İçeriğe atla

Şule Çet cinayeti

Şule Çet cinayeti, 29 Mayıs 2018 tarihinde Ankara'da 23 yaşındaki Şule Çet'in tecavüz edildikten sonra öldürülmesidir.

Çet'in Çankaya'daki Yelken Plaza'nın 20. katından atlayarak intihar ettiği ileri sürülmüş; dava sırasında sanıkların himaye gördüğü, soruşturma savcısının görevini eksik yaptığı, mahkeme tarafından atanan ilk bilirkişi heyetinin tecavüz ve cinayet bulgularını görmezden geldiği iddia edilmiş[1][2] ve ülkedeki kadın örgütleri davayı sahiplenmiştir. Yapılan itirazlar sonucu Şule Çet'in ölümünün bir intihar değil cinayet olduğu ortaya çıkarıldı.[3] Otopsi raporuna göre tecavüze uğradıktan sonra öldürüldüğü tespit edilmesinden sonra[4][5] olayın failleri cezalandırıldı. Şule Çet Davası, böylece kadınlar için adalet arayışını ve ülkedeki kadın cinayetlerinin önlenmesinde kadın dayanışmasının önemini simgeleyen bir dava haline geldi.[6][7]

Şule Çet cinayeti ile ilgili olarak Çağatay Aksu "kasten öldürmek, nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından müebbet ve 12 yıl 6 ay, Berk Akand'a ise tüm suçlarda Aksu'ya yardım ettiği gerekçesiyle 18 yıl 9 ay verilen hapis cezası 17 Haziran 2020 tarihinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından oy birliği ile onandı.[8] Tarafların itirazı sonucu dosya Yargıtay'a taşındı. Mart 2021'de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, sanık Berk Akand’ın “yardım” suçundan değil, asli fail olarak cezalandırılması; ayrıca sanıklara uygulanan indirimin yersiz olduğu yönünde görüş bildirip kararın bozulmasını talep etti.[9] Yargıtay tarafından 22 Aralık 2022 tarihinde Çağatay Aksu "kasten öldürmek, nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından müebbet ve 12 yıl 6 ay, Berk Akand'a ise tüm suçlarda Aksu'ya yardım ettiği gerekçesiyle 18 yıl 9 ay verilen hapis cezası onanmıştır.[10]

Şule Çet davasının ana akım medyada yer bulma biçimi de ülkede tartışmalara neden olmuş[11] ve bu dava, büyük veri temelli sosyal ağların toplumsal hareketlerde ve hak arama mücadelelerinde sunmuş olduğu fırsatlar bağlamında[12] olduğu gibi cinsel şiddetin ve kadın cinayeti haberlerinin medya diline yansıması bağlamında[13][14] da akademik çalışmalara konu olmuştur.[6]

