İçeriğe atla

Actaea racemosa

Siyah yılankökü
Biyolojik sınıflandırma
Âlem: Plantae
Bölüm: Magnoliophyta
Sınıf: Magnoliopsida
Takım: Ranunculales
Familya: Ranunculaceae
Cins: Cimicifuga
Tür: C. racemosa
Cimicifuga racemosa
(L.) Nutt.

Siyah yılankökü (Cimicifuga racemosa), Actaea racemosa olarak da bilinir, Ranunculaceae familyasından Kuzey Amerika ’nın bir yerli bitkisidir. Bu bitkinin kökleri ve kök gövdeleri, tıpta menopoz semptomlarının ve aybaşı düzensizliklerinin tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Tarihte Kızılderililer tarafından özellikle jinekolojik rahatsızlıklarla bağlantılı pek çok semptomun tedavisinde kullanılmış olduğu bilinmektedir. Yapılan çalışmalar bu botanik ilacın damıtılmış terpen glikosid şeklinde uygun bir standardizasyonunun sağlandığı hallerde menopoz semptomlarını yatıştırmakta etkili olduğunu ortaya koymuştur. Yan etkileri son derece nadirdir ve başka ilaçlarla bilinen ve kayda değer herhangi bir olumsuz etkileşimi bulunmamaktadır.

ABD’de en yaygın şekilde kullanılan ve üzerinde en derinlemesine incelemeler yürütülmüş yılankökü ticari formülü, bir Alman şirketince üretilen kök gövdesi özü olan Remifemin’dir. Başka pek çok yılankökü ürünü mevcut olmakla birlikte, bunların hepsi standardize edilmiş değildir. Siyah yılankökü mavi yılankökü otu ile karıştırılmamalıdır. Mavi yılankökü farklı belirtiler için kullanılır ve daha yüksek toksik potansiyeli bulunmaktadır.

Farmakolojik yapısı

Siyah yılankökünün temel aktif bileşeninin aktein ve simifugosid içeren konsantre terpen glikosid olduğu düşünülmektedir. Kök gövdesi de, alkalinler, flavonoidler ve tanninler gibi biyolojik açıdan aktif potansiyelli başka maddeler içermektedir. Siyah yılankökünün terapötik etkilerinin başlangıçta dişilik hormonları (östrojen) reseptör sinir uçlarının harekete gelmesinden kaynaklandığı düşünülmekteydi. Ancak daha yeni tarihli çalışmalar, siyah yılankökü özünün bazı bileşenlerinin en az bir östrojen reseptörü alt grubunu bağlayıcı özelliği olduğunu göstermekle birlikte, bu bağlayıcılığın sinir uçları üzerinde varsa bile çok az östrojenik etkisi olduğunu ve tersine olabilecek bazı etkileri selektif bazda bloke ediyor olabileceğini ortaya koymaktadır.

Daha eski tarihli bir çalışmada, siyah yılankökü ile uygulanan tedavilerin östrojenik etkilerle uyumlu lüteinize edici hormon (LH) düzeyi düşüşlerine sebebiyet verdiği rapor edilmektedir. Ancak daha yeni tarihli çalışmalar lüteinize edici hormon (LH) veya folikül uyarıcı hormon (FSH) veya prolaktin düzeyleri üzerinde herhangi bir etki ortaya koymamıştır. Siyah yılankökünün etkilerini östrojen reseptörler üzerinden mi, yoksa başka bir mekanizma yoluyla mı yarattığı henüz belirlenmiş değildir.

Kullanım Yolları ve Etkileri

Halen siyah yılankökü özünün ana kullanım alanı menopoz semptomlarının yatıştırılmasıdır. Bitki özlü şifa ürünlerinin menopoz semptomlarına ilişkin kullanımı hakkındaki Amerikan Kadın ve Doğum Tıbbı Koleji (College of Obstetrics and Gynecology[]) yönergelerinde, siyah yılankökünün bu tarz kullanımı, özellikle uyku ve ruh hali bozuklukları semptomlarının ve ateşlenmenin tedavisinde altı aya kadar uzanan bir süre için desteklenmektedir (‘C’ bulgu düzeyi, uzmanlararası ortak kararlara dayalı yönergeler).

