İçeriğe atla

Şingon Budizmi

Ortada Vayroçana Buda'yı, etrafında Beş Dhyani Budasını ve bazı Bodisatvaları gösteren bir Japon mandalası.

Şingon Budizmi (眞言, 真言 "gerçek söz") Japonya'da önemli Budist okullardan biridir; "Japon ezoterik Budizmi" olarak da adlandırılır. Günümüzde Tibet Budizmi ile birlikte Vajrayana Budizminin önemli kollarından birini oluşturur. Şingon kelimesi oluşturan kanjiler, Çincede "zhen yan" şeklinde okunur ve mantra anlamında kullanılmaktadır.

Şingon okulunun kurucusu Kukai adında Çin'de öğrenim görmüş bir Japon rahiptir; 9. yüzyılda Tang Hanedanı döneminde Çin'in başkenti Xi'an'da tantrik teknikleri öğrenmiştir. O dönemde yaygın olan Vajrayana metinlerini, tekniklerini ve mandalaları Japonya'ya getirmiştir. Bu silsile Tang Hanedanlığının sonuna doğru Çin'de yok olmaya yüz tutmuş; ancak Japonya'da korunmuş ve geliştirilmiştir.

Kyoto'da bulunan Daigo-ji Shingon okulu Daigo-ha kolunun baş tapınağıdır.

Şingon Budizmi ile Tibet Budizmi arasında büyük benzerlikler bulunur. Ancak Şingon Budizminin soyağacı Tibet Vajrayanasından tamamen farklıdır; Hindistan'dan önce Çin'e, oradan da Japonya'ya aktarılmıştır; Tibet'inkilerden daha erken dönemlere ait Hint metinlerine dayanmaktadır. Sonuç olarak Şingon Tibet Budizmi ile ezoterik sutralar, mandala gibi pek çok kaynağı paylaşsa da uygulama farklıdır. Şingon Budizminin başlıca metinleri Mahavairocana Sutra ve Vajrasekhara sutra'dır. Şingon dünyada Sanskritçe'nin siddham yazısını kullanmaya devam eden çok az sayıdaki okuldan biridir.

Tarih

Şingon Budist doktrini ve öğretileri, Heian döneminde (794-1185), Kūkai adlı bir Budist keşişin 804 yılında, Ezoterik Budist uygulamalarını öğrenmek için Çin'in başkenti olan ve o dönemde Chang-an olarak adlandırılan Xi'an (西安) şehrine gitmesinden sonra ortaya çıktı. Kūkai, efsanevi Budist alimi Amogavacra'nın favori öğrencisi Huiguo'nun yönetimindeki Mavi Ejderha Tapınağı'nda (青龍寺) eğitim aldı. Huiguo, Hint ve Çin Ezoterik Budizminin hâlâ dağınık olan unsurlarını birleştirerek tutarlı bir sistem oluşturan ilk kişiydi ve Ezoterik Budizm o zamanlar henüz farklı bir mezhep veya okul olarak görülmüyordu. Kūkai, Huiguo'nun silsilesinin devam ettiricisi ve onun Darma halefi olarak Japonya'ya geri döndü. Şingon takipçileri Kūkai'den genellikle Kōbō-Daishi (弘法大師, Darma'yı Yayan Büyük Usta) olarak veya İmparator Daigo tarafından ölümünden yıllar sonra kendisine verilen isim olan Odaishi-sama (お大師様, Büyük Usta) olarak bahseder.

Wakayama Prefektörü, Kōya Dağı'nda yer alan Danjōgaran isimli Şingon tapınağı

Öğretileri

Mahavayroçana Tatagata

Şingon'a göre Mahavayroçana Tatagata (大日如來), tüm görüngülerin temeli olan, her birinde ve hepsinde mevcut olan ve onlardan bağımsız veya harici olarak var olmayan evrensel veya Adi-Buda'dır. Şingon'un amacı, inisiyasyon, meditasyon ve ezoterik ritüelleri ve pratikleri kullanarak kişinin doğasının Mahavayroçana ile aynı olduğunun farkına varmasıdır. Bu farkındalık, Şingon'un, okulun ustaları tarafından inisiyelere sözlü olarak aktarılan gizli öğretilerinin alınmasına bağlıdır. Bedenin, konuşmanın ve zihnin "Üç Gizemi", kişinin Buda doğasını ortaya çıkarma sürecinde eş zamanlı olarak uygulanır: Mudralar ve ayin araçlarının kullanımı yoluyla beden, kutsal sözler (mantra) yoluyla konuşma ve meditasyon yoluyla zihin.

