yaldızlı çıtalarla oluşturulan çerçevelerin içindeki kalemişi ve tasvirlerle süslüdür. Tavanın ortasındaki sekizgen çerçevenin merkezinde, içinde palmet dizisinin yer aldığı ve aralarında dairelerin bulunduğu bordürle sınırlandırılan bir daire konumlanır. Mavi zemin üzerine atlamalı bir şekilde sıralanan sarı renkli kozalak ile sarı renkli ve kırmızı dolgulu lale motifleri, daireyi çevreler. Merkezdeki sekizgen çerçevenin etrafında, dıştan içe doğru daralan sekiz yamuk çerçeve vardır. Açık yeşil zemin üzerine sarı renkle işlenen motiflerin olduğu bir bordür, hem bu yamukları ayırır hem de tavanı çevreler. Bordürde, ardışık bir şekilde sıralanan, içinde rozet olan kare ile içinde çiçek olan daireler; rumi ve geçmeli düzenlemelerle birbirlerine bağlanır.[27][28]

Yamuk çerçevelerin altısında hayvan, ikisinde ise arma tasvirleri yer alır. Çerçevelerdeki tüm kompozisyonlar, geçmeli bir şekilde birbiri ardına sıralanan iki kenarı diğerlerinden daha uzun altıgen ve eşkenar dörtgenlerin oluşturduğu zencerekten oluşan bordürle çevrelenir. Doğudaki çerçevede hilal ve yıldızlı Osmanlı bayrakları ile tuğra, mızrak, kargı, at koşum takımı ve Aziziye fesi tasvirlerinden oluşan bir kompozisyon vardır. Kalan kısımlar, natüralist çiçek ve yaprak tasvirleriyle bezelidir. Batıdaki çerçevede ise sancak, tuğ, kalkan, mızrak, süvari başlığı ve at koşum takımı tasvirleri yer alırken kalan kısımlar, doğudakine benzer tasvirlerle süslüdür.[27][28]

Diğer altı çerçevenin her birinin ortasında, içerisinde hayvan mücadele sahnelerinin konu alındığı tasvirlerin yerleştirildiği dairesel birer madalyon bulunur. Giriş kapısının üzerindeki tasvirde, ay ışığında mücadele eden iki fil yer alır. Doğusundaki tasvirde, palmiyelerin bulunduğu bir alanda aslanın üzerine yürüyen bir fil; batısındakinde ise bir kaplan karşısındaki atlar gösterilir. Tavanın güney kısmının ortasındaki çerçevede, kayalıklı bir alanda birer zürafa ile kaplanın mücadelesi tasvir edilir. Bu çerçevenin doğusundakinde deve kuşlarının bir aslanla mücadelesi, batısındakinde ise şaha kalkmış bir at ile bir tay yer alır. Her bir madalyonun yukarısında, üst kısma doğru geçme yaparak ok şeklinde sonlanan dikdörtgen birer kartuşun ve bunların içinde çiçek demeti tasviri bulunur. Madalyonların altında birer istiridye motifi, etrafında ise yeşil zemin üzerine kırmızı ve sarı renkli, Barok tarzı kıvrım dal ve yaprak motifleri işlenmiştir.[27][29] Hayvanların "vahşi Afrika'yı andıran egzotik bir üslupta" tasvir edildiğini ve Oryantalist etkiler taşıdığını söyleyen sanat tarihçisi Mesut Dündar, tasvirler ile yapının mimarisi arasında bir "uyum" olduğunu belirtir.[30] Sanat tarihçisi Şûle Yum, bu tasvirlerin "16. yüzyıl İran minyatürlerini anımsattığı"nı ifade eder.[31]

