İçeriğe atla

Şişli Camii

Koordinatlar: 41°03′41″K 28°59′16″D / 41.06139°K 28.98778°D / 41.06139; 28.98778

Şişli Camii
Şişli Camii ile avlusunun güney girişinden görünümü (Kasım 2015)
Harita
Temel bilgiler
KonumŞişli, İstanbul, Türkiye
Koordinatlar41°03′41″K 28°59′16″D / 41.06139°K 28.98778°D / 41.06139; 28.98778
İnançİslam
Açılış28 Haziran 1949
DurumEtkin
Mimari
Mimar(lar)Vasfi Egeli
Mimari türCami
Mimari biçimİkinci Ulusal Mimarlık Akımı
İnşaat başlangıcı22 Haziran 1945
Tamamlanma1950
Maliyet₺1.250.000
Özellikler
Kubbe sayısı1 ana kubbe ve 3 yarım kubbe
Minare sayısı1
MalzemelerBetonarme · küfeki taşı

Şişli Camii, İstanbul, Türkiye'de, Şişli ilçesinde bulunan bir camidir. Halâskârgazi Caddesi ile Abide-i Hürriyet Caddesi'nin kesişmesiyle oluşan bir adacıkta konumlanır.

Vasfi Egeli tarafından tasarlanan yapının inşasına Haziran 1945'te başlandı. İnşaat masrafının tamamı, yapılan bağışlarla karşılanmıştı. Henüz inşaatının tamamlanmamasına karşın o yılın Ramazan ayına denk gelen Haziran 1949'da hizmete girdi, ertesi yıl ise inşası tamamlandı. Cumhuriyetin ilanından sonra İstanbul'da inşa edilen ilk olmasının yanı sıra, neoklasik Osmanlı mimarisi tarzında bir akım olan İkinci Ulusal Mimarlık Akımı tarzındaki cami, yapımı 1665'te tamamlanan Yeni Cami'nin ardından klasik Türk mimarisi tarzında inşa edilen ilk camiydi.

Duvarları küfeki taşından inşa edilmişken bir kubbe ile üç yarım kubbesi betonarmedir. Cami, kendisine bitişik bir minareye sahiptir. Giriş kısmındaki revaklı son cemaat yeri, beş adet kubbeyle örtülmüştür. Caminin mermer şadırvanının tasarımı Nazimî Yaver Yenal'a; hat süslemeleri Hamit Aytaç, Macid Ayral ve Mustafa Halim Özyazıcı'ya aitken diğer süsleme ve detaylarda farklı isimlerle çalışılmıştır. Cami kompleksinde ayrıca kütüphane, cami görevlilerinin odaları, tuvaletler ve gasilhane de yer alır.

Tarihi

Jacques Pervititch'in 1923 tarihli haritasında, günümüzde caminin konumlandığı arazi

Şişli'den Tünel'e kadar uzanan Beyoğlu'nda Hüseyin Ağa Camii dışında bir cami bulunmaması ve bölgedeki ihtiyacı karşılamaması üzerine Şükrü ve Yusuf Gürün adlı iki tüccar kardeş tarafından 1944'te, Şişli'de bir cami inşa edilmesi amacıyla 100 bin Türk lirası bağışlanarak bölgede bir cami yapılması yönündeki isteklerini Vakıflar Genel Müdürlüğüne iletti.[1][2] Cami için Halâskârgazi Caddesi üzerinde yapılan incelemeler sonucunda uygun bir yer bulunamaması üzerine inşaatın, Şişli Meydanı'na bakan ve daha önceleri süvari kışlası olarak kullanılan arazide gerçekleştirilmesine karar verildi.[1][2] İstanbul Belediyesine ait bu arazinin cami inşasına tahsis edilmesi için İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar'a müracaat edildi. Teklifin uygun görülmesi ve şehir meclisinden alınan kararla belirlenen arazide bir cami yapılması kararlaştırıldı.[1][2][3] İstanbul Vakıflar Genel Müdürü Baş Mimarı Vasfi Egeli, yapılacak caminin mimarı olarak belirlendi.[2][3]