Ayrıca bakınız

Kaynakça

  1. ^ "Şule Çet Davası'nda 'delil karartma' sürüyor: Mahkemedeki telefon sahte". Cumhuriyet. 10 Temmuz 2019. 5 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Eylül 2021. 
  2. ^ "Şule Çet davası sanığından tepki çeken sözler: Doğaüstü güçlerim olduğunu düşünüyorum". NTV. 10 Temmuz 2019. 10 Temmuz 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Eylül 2021. 
  3. ^ İzc, İpek. "'Şule Çet'in arkadaşları bize sosyal medyadan ulaşmasaydı cinayet, intihar olarak kabul edilecekti'". Hürriyet gazetesi. 5 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Eylül 2021. 
  4. ^ "İntihar ettiği ileri sürülen Şule Çet'in otopsi raporu ortaya çıktı: Tecavüze uğramış". NTV. 13 Temmuz 2018. 10 Temmuz 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Mart 2020. 
  5. ^ "Şule Çet davasında sanıkların mektubu ortaya çıktı! 'Ya beraber çıkarız ya beraber batarız'". Tele1. 20 Kasım 2019. 23 Aralık 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Mart 2020. 
  6. ^ a b "Çet davası: Kadınların itirazı cinayeti ortaya çıkardı | DW | 04.12.2019". Dw.com sitesi. 4 Aralık 2019. 5 Aralık 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Eylül 2021. 
  7. ^ "Şule Çet duruşması yarın: Dünden bugüne neler yaşandı?". Ekmekvegul.net sitesi. 15 Ekim 2019. 5 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Eylül 2021. 
  8. ^ "Şule Çet davasında flaş gelişme!". Sözcü. 17 Haziran 2020. 18 Haziran 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 18 Haziran 2020. 
  9. ^ "Son dakika gelişmesi... Yargıtay'dan 'Şule Çet' davası kararı". Cumhuriyet. 29 Mart 2021. 14 Nisan 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Eylül 2021. 
  10. ^ "Şule Çet davasında verilen cezalar onandı: 'İndirim hükümleri uygulanmasın' talebine ret". Birgün. 23 Aralık 2022. 23 Aralık 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Ocak 2023. 
  11. ^ "Ana Akım Medya Şule Çet Cinayetini Nasıl Gördü?". Sivil Sayfalar. 13 Ekim 2019. 20 Mayıs 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Eylül 2021. 
  12. ^ "Kamu Adaletinin Büyük Veri Aracılığı ile İnşası: Şule Çet Davası Üzerine Bir Twitter Analizi". Istanbul University Journal of Communication Science, 58. 2020. 5 Eylül 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Eylül 2021. 
  13. ^ "Toplumsal Cinsiyet ve Medya:Şule Çet'in Şüpheli Ölümü Üzerine Haberlerin Eleştirel Söylem Analizi". Erciyes İletişim Dergisi. 24 Ocak 2020. 15 Şubat 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Eylül 2021. 
  14. ^ Yıldırımer, Fulya. "Cinsel şiddetin yeni medya diline yansıması ve etkileri". İstanbul Bilgi Üniversitesi Lisansüstü Programlar Enstitüsü yüksek lisans tezi. 29 Kasım 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Eylül 2021. 

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

Danıştay Saldırısı, 17 Mayıs 2006 tarihinde Danıştay 2. dairesine Alparslan Arslan adlı saldırganın gerçekleştirdiği silahlı eylemdir. Saldırı sonrasında, Danıştay İkinci Daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin ölmüş, aralarında daire başkanı Mustafa Birden'in de yer aldığı dört üye ise yaralanmıştır. Arslan, saldırı sonrasında kaçmaya çalışırken Danıştay'da görevli polis memurları tarafından yakalanmıştır.

Dava konusu olmuş Recep Tayyip Erdoğan karikatürleri, 12. Türkiye cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kişisel tazminat davası açmış olduğu karikatürlerdir. Açılan davalar medyada önemli ölçüde yankı bulmuş ve beraat ile sonuçlanmıştır.

Manisa davası ya da Manisalı gençler davası, Manisa'da, çoğu lise öğrencisi olan 16 gence 26 Aralık 1995'te gözaltına alınmalarının ardından yasa dışı örgüt üyesi oldukları iddiasıyla açılan dava ile bu gençlere gözaltında işkence yaptıkları iddiasıyla polislere karşı açılan davalara, basında ve halk arasında verilen addır. Davalar Türkiye'de insan hakları alanında verilen mücadelenin simgesi oldu ve uzun süre devam etti.

Töre ve namus suçları, namus cinayeti ya da onur suçu, aldatmak, zinâ etmek, evlenmeyi reddetmek, boşanmaya çalışmak, tecavüze uğramış olmak gibi nedenlerle, aile fertlerine yöneltilen şiddet. Batılı kaynaklarda genellikle onur suçları şeklinde adlandırılır. Bu suçların çok büyük bir kısmı cinayetle sonuçlanır. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonunun tahminlerine göre dünyada her sene yaklaşık 5000 kadın veya genç kız töre ve namus cinayetlerine kurban gitmektedir.