Duvarların üst hizasında tavanı, kademeli bir çıkma çevreler. Duvarlarla tavanın birleştiği kısım, bitki motifleriyle süslenen profilli çıtalarla kapatılmıştır. Altındaki çıkma yapan bordürün ön yüzünde birbiri ardına sıralan kemer ile içlerindeki stilize motifler; alt yüzünde ise geometrik motifler, kırmızı ve mavi zemin üzerine sarı renkle işlenmiştir. Altındaki daha geniş bordür, profilli çıtalarla sınırlandırılır. Kırmızı, mavi, sarı ve yeşil renklerin kullanıldığı bu bordürde, palmet ile istiridye motifleri birbiri ardına sıralanırken palmetlerin merkezinde kozalak, köşelerinde ise stilize yaprak motifleri işlidir. Tavan eteğinin en altında, mavi zemin üzerine sarı renkli sekiz kollu yıldız motiflerinin işlendiği kuşak bulunur.[32][29]

Ahır

Giriş mekânındaki kapının ardındaki üç basamaklı ve çift yönlü bir merdivenden ahır bölümüne ulaşılır. Kabaca doğu-batı doğrultusunda uzanan dikdörtgen planlı bölümün güney duvarının orta ekseninde, dışa doğru yarım daire şeklinde çıkma yapan kısım vardır. Giriş ekseni üzerindeki yarım dairenin merkezinde altıgen şeklindeki mermer bir havuz konumlanır. Yarım daire kısımdaki beş pencereden ortadakinin her iki yanına birer at başı büstü yerleştirilmiştir.[33][23]

Mekân, eşit aralıklarla dizilen iki sıra silindirik ahşap direk ve üzerlerindeki kirişlerle üç sahna ayrılır. Dikdörtgen planlı kısmın uzun kenarlarında karşılıklı olarak sıralanan onar adet hayvanlara mahsus ahşap kabinli bölme, giriş ekseni üzerinde batı ve doğuda beşer adet olacak şekilde ikiye ayrılır. Bu bölmelerde yemlik ve otluklar bulunur. Bölmelerin yukarısından, direkleri birbirine bağlayan, altında ve üstünde ahşap birer palmet sırası bulunan bir kuşak geçer. Ortadaki sahnı uzunlamasına örten beşik tonoz, giriş mekânı ekseninde aynalı tonoza dönüşür. Aynalı tonozun tabanındaki çerçevenin köşelerinde, aralarda ise palmet motiflerinin işlendiği ahşap sarkıtlar vardır. Yarım daire kısmın güney bölümünün üzeri, çift tarafı meyilli enli çıtalarla şekillendirilen düz bir tavanla, hayvan kabinlerinin yer aldığı kısımlar ise orta sahna dik uzanan beşik tonozla örtülüdür. Örtüler ile hayvan kabinlerinin zemini ahşapken orta sahnın zemini balıksırtı örüntülü tuğla döşelidir. Ortadaki sahnın doğu kenarındaki kapı samanlığa, batı kenarındaki kapı ise yapının konumlandığı düzlüğe açılır.[32][34]

Mutfak ve samanlık

Yapının güneydoğu köşesinde, ahırla aynı doğrultuda uzanan dikdörtgen planlı bir yapı bulunur. Kuzey cephesinden giriş yapılan yapının ortasında bir giriş kısmı vardır. Buranın doğusundaki oda samanlık, batısındaki ahır mutfağı olarak kullanılsa da; ilerleyen dönemde yapılan düzenlemelerle her iki oda da askerî personelin kullanımı amacıyla yatakhaneye dönüştürülmüş, yapı genişletilerek tuvalet, banyo ve mutfak gibi bölümler eklenmiştir.[35]

Notlar

  1. ^ Hasahır, Has Ahır ya da Istabl-ı Âmire, Osmanlı padişahları ile yakın hizmetinde bulunan kişilere ait atların bulunduğu ahır anlamına gelir.