Östrojenik etkileri olduğu düşünülen diğer bitki özlü şifa ürünlerinde olduğu gibi, siyah yılankökünün kişisel geçmişinde veya aile geçmişinde meme kanseri hadisesi bulunan kadınlarda kullanımının güvenilirliğine ilişkin kaygılar dile getirilmiştir. Bu alanda ek çalışmalar gerekli olsa da, doku kültürleri üzerinde yürütülen en az bir çalışma, östrojen reseptörleri üzerinde pozitif etki potansiyeli bulunan meme kanseri hücre dizilerinin siyah yılankökü ile uyarılmadıklarını göstermiştir. Bu çalışma, siyah yılankökü özünün, tersine, tamoksifen (Nolvadeks)’in meme kanseri hücre dizileri üzerindeki engelleyici etkisini artırdığı bulgusunu ortaya koymuştur. Bu konudaki soru işaretleri henüz tam bir çözüme bağlanamamış olduğundan, doktorların meme kanseri riski taşıyan ve yılankökü almayı düşünen hastaları ile konuyu tartışmaları gerekmektedir.

Siyah yılankökü aynı zamanda dismenorenin tedavisinde de kullanılmakta olup, bu amaca dönük olarak, Almanya’da bitkisel şifa ürünlerinin uygun kullanımı için esaslar belirleyen ve bu alanda dünya çapında otorite kabul edilen Alman E Komisyonu 9 Ağustos 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. (des BfArM - Bundesinstitut für Arzneimittel und Medizinprodukte) tarafından tavsiye edilmiştir. Ancak bu tavsiye vaka bazında raporlara dayalıdır ve siyah yılankökünün dismenore belirtilerinin tedavisinde kullanımını destekler mahiyette rastgele ortamda gerçekleştirilmiş klinik çalışmalar bulunmamaktadır.

Siyah Yılankökü ile Diğer İlaçlar Arası Karşılıklı Etkileşimler, Yan Etkileri ve Kullanılmaması Gereken Haller

Tamoksifen ile olası bir karşılıklı etkileşim hariç tutulursa, siyah yılankökü özü ile herhangi bir tıbbi ilaç ürünü arasında bilinen bir karşılıklı etkileşim bulunmamaktadır. Klinik çalışmalar esnasında belirgin bir sıklıkla rapor edilmiş bulunan tek karşı etki gastroentestinal rahatsızlıklardır. Daha yüksek dozlarda alındığında, siyah yılankökü başdönmesi, sersemlik, başağrıları, mide bulantısı ve kusmaya yol açabilmektedir. Bir vakaya ilişkin bir rapor, siyah yılankökü, hayıt meyvası ve eşekotu yağını bir arada almış bir kadının geliştirdiği hastalık nöbetleri üzerinde yoğunlaşmış ise de, kesin bir neden-etki ilişkisi belgelenememiştir. Siyah yılankökü ile ilintili hastalık nöbetlerini başlı başına konu eden herhangi bir rapor bulunmamaktadır.

Rahim kontraksiyonlarını tahrik etme potansiyeli sebebiyle siyah yılankökünün hamilelik esnasında kullanımı tavsiye edilmemektedir. Süt emziren anneler için siyah yılankökünün güvenilirliği ve siyah yılankökünün anne sütüne karışma düzeyi halen bilinmemektedir. Kişisel geçmişinde veya aile geçmişinde meme kanseri hadisesi bulunan kadınların siyah yılankökü kullanımının güvenilirliği üzerinde tartışmalar sürmektedir.