22 Haziran 1945'te; Lütfi Kırdar, Vakıflar Genel Müdürü Fahri Kiper ve Beyoğlu Vakıflar Müdürü Reşet Erten'in de katılımcılar arasında yer aldığı törenle cami inşaatının temeli atıldı.[4] Yapının statik hesapları Fikri Santur tarafından yapılırken projenin ayrıntıları konusunda konusunda Nazimi Yanal ve Vahan Kantarcı yardımcı olmuştu.[5] Gürün kardeşlerin bağışının inşaat için yetersiz olması dolayısıyla İstanbul Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Nuri Kozikoğlu, Suat Karaosman, Vasfi Egeli, Şükrü ve Yusuf Gürün kardeşler ile Ata ve Rahmi Köseoğlu kardeşler tarafından Ekim 1946'da, Şişli'de Bir Cami Yaptırma ve Yaşatma Derneği adlı bir dernek kuruldu.[2][6] İnşaat sırasında, Maçka'daki Taşlık'ta bulunan ve inşası yarıda kalmış caminin taşları da kullanıldı.[7] 1.250.000 liralık inşaat masrafı; İstanbul Belediyesi, İstanbul Ticaret Odası, İstanbul Ticaret Borsası ve İstanbul Vakıflar Genel Müdürlüğünün yanı sıra halktan gelen bağışlarla karşılandı.[1] 1949 yılı Ramazan'ının ilk gününden bir önceki güne denk gelen 27 Haziran günü ikindi namazına müteakiben, henüz inşaatı tam olarak tamamlanmamış olmasına rağmen ibadete açıldı.[8][9] Şişli Camii, cumhuriyetin ilanından sonra İstanbul'da inşa edilen ilk camiydi.[1][10] Ertesi yıl ise inşaatı tamamlandı.[10]

Mimarisi

Konumu ve mimari tarzı

Cami, Şişli'nin Merkez Mahallesi'nde, Halâskârgazi Caddesi ile Abide-i Hürriyet Caddesi'nin kesişerek oluşturduğu üçgen biçimli bir adacıkta yer alır.[11] Yapımı 1665'te tamamlanan Yeni Cami sonrasında inşa edilen camiler klasik Osmanlı mimarisinden farklı tarzlarda inşa edilmişken Şişli Camii, neoklasik Osmanlı mimarisi tarzında bir akım olan İkinci Ulusal Mimarlık Akımı'na uygun bir şekildedir.[3][12]

Cami

Caminin giriş kısmı ve ön cephesi (Ocak 2021)

Caminin yığma teknikle işlenen küfeki taşından yapılan ve hem içten hem de dıştan taş kaplı duvarlarının üzerlerine, betonarme kubbeleri oturtulmuştur.[3][13] Girişinin olduğu cephe dışındaki diğer üç cephesindeki üç yarım kubbeyi, 11,4 m yarıçaplı pandantifli bir ana kubbe çevreler.[3][14][15] Güneye bakan giriş kısmındaki revaklı ve altı mermer sütunlu son cemaat yeri, girişten yüksekte bulunur ve beş adet kubbeyle örtülüdür.[3][14][13]

Mihrabın ekseni üzerinde yer alan caminin cümle kapısına, avluda yer alan sekiz basamaklı merdivenle ulaşılır.[14] Kapının basık kemerinde süsleme amacıyla yeşil breş kullanılmıştır.[16] Kapı kanatları ile pencereler üzerindeki ahşap süslemeler, İzzet Orni tarafından yapılmıştır.[17] Cümle kapısı üzerindeki celî sülüs müsenna kompozisyonlu ayet ile aynı kapının sağ ve solunda bulunan ve ayetleri İsmail Hakkı Altunbezer de hazırlamış; ancak kendisinin inşaat sürerken vefat etmesi sebebiyle bu çalışmaları bir de Hamit Aytaç gerçekleştirmiştir.[17][14][13][11] Kapı üzerinde yer alan altın varakla yazılı Tevbe Suresi'nin 18. ayetinin "innemâ ya'muru mesâcidallâhi men âmene billâhi ve'l-yevmi'l-âhıri"den ("Allah'ım mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan kimseler yapar/tamir eder/yaşatır") ibaret kısmı, bir kenar uzunluğu 1,95 cm olan bir eşkenar üçgen şeklindedir ve 2 cm'lik kalem ağzıyla yazılmıştır.[11] Bu kompozisyonda ayrıca, Aytaç'ın imzasıyla birlikte "Mimar Ali Vasfi" şeklinde cami mimarının imzası da yer alır.[18] Üçgen kısmın üst köşesinin her iki yanında, altın varakla bezeli birer adet kabara vardır.[13] Bu kompozisyonun altında yer alan cümle kapısının alınlığı ile sağ ve sol kısımlarında, besmele ile başlayan celî sülüs türündeki altın varakla yazılmış İhlas Suresi'nin ayetleri bulunur. Bu ayetlerin sağ ve solda ikişer adet olmak üzere dördü pencerelerin sivri kemerli alınlıklarında, sağ ve solda birer adet olmak üzere ise ikisi ise nişlerin alınlıklarında yer alır.[19][20]