Kaynakça

Özel
  1. ^ Kahraman, Kemal (2019). "Üsküdar'ın kayıp sarayları". Millî Saraylar (17): 103-121. 19 Aralık 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  2. ^ a b Göncü, T. Cengiz (2013). "Boğaziçinde bir "Sahilsaray-ı Ferahfezâ": Beylerbeyi Sahilsarayı-ı Hümâyunu". İstanbul Araştırmaları Yıllığı. İstanbul: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Yayınları (2): 205-214. ISSN 2147-2068. 
  3. ^ a b Nemlioğlu, Taşkın & Yıldırım 2012, s. 602.
  4. ^ a b Göncü 2006, s. 87.
  5. ^ Nemlioğlu, Taşkın & Yıldırım 2012, s. 611.
  6. ^ a b Göncü 2006, s. 88.
  7. ^ Nemlioğlu, Taşkın & Yıldırım 2012, ss. 612-613.
  8. ^ Madran, Emre (1996). "Cumhuriyet'in ilk otuz yılında (1920-1950) koruma alanının örgütlenmesi" (PDF). Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dergisi. 16 (1-2): 59-97. 21 Haziran 2023 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. 
  9. ^ a b Payzın, Ziya (1977). Millî Saraylarımızın Temel Sorunları. Ankara: Millet Meclisi Basımevi. ss. 8-13. 
  10. ^ a b c Nemlioğlu, Taşkın & Yıldırım 2012, s. 613.
  11. ^ Kuzucuoğlu, Alpaslan Hamdi (2011). İstanbul Beylerbeyi Sarayında Risk Analizleri ve Koruyucu Tedbir Önerileri (doktora). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Taşınabilir Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Ana Bilim Dalı Koruma Yenileme ve Restorasyon Bilim Dalı. s. 12. 
  12. ^ a b Sözen, Metin (1990). Bilimin Işığında Milli Saraylar (PDF). İstanbul. s. 8. 22 Aralık 2022 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. 
  13. ^ Gülsün, Hakan (1993). Beylerbeyi Sarayı. TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı. s. 84. ISBN 9759533464. 
  14. ^ Nemlioğlu, Taşkın & Yıldırım 2012, ss. 617-618.
  15. ^ Rakipoğlu, Zeynep (17 Ocak 2019). "Osmanlı'nın at kültürünü yansıtan 'Ahır Köşkü' restore edildi". İstanbul: Anadolu Ajansı. 21 Mayıs 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. 
  16. ^ T.C. Cumhurbaşkanlığı Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı 2018 Yılı Faaliyet Ṛaporu (PDF). Ankara: Millî Saraylar Başkanlığı. 2019. s. 41. 2 Temmuz 2022 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. 
  17. ^ Nemlioğlu, Taşkın & Yıldırım 2012, s. 621.
  18. ^ Dündar 2008, s. 391.
  19. ^ Batur, Afife (1994). "Beylerbeyi Sarayı". Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi. 2. Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı-Tarih Vakfı. s. 210. ISBN 9757306029. 
  20. ^ Nemlioğlu, Taşkın & Yıldırım 2012, s. 618.
  21. ^ Dündar 2008, ss. 391-392.
  22. ^ Dündar 2008, s. 392.
  23. ^ a b Nemlioğlu, Taşkın & Yıldırım 2012, s. 605.
  24. ^ Dündar 2008, ss. 392-393.
  25. ^ Dündar 2008, s. 393.
  26. ^ Nemlioğlu, Taşkın & Yıldırım 2012, ss. 605, 608, 611.
  27. ^ a b c Dündar 2008, ss. 393-394.
  28. ^ a b Nemlioğlu, Taşkın & Yıldırım 2012, ss. 608-610.
  29. ^ a b Nemlioğlu, Taşkın & Yıldırım 2012, s. 610.
  30. ^ Dündar, Mesut (2012). "Beylerbeyi Sarayı tavan resimleri". 7. Uluslararası Türk Kültürü Kongresi, Bildiriler IV. Konya: Atatürk Kültür Merkezi. s. 831. ISBN 978-975-16-2463-5. 
  31. ^ Yum, Şûle (1991). Milli Saraylar'da Duvar ve Tavanlarda Yer Alan Doğa ve Mimari Konulu Manzara Resimleri (yüksek lisans). İstanbul: İstanbul Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. ss. 94-95. 
  32. ^ a b Dündar 2008, s. 394.
  33. ^ Dündar 2008, ss. 394-395.
  34. ^ Nemlioğlu, Taşkın & Yıldırım 2012, ss. 605-607.
  35. ^ Dündar 2008, s. 395.
Genel
  • Dündar, Mesut (2008). Beylerbeyi Sarayı (doktora). Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat Tarihi Anabilim Dalı. 
  • Göncü, Tuncay Cengiz (2006). Beylerbeyi Sarayı'nın İnşâ Süreci, Teşkilâtı ve Kullanımı (yüksek lisans). İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı. 
  • Nemlioğlu, Candan; Taşkın, Hatice; Yıldırım, Neşe (2-4 Kasım 2012). "Osmanlı zarafetinin etkin bir örneği Beylerbeyi Sarayı Ahır Köşkü". Göncüoğlu, Süleyman Faruk (Ed.). Uluslararası Üsküdar Sempozyumu VII (PDF). 1. İstanbul: Üsküdar Belediyesi. ss. 601-622. ISBN 978-605-84934-1-4. 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Topkapı Sarayı</span> İstanbulda bir saray