Kullanim dozları

Siyah yılankökü üzerinde yürütülen çalışmaların ekseriyetinde Remifemin kullanılmıştır. Remifemin 20 mg'lık tabletlerde 1 mg Terpen glikosidleri içerecek şekilde standartlaştırılmıştır. Remifemin’in en yaygın olarak kullanılan dozu günde iki adet 20 mg'lık tablet şeklindedir. Azami etkileri genelde altı ila sekiz hafta arasında kendilerini göstermektedir.

Üreticilerden edinilen en yeni bilgiler ışığında, menopoz semptomlarının tedavisinde günde iki adet 40 mg'lık tabletin günde iki adet 20 mg'lık tablet kadar etkili olabildiği düşünülmektedir. Siyah yılankökü özü tablet formatının yanı sıra ispirto eriyiği şeklinde de mevcuttur. Bu eriyiğin uygun dozu 90 derecelik ispirto ile birebir ölçekte karıştırılmış 2 ml'lik miktardan günde iki keredir.

Sonuç

Siyah yılankökü üzerinde yürütülmüş klinik çalışmalar kesin yargılar oluşturulmasına imkân vermek için henüz yetersiz kalitede olmakla birlikte, bu bitkisel şifa ürününün menopoz semptomlarının kısa vadeli tedavisinde etkili olduğu görülmektedir. Bu etkinin mekanizması henüz tam belirginliğe kavuşmuş değildir ve eski tarihli raporlarda yer alan östrojenik etkiler daha yeni tarihli raporlar ışığında kanıtlamamaktadır. Bazı hastalar, menopoz semptomlarının denetiminde siyah yılankökünün hormon tedavisi ile aynı yararları sağladığından hareketle, hormon tedavisinin diğer ek katkılarının da siyah yılankökü kullanımı ile elde edilebileceği sonucuna varacaklardır. Bu açıdan, siyah yılankökünün bazı menopoz semptomlarının tedavisinde yararlı olabilmesine rağmen, osteoporozun ilerlemesine karşı bu ürünün koruyucu etki sağladığına dair halen hiçbir kanıt bulunmadığını doktorlar hastalarına açık bir şekilde açıklamalıdırlar.

Bu bitkiler ürünün uzun vadeli kullanımına dönük olarak da ilave bir kaygı bulunmaktadır. Endometriyum sinir uçlarının uzun süreli ve engelsiz tarzda tahrik edilmesine yol açacak rahim kanseri gelişmesi riskini artırabileceği dile getirilmektedir. Yürütülen çalışmalar her ne kadar vajinal sitoloji üzerinde herhangi bir etki ortaya koymamış ise de, siyah yılankökünün endometriyum üzerindeki etkileri üzerinde yeterli ölçekte çalışma gerçekleştirilmemiş olduğunu belirtmek gerekir. Bazı doktorlarca, uzun vadeli bazda siyah yılankökü kullanan kadınların ayrıca projesteron hormonu da almalarının yerinde olacağı görüşünü ileri sürmektedir.

Siyah yılankökü hakkında halen mevcut (botanik veya tıp alanında) bilimsel literatürün çoğunluğu Almancadır.

Siyah yılankökü, nemli ve ağır toprakta 1.5 - 2 metreye kadar boy atabilmesi, sıcak ve kuru havaya dayanıklılığı ve zarif yaprakları nedeniyle özellikle ABD'de bahçecilikte de rağbet gören bir bitkidir. Yaklaşıldığında duyulan -ve çok ağır olmayan- ilaçımsı nahoş bir kokusu olması bahçeleri haşaratlardan uzak tutmakta da yarar sağlamaktadır.

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Hormon</span> İç salgı bezlerinden kana geçen ve organların işlemesini düzenleyen adrenalin, insülin, tiroksin ve benzeri fizyolojik etkisi olan maddelerin genel adı

Hormon,, çok hücreli organizmalarda fizyoloji ve davranışı düzenlemek için karmaşık biyolojik süreçler yoluyla uzak organlara veya dokulara gönderilen sinyal molekül sınıfıdır.

