İçeriğe atla

Acem (topluluk)

Acem, Arapların kendileri haricindeki yabancılar için kullandığı bu sözcük, Osmanlılar tarafından ise genellikle İranlıları nitelemek için kullanılmıştır. Bu sebepten dolayı Türkçeye de İranlı anlamında kullanılan bir sözcük olarak geçmiştir. Osmanlılar döneminde İran'dan gelen insanlar için kullanılırdı. Bu nedenle İranlılar, genelde Acem olarak bilinir.

Genel olarak Acem kelimesinin anlamı ne zaman ve kim tarafından kullanıldığına bağlıdır. "Acem" sözcüğünün Arapça asıl anlamı "dil bilmeyen"dir.[1] İran'da aşağılama olarak algılanmaktadır.[2] Arap olmayanlar için bir tanım olarak da kullanılır. Eski Yunanlar ve Romalıların kullandığı "barbar" sözcüğüne benzer bir nitelik taşır.[3]

Osmanlı, İran ve Orta Asya üzerinde araştırmalar yapan önemli ve sorunlu coğrafi terimlerden birisi Acem veya Acemistan'dır. Acem tabiri Arapçada Arap'a nispetle yabancı, gayri Arap anlamındadır. Acem kelimesi İslamiyet öncesi fetihler sırasında Araplarca hususi olarak İranlılar için kullanılmıştır. İranlılar, İran ve ötesi için bu tabiri kullanmışlardır. Osmanlılar Arap geleneğine uyarak İran ve ötesini tarif için Acem tabiri kullanmışlardır. Ancak, bundan dolayı Acem tabiri vasıtasıyla Türkistan'ı, Fars/İran coğrafi alanına dahil etmek mümkün değildir. Tarihî realite olarak Türkistan'ın İran coğrafyasından ayrı olduğu malumdur ve hem Arapların hem de Osmanlıların kullandıkları Acem tabiri İran ve ötesi manasındadır.

Osmanlılarda XV.-XVII. yüzyıllarda, Acemistan, Bilâd-ı Acem veya Vilâyet-i Acem tabirlerinden kastedilen coğrafi mekan ise sadece bugünkü İran'ı değil Horasan'ı ve bütün Türkistan'ı da içine almaktadır.[4] Kaynaklarda Osmanlı ülkesine gelen pek çok alim için "Acemli olup", "Acem'den geldi" gibi kayıtlar bulunmaktadır. Yine Osmanlı ülkesinden birçok talebenin ilim tahsili için "Diyar-ı Acem'e gitti", "Bilâd-ı Acem'e varıp", "Acem'de tahsil görüp" gibi ifadeler ile Acem'e gittiği belirtilenlerin kesin olarak Türkistan'a mı yoksa İran'a mı gittikleri anlaşılamamaktadır.[5]

Genel olarak "Acem'e gitti" veya "geldi" tarzındaki ifadelere dayanarak İran coğrafyasının kastedildiğine karar vermek yanlış olacaktır. XVIII. asrın ilk yarısına kadar Osmanlı kaynaklarında Acem veya Acemistan gibi tabirler ile karşılaşıldığında, o dönem için bu coğrafi tabirin bugünkü İran'dan daha geniş bir manası olduğu dikkate alınmalı, şahısların bulunduğu, gittiği, geldiği veya herhangi bir olayın vuku bulduğu durumlarda, ancak ilgili şehirler tespit edilerek, Acem tabiri ile İran'ın mı, yoksa Türkistan'daki coğrafi bir bölgenin mi kastedildiğine karar verilmelidir. Aksi halde, günümüzdeki anlayışa göre Acem tabiri ile İran'ın kastedildiği hükmü verilirse, bundan dolayı pek çok yanlışa düşüleceği muhakkaktır.[6]

