İçeriğe atla

Ahmet İzzet Furgaç

Ahmed İzzet Paşa

1300 (1884) SV. 1[1]

Ahmed İzzet Paşa, 1918
215. Osmanlı Sadrazamı
Görev süresi
14 Ekim 1918 - 8 Kasım 1918
Hükümdar VI. Mehmed
Yerine geldiğiMehmed Talat Paşa
Yerine gelenAhmed Tevfik Paşa
Harbiye Nazırı
Görev süresi
11 Haziran 1913 - 3 Ocak 1914
Yerine geldiğiMahmud Şevket Paşa
Yerine gelenEnver Paşa
Görev süresi
14 Ekim 1918 - 11 Kasım 1918
Yerine geldiğiEnver Paşa
Yerine gelenKölemen Abdullah Paşa
Erkân-ı Harbiye-i Umûmiye Reisi
Görev süresi
23 Temmuz 1908 - 11 Haziran 1913
Yerine geldiği-
Yerine gelenBağdatlı Mehmed Hâdî Paşa
Görev süresi
14 Ekim 1918 - 3 Kasım 1918
Yerine geldiğiEnver Paşa
Yerine gelenCevad Paşa
Kişisel bilgiler
Doğum 1864
Görice, Manastır Vilayeti, Osmanlı İmparatorluğu
Ölüm 31 Mart 1937 (73 yaşında)
İstanbul, Türkiye
Partisi İttihat ve Terakki Fırkası
Dini Sünni İslam
Ödülleri İmtiyaz Madalyası Mecidiye Nişanı Osmaniye Nişanı Harp Madalyası Demir Haç (1. Sınıf) Demir Haç (2. Sınıf)
Askerî hizmeti
Bağlılığı  Osmanlı İmparatorluğu
Hizmet yılları 1884-1922
Rütbesi Müşîr Müşir
Komutası 2. Ordu
Şark Ordular Grubu
Çatışma/savaşları Balkan Savaşları
I. Dünya Savaşı

Ahmed İzzet Paşa ya da Soyadı Yasası sonrası Ahmet İzzet Furgaç (Nasliç, Manastır Vilayeti, 1864 – İstanbul, 31 Mart 1937), I. Dünya Savaşı'nın son günlerinde sadrazamlık yapmış, Arnavut asıllı Osmanlı asker ve devlet adamıdır.

Yaşamı

Askerlik kariyeri

Ahmed İzzet Paşa, 1913

Arnavutluk'un en köklü ayan ailelerinden birinin üyesi olan Naslic ayanı Timur Bey'in torunu ve eski mutasarrıflardan Haydar Bey'in oğlu olarak 1864 yılında Manastır'a bağlı Görice sancağının Naslic kasabasında doğdu.[2] 1881'de Kuleli Askeri Lisesi'ni, 1884'te Harbiye Mektebi'ni, ertesi yıl Erkân-ı Harb okulunu bitirdi. 1889'da Kolağası rütbesine yükseldi, iki yıl sonra staj için Almanya'ya gönderildi. Buradaki başarısından dolayı Alman imparatorunun övgülerini kazandı. 1894'te yurda dönmesinin ardından İstanbul, Suriye, Filistin ve Sofya'da çeşitli görevlerde bulundu. 1897 Osmanlı-Yunan Harbi sırasında Dömeke ve Çatalca muharebeleri planlarının hazırlanmasında büyük emeği geçti. Başarılı hizmetlerine rağmen II. Abdülhamid'in iltifatına mazhar olamadı. Hatta padişaha jurnal edildi, sorgulamasında suçsuzluğu anlaşılarak serbest bırakıldığı halde bir süre sonra Şam'da görev verilerek İstanbul'dan uzaklaştırıldı. 1901'de Suriye'ye yaptığı seyahat sırasında kendini gören ve henüz Yarbay rütbesinde kalmasına üzülen Alman İmparatoru II. Wilhelm'in padişah nezdindeki teşebbüsü neticesinde terfi ettirildi ve nişanlarla ödüllendirildi. Suriye'de, Lübnan'da ve Hicaz'da önemli hizmetlerde bulundu. Ocak 1904'te Osmanlı orduları kurmay başkanı olarak Yemen isyanını bastırmakla görevlendirildi. Üç buçuk yıl Yemen'de kaldı; Mart 1905'te Mirlivâlığa ve 1907'de Ferikliğe yükseltildi.