Androjen, her iki cinste de bulunan ve çoğunluğu böbrek üstü bezinin korteksindeki zona reticularis'ten salgılanan maddeye denir.

<span class="mw-page-title-main">Nimesulid</span> Kimyasal bileşik

Nimesulid (4-nitro-2-fenoksi-metanosulfonanilid), 1996'da Pfizer ilac firmasi tarafından Türkiye'de piyasaya Mesulid adı altında çıkarılan bir non-steroid antiinflamatuar ilaçtır (NSAİİ).

Agnucaston, premenstrual sendrom, siklus bozuklukları, mastodini için kullanılan bir ilaçtır. Fructus Agni casti'nin ekstresini içerir.

<span class="mw-page-title-main">Sitalopram</span> Seçici serotonin geri alım inhibitörü (SSRI) sınıfının antidepresanı

Sitalopram, Citalopram diye de geçebilir. Seçici serotonin gerialım inhibitörüdür (SSRI). Serotonine özgüllüğü en yüksek, en seçici moleküldür. Karaciğer sitokrom (CYP) enzim ailesiyle az etkileşir. Bu sayede ilaç etkileşimlerinden az etkilenir. Polifarmasiye uygundur. Özellikle geriyatrik popülasyonda daha çok tercih edilir.

<span class="mw-page-title-main">Etodolak</span>

Etodolak indol türevi bir non-steroid antiinflamatuar ilaçtır (NSAİİ)..

Osteoporoz veya kemik erimesi, kemik metabolizmasındaki bir bozukluk sonucunda kemikteki protein örgüsünün seyrelmesiyle iskelette ortaya çıkan ve kemiklerin çok kolay kırılabilmesine sebep olan bir hastalıktır.

<span class="mw-page-title-main">Finasterid</span> Kimyasal bileşik

Finasterid, bir antiandrojen olup testosteronu dihidrotestosterona(DHT) çeviren tip2 5-alfa redüktaz enziminin inhibitörüdür. Düşük dozlarda benign prostat hiperplazisi (BPH) tedavisinde, yüksek dozlarda prostat kanseri tedavisinde kullanılır. Mayıs 2008'de yapılan bir çalışmanın sonuçlarına göre finasterid, prostat kanseri riskini %30 azaltmaktadır. BPH ilerlemesini durdurmak için doksazosin ile kombine olarak kullanılmaktadır. Ayrıca birçok ülkede androjenik alopesi yani erkek tipi kellik tedavisi için onayı bulunmaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Tamoksifen</span> kimyasal bileşik

Tamoksifen oral yolla kullanılabilen, seçici östrojen reseptörü modülatörüdür. Meme kanseri tedavisinde dünya genelinde en çok satılan ve kullanılan ilaçtır.

<span class="mw-page-title-main">Rahim kanseri</span> rahim içinde yerleşen kadın üreme organı kanseri

Rahim kanseri, kadın genital sisteminde rahim içini döşeyen endometriyumdan kaynaklanan bir kanserdir. Kanser, vücudun diğer bölümlerine yayılma veya dağılma yeteneğine sahip hücre'lerin anormal büyümesinin sonucudur.

<span class="mw-page-title-main">Paroksetin</span> kimyasal bileşik

Paroksetin seçici serotonin geri alım inhibitörü olan bir antidepresan türüdür. Majör depresyon, obsesif-kompulsif bozukluk, panik bozukluğu, sosyal anksiyete bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, yaygın anksiyete bozukluğu ve vazomotor semptomlar durumlarının tedavisinde kullanılmaktadır.

Hormonlar; metabolizmanın, su ve elektrolit alış verişinin, büyümenin, seksüel gelişimin ve seksüel fonksiyonların regülatörleri olarak hayati öneme sahiptirler. Hormonların yokluk, azlık ve fazlalıkları çeşitli hastalık belirtilerine yol açar; bazılarının yokluğu ölüme neden olur. Bu nedenle hekimlikte bir endokrin organın hipofonksiyonunu veya bir hormonun eksikliğini zamanında saptayarak eksik hormonu yerine koymak önemlidir. Bu tedavi yöntemine replasman tedavisi denir.

