
Asur İmparatorluğu, Asur Devleti veya Asurya, MÖ 2025 ile MÖ 612 yılları arasında var olmuş ve Sami halklardan oluşmuş bir Antik Çağ Mezopotamya imparatorluğuydu. Devlet ilk başta Kuzey Irak'ta, Dicle kıyısında bulunan Asur (Aššur) şehrinden oluşmuşken, Güney Mezopotamya ve Doğu ile olan ticari ilişkilerden yararlanarak gelişmiş ve toprakları genişleyerek bir imparatorluğa dönüşmüştür. Anadolu'daki en büyük ticaret kolonileri Kültepe'de (Kayseri) bulunmaktaydı. Başkentleri Ninova'ydı.

Süryani Kadim Kilisesi ya da Süryani Ortodoks Kilisesi Doğu Hristiyan mezhebidir ve Orta Doğu'da yaşayan Hristiyan Semitik bir halk olan Süryaniler’in çoğu bu mezhebe üyedir.

Altuğ Taner Akçam, Türk tarihçi ve sosyolog.

Süryaniler, Mezopotamyalı Sâmî kökenli bir etnik gruptur. Baskın bir diaspora nüfusuna sahip olan halk, ikamet ettikleri ülkelerdeki birincil dillerin yanı sıra Neo-Aramice veya Süryanice konuşur. Bazen kendilerini ''Asurlu", "Arami" veya "Keldânî" olarak isimlendirirler ve tarihleri Dünya'nın en eski medeniyetlerinden biri olarak görülen Asur İmparatorluğu'na ve Kuzey Levant'daki Aramilere dayanır. Süryaniler, İngilizcede de Asurlular ile aynı anlamı taşıyan kelimeyle ifade edilmektedir.

Ermeni Kırımı, 1915 Olayları/Ermeni Tehciri veya Ermeni Soykırımı, Osmanlı hükûmetinin Ermenilere karşı gerçekleştirdiği sürgün ve katliamlardır. Etnik temizliğin sonucunda ölen Ermenilerin sayısı tartışmalıdır; sayı, çeşitli araştırmacılara göre 600.000 ile 1,5 milyon arasında değişiklik gösterir. 1914 yılında Osmanlı topraklarında yaşayan Ermeni nüfusu yapılan farklı tahminler mevcuttur. Osmanlı resmî kayıtlarına göre 1.2 milyon ile Ermeni Patrikhanesi'ne göre 1 milyon 914 bin 620 Ermeni yaşamaktaydı. 1922 sayımlarına göre ise 817 bin Ermeni 'mülteci' olarak Osmanlı topraklarını terk etmiş, 95 bin Ermeni ise din değiştirerek Türkiye topraklarında yaşamaya devam etmiştir. Bu tahminlere göre Osmanlı topraklarında bulunan 900 bin hayatta kalmışken, 300 bin ile 1 milyon arasında Ermeni hayatını kaybetmiştir. Olayların başlangıç tarihi çoğunlukla 250 Ermeni aydının ve komite liderinin Osmanlı yöneticileri tarafından İstanbul'dan Ankara'ya sürüldüğü ve birçoğunun öldürüldüğü 24 Nisan 1915 ile ilişkilendirilmektedir. Ermeni Kırımı, sağlıklı erkek nüfusun toptan öldürülmesi ya da askere alınarak zorla çalıştırılması ve sonrasında kadın, çocuk ve yaşlılarla birlikte ölüm yürüyüşü koşullarında Suriye Çölü'ne sürülmesi gibi olaylarla birlikte I. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında iki aşamada gerçekleşti. Osmanlı askerlerinin koruması eşliğinde yaşadıkları yerlerden sürülen Ermeniler; sürgün sırasında yiyecek ve su sıkıntısı yaşadı; ayrıca çeşitli raporlara göre zaman zaman soygun ve katliamlara maruz kaldı. Ülke genelindeki Ermeni diasporası, genel anlamda Ermenilerin Doğu Anadolu'dan sürülme işleminin doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıktı.