Çetin Doğan Türk asker. Eski 1. Ordu Komutanı.

Balyoz ya da Balyoz Harekât Planı 5-7 Mart 2003 tarihlerinde 1. Ordu karargâhında düzenlenen plan seminerinde Türkiye hükûmetini devirmek amacıyla Çetin Doğan liderliğinde hazırlandığı iddia edilen askerî darbe planıdır. Yapılan yargılamalar sonucu, darbe planlarının gerçeği yansıtmadığı ortaya çıkmıştır.

2011 Türk futbolu şike davası ya da 3 Temmuz süreci, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerin yapmış olduğu 8 aylık teknik ve fiziki takip inceleme neticesinde 3 Temmuz 2011 tarihinde Türkiye'nin 15 şehrinde eş zamanlı olarak gerçekleştirdiği operasyonla birçok aktif yönetici ile futbolcunun gözaltına alınması sonucu başlayan davadır. Türk futbol tarihinin en büyük skandallarından birisidir. 2010-11 sezonunda Süper Lig ve 1. Lig'in bazı müsabakalarında şike yapıldığı ve teşvik primi verildiği iddiası üzerine başlatılmıştır.

Sevag Şahin Balıkçı'nın öldürülmesi, Türk Silahlı Kuvvetlerinde askerlik hizmetini yerini getirmekte olan Er Sevag Balıkçı'nın, terhisine 23 gün kala, Er Kıvanç Ağaoğlu tarafından tüfekle vurularak öldürülmesi olayıdır. Olayın 24 Nisan 2011'de, Ermeni Soykırımı'nı Anma Günü'nde gerçekleşmesi, Balıkçı'nın da bir Türkiye Ermenisi olması bunun kaza değil cinayet olduğu yönünde görüşlerin oluşmasına ve buna bağlı tepkilere yol açmıştır. Olayın ırkçı hislerle gerçekleştiği fikrinde birleşen, içinde eski milletvekili Ufuk Uras, Mor ve Ötesi grubunun üyelerinden Kerem Kabadayı, Hrant Dink'in eşi Rakel Dink ve oğlu Arat Dink'in de bulunduğu bir topluluk "Sevag İçin Adalet Girişimi" adlı grubu kurmuştur. Kıvanç Ağaoğlu ırkçılık iddialarını reddetmiştir. Diyarbakır Askerî Mahkemesi olayın dikkatsizlik sonucu gerçekleştiği hükmüne vardı. Balıkçı ailesinin itirazıyla yeniden görülmek üzere dava yerel sivil mahkemeye gönderildi. Ocak 2020'de Kozluk Asliye Ceza Mahkemesi kararıyla "olası kastla öldürme" suçlamasıyla Kıvanç Ağaoğlu 16 yıl 8 ay hapis cezası aldı ve duruşmada tutuklandı. Yargıtay, Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen 16 yıl 8 ay cezayı 13 Temmuz 2021 de onadı. Batman Barosu Başkanı Erkan Şenses, “Yargıtay 1. Ceza Dairesi, askerlik yaparken öldürülen Sevag Balıkçı Davası’nda sanık Kıvanç Ağaoğlu hakkında Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin olası kastla öldürme suçundan verdiği 16 yıl 8 ay hapis cezasını onadı” paylaşımında bulundu. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, kararı onadı. Bir üye hakim ise Ağaoğlu’na kasten öldürme suçundan ceza verilmesi gerektiğini savunarak, şöyle dedi:

"Sanık mermiyi namluya sürmüş, maktule doğrultmuş, öleceğini bilerek ve muhakkak şekilde öngörerek ateş etmiştir. 1-2 metre mesafeden vücudun öldürücü nahiyesine bilerek ateş edilmesi sonucu meydana gelen ölüm, kasten öldürme suçudur."

