İçeriğe atla

Ad hominem

Ad hominem (/æd ˈhɒmənəm -ˌnɛm, ɑd‐/), argumentum ad hominem ya da kişi karalama safsatası; kalıplaşmış bir Latince deyimdir. Bir reaksiyonun, belirli bir kişinin herhangi bir konudaki duruşu yerine şahsına yöneltilmesidir.[1] Örneğin bir argümana cevap verirken, argümanı eleştirmekten ziyade, argümanı ortaya atan kişinin konuyla ilgisiz bir özelliğini gündeme getirerek fikirlerini çürütmeye çalışmaktır. Önerme yerine, önerme yapan kişi tartışma konusu edilerek iddialara karşı çıkmak yoluyla yapılır. Ad hominem, mantıksal bir safsata kabul edilir.

Etimoloji

Ad hominem kavramı birebir çevrildiğinde "kişiye" anlamına gelir.[1]

Türleri

Kişi karalama safsatası Saldırı safsataları türünde bir safsatadır. Saldırı safsataları Kişi Karalama Safsatası, Niteliksel Kişi Karalama Safsatası, Sen de Safsatası ve Önyargı OIuşturma (Dolduruşa Getirme) Safsatası olarak dört başlık altında sınıflandırılır.[2]

Kişi Karalama Safsatası (Argumentum Ad Hominem)

Bir önerinin reddedilmesini sağlamak için, önerinin kendisi yerine öneriyi yapan kişinin karakteri ya da hareketleriyle ilişkilendirip tartışma konusu yapmak.[3]

Örnekler:[2]

Tanrının olmadığını mı tartışıyorsun? Sen bir delisin.

Senin müdür hakkında söylediklerini duydum. Nankör adam, sen müdürün o kadar ekmeğini yedin.

Niteliksel Kişi Karalama Safsatası (Circumstantial Ad Hominem)

Bir önerinin reddedilmesini sağlamak için, önerinin kendisi yerine öneriyi yapan kişinin etnik kökeni, politik tutumu, dini görüşü gibi niteliklerine saldırmak.

Örnekler:

Başkan bu konuda haklı olamaz. Çünkü kanının son damlasına kadar liberal.

Onun önerisini kabul edemeyiz, çünkü o karşı partiden.

Sen de Safsatası (Ad Hominem Tu Quoque)

Bir kişinin iddiası ya da söyledikleri hareketleriyle çelişiyor diye iddianın yanlış olduğu savı.[3]

Örnekler:

Vergi gelirlerinin yeni spor salonu için kullanılmasına karşı olmanız makul bir tutum değil. Yeni senfoni binası için lehte oy kullanmıştınız ve onun maliyeti de vergi gelirleriyle karşılanmıştı.

Bize o kadar sigara içmeyin zararlıdır diyorsun ama sen de içiyorsun.

Önyargı Oluşturma Safsatası (Poisoning The Well)

Dolduruşa getirme safsatası da denilir. Kişi Karalama Safsatasının bir alt türüdür: Bir insan hakkında önceden olumsuz bilgiler (doğru ya da yanlış) verilerek, onun söyleyeceklerini gözden düşürme ve önyargı oluşturma şeklinde olur.

Örnekler:[2]

Biz onun cemaziyel evvelini biliriz.

Hasan ünlü bir avukat olmuş, öyle mi? O iki lâfı bir araya getiremezdi.

Kaynakça

  1. ^ a b "ad hominem." Oxford Dictionary of English 2e, Oxford University Press, 2003.
  2. ^ a b c Safsata Kılavuzu, Alev Alatlı Ocak 2001, Boyut Yayıneviemail grubu tarafından hazırlanmış, Kişi Karalama Safsatası 4 Ocak 2017 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Ocak 2001, Boyut Yayınevi
  3. ^ a b Klasik Mantık, Açık Öğretim Yayınları, sf. 66, Prof. Dr. Semiha Akıncı, Açık Öğretim Fakültesi Yayını No:1772

İlgili Araştırma Makaleleri

Matematiksel mantık, biçimsel mantığın matematiğe uygulanmasıyla ilgilenen bir matematik dalıdır. Metamatematik, matematiğin temelleri ve kuramsal bilgisayar bilimi alanlarıyla yakınlık gösterir. Matematiksel mantığın temel konuları biçimsel sistemlerin ifade gücünün ve biçimsel ispat sistemlerinin tümdengelim gücünün belirlenmesidir.

Paul Graham, İngiliz programcı, deneme yazarı ve risk sermayesi yatırımcısı. Özellikle Lisp üzerine çalışmalarıyla tanınan ve denemeler yazan Graham, teknoloji şirketleri kurmuş bir girişimci ve aynı zamanda teknoloji şirketlerine yatırım yapan risk sermayesi yatırımcısıdır.