1908 Devrimi sonrası 1 Ağustos 1908'de erkân-ı harbiye-umumiye riyasetine (genelkurmay başkanlığına) atandı, ancak Sadrazam Mahmud Şevket Paşa ve Goltz Paşalarla aralarındaki görüş ayrılığı yüzünden Şubat 1911'de tekrar Yemen'e gönderildi ve Yemen isyanını bastırdı. İmam Yahyâ ve Şeyh İdrîsî ile yaptığı anlaşma sayesinde Yemen, Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Devleti'ne sadık kaldı. Bu görevi sırasında kurmay başkanı olan binbaşı İsmet (İnönü)'ye, yaşamı boyunca sürecek olan klasik batı müziği sevgisini aşıladığı, İnönü'nün anılarında geçmektedir. Yararlı hizmetlerinden dolayı Erkân-ı Harbiyye-i Umûmiyye reisliği görevine ek olarak 6 Temmuz 1911'de Meclis-i Ayân üyeliğine getirildi. Balkan Harbi sonlarına doğru İstanbul'a döndü ve Trakya ordusunda görev aldı. Mahmud Şevket Paşa'nın öldürülmesinin ardından kurulan kabinede Harbiye Nazırı oldu. Balkan Harbi'nden sonra birinci ferikliğe terfi ettiği gibi yâver-i ekremlik rütbesi ve Birinci Osmaniye nişanıyla ödüllendirildi. Yarbay Enver Bey'in, Harbiye Nezâreti'ne getirilmek istenmesine karşı çıkarak görevinden istifa etti. Arnavutlar, ülkelerinin krallık tacını Ahmed İzzet Paşa'ya sundular. Fakat İzzet Paşa, hem Arnavutluk'a hem de memleketine bir kötülük getirebilir endişesiyle bunu kabul etmedi. Osmanlı ordusunun, Alman askeri danışmanları nezaretinde modernize edilmesinde baş rolü oynadı. Alman askeri danışmanlığından Colmar von der Goltz ile birlikte Osmanlı İmparatorluğu'nun, Balkanlarda ve Rusya'da bir savaşa girmesi halinde harekete muhtemel olası savaş planlarının hazırlanmasını Edirne, Yanya gibi olası direniş noktalarının güçlendirilmesini sağladı. Hazırlanan savaş senaryo ve savunma planları ordunun mevcut durumuna göre olası bir savaşta Osmanlı'nın özellikle öncelikle düşmanlarını yıpratmaya yönelik savunma muharebeleri yapması onun ardından saldırı gücü düşen düşman üstüne gidilmesi yönünde planlanmıştı. Ancak yokluğunda Birinci Balkan Savaşı'nda bu planlara uyulmaması, Osmanlı İmparatorluğu'nun ağır bedeller ödemesine sebep olmuştur.

Balkan Savaşı'nın son günlerinde Yemen'den dönerek birinci ferik rütbesiyle başkumandan vekili olarak atandı. Kendisi Yemen'de iken; Birinci Balkan Savaşının çoğunda Balkanlardaki ordu harbiye nazırı Nâzım Paşa tarafından yönetilmişti. Kendisinin Alman askeri danışmanlığından Colmar von der Goltz ile birlikte hazırladığı savunma planlarına özellikle 5 numaralı plana Nazım Paşa'ca uyulmaması, Fransız Mareşal Foch'un görüşlerinden etkilenen Nazım Paşa'ca ordunun kötü durumda olmasına büyük ölçüde redif denen tecrübesiz askerlere sahip olmasına ve pek çok yerde sayıca Balkan Devletlerinden az askere sahip olunmasına karşın savunma değil, saldırı muharebelerine yönlendirilmesi 1.Balkan Savaşı'nın Osmanlı İmparatorluğu aleyhine sonuçlanmasının ve ağır toprak kayıplarının nedenlerinden biri olmuştur.[3]

Haziran 1913'te Mahmut Şevket Paşa'nın öldürülmesi üzerine Harbiye Nezareti de kendine verildi. Ancak orduda İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin talep ettiği esaslı kadro değişikliğini yerine getirmekten kaçındığı için Ocak 1914'te görevlerinden istifa etmek zorunda kaldı.