Cümle kapısının üst kısmı

Yapıda, iki sıra hâlinde 20 adet pencere bulunur. Macid Ayral'ın renkli yazılar da işlediği vitraylı üst kat ile kasnak pencereleri sabit ve kemerlidir. Dikdörtgen şeklindeki alt kattaki pencereler ise açılabilirdir.[21] Pencerelerin kemerlerinde süsleme amacıyla yeşil breş kullanılmıştır.[16] Caminin üst örtüsünün tamamı, ana kubbe ile pandantifleri, yarım kubbeler ve bunların kubbe ile bağlantısını sağlayan kemerlerde de, Avni Uyar tarafından yapılan çok renkli kalem işleri vardır.[17][22] Kompleksteki kapı ve pencerelerin söveleri ile sütun ve başlıklarında Marmara mermeri kullanılmıştır.[16]

Mihrabın bulunduğu cephe dışındaki kısımları "U" şeklindeki mahfiller çevreler ve mahfillerin sahına bakan cephesinde mermer korkuluklar yer alır. Camide erkekler ve kadınlar için birer müezzin mahfili bulunur. Cümle kapısından camiye giriş yapıldıktan sonra sağ kısımda yer alan merdivenler, erkeklere ayrılan kısmın müezzin mahfilinin girişine ulaşırken sol kısımda ise çeşitli eşyaların konulduğu bir dolap olarak kullanılan kısmın kapısı bulunur. Erkekler mahfilinin sağ ve sol kanatlarında yer alan kadın mahfiline, doğu ve batı yönlerindeki kapıların ardındaki merdivenlerle ulaşılır. Bursa kemeriyle bağlanmış sütunlar taşıdığı ve aralarında bir geçişin olmadığı kadın mahfillerinin alt kısmının tavanlarında, ahşap üzerine kalemişi olarak yapılmış çok renkli, geometrik ve bitkisel desenli bezemeler yer alır.[23]

Minber

Mermerden yapılmış mihrap ve minber, klasik Osmanlı mimarisi tarzındadır.[24] Dört sıra bordürle çevrelenen duvardan çıkıntılı mihrabın köşelik bölümünde bulunan kitabedeki Saff Suresi'nin, kıblenin Kudüs'ten Mekke'ye çevrildiğini anlatan ayeti Hamit Aytaç yazmıştır. Beş sıra mukarnas ile örtülü kavsaranın sağ ve sol üst köşelerinin her birinde, süsleme amaçlı altın kaplama birer küre yer alır. Nişinin alt kısmı üç köşe planlı olan mihrabın her iki yanında, silindirik gövdeli ve kum saati biçiminde, süsleme amacıyla yeşil breşin de kullanıldığı birer pilaster vardır. Mihrabın taç kısmının alt bölümünde bir sıra mukarnas, üst bölümünde ise bir sıra palmet dizisi işlenmiştir. Mihrabın üzerinde yer alan yuvarlak vitray pencerede "Allah", bu pencerenin sağ ve solundaki sivri kemerli pencerelerde ise sırasıyla "Muhammed" ve "Mustafa" yazılıdır.[16][25] Bu pencerelerin alçılı çerçeveleri Tevfik Özkurşun tarafından imal edilmişken kompleksteki taş üzerine işlenmiş süslemeleri İbrahim Tokluoğlu uygulamıştır.[17] Mihrabın sol tarafında ise bir Kâbe örtüsü sergilenir.[19]

Müezzin mahfilinin duvar cephesinde, Hamit Aytaç tarafından yazılan Bilâl-i Habeşî'nin isminin yer aldığı levhanın yanı sıra; pandantifler üzerindeki yuvarlak levhalarda, Macid Ayral tarafından yazılan Dört Halife'nin isimleri bulunur.[3][26][9] Beş adet dairesel süsleme kartuşunun bulunduğu kubbenin, merkezinde Hac Suresi'nin 65. ayeti yer alır. Kubbeyi mavi bir kuşakla kubbeyi çevreleyen Saff Suresi, Mustafa Halim Özyazıcı tarafından yazılmıştır.[17][25][9] On altısı büyük, on altısı küçük dendanlı kartuşla çevrelenen kubbenin merkezindeki süslemelerde kırmızı, sarı, lacivert ve mavi renkler kullanılmıştır. Kubbenin pencereler üzerindeki kısmında da aynı desen, merkezdeki deseni karşılayacak şekilde tekrarlanır. Pencerelerin üzerlerinde ve çevrelerinde, pencereleri saracak biçimde, köşeli geometrik desenler yer alır. Kubbe kasnağını çevreleyen yatay çizgiler, bordür ve flatolarla kubbe ile pandantifleri birbirinden ayırır.[15]