<span class="mw-page-title-main">Ockhamlı William</span> İngiliz Fransisken ilahiyatçı (1287-1347)

Ockhamlı William, yaklaşık 1287 ve 1347 yılları arasında yaşamış İngiliz Fransiskan rahibi ve skolastik filozof.

Safsata, bir düşünceyi ortaya koyarken ya da anlamaya çalışırken yapılan yanlış çıkarsamadır. Safsatalar ilk bakışta geçerli ve ikna edici gibi görülebilen fakat yakından bakıldığında kendilerini ele veren sahte argümanlardır.

Argumentum ad ignorantiam, Latince bir mantık terimidir. "Bilgi yoksunluğundan kaynaklanan argüman" anlamına gelir. Bir şeyin yanlışlığının ispatlanamamış olması nedeniyle doğru olduğunu veya doğruluğunun ispatlanamamış olması nedeniyle yanlış olduğunu ileri sürme safsatasıdır. Türkçeye "ispatlama mecburiyeti safsatası" şeklinde çevrilmiştir. Bununla birlikte İngilizce kaynaklarda "burden of proof" safsata olarak kabul edilmez ve Latince kökenli hukuki bir terimdir.

Çevirmen bir metni veya sözlü iletişimi bir dilden başka bir dile çevirmeyi meslek edinen kişiye denir. Yazılı çeviri yapan kişiye mütercim, sözlü çeviri yapan kişiye de tercüman adı verilir. Çevirmenler kitap, film, video oyunu, makale, tez, ticarî yazışma ve sözleşmeler, hukukî dokümanlar, vize evrakı gibi belgeleri tercüme eden veya toplantılarda, seminerlerde, konferanslarda ardıl veya eş zamanlı çeviri yapan kişilerdir.

Tu quoque kişinin bir suçlama karşısında kendisini suçlayan kişinin de önceden veya hâli hazırda aynı suçu işlemiş veya işlemekte olduğunu ima eden bir savunma argümanıdır.

Argumentum ad logicam yani safsatadan argüman bir safsata türüdür. En bariz ve kısa şekilde safsata safsatası olarak da adlandırılabilir. Şu genel argüman formundadır:

Eğer P, Q ise.
P bir safsata cümlesidir.
Böylece, Q yanlıştır.

Argumentum ad populum yani ortak tutuma başvurma safsatası, genel kanıya bağlı olarak bir fikrin doğru veya yanlış olduğunu ileri sürme durumudur. Mantıksal bir safsata olarak kabul edilir.

<span class="mw-page-title-main">Sosyal psikoloji</span> toplumun insanların düşüncelerini ve davranışlarını nasıl etkilediğini araştıran bilim dalı

Sosyal psikoloji bireylerin düşüncelerinin, iç dünyalarının ve davranışlarının başkalarının gerçek, hayalî ve anlaşılan oluşundan nasıl etkilendiğine dair bir bilimsel çalışmadır. Bu alanda araştırma yapanlar genellikle psikolog veya sosyolog'lardan oluşmaktadır. Buna rağmen bütün sosyal psikologlar hem birey, hem de topluluk bazında çalışırlar. Benzerliklerine rağmen iki alan amaçları, yaklaşımları, yöntemleri ve terimlerinde farklılaşırlar. Biyofizik ve kavrama psikolojisi gibi sosyal psikoloji de disiplinlerarası bir alandır.

<span class="mw-page-title-main">Euthyphron ikilemi</span> Platonun yarattığı, ahlakın kökeni üzerine etik problem

Euthyphron ikilemi ya da İlahi buyruk teorisi ilk kez Platon'un Euthyphron ile diyaloğunda ortaya atılmış olan felsefi ve teolojik problem. Kısaca "ahlaki davranışlar tanrı tarafından emredildiği için mi ahlakidir, yoksa ahlaki olduğu için mi tanrı tarafından emredilmiştir" şeklinde bir sorudan ibarettir ve 2400 yıldır din felsefesinin temel sorularından biri olmuştur. İkilem tek tanrılı dinlerdeki teolojik tartışmalarda küçük bir farklılıkla yeniden kurulmuştur. İkilemde ya birinci ya ikinci seçenek tercih edilmek zorunda kalınmış, Hristiyanlıkta Ockham ile Augustinus, İslamiyette de Eş'ariyye ve Mutezile akımları iki farklı ucu desteklemiştir. Din felsefesindeki bu tartışma bugün de canlılığını korumaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Yanlışlanabilirlik</span> Bir önermenin yanlışlığının kanıtlanabilme ihtimali