1913'ün ilk aylarında Ahmet İzzet Paşa'nın yeni kurulan Arnavut devletinin prensliğine atanması gündeme geldi. ("Arnavutluk prensliğine tayini ... Hükümeti Osmaniye ile Dersaadet'deki Arnavut ekâbiri tarafından teklif ve İsmail Kemal Bey ile şarta talikan Tiranlı Esad Paşa [Toptani] tarafından dahi kabul ve hatta Drac'da ahali tarafından ihtilafat ile ilan olundu.")[4] Ancak Avrupa devletlerinin müdahalesiyle İsveçli Wilhelm von Wied Arnavutluk Prensi oldu.

I. Dünya Savaşı'na girilmesine şiddetle karşı olduğu için savaşta bir süre görev almadı. 1916'da Doğu Anadolu cephesinde bulunan 2. Ordu komutanlığına atandı. İlerleyen Rus ordusu karşısında ağır bir yenilgiye uğradı.

Sadrazamlığı

7 Ekim 1918'de Talat Paşa önderliğindeki İttihat ve Terakki hükûmetinin istifası üzerine sadrazamlığa atandı ve Müşirliğe terfi ettirildi. Bu olaydan birkaç gün önce Osmanlı Ordusu Filistin-Suriye cephesinde hezimete uğramış, Şam kaybedilmiş ve Bulgaristan İtilaf Devletleri'ne teslim olmuştu. Savaşın kısa bir süre içinde yenilgi ile sonuçlanacağı anlaşılmıştı. Savaşın sorumlusu olarak görülen İttihat ve Terakki Cemiyeti iktidardan çekilerek parti olarak kendini tasfiye etti. Güvenilir bir asker olan İzzet Paşa önderliğinde kurulan yeni hükûmette İttihat ve Terakki ileri gelenlerinden oldukları halde, savaş sorumluluğuna katılmayan ve savaş yıllarındaki yolsuzluk ve cinayetlere bulaşmamış olan Rauf (Orbay), Fethi (Okyar) ve Cavit Bey gibi kişiler yer aldılar.

İzzet Paşa sadrazamlığın yanı sıra Harbiye Nezareti'ni de üstüne aldı. Ancak bu göreve, cepheden döner dönmez Mustafa Kemal Paşa'nın atanacağına gerek dönemin basınında gerek sonradan yazılan anılarda kesin gözüyle bakılmaktaydı. Mustafa Kemal Paşa da cepheden padişaha yazdığı mektuplarda, İzzet Paşa başkanlığında kendi, Rauf, Fethi, Vasıf ve Cavit Beyleri içeren bir kabine önerdi.

İzzet Paşa kabinesinin en önemli icraatı 30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi ile savaşa son vermek oldu. Mütarekeyi hükûmet adına Bahriye Nazırı Rauf Bey imzaladı.

2/3 Kasım gecesi Talat, Enver ve Cemal Paşa'ların gizlice yurt dışına çıkmaları iç siyasette büyük bir galeyana neden oldu. İttihatçı şeflerin yurt dışına çıkmalarına göz yummakla suçlanan İzzet Paşa kabinesi, 25 gün süren iktidardan sonra 8 Kasım 1918'de istifa etti. 25 günlük sürenin büyük bir kısmını İzzet Paşa, o günlerde salgın halinde olan İspanyol Gribi'nden hasta olarak yatakta geçirdi.

Kurtuluş Savaşı Döneminde

Ahmed İzzet Paşa

Ahmet İzzet Paşa 19 Mayıs 1919'da padişah Vahidettin'in özel emri ile Harbiye Nazırı olarak Damat Ferit Paşa kabinesine katıldı. Bu görevdeyken, kendi ifadesine göre, mütarekeden beri atıl halde olan Osmanlı ordularının yeniden düzenlenerek direnişe hazırlanması için bazı önemli adımlar attı.[5] Damat Ferit'in istifasından sonra kurulan Ali Rıza Paşa kabinesi döneminde (Eylül 1919 - Şubat 1920) Sivas Kongresi Heyet-i Temsiliyesi ile ilişkileri yürüttü.