Uygulamaları

Goma Ateş Ritüeli

Goma (護摩) kutsanmış ateş ritüeli Ezoterik Budizme özgüdür ve bugün Şingon'un sıradan Japonlar arasında en çok bilinen ayinidir. Kökeni Hindistan'a, Vedik homa ritüeline dayanır ve bireylerin, devletin veya genel olarak tüm canlıların yararı için nitelikli rahipler ve açaryalar tarafından gerçekleştirilir. Kutsanmış ateşin ruhsal ve psikolojik olarak güçlü bir temizleme etkisi olduğuna inanılmaktadır. Bu ritüelde çağrılan ana tanrı genellikle Açala'dır (Fudō Myōō 不動明王). Ritüel, zararlı düşünce ve arzuları yok etmek, dünyevi istek ve nimetler elde etmek amacıyla yapılır. Çoğu Şingon tapınağında bu ritüel her gün sabah veya öğleden sonra gerçekleştirilir. Daha büyük ölçekli törenlerde ise genellikle taiko davulları sürekli çalınır ve aynı zamanda Açala mantrası rahipler ve sıradan ayine katılan sıradan insanlar tarafından toplu halde söylenir. Goma ritüeli sırasında yakılan ateşin alevleri bazen birkaç metre yüksekliğe ulaşabilir. Ritüelin görselleri ve seslerinin birleşimi insanların transa girmesine neden olabilir.

Galeri

Kyoto'daki Touji Tapınağı'nda gerçekleştirilen bir goma ateş riteüli

Ayrıca bakınız

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Budizm</span> Bir din ve hayat felsefesi

Budizm, bugün dünya üzerinde yaklaşık 500 milyonu aşkın inananı bulunan bir dindir. İlk önce Hindistan’da ortaya çıkmış, daha sonra zaman içinde Güneydoğu ve Doğu Asya’da yayılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Tibet Budizmi</span> Budizmin Vajrayana kolundan Budist inanış

Tibet Budizmi. Tibet, Moğolistan ve Bhutan başlıca olmak üzere Nepal, Hindistan, Çin, Rusya ve bazı Orta Asya Türklerinde takip edilen Budizm koludur. Kimi yerlerde Lamacılık olarak da adlandırılmaktadır. Tibetçe Lama den doğan bu kelime, aynı zamanda bir unvan olarak da kullanılmaktadır. Budizmin Vajrayana koluna aittir.

<span class="mw-page-title-main">Lankavatara Sutra</span>

Lankavatara Sutra, en önemli Buddhist kutsal metinlerinden biri. Mahayana ve Vajrayana mezheplerinin kabul ettiği bir sutra'dır.

<span class="mw-page-title-main">Mantra</span>

Mantra, genellikle Sanskritçe olan dini hece veya şiirdir. Kullanımı mantra ile ilişkili ve okul ve felsefesine göre değişiklik gösterir. Esasen ruhani kanallar olarak kullanılırlar, kelimeler ve oluşan titreşimlerden faydalanarak kişinin daha yüksek bir bilince ulaşmasını amaçlar. Diğer amaçları, dini törenlerde bolluğa sahip olmak, tehlikeden uzak olmak veya düşmanları elemek içindir. Mantralar Hindistan'da Vedik Hinduizmi ile çıkmıştır ve daha sonra Budistler, Sikhler ve Jainler tarafından benimsenmiştir.

Mahāyāna, Budizm’in üç ana kolundan biridir. Kaynağı Hint yarımadasıdır. Budizm’i Hinayana ve Mahayana olarak sınıflandırır. Vajrayana ise Mahayana Budizm’inin bir uzantısıdır. MS 1. yüzyılda Orta Asya ve Çin’e geçmiş, buradan da Doğu Asya’ya yayılmıştır. Günümüze hâlen uygulanmakta olduğu yerler Hindistan, Çin, Tibet, Japonya, Kore, Vietnam ve Tayvan’dır.