Kaynakça

  1. ^ Tarih ve toplum: aylık ansiklopedik dergi, 97-108. sayılar (1992), İletişim Yayınları, sf. 242 13 Mart 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  2. ^ Dinamo, Hasan İzzettin. Kutsal barış: Ulusal Kurtuluş Savaşı sonrasının gerçek hikâyesi, 7. cilt (1976), Yurt Yayın, sf. 204 13 Mart 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi..
  3. ^ Küçük, Yalçın. İsyan, 1. cilt (2005), İthaki Yayınevi, sf. 116 13 Mart 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  4. ^ Şemseddin Sami, Kamusul-A'lem, IV. cild, İstanbul 1311,; Ş. Sami, Kamus-ı Türki,Dersaadet 1317; Mehmet Salahi, Kamus-ı Osnıanî, İstanbul 1313; Ali Şeydi (Melkon ile birlikte), Seci ve Kafiye lügati, İstanbul 1323; İbrahim Alaattin Gövsa, Resimli Yeni Lügat ye Ansiklopedisi, c. I, İstanbul; James W. Redhause, A Turkish and English Le-xıcon, İstanbul 1978.
  5. ^ Şekaik, sf. 234, 235, 239, 319, 327, 449, Atai,Hadikatü'l-hadayık fi tekmileti' şeka'ik, İstanbul 1268, sf. 53, 68, 88, 157, 199, 204, 248, 258,445, 489,563, Künhü'l-Ahbâr, V, sf. 7, 234,235, Aşık Çelebi, A.g.e., 35b.
  6. ^ Yrd. Doç. Dr. Ali ARSLAN, OSMANLILAR 'DA COĞRAFİ TERİM OLARAK "ACEM" KELİMESİNİN MÂNÂSI VE OSMANLI-TÜRKİSTAN BAĞLANTISINDAKİ ÖNEMİ (XV-XVIII. YÜZYILLAR), OTAM(Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi)Sayı: 8 Yayın Tarihi: 1997

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Tasavvuf</span> İslamın içsel, mistik boyutu

Tasavvuf veya Sûfîzm ya da Sûfîlik, İslam'ın iç veya mistik yüzü olarak tarif edilir. Ayrıca Sufizmin batıda yükseltilen içeriğinin "Budizm ve Taoizm gibi içeriksiz güzel yaşama tarzı" olarak yorumlanması da vardır.

<span class="mw-page-title-main">I. Süleyman</span> 10. Osmanlı padişahı (1520–1566)

I. Süleyman, Osmanlı İmparatorluğu'nun onuncu padişahı ve 89. İslam halifesidir. Batı'da Muhteşem Süleyman, Doğu'da ise adaletli yönetimine atfen Kanûnî Sultan Süleyman olarak da bilinmektedir. 1520'den 1566'daki ölümüne kadar, yaklaşık 46 yıl boyunca padişahlık yapan ve 13 kez sefere çıkan I. Süleyman, saltanatının toplam 10 yıl 1 ayını seferlerde geçirmiştir. Süleyman böylece imparatorluğun hem en uzun süre hüküm süren hem en çok sefere çıkan hem de en uzun süre sefer yapan Osmanlı Sultanı olmuştur.

<span class="mw-page-title-main">Arapça</span> Afroasya dilleri ailesinin Sami koluna mensup bir dil

Arapça, Afroasya dilleri ailesinin Sami koluna mensup bir dildir. Batıda Atlantik Okyanusu'ndan doğuda Umman Denizi'ne, kuzeyde Akdeniz'den güneydoğuda Afrika Boynuzu ve Hint Okyanusuna uzanan geniş bir coğrafyada konuşulmaktadır. Tüm lehçeleri ile birlikte 420 milyonu aşkın kişi tarafından konuşulduğu olduğu tahmin edilmektedir. Arap Birliği'ne üye 22 ülke ile Çad ve Mali dâhil olmak üzere 24 ülkede resmî dildir. Aynı zamanda kısmî olarak tanınan Sahra Demokratik Arap Cumhuriyeti, Somaliland ile Tanzanya'da (Zanzibar) resmî dil statüsündedir. Arap Birliği'nin ve Birleşmiş Milletler'in kabul edilen altı resmî dilinden biridir. Nijer, Senegal ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nde ulusal/azınlık dili olarak tanınmıştır. Arapça İran, İsrail, Pakistan, Filipinler ve Güney Afrika Cumhuriyeti anayasalarında özel dil statüsüne sahiptir.