5 Aralık 1920'de eski sadrazam Salih Paşa ile birlikte, Mustafa Kemal'le görüşmek üzere Bilecik'e geldi. Görüşmenin amacı, Ankara'daki yeni hükûmetle İngiltere arasında diplomatik bir temasla Yunan işgaline son vermek ve Sevr Antlaşması'nın tadilini sağlamaktı. Ancak Mustafa Kemal Bilecik görüşmesinden sonra iki paşanın İstanbul'a dönmesine izin vermeyerek onları üç ay süreyle Ankara'da alıkoydu.[6][]

İzzet Paşa Mart 1921'de İstanbul'a döndükten sonra Tevfik Paşa kabinesinde Hariciye Nazırı oldu. 4 Kasım 1922'de Osmanlı devlet teşkilatının lağvına kadar bu görevde kaldı. Ankara'da iken İstanbul Hükûmetlerinde görev almayacağına dair söz vermesine rağmen bu görevi kabul etmesi, Atatürk tarafından Nutuk'ta ağır kelimelerle eleştirilir ve İzzet Paşa "halife taraftarlığını hayatının sonuna kadar korumakla" itham edilir.[]

Cumhuriyetten sonra emekli maaşıyla geçindi. 1934'te İstanbul Elektrik Şirketi yönetim kurulu üyeliğine atanarak "bir miktar hakkı huzur alması" sağlandı. 1937'de Moda'daki evinde öldü. Karacaahmet Mezarlığına gömüldü.

Ahmet İzzet Furgaç'ın Karacaahmet Mezarlığı'ndaki aile kabristanı

Kişiliği

Ali Fuat Cebesoy'a göre, "İzzet Paşa, askeri, felsefi, edebi yüksek kültür sahibi idi. Arnavutça, Almanca, Fransızca, Arapça ve Farsça bilirdi. Türkçesi de çok güzeldi. Tevazu içinde derin bir gururu vardı. Askerlik fenninde mahirdi. Bilhassa sevkülceyşçi (stratejist) idi."[7]

İbnülemin'e göre "İsmet Paşa kendini pek takdir ederdi. Hatta "ziyaretine gidilip de bir şey konuşulmasa da onun alnını temaşa etmek bile zevktir" demişti."[8]

Kaynakça

  1. ^ Harp Akademileri Komutanlığı, Harp Akademilerinin 120 Yılı, İstanbul, 1968, syf. 19. (Türkçe)
  2. ^ İbnülemin'e göre "Eşrafdan bir zatın oğlu olması kendinde Aristokratik bir zihniyet vücude getirmişti." İbnülemin Mahmud Kemal İnal, Son Sadrazamlar, IV.2020. Ali Fuat Cebesoy, Nasliç ahalisinin aslen Türk olduğunu ileri sürer.
  3. ^ Richard Hall The Balkan Wars 1912-1913: Prelude to the First World War s.:60
  4. ^ Son Sadrazamlar, IV.1979.
  5. ^ Son Sadrazamlar, IV.1994.
  6. ^ M.K. Atatürk, Nutuk (1938 baskısı), s. 376.
  7. ^ Son Sadrazamlar, IV.2020.
  8. ^ A.g.y.
Siyasi görevi
Önce gelen:
Talat Paşa

Osmanlı Sadrazamı

14 Ekim 1918 - 8 Kasım 1918
Sonra gelen:
Ahmed Tevfik Paşa

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Enver Paşa</span> Türk asker ve siyasetçi (1881–1922)

İsmail Enver Paşa, Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında etkin olan Türk asker ve siyasetçi. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin önemli önderleri arasında bulunmuş, 1913'te Bâb-ı Âli Baskını adı verilen askerî darbeyle cemiyetin iktidara gelmesini sağlamış, 1914'te Almanya ile askerî ittifaka önayak olarak Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na girmesine öncülük etmiş, savaş yıllarında Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili sıfatıyla askerî politikayı yönetmiştir. Bu savaş sırasında meydana gelen Ermeni Kırımı'nı hazırlayanlardan biridir. I. Dünya Savaşı'nın yenilgi ile sonuçlanması üzerine Almanya ve Rusya'da Türk halklarının bir araya getirilmesi amacıyla pek çok mücadelede bulunmuştur. Orta Asya'da Basmacı Hareketi'nin başına geçerek Bolşeviklere karşı savaşmıştır. 4 Ağustos 1922'de bir çatışma esnasında Bolşevikler tarafından öldürülmüştür.

<span class="mw-page-title-main">Fethi Okyar</span> 2. Türkiye başbakanı

Ali Fethi Okyar, Türk asker, diplomat ve siyasetçi.