Amitābha ya da Sonsuz Işık Budası Budizmin Mahāyāna okuluna ait yazmalarda adı geçen Buda'lardan biridir. Doğu Asya'ya özgü Arık Ülke mezhebinde en önemli Buda olarak kabul edilir. Vajrayana'da ise, Amitābha uzun ömürlülüğü ile tanınır. Amitābha Dharmakāra adında bir bodhisattva olarak yaşadığı sayısız yaşamlar boyunca yaptığı iyiliklerden biriktirdiği sonsuz erdemlere sahiptir.

Vajrayana Budizmi, farklı kaynaklarda Tantrik Budizm, Tantrayāna, Mantrayana, Mantranaya, Gizli Mantra, Ezoterik Budizm ve Elmas Taşıt adlarıyla da tanınır. Vajrayana Mahayana Budizminin bir uzantısıdır; felsefesinden çok benimsediği uygulamalarla ayrılır. Mahayana'da uygulamalar kabaca iki yola ayrılır: iyi niteliklerin mükemmelleştirilmesi metodu olan Sutrayana ve nihai Budalık hedefini yol olarak benimseyen Vajrayāna metodu. Vajrayana tam aydınlanmaya ulaşılmadan önce Buda-doğasının mistik tecrübe ile deneyimlenmesini gerektirir. Bu tecrübelerin aktarılması için, bir ezoterik bilgi kümesinin Budist tantrik yogiler tarafından toplanmış ve nesilden nesile aktarılmış olması gerekir. Uygulayıcı öncelikle yetkin bir ruhani öğretmen ya da guru tarafından kabul edilmelidir.

<span class="mw-page-title-main">Kalp Sutra</span> Budizm inanışında kutsal metin

Kalp Sutra, Mükemmel Bilgeliğin Kalbi Sutra ya da Bilgeliğin Özü Sutra Mahayana Budizminde kısalığı ve derin anlamıyla tanınan, oldukça popüler bir kutsal metindir.

Mahayana sutraları geniş bir kapsamı olan, Mahayana Budistleri tarafından Buda'nın orijinal öğretisini temsil ettiği kabul edilen sutralar, yani yazılardır. "Mahayana"'dan bahseden ilk sutra, muhtemelen ilk defa 1. yüzyılda derlenen Lotus Sutra'dır.

Budizm’de etyemezlik üzerine görüşler farklı okullar arasında farklı yaklaşımlar mevcuttur. Mahayana okullarının çoğu etyemezliği savunurken, Theravada geleneğinde Buda’nın, hayvanların rahiplerin yemesi amacıyla öldürülmediği sürece, rahiplerinin bazı hayvanların etlerini yemelerine izin verdiği kabul edilmiştir. Yine Therevada’ya göre, Buda rahiplerin etyemezliği benimsemelerine izin vermiş, yalnızca insan, fil, at, köpek, yılan, aslan, kaplan, leopar, ayı ve sırtlan eti yemelerini yasaklamıştır.

Budizm okulları, Budizm'in tarih sahnesine çıktığı M.Ö. 5. yüzyıldan itibaren farklı coğrafyalarda yayılma olanağı bulmuş, girdiği yörenin kültürüne uyum sağlamıştır. Bununla birlikte aynı kültürden gelen Budist gelenekler içindeki yorum ve metotlardaki farklılıkların zamanla derinleşmesi biribirinden bağımsız, çeşitli okulların ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Hinayana, Mahayana gibi Budizm'in iki ana kolundan biri.

Tendai Çin'deki Tiantai veya Lotus Sutra okulunun Japonya'daki uzantısı olan bir Mahayana Budist okuldur.

Niçiren Budizmi Japon rahip Niçiren'in (1222–1282) öğretilerine dayanan bir Budist okuldur. Niçiren okulunun tarih boyunca Japonya'da Orta Çağ'daki Kyoto tüccarları, 2. Dünya Savaşı öncesi dönemdeki ultra-milliyetçiler gibi farklı gruplar üzerinde büyük etkisi olmuştur. Niçiren Budizmi Lotus Sutra'ya yaptığı vurguyla ve buna bağlı olarak her insanın doğuştan Buda-doğasına sahip olduğu, dolayısıyla herkesin bir gün aydınlanmaya ulaşacağına olan inancıyla ayırt edilir. Ayrıca Niçiren, ortodoks Mahayana anlayışından saptıkları iddiasıyla Japonya'daki Zen, Arık Ülke, Shingon gibi diğer okulların karşısında konumlanır.