28 Şubat davası, 28 Şubat Süreci'nde Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini cebren devirmeye, düşürmeye iştirakla suçlanan 103 sanık hakkında 2 Eylül 2013'te başlayan davadır. Dava Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmüştür.

12 Eylül Davası, 12 Eylül Darbesi'ni gerçekleştiren komutanlardan hayatta kalanların yargılandığı dava. Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya, 765 sayılı TCK'nin "Devlet Kuvvetleri Aleyhine Cürümler" başlıklı 146. maddesi uyarınca müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Tahsin Şahinkaya'nın, Kenan Evren’den iki ay sonra, 90 yaşında ölmesiyle Yargıtay aşamasındaki dava düştü ve kararlar kesinleşmedi. Yıllar sonra, 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi sonrası; Kenan Evren'in ifadesini alan dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'ya dava açan dönemin Ankara Cumhuriyet Savcısı, açılan davaya ilk bakan hâkimler ve iddia makamında bulunan savcılar, "Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması" kapsamında meslekten ihraç edildi. Daha sonra bazıları yargılandı ve mahkûm oldu.

Esin Güneş cinayeti, sınıf öğretmeni Esin Güneş'in 24 Ağustos 2010 günü Siirt'te, boşanmak istediği eşi tarafından uçurumdan atılarak öldürülmesidir.

Gezi Parkı davası, 28 Mayıs - 30 Ağustos 2013 tarihleri arasında gerçekleşen Gezi Parkı olaylarını organize ettikleri iddiası ile 16 kişinin yargılandığı davadır.

Emine Bulut cinayeti, 38 yaşındaki Emine Bulut'un 18 Ağustos 2019'da Kırıkkale'de eski eşi Fedai Varan tarafından bıçaklanarak öldürülmesidir.

<span class="mw-page-title-main">Türkiye'de kadın cinayeti</span> Türkiyede kadınların toplumsal rollerine bağlı nedenlerle öldürüldükleri cinayet vakaları

Türkiye'de kadın cinayeti, Türkiye'de kadınların "namus temizleme" gerekçesiyle öldürülmek gibi, toplumsal rollerine bağlı nedenlerle öldürüldükleri cinayet vakalarını ifade eder.

Cinsiyet suçlarının kovuşturulması, tecavüz ve diğer cinsel şiddet suçlarının kovuşturulmasına yönelik yasal işlemlerdir.

"Kadının beyanı esastır", cinsel suç ve cinsel şiddet vakalarında delil yetersizliği durumunda kadının ve çocuğun beyanının esas olduğunun kabul edilerek soruşturmanın başlatılması ve bazı durumlarda ifadenin delil olarak kabul edilmesine dair ilkedir. İlke bazı Yargıtay kararlarınca sabitken durum hala tartışmalıdır ve çelişki yaratan dava örnekleri de bulunmaktadır. İlk olarak cinsel suçların yargılamasında ortaya çıkan ilkenin bütün şiddet olaylarında geçerli olması yönünde savunular bulunmaktadır.

Fatma Şengül cinayeti, İstanbul'da çaycılık yapan Fatma Şengül'ün 30 Mart 2019'da kendisi ile aynı işyerinde çalışan Zeynel Akbaş adlı erkek tarafından evinin önünde öldürülmesidir.

Ayşe Paşalı cinayeti, 7 Aralık 2010'da Türkiye'nin başkenti Ankara'da Ayşe Paşalı'nın şiddet gördüğü eski eşi tarafından bıçaklanarak öldürülmesidir.

Ceren Özdemir cinayeti, Ordu'da üniversite öğrencisi ve balerin Ceren Özdemir'in, 2019'da cezaevi firarisi bir erkek tarafından öldürülmesidir.

Umut Davası, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Muammer Aksoy ve Bahriye Üçok'un öldürülmelerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda olayı kapsayan “Umut Operasyonu”na ilişkin davanın adıdır.