<span class="mw-page-title-main">V. Mehmed</span> 35. Osmanlı padişahı (1909–1918)

V. Mehmed ya da Mehmed Reşad, Osmanlı İmparatorluğu'nun 35. padişahı ve 114. İslam halifesi.

<span class="mw-page-title-main">Rauf Orbay</span> Türk asker ve siyasetçi

Hüseyin Rauf Orbay, Türk asker, siyasetçi. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde, Kurtuluş Savaşı'nda ve Türkiye Cumhuriyeti döneminde önemli görevlerde bulunmuştur. Trablusgarp ve Balkan Savaşları'nda gösterdiği başarıdan ötürü Hamidiye Kahramanı olarak tanındı. 1918 Ekim'inde Osmanlı Devleti'nin Bahriye Nazırı olarak görev yapan Orbay, devletin çöküş belgesi olan Mondros Mütarekesi'ni hükûmet adına imzalayan kişidir.

<span class="mw-page-title-main">Mehmed Said Paşa</span> 201. Osmanlı sadrazamı

Mehmed Said Paşa, Osmanlı devlet ve siyaset adamı. II. Abdülhamid saltanatında yedi kez ve İkinci Meşrutiyet döneminde iki kez olmak üzere, toplam dokuz dönemde dokuz yıla yakın sadrazamlık yapmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Hüseyin Hilmi Paşa</span> 208. Osmanlı sadrazamı

Hüseyin Hilmi Paşa, II. Abdülhamid saltanatında, 31 Mart Ayaklanması döneminde 14 Şubat 1909 - 13 Nisan 1909 tarihleri arasında ve V. Mehmed saltanatında 5 Mayıs 1909 - 28 Aralık 1909 tarihleri arasında iki kez toplam on ay altı gün sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.

<span class="mw-page-title-main">Mahmud Şevket Paşa</span> 212. Osmanlı sadrazamı

Mahmud Şevket Paşa, Osmanlı askeri ve devlet adamı. 31 Mart İsyanı olarak bilinen ayaklanmanın bastırılmasında ve II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesinde rol oynamış, V. Mehmed saltanatında 23 Ocak 1913 - 11 Haziran 1913 tarihleri arasında dört ay on dokuz gün sadrazamlık yapmıştır. 11 Haziran 1913 günü suikast sonucu öldürülmüştür.

<span class="mw-page-title-main">Damad Ferid Paşa</span> 216. Osmanlı sadrazamı

Damad Mehmed Ferid Paşa, Osmanlı diplomatı ve devlet adamı. VI. Mehmed saltanatında 4 Mart 1919 - 30 Eylül 1919 ve 5 Nisan 1920 - 17 Ekim 1920 tarihleri arasında toplam bir yıl bir ay on beş gün sadrazamlık yapmıştır. Mustafa Kemal Paşa önderliğindeki ulusal kurtuluş hareketine muhalefetinden ötürü savaştan sonra Yüzellilikler listesine alınmış ve vatan haini ilan edilmiştir. 1922 yılında yurt dışına kaçmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Ali Rıza Paşa (sadrazam)</span> 217. Osmanlı sadrazamı

Ali Rıza Paşa ya da Düztaban Ali Rıza Paşa, Osmanlı Devleti'nin son yıllarında Harbiye Nazırı ve Bahriye Nazırı, Ayan Meclisi üyesi ve 2 Ekim 1919 - 3 Mart 1920 tarihlerinde VI. Mehmed saltanatında ve İstanbul'un işgal altında bulunduğu dönemde Sadrazamlık görevlerinde bulunmuş bir devlet adamı, Osmanlı müşiri.

<span class="mw-page-title-main">Colmar von der Goltz</span> Osmanlı ve Alman ordularında mareşal rütbesiyle görev yapmış Alman subay

Wilhelm Leopold Colmar Freiherr von der Goltz, Osmanlı'daki namıyla "Goltz Paşa",, Osmanlı ve Alman ordularından mareşal rütbesi sahibi Alman subay.

<span class="mw-page-title-main">İkinci Meşrutiyet</span> Osmanlı Devletinde ikinci anayasal monarşi dönemi (1908–1920)

İkinci Meşrutiyet, Osmanlı Anayasası'nın, 30 yıl askıda kaldıktan sonra, 23 Temmuz 1908'de yeniden ilan edilmesiyle başlayan ve Mebuslar Meclisinin Sultan Vahdettin tarafından 11 Nisan 1920'de tasfiyesi ile sona eren dönemdir. Bu dönemde parlamenter demokrasi, seçim, siyasi parti, askerî darbe ve diktatörlük olgularıyla tanışılmış, iki büyük savaş yaşanmış ve imparatorluğun dağılmasına tanık olunmuştur.