Topkapı Sarayı, İstanbul Sarayburnu'nda, Osmanlı İmparatorluğu'nun 600 yıllık tarihinin 400 yılı boyunca, devletin idare merkezi olarak kullanılan ve Osmanlı padişahlarının yaşadığı saraydır. Bir zamanlar içinde 4.000'e yakın insan yaşamıştır.

<span class="mw-page-title-main">Dolmabahçe Sarayı</span> Türkiye, İstanbul’da bir saray

Dolmabahçe Sarayı, İstanbul, Beşiktaş'ta, Kabataş'tan Beşiktaş'a uzanan Dolmabahçe Caddesi'yle İstanbul Boğazı arasında, 250.000 m²'lik bir alan üzerinde bulunan Osmanlı sarayı. Marmara Denizi'nden Boğaziçi'ne deniz yoluyla girişte sol kıyıda, Üsküdar ve Kuzguncuk'un karşısında yer alır. Sultan Abdülmecid tarafından inşa ettirilen sarayın yapımı 1843 yılında başlayıp 1856 yılında bitirilmiştir. Günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">İshak Paşa Sarayı</span> Tarihî saray

İshak Paşa Sarayı; Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde bulunan bir saraydır. Yapımına 1685 yılında başlanan ve 1784'te tamamlanan saray; içinde barındırdığı cami, türbe, kütüphane, mahzenler, koğuşlar, harem ve selamlık bölümleri ile büyük bir yapı kompleksidir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde inşa edilmesine karşın genel olarak Selçuklu mimarisinden izler taşıyan İshak Paşa Sarayı'nda; Batı kökenli barok, gotik, rokoko ve ampir gibi sanat akımlarının etkileri de gözlemlenir. 2000 yılından beri UNESCO'nun Dünya Mirası Geçici Listesi'nde bulunmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Beylerbeyi Sarayı</span> İstanbul, Üsküdar’da bulunan tarihi bir yapı

Beylerbeyi Sarayı, İstanbul'un Üsküdar ilçesinde bulunan yazlık bir Osmanlı sarayıydı. Günümüzde müze olarak kullanılan Beylerbeyi Sarayı, kendisine bağlı çeşitli yapı ve diğer unsurlardan oluşan bir kompleksin parçasıdır. Adını, bulunduğu Beylerbeyi semtinden alır. Osmanlı Padişahı Abdülaziz'in talimatıyla, 1863-1865 yıllarında, Sarkis Balyan'ın mimarlığında inşa edilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Bağdat Köşkü</span>

Bağdat Köşkü, İstanbul'da Topkapı Sarayı içinde bulunan bir köşktür.