Kanser nedenleri veya kanser etyolojisi, günümüzde oldukça ilgi çeken konulardan biridir. Tümörlerin oluşumunda etkili çok sayıda faktör vardır. Kanser yapan etkilere 'kanserojen' veya 'karsinojen' denilmektedir. Karsinojen "karsinom doğuran" anlamındadır; kapsamına sarkom girmemektedir. Kanserojen kavramı sarkomları da içine alan tanımlamadır. Karsinojen ve kanserojen nitelemeleri günümüzde eşanlamlı sözcükler gibi kullanılmaktadır. Bazı etkiler doğrudan doğruya kanser yapamadıkları halde, kanserin oluşmasına yardım ederler. Bunlara kokarsinojen (cocarcinogen) denir. Kanserleşmeyi önleyen maddelere antikarsinojen (anticarcinogen) adı verilmiştir. Tümör oluşumunda üç temel neden vardır:

Hipoöstrojenizm veya östrojen eksikliği, östrojenin normal seviyesinden daha düşük bir seviyede bulunmasıdır. Bir neden belirtmeksizin durumu ortaya koyar. Östrojen eksikliği ayrıca artmış kardiyovasküler hastalık riski ile ilişkilidir ve idrar yolu enfeksiyonları ve osteoporoz gibi hastalıklarla bağlantılıdır.

<span class="mw-page-title-main">Atrofik vajinit</span>

Atrofik vajinit, yeterli östrojen olmaması nedeniyle vajinal doku incelmesi sonucu vajinanın iltihaplanmasıdır. Semptomlar arasında cinsel ilişki sırasında ağrı, vajinal kaşıntı veya kuruluk ve idrar yapma isteği veya idrar yaparken yanma sayılabilir. Devam eden hastalık, tedavi olmaksızın genellikle düzelmez. Komplikasyonlar idrar yolu enfeksiyonlarını içerebilir.

Toremifen, postmenopozal kadınlarda ileri meme kanseri tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Ağızdan alınır.

Raloksifen, postmenopozal kadınlarda ve glukokortikoid kullananlarda osteoporozu önlemek ve tedavi etmek için kullanılan bir ilaçtır. Osteoporoz için bisfosfonatlardan daha az tercih edilir. Yüksek risk altındaki kişilerde meme kanseri riskini azaltmak için de kullanılır. Ağızdan alınır.

Metiltestosteron, erkeklerde düşük testosteron düzeylerinde, erkeklerde gecikmiş ergenliğin tedavisinde, kadınlarda sıcak basması, osteoporoz ve düşük cinsel istek gibi menopoz semptomları için bileşen olarak düşük dozlarda ve kadınlarda meme kanserini tedavi etmek için androjen ve anabolik steroid (AAS) bir ilaçtır. Ağızdan alınır veya yanakta veya dilin altında tutulur.

Androjen antagonistleri veya testosteron blokerleri olarak da bilinen antiandrojenler, testosteron ve dihidrotestosteron (DHT) gibi androjenlerin vücuttaki biyolojik etkilerine aracılık etmesini engelleyen bir ilaç sınıfıdır. Androjen reseptörünü (AR) bloke ederek ve/veya androjen üretimini inhibe ederek veya baskılayarak etki ederler. AR agonistlerinin fonksiyonel karşıtları olarak düşünülebilirler; örneğin testosteron, DHT ve nandrolon gibi androjenler ve anabolik steroidler (AAS) ve enobosarm gibi seçici androjen reseptör modülatörleri (SARM'ler). Antiandrojenler, üç tip seks hormonu antagonistinden biridir; diğerleri antiöstrojenler ve antiprogestojenlerdir.