Hürriyet ve İtilaf Fırkası, İkinci Meşrutiyet döneminde iktidardaki İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne (İTC) karşı kurulmuş olan en önemli muhalefet partisidir. 1911-1913 arasındaki ilk etkinlik dönemi, 23 Ocak 1913'te İttihat ve Terakki'nin Bâb-ı Âli Baskını ile hükûmeti ele geçirmesiyle sona erdi. Mondros Mütarekesi'nden sonra Ocak 1919'da yeniden kurulan parti, ertesi yıl başlarında etkinliğini kaybetti.

<span class="mw-page-title-main">Bâb-ı Âli Baskını</span> 1913te hükûmet binası olan Bâb-ı Âlinin basılmasıyla yapılan askerî darbe

Bâb-ı Âli Baskını, Osmanlı İmparatorluğu'nda 23 Ocak 1913 günü Enver Bey ve Talat Bey'in önderlik ettiği bir grup İttihat ve Terakki üyesi tarafından hükûmet binası Bâb-ı Âli'nin basılmasıyla yapılan askerî darbedir. Bu baskın sırasında Harbiye Nazırı Nâzım Paşa öldürülmüş, Sadrazam Kâmil Paşa'ya zorla istifası imzalattırılmıştır. Darbe sonrasında Mahmud Şevket Paşa Hükûmeti kurulmuş ve İttihat ve Terakki Partisi yönetime hakim hale gelmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Talat Paşa</span> 214. Osmanlı sadrazamı

Mehmed Talat, Osmanlı Hürriyet Cemiyeti'nin kurucu lideri, İttihat ve Terakki'nin kurucularından ve önde gelen liderlerinden olan Osmanlı devlet adamıdır.

<span class="mw-page-title-main">İttihat ve Terakki</span> Osmanlı İmparatorluğunda siyasal teşkilat

İttihat ve Terakki Cemiyeti, sonraları İttihat ve Terakki Fırkası, Osmanlı İmparatorluğu'nda İkinci Meşrutiyet'in ilanına önayak olup 1908-1918 yılları arasında faaliyet gösteren, 21 Mayıs 1889 tarihinde kurulmuş bir siyasal hareket ve siyasi partidir. Triumvira sistemi ile yönetilen bir meclis yapısında egemenlik sürmüştür.

<span class="mw-page-title-main">31 Mart Vakası</span> 13 Nisan 1909da yönetime karşı yapılmış büyük bir ayaklanma ve darbe teşebbüsü

31 Mart Vakası, II. Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'da yönetime karşı yapılmış büyük bir ayaklanma ve darbe teşebbüsüdür. Rumi takvime göre 31 Mart 1325'te başladığı için bu adla anılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Çürüksulu Mahmud Paşa</span>

Çürüksulu Mahmud Paşa, Gürcü kökenli Osmanlı asker ve devlet adamı.

<span class="mw-page-title-main">Nâzım Paşa</span>

Hüseyin Nâzım Paşa, Osmanlı İmparatorluğu'nun 8 Ocak 1912 - 23 Ocak 1913 tarihleri arasındaki Çerkes kökenli Harbiye Nazırı idi. Babası Çerkes İsmail Paşa'dır.

<span class="mw-page-title-main">Ziya Kutnak</span> Osmanlı eski jandarma askeri

Ziya Kutnak (1870-1940), Hicaz valisi Çürüksulu Osman Nuri Paşa’nın oğludur. 1870 senesinde İstanbul’da doğdu.

<span class="mw-page-title-main">Osmanlı İmparatorluğu dağılma dönemi</span>

Osmanlı İmparatorluğu dağılma dönemi, Rus İmparatorluğu ile Yaş Antlaşması'nın imzalandığı 1792 yılından, saltanatın kaldırılarak devletin lağvedildiği 1922 yılına kadar sürer. Bu dönemde devlet en büyük toprak kayıplarını yaşamış ve Kurtuluş Savaşı sayesinde yalnızca Anadolu kurtarılabilmiştir.