<span class="mw-page-title-main">Şinbutsu-şuugō</span>

Şinbutsu-şūgō, Japonya'nın yerel Şinto'suyla ile Budizmin karıştırılıp tek bir inanç sistemi şeklinde yeniden inşasıdır. Bu olguya Şinbutsu-konkō da denir.

<span class="mw-page-title-main">Kōya Dağı</span>

Kōya Dağı, Japonya'nın Wakayama prefektörlüğünde bulunan dağlardır. Aslında bir dağ olmayıp Kongōbu-ji'yi tanımlamak için kullanılan bir tanımdır.

<span class="mw-page-title-main">Çin'de Budizm</span>

Çin'de Budizm, MÖ 1. yüzyılda gelmiştir. Budizm, Çin kültürünü sanat, siyaset, edebiyat, felsefe, tıp ve malzeme kültürü gibi çok çeşitli alanlarda şekillendirmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Budist felsefe</span>

Budist felsefe, Gotama Buda'nın ölümünden sonra Hindistan'daki çeşitli Budist okulları arasında gelişen ve daha sonra Asya'nın büyük kısmına yayılan felsefi araştırmalar ve araştırma sistemlerini ifade eder. Budist öğretilerinin yaşam, varoluş, bilgi, akıl, madde ve insan ahlakı değerlerine bakışı veya uygulanması, Budist felsefenin temel konusunu oluşturur. Buda’nın yaşamı boyunca kişisel olarak öğretilerini yazılı olarak kayıt etmemesinden dolayı, Budist felsefesi büyük oranda Budist okullarında geliştirilen Budist öğretilerinin yeniden inşası üzerine kurulmuştur. Budist felsefe’nin çalışma konusu, "Dukkha" kavramı ile başlar. Dukkha, Pali dilinde genellikle sefalet, mutsuzluk, keder, talihsizlik ve umutsuzluk anlamına gelir. Felsefe'nin amacına göre, Dukkha'dan Nirvana'ya ulaşmanın yolu dört asil hakikatte özetlenmiştir. Budizm’de Nirvana’ya ulaşmanın yolu hem felsefi akıl yürütme, hem de meditasyonu birleştirmekten geçer.

<span class="mw-page-title-main">Şubakarasimha</span>

Şubakarasimha (637-735) 716 yılında Çin'in başkenti Çang'an'a gelen ve daha çok Mahāvayroçana Sūtrası olarak bilinen Mahāvairocana Abhisaṃbodhi Tantra'yı tercüme eden bir Hintli Budist keşiş ve Ezoterik Budizm ustasıydı. Dört yıl sonra başka bir usta, Vacrabodi ve öğrencisi Amogavacra Çin'e gelip Ezoterik Budizmin diğer kutsal metinlerini Çinceye tercüme etmeye başladılar ve böylece ikinci bir ezoterik gelenek oluşturdular. Bu diğer ustalarla birlikte Şubakarasimha, Ezoterik Budizmi Çin'deki altın çağını yaşatmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Nevar Budizmi</span>

Nevar Budizmi, Vacrayana Budizmi'nin Nepal'deki Katmandu Vadisi'nde yaşayan Nevar halkının tarafından uygulanan bir biçimidir. Budizmin bu biçimi, Nevar kast sistemine ve babasoyluluğa dayalı, manastır dışı bir Budist topluluğu da içeren kendine özgü sosyal ve dini unsurlar geliştirmiştir. Ritüel rahiplerinin (guru) oluşturduğu kast, vacraçarya ve şakya, olarak ikiye ayrılır ve bu iki grup bakir olmayan din adamları kastını oluşturur. Uray gibi diğer Budist Nevar kastları ise onların hamisi olarak hareket eder. Uray sınıfı ayrıca Tibet Vacrayanası keşişlerini, Teravada ve hatta Japon keşişlerini de himaye eder. Nevar Budizmi, Vacrayana geleneğinin bilinen en eski mezhebidir ve ortaya çıkışı Tibet Vacrayanasından en az 600 yıl daha eskidir.