<span class="mw-page-title-main">Sözlük</span> dilin veya dillerin kelime haznesini (sözvarlığını), söyleyiş ve yazılış şekilleriyle veren, sözcüğün kökünü esas alarak, bunların başka unsurlarla kurdukları sözleri ve anlamlarını, değişik kullanışlarını gösteren yazılı

Sözlük, bir dilin veya dillerin kelime haznesini (sözvarlığını), söyleyiş ve yazılış şekilleriyle veren, sözcüğün kökünü esas alarak, bunların başka unsurlarla kurdukları sözleri ve anlamlarını, değişik kullanışlarını gösteren yazılı eserdir. Eski dilde lügat, kamus denir. Leksikografi sözlükbilimidir. Sözlükçüye leksikografır denir. Lügatça, sadece bir kitapta geçen terimleri anlatır (glossary).

<span class="mw-page-title-main">Pilav</span> Pirinç temelli yemek

Pilav; pirinç, bulgur gibi taneli bitkilerin veya şehriye, kuskus gibi makarna türlerinin suda pişirilmesiyle yapılan bir yemektir.

<span class="mw-page-title-main">Öküz Mehmed Paşa</span> 55. Osmanlı sadrazamı

Öküz Kara Mehmed Paşa veya Öküz Damad Mehmed Paşa I. Ahmed saltanatı döneminde 17 Ekim 1614-17 Kasım 1616 ve II. Osman saltanatı döneminde 18 Ocak 1619-23 Aralık 1619 tarihleri arasında toplam üç yıl, yedi gün sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.

Bahadırzade Arabacı Ali Paşa, II. Ahmed saltanatında, 19 Ağustos 1691 - 27 Mart 1692 tarihleri arasında altı ay yirmi dokuz gün sadrazamlık yapmış Osmanlı devlet adamıdır.

<span class="mw-page-title-main">Zeki Velidi Togan</span> Başkurt tarihçi, Türkolog ve Başkurt devrimci ve kurtuluş hareketinin lideri

Ahmet Zeki Velidi Togan, Başkurt, Türk tarihçi, Türkolog, Başkurt devrimi ve bağımsızlık hareketi önderi. Asıl adı Ahmet Zeki'dir. Rusya'da iken Validov soyadını kullanmış, Türkiye'ye geldikten sonra Togan soyadını almıştır. "Togan" sözcüğü "doğan" sözcüğünün Başkurtça şeklidir.

<span class="mw-page-title-main">Çağatayca</span>

Çağatayca, Çağatay Türkçesi veya Doğu Türkçesi, 15. yüzyılda Timurluların idaresi altında gelişen ve 15. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına dek Orta Asya'daki Müslüman Türk halkları tarafından ortak yazı dili olarak kullanılan dildir.

<span class="mw-page-title-main">Tatarlar</span> Doğu Asyadan köken alan etnik grup

Tatarlar veya Tatar Türkleri, "Tatar" ismini taşıyan farklı Türki etnik gruplar için kullanılan bir şemsiye terimdir.

<span class="mw-page-title-main">Kürdistan</span> Orta Doğuda Kürtlerin yoğunlukta olduğu bölgelerin genel adı

Kürdistan Kafkaslar'ın güneyi ve Orta Doğu'da, Ermenistan, Irak, İran, Suriye ve Türkiye'ye ait toprakların bir kısmını kapsayan jeokültürel bölge. Siyasi bakımdan özerk, federal bir bölge olarak uluslararası resmî tanınmaya sahip olan tek bölge Irak'ın Kürdistan Bölgesel Yönetimi'dir. Bölgenin kuzeybatı İran’a karşılık gelen kısmı Kürdistan adıyla eyalet statüsündedir. Ayrıca Suriye'de de Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi tek taraflı olarak ilan edilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">İran tarihi</span> İranın tarihsel gelişimini ele alan tarihyazımı alanı

İran tarihi, tarihin en eski uygarlıklarından biri olan İran'ın tarihsel gelişimini ele alan tarih yazımı alanıdır. Bu tarih; batıdaki Anadolu'dan doğudaki Hindistan ile Siri Derya Nehri'ne, kuzeydeki Kafkaslar ve Avrasya steplerinden de güneydeki Basra Körfezi ile Umman Körfezi'ne kadar geniş bir alanı içine alan Antik İran bölgesinin tarihini kapsamaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Bilâd-ı Rûm</span>

Bilâd-ı Rûm ya da Bilâdu'r-Rûm, Arap coğrafyacılar tarafından önce Roma İmparatorluğu, sonra Bizans topraklarına ve en son olarak da Selçuklu Anadolu'suna 9. ve 10. yüzyıllardan başlayarak verilen isim olup harfiyen Rûmların beldeleri/memleketi demektir. Aynı anlamda Diyâr-ı Rûm terkibi de kullanılır.