Süryani Soykırımı veya Arami Katliamı, I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu ordusunun güneydoğu Anadolu ve İran'ın tarihi Azerbaycan bölgesinde, bazı Kürt aşiretlerinin yardımıyla Süryani Hristiyan azınlıklara karşı işlediği, tüm Süryani ve Süryani-i Kadim nüfusu 1914'de 58.983 iken bu sayının yaklaşık 5 katı olan 270 bin ila 300 bin arasında Süryani'nin öldüğü iddia edilen, sürgün etme ve katliamdır. Lakin daha sonra, alttaki Görüntüler kısmında bulunan resimden de görüldüğü üzere Rosie Malek-Yonan, Los Angeles, California'da bulunan Süryani Soykırım Anıtı'na bu sayıları 3 katına çıkarıp, 500 bin daha arttırarak 750 bin Süryani'nin soykırıma uğratıldığını belirten plakayı koydurmuştur ki bu da aslen 1914'te yaşayan tüm Süryani sayısının 12.7 katıdır.

Adana Katliamı veya Osmanlı Türkçesi ile Adana İğtişaşı olarak da adlandırılan, 1909 Nisan'ında Osmanlı İmparatorluğu'nun Adana vilayetinde meydana gelen karşılıklı silahlı etnik çatışmalar sonucu Adana bölgesindeki Müslüman nüfus tarafından Ermeni mahalle ve köylerinde uygulandığı iddia olunan Ermeni karşıtı pogrom. Olaylarda 15.000 ile 30.000 arasında Ermeni'nin öldürüldüğü rapor edilmektedir. Osmanlı ve Türk kaynakları ile bunun aksi yönde iki tarafın karşılıklı çatışmaları neticesinde her iki taraftan ölenlerin olduğunu belirtmektedir. Bu olaylar üzerine hükûmet derhâl Rumeli'den Adana'ya asker sevk etmiş, bunların gelmesi üzerine olaylar yeniden alevlenmiş ama bu defa isyan çabuk bastırılmıştır. Cemal Paşa, Adana Vakası'nda 17.000 Ermeni ve 1.850 Müslüman öldüğünü, eğer şehrin nüfus oranı Ermenilerin lehine olsaydı bu sayıların tersine tecelli etmiş olacağını belirtmiştir. Yeni Tasvir-i Efkâr gazetesi de ölenlerin sayısını şöyle vermiştir: Müslümanlardan 1.186 kişi, gayrimüslimlerden ise 5.243 kişi. Ayrıca İsmail Hami; ölü sayısını 1.850 Türk, 1.700 Ermeni olarak tespit etmiştir. Öte yandan Patrikhane kendi yaptırdığı araştırma ile 21.300 ölü rakamı çıkarmıştır. Edirne mebusu Babikyan Efendi, meclise takdim etmek üzere bir rapor hazırlamıştı. Pek kısa bir zaman sonra öldüğü için mecliste görüşülemeyen bu raporda ölü sayısını 21.001 olarak gösteriyordu. Cemal Paşa'nın verdiği rakam, mahkemelerin bitmesinden sonraya ait olduğu cihetle, olay sırasında kaçıp da sonra geriye gelenler olabileceği düşünülürse ölen Ermenilerin 21.000'den ziyade 17.000'e yakın olduğu kabul edilebilir.

Simele Katliamı, 11 Ağustos 1933'te Irak Krallığı silahlı kuvvetleri desteğindeki Kürt ve Arap aşiretlerinin Süryanilere karşı yaptığı sistematik katliamlardır. "Simele Katliamı" terimi yalnızca Simele kasabasındaki katliamı değil, Kuzey Irak'ta Nohadra ve Nineve (Musul) illerindeki 63 Süryani köyünde yapılan katliamları belirtir. 600 ilâ 3000 Asur'un(Süryani) katledildiği bu katliam Lemkin tarafından "soykırım" (genocide) olarak nitelenir. Polonyalı avukat Raphael Lemkin tarafından ilk kez 1944'te kullanılan «soykırım» terimi, Ermeni Kırımı, Holokost ve Simele Katliamı'ndan esinlenilerek oluşturulmuştur. Avustralya'nın Sidney şehrinde 2010 yılında açılan bir anıtın plakasında “Bu anıt, 1914-1918 yılları arasında, Birinci Dünya Savaşı sırasında gerçekleştirilen Süryani katliamı ve 1933’te gerçekleştirilen Simele Katliamı kurbanları anısına dikilmiştir” biçiminde ibare yer almaktadır.
Paulus Khofri Asurlu Süryani bestecisi, söz yazarı ve ressam. 7 Ağustos 1923 yılında Bağdat, Irak’ta doğdu ve 77 yaşında iken Mayıs 2000’de Tahran, İran’da vefat etti.

Freydon Bet-Avraham Atoraya İran'ın Urmiye bölgesinde bulunan Charbash'ta doğmuş Asurlu Süryani doktor.
Bu liste kayda değer Süryani kökenli kişileri kapsamaktadır.