<span class="mw-page-title-main">İskenderpaşa Camii (Beykoz)</span>

İskender Paşa Camii, İstanbul'un Beykoz ilçesinde yer alan bir külliyedir. Kanlıca İskelesi'nin önündeki küçük meydanda bulunmaktadır. I. Süleyman (Kanuni) ve II. Selim dönemlerinin devletin ileri gelenlerinden "Mağusa Fatihi" olarak tanınan Gazi İskender Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kanlıca Camii olarak da bilinir. İskender Paşa'nın 967/ 1559 tarihli vakfiyesi ile belirtilen bu mescidi, Mimar Sinan'ın tezkirelerinde "Kanlıca'da merhum İskender Paşa" ve "Camii İskender Paşa der Kanlıca" şeklinde kayıtlıdır. Caminin harim kapısı üzerindeki kitabede görülen 967/ 1559-60 tarihi külliyenin tamamlanma tarihi olarak kabul edilebilir. Yapıların tasarımı Mimar Sinan'a aittir.

<span class="mw-page-title-main">Av Köşkü Saray Müzesi</span> Kocaelinin İzmit ilçesinde bulunan müze

Abdülaziz Av Köşkü ya da başka bir adıyla Kasr-ı Hümayun, İzmit'te bulunan barok ve ampir üslupta bir köşktür. Son şeklini Abdülaziz devrinde alan yapı, Osmanlı Devleti'nde İstanbul dışında yapılan tek küçük saray olarak bilinir. Mimarı Garabet Amira Balyan'dır. Günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Şişli Camii</span> İstanbul, Türkiyede bir cami

Şişli Camii, İstanbul, Türkiye'de, Şişli ilçesinde bulunan bir camidir. Halâskârgazi Caddesi ile Abide-i Hürriyet Caddesi'nin kesişmesiyle oluşan bir adacıkta konumlanır.

<span class="mw-page-title-main">İnce Minareli Medrese</span>

İnce Minareli Medrese, Konya ili, Selçuklu İlçesi'nde, Alaaddin Tepesi'nin batısındadır. Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykavus devrinde Vezir Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından, hadis ilmi öğretilmek üzere 663 H.(1264 M.) yılında inşa ettirilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Versay Sarayı</span> Paris civarındaki Fransız sarayı

Versay Sarayı ya da Versailles Sarayı, tarihi bir Fransız şatosudur. Sarayın ilk binasının yapımına 1661'de başlanmıştır, daha sonra değişik zamanlarda genişletilmiştir. Saray, günümüzde müze olarak kullanılır. Versailles sarayı çok geniş planlanmış olması yönüyle tipik Fransızdır. Roma İmparatorluğu'ndan sonra ilk kez bu sarayda büyük ölçüler kullanılmıştır. Bunun nedeni ise zengin ve merkezi krallık yönetimiydi. İtalya, Almanya ve İngiltere'de siyasi ortamlar farklı olduğu için Versailles sarayı gibi saraylar uzun süre yapılamadı.

<span class="mw-page-title-main">Edirne Sarayı</span>

Tunca Sarayı, Hünkar Bahçesi Sarayı, Edirne Saray-ı Hümayunu gibi isimlerle de anılan Edirne Sarayı ; Edirne'nin Yeniimaret Mahallesi'nde Sarayiçi olarak adlandırılan bölgesinde, II. Murad'ın saltanatının son zamanlarında 1450 yılında Tunca Nehri'nin iki yakasında inşa edilmeye başlanmış ve esas karakterini II. Mehmed döneminde kazanmıştır. İstanbul'daki Topkapı Sarayı'ndan sonra Osmanlı İmparatorluğu'nun en büyük ikinci sarayıdır. Büyük meydanlar etrafında konumlanan değişik işlevli yapılarıyla Türk saray mimarisinin genel karakterini de yansıtan Edirne birçok yapıyı bünyesinde barındırmış ve oldukça geniş bir alana yayılmıştır.