<span class="mw-page-title-main">Sancak (idari birim)</span> osmanlı idari birim

Sancak, Osmanlı İmparatorluğu’nun idari yapılanmasına dair bir terim olan sancak, Osmanlı Devleti'nde bir bölge veya gelir getiren has anlamına gelir.

<span class="mw-page-title-main">Osmanlıca</span> Osmanlı İmparatorluğunda kullanılan dil

Osmanlıca veya Osmanlı Türkçesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk anayasası olan 1876 tarihli Kânûn-ı Esâsî'de geçtiği hâliyle Türkçe, 13 ile 20. yüzyıllar arasında Anadolu'da ve Osmanlı Devleti'nin yayıldığı bütün ülkelerde kullanılmış olan, Arapça ve Farsçanın etkisi altında kalan Türk dili. Alfabe olarak çoğunlukla Arap alfabesinin Farsça ve Türkçe için uyarlanmış bir biçimi kullanılmıştır. Halk arasında bazen bu dil dönemi için "Eski Türkçe" de kullanılmaktadır.

Özellikle kale dövmek için kullanılan orta çapta uzun menzilli top. Osmanlı ordusunda özellikle XVI. ve XVII. yüzyıllarda kuşatma savaşlarında kullanılmıştır. Osmanlı ordusu için İstanbul ve Budin tophanelerinde dökümü yapılmıştır. Balyemez, Osmanlıların XVI. asrın başlarından XIX. asrın başlarına kadar, özellikle kale muhasaralarında kullandıkları uzun menzilli bir batarya topudur. Kaynaklarda zaman zaman büyük balyemez topu olarak adlandırılan ve Evliya Çelebi’nin ejder-heft ser misâl ve serâmed diye nitelendirdiği balyemez toplarının menşei ve kökeni hakkında farklı görüş ve yorumlar bulunmaktadır. Bunlar arasında hakim görüş bu kelimenin Avrupa asıllı olduğu ve Osmanlıların bu kelimeyi kendi telaffuzları doğrultusunda değiştirmiş olduğudur. Kelimenin aslının hangi dilden neşet ettiği hususu ise meşkül mülahazalar içermektedir.

<span class="mw-page-title-main">Antik İran</span> İran kültürel etkisine sahip bölge

Antik İran ya da Büyük İran sözcüğünün anlamı İran kültürel etkisine sahip bölgeleri ifade eder. Kabaca İran kültürünün yeri olan İran Platosu merkezinde olmak üzere Kafkasya, Doğu Anadolu Bölgesi toprakları, İndus Nehri ve Pakistan içeren topraklar içerisinde kalan bölgenin tarihsel adıdır. Ayrıca İran kültürüne etki eden bu terimi Encyclopædia Iranica tarafından da kullanılmaktadr.

<span class="mw-page-title-main">Akdes Nimet Kurat</span>

Akdes Nimet Kurat, Tatar asıllı Türk tarihçi, akademisyen.

Türk yazı sistemleri Türk dilinin bütün tarihî ve çağdaş dönemlerinde kullanılmış olan alfabeleridir. Türklerin en geniş ölçüde kullandığı yazı sistemleri Göktürk, Uygur, Arap, Kiril ve Latin alfabesidir. Türk dilinin tarihi sürecinde ticari, kültürel, dinî vb. sebeplerle bu dilin yazımında Göktürk, Mani, Soğut (Sogd), Uygur, Brahmi, Tibet, Süryani, İbrani, Grek, Arap, Kiril, Latin asıllı alfabeler Türk diline çeşitli düzeyde uyarlanmış varyantlarıyla kullanılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Musul Kuşatması (1743)</span> Vikimedya liste maddesi

Musul Kuşatması, 1742-1746 Osmanlı-İran Savaşı'nda evre.