Keldani Katolik Kilisesi Doğu Kilisesinden kopmuş olan ve Roma'ya bağlı olan Doğu kökenli kiliselerden bir tanesidir.

Kuşşara (Kuššar), Anadolu'da bir Tunç Çağı krallığıydı. Krallık, günümüzde çoğunlukla Eski Hitit Krallığı oluşturacak hanedanın kökeni olarak anılmaktadır.

Kaldea veya Chaldea ülkede yaşayanlar absorbe ve asimile olup Babil'i oluşturmadan önce, MÖ 10. yy sonu veya 9. yy başı ile 6. yüzyılın ortaları arasında var olmuş bir ülkedir. Kaldea halkı Sami dilini konuşmaktaydı. Ülke, Mezopotamya'nın uzak güneydoğu köşesindeki bataklık bölgede kurulmuştur. İbrani Kutsal Kitabı (Tanah) bölgeyi tanımlamak için İbranice: כשדים (Kaśdim) terimini kullanır ve Yunan Eski Ahit'te (Septuaginta'da) Kaldaeanlar olarak çevrilmiştir, Kasdim kelimesinin aslında Chaldean çevirisi olduğu veya Mezopotamyanın güneyine verilen Kaldu adının karşılığı olup olmadığı konusu tartışmalıdır.

Şupria veya Şubria, MÖ 13. yüzyıldan sonra yazılmış Asur kaynaklarında geçen, Ermeni Yaylası'ndaki bir Hurri krallığıydı. Başkenti Ubbumu idi. Genellikle Şupria adının MÖ 3. binyıla tarihlenen Mezopotamya kayıtlarındaki Subartu kelimesinden türediği ve hatta eş anlamlı oldukları kabul edilir. Bununla birlikte, Sümerlilerin Subartu adını Yukarı Mezopotamya ve/veya Asur bölgesini tanımlamak için kullandığı bilinmektedir.

Hovhannes Bucikanyan Osmanlı'da Ermeni akademik, profesör ve öğretmen. Osmanlı İmparatorluğu içinde İkinci Meşrutiyeti'nin savunucusuydu ve ünlü Fırat Koleji'nde etkili bir memurdu. Ermeni Soykırımı kurbanlarındandır.
Donabed Lüleciyan Osmanlı İmparatorluğu'nda Ermeni editör ve öğretmen.

Ninova Savaşı MÖ 613 ile 611 yılları arasında gerçekleşmiş olup, en olası tarih MÖ 612'dir. Asurlulara karşı isyan halinde olan Medler ve Babillilerden oluşan bir koalisyon Ninova'yı kuşatmış ve şehrin 750 hektarlık alanını tahrip etmiştir. Bu, Yeni Asur İmparatorluğu'nun çöküşüne ve Babil İmparatorluğu'nun Mezopotamya'da hâkim devlet olarak yükselişine yol açtığı için Antik Yakın Doğu'da önemli bir olaydı. Asur İmparatorluğu'nun başkenti savaştan sonra büyük ölçüde insansızlaştırılmış ve şehirsizleştirilmiştir. Sardanapalus efsanesi Ninova'nın düşüşünün çarpıtılmış bir anlatımına dayanıyor olabilir.

Suriye Süryanileri Suriye'nin kuzeydoğu yarısı olan Yukarı Mezopotamya'ya özgü etnik ve dilsel bir azınlıktır. Suriyeli Süryaniler, Suriye'de yaşayan Süryani kökenli insanlar ve Süryani-Süryani mirasına sahip olan Süryani diasporasındaki insanlardır.

Asuri Gönüllüler veya Süryani gönüllüler, 1. Dünya Savaşı sırasında İtilaf Güçleri ile ittifak kuran Katolikos-Patrik Mar Şimun Benyamin'in ruhani liderliği altında, esas olarak Baz'lı General Ağa Petros Elia ve Malikler olarak bilinen birkaç kabile lideri tarafından yönetilen etnik bir Süryani askerî gücüydü. İngiliz papaz ve yazar William A. Wigram tarafından "En Küçük Müttefikimiz" olarak tanımlanıyor Malik Aşiretinin bilinen üyelerinden birisi malik Hoşaba'dır malik aynı şekilde tyari aşiretininde üyesidir bu sebepten Asuri gönüllüler tyari ve malik aşiretinin üyelerinden oluşan askeri guruplara bağlıdır