Şeki Han Sarayı

Şeki Han Sarayı, Azerbaycan'ın Şeki şehrinde bulunan eski bir han sarayıdır. Şu anda müze olarak faaliyet göstermektedir. Yukarı Baş Devlet Tarihi-Mimari Koruma Alanı topraklarında bulunan saray, dünya çapında öneme sahip tarihi ve mimari bir anıttır. 18. yüzyılda inşa edilen saray binası, şehrin kuzeydoğu kesiminde, kale duvarlarıyla çevrili alanda yer almaktadır

Kapu Camii, Konya'da 17. yüzyıl Osmanlı dönemine ait tarihi cami. Şehirdeki Osmanlı camileri arasındaki en büyük camidir. Merkez Karatay ilçesi, Sarraflar caddesi üzerindeki caminin mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait olup, Karatay Müftüğülüğü'ne bağlı olarak faal durumdadır.

<span class="mw-page-title-main">Abdülkadir İsfahani Mescidi</span> Ankarada bulanan tarihi bir mescit

Abdülkadir İsfahani Mescidi; Ankara'nın Altındağ ilçesinde bulunan bir mescittir. Kısaca İsfahani Mescidi veya bulunduğu mahalleden dolayı Tabakhane Mescidi olarak da anılır.

<span class="mw-page-title-main">Birinci Beylerbeyi Sarayı</span> Beylerbeyindeki eski bir sarayı

Birinci Beylerbeyi Sarayı ya da Sarı Saray, Türkiye'nin İstanbul şehrinin Üsküdar ilçesinde bulunan eski bir saray kompleksidir. Adını, bulunduğu Beylerbeyi semtinden alan yapının yerine günümüzde aynı ada sahip başka bir saray vardır. Krikor Balyan'ın mimarında 1829'da başlayan inşası 1832'de tamamlanan ahşap saray, Osmanlı padişahları tarafından yaz aylarında kullanılmaktaydı. 1851'de çıkan yangın sonrası onarılarak kullanılmaya devam etti. Abdülaziz'in tahta geçmesinin ardından kendisinin talimatıyla, 1861-1863 yılları arasındaki bir tarihte yıkılarak günümüzde varlığını sürdüren sarayın inşasına başlandı.

<span class="mw-page-title-main">Sarı Köşk (Üsküdar)</span> İstanbulun Üsküdar ilçesinde, Beylerbeyi Sarayı kompleksindeki tarihî bir köşk

Sarı Köşk, İstanbul'un Üsküdar ilçesindeki Beylerbeyi Sarayı kompleksinde yer alan bir köşktür. Günümüzde, Türkiye cumhurbaşkanı tarafından çalışma ofisi olarak kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Mermer Köşk</span> Üsküdarda, Beylerbeyi Sarayı kompleksindeki bir köşk

Mermer Köşk ya da Serdâb Köşkü, İstanbul'un Üsküdar ilçesindeki Beylerbeyi Sarayı kompleksinde yer alan bir köşktür.

<span class="mw-page-title-main">Beylerbeyi Sarayı kompleksi</span> Beylerbeyi Sarayı merkezli yapı kompleksi

Beylerbeyi Sarayı, çevresindeki yapı, heykel ve bahçelerle bir kompleks meydana getirir.

<span class="mw-page-title-main">Sasa Bey Hamamı</span>

Sasa Bey Hamamı ya da Şehir Hamamı, Akhisar'daki bir hamamdır. Sasa Bey tarafından 15. yüzyılda yaptırılan hamamın erkekler ve kadınlar bölümü vardı. Günümüzde kadınlar bölümü kısmen yıkılmış olup kullanılmazken erkekler bölümü faaldir.

<span class="mw-page-title-main">Beylerbeyi Sarayı'nın deniz köşkleri</span>

Beylerbeyi Sarayı kompleksinde, "deniz köşkü" olarak adlandırılan özdeş iki adet köşk bulunur.