Bir önerme, hipotez ya da teori; özünde yanlış olduğunun kanıtlanabilme ihtimali varsa; yanlışlanabilirdir. Bir yargıyı geçersiz kılacak herhangi bir gözlem yapmak ya da argüman sunmak mümkünse bu yargı yanlışlanabilirdir. Bu anlamda, yanlışlamak ile geçersiz kılmak eş anlamlıdır. Bilimsel bir önerme yanlışlanabilme özelliği barındırır. Yanlışlanabilirlik ilkesi, bilim ile bilim dışı olanı, bilgi ile inancı ayırmak için kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Korkuluk mantık hatası</span>

Korkuluk mantık hatası, saman adam safsatası veya özgün adıyla straw man fallacy, tartışmalarda karşı tarafın argümanını çürütmek için kullanılan ama karşıt argümanı doğru şekilde ele alamadığı için çürütemeyen mantık hatasıdır. Bu tür argümanları kullanan kişilerin karşı tarafa değil de "korkuluğa" saldırdığı söylenir.

Felsefi mantıkta, epistemik safsata, Leibniz yasasını bir argümanda aykırı bir biçimde kullandığında işlenir. Leibniz yasası, A ve B aynı nesne ise, A ve B'nin ayırt edilemez olduğunu belirtir. Modus tollens ile bunun anlamı, eğer bir nesne belirli bir özelliğe sahipken, başka bir nesne aynı özelliğe sahip değilse, iki nesne aynı olamaz. Yanılgı "epistemiktir" çünkü bir öznenin bir nesneye ilişkin bilgisi ile nesnenin kendisi arasında doğrudan bir özdeşlik olduğunu varsayar.

Cımbızlama safsatası, bastırılmış kanıt veya cherry picking, belirli bir görüşü onaylayan durum veya verilerin kullanılmasını, ancak konu ile ilişkili ama bu görüşle çelişki içinde olabilecek önemli miktarda durum veya verinin görmezden gelinmesini tanımlayan safsata. Cımbızlama, kasıtlı veya kasıtsız olarak gerçekleştirilebilir. Safsata, kamuoyu tartışmalarında yer alan önemli bir problem olarak tanımlanmıştır.

Argumentum ad misericordiam veya Galileo argümanı, bir kişinin bir argüman veya düşünceye destek bulup onu kabul ettirmek üzere, tartıştığı rakibinin merhamet ve/veya suçluluk duygularını sömürmesinden oluşan bir safsatadır. Argumentum ad passiones'in kendine özgü bir çeşididir. "Galileo" ile bağlantısı, yerleşmiş dinsel inanca aykırı düşünen bilim insanının inançlarından Engizisyon tarafından yargılanıp ev hapsine hüküm giydirilmesinin ardından çektiği ızdıraptan gelir.

Propaganda üretmek için sosyal psikoloji araştırmalara dayanan bir dizi propaganda tekniği kullanılmaktadır. Propagandacılar, bazen ikna edici olmakla birlikte genelde geçerli olmayan argümanlar kullandıklarından, bu tekniklerin çoğu mantıksal yanılgılar olarak sınıflandırılabilir.

Dolduruşa getirme safsatası ya da suyu bulandırma safsatası, hedefteki kişi hakkında üçüncü kişilerin olumsuz düşüncelere sahip olmasını sağlayacak bilgiler verme eylemine dayanan bir safsatadır. Bu safsata, ad hominemin özel bir türü olarak kabul edilir. İlk kez John Henry Newman tarafından kullanılmıştır. "Biz onların cemaziyülevvellerini biliriz." veya "Volodimir Zelenski'nin eskiden komedyen olduğunu hatırlatmak isterim." gibi önermeler bu safsataya örnek teşkil eder.

<i>Haklı Olma Sanatı</i>

Haklı Olma Sanatı: Bir Tartışmayı Kazanmanın 38 Yolu, Alman filozof Arthur Schopenhauer tarafından yazılmış dokunaklı, alaycı bir incelemedir. Schopenhauer bu eserinde, bir tartışmada rakibini yenmenin toplam otuz sekiz yöntemini inceler. Schopenhauer makalesine, filozofların büyük ölçüde mantık kuralları üzerinde yoğunlaştığı, ancak daha karanlık bir sanat olan diyalektikle, tartışmayla ilgilenmedikleri fikriyle giriş yapar. Mantığın amacının klasik olarak hakikate ulaşma yöntemi olduğu söylenirken, diyalektik, der Schopenhauer, "... öte yandan, rasyonel oldukları için ortak düşünmeleri gereken, ancak tam olarak aynı zamanı tutan iki saat gibi anlaşmayı bırakır bırakmaz bir tartışma veya entelektüel yarışma yaratan iki rasyonel varlık arasındaki ilişkiyi ele alacaktır."

Mantık ve felsefe alanlarında biçimsel safsata, formel safsata ya da Latincedeki kullanımıyla non-sequitur, formel mantık kurallarının yanlış kullanımı ya da ihlali sonucu oluşturulmuş mantık hatalarına verilen addır.