Avlu ve diğer öğeler

Avluda yer alan ve caminin yapımı sırasında bağış yapan kişiler ile bağış miktarlarının işlendiği levhalar (Ocak 2021)

Camiyi çevreleyen avluya; her birinin girişinde merdivenlerin olduğu doğu, batı ve güney yönlerine açılan basık kemerli üç kapıdan giriş yapılabilse de güney yönündeki kapı, günümüzde kullanılmaz.[27][10] Hamit Aytaç tarafından güney yönündeki kapının dış tarafının üzerine yazılan besmele ile diğer iki kapının üzerindeki besmele ile başlayan birer ayet, celî sülüs türündedir.[17][11] Avluyu çevreleyen duvarda, demir parmaklıklı dikdörtgen pencerelerin sıralanır.[27] Bu duvarda yer alan mermer levhalarda, caminin yapımı esnasında bağış yapan kişilerin adları ile yaptıkları bağışlar işlenmiştir.[13] Avluda, caminin güneyinde kalan bir bölümde, yerden bir karış kadar yükseklikte, zemini altıgen karolarla döşeli cenaze namazı sofası bulunur.[13][9]

Ana binaya bitişik, tek şerefeli, çokgen planlı taş minaresi, caminin güneybatı köşesinde bulunur.[28] Şerefenin mukarnaslı dolgusunun altında kırmızı renkli taşlarla oluşturulan bir sıra palmet motifi, minareyi çevreler.[13] Minareye girişi sağlayan kapı dışarıda yer alırken görevlilerin kullanması için caminin içinden minareye açılan bir kapı daha vardır.[13] Sahının ortasında mermerden yapılan, dilimli kenarlı, ajurlu, geometrik ve bitki motifleriyle bezenmiş, altın varakların da yer aldığı fıskiyeli bir havuz bulunur.[28][19] Avlunun batı kesiminde yer alan üzeri açık, su haznesi "V" şeklinde birleşen on iki mermer blokla örtülü onikigen şeklinde mermer şadırvan, Nazimî Yaver Yenal tarafından tasarlanmıştır.[27][13] Yarım küre şeklindeki su dağıtma haznesinde bitkisel motifler, çevresindeki olukların üzerlerinde ise palmet motifleri yer alır. Şadırvanın çevresinde bulunan pencerelerin üst kısımlarındaki mermer kasnaklarda da palmet motifleri işlenmiştir.[13] Bu motiflerin iç yüzünde, Macid Ayral tarafından yazılmış dairesel biçimdeki celî sülüs ayetlerin yanı sıra, yan yana ikisinde "Hayır Sahibi" ve "Nuri Kozikoğlu" yazıları yer alır.[17][13][11] Pencerelerin altındaki muslukların etrafında dikdörtgenle çevrelenmiş sivri kemerler ile bu kemerlerin etrafında işlenmiş bitki motifleri bulunur. Muslukların üzerlerinde bulunan dikdörtgen şeklindeki sabunlukların yalnızca karşılıklı iki tanesi çokgen biçimlidir. Kemerlerin üzerinde, yeşil ve kırmızı mermerden ayrıntılar yer alır.[13]

Caminin girişinden bir görünüm (Kasım 2015). Arka kısımda cümle kapısı, ön kısımda ise şadırvan yer alır.

Avlunun kuzey sınırının Halâskârgazi Caddesi ile kesişen doğu ucunda, iki katlı kütüphane binası konumlanır.[3][27][10] Bu yapının baklava desenli başlıklara sahip sundurmasının arkasında, ek mahfilin altında kalan kısımda cami görevlileri odaları, kadın ve erkek için ayrı birer gasilhane, bu iki kısım arasında ise cenazelerin bekletilebileceği, soğuk hava tesisatı bulunan bir oda yer alsa da cami görevlilerine ait olanlar dışındaki odalar günümüzde cami araç gereçlerinin konulduğu bir depo olarak kullanılır.[3][27][10] Yapının sonundaki oda, Şişli Camii Vakfına aittir.[10] İkinci katta, camidekine benzer bir mihraba sahip ek bir mahfil yer alır.[3][28] Avlunun doğu yönündeki kapısından girildiğinde, bu yapının iki kapısından soldaki, erkekler için yapılmış kapalı abdest alma mekânına; sağdaki ise üst kattaki ek mahfile ulaşan merdivenlerle açılır.[10] Mermer zeminli abdest alma mekânının üç cephesinde, arka planları mermerle kaplı musluklar bulunur.[9]

Kaynakça

Özel
  1. ^ a b c d e Egeli, Vasfi (Eylül-Aralık 1953). "Şişli Camii". Arkitekt, 263-264-265-266. ss. 169-177. 
  2. ^ a b c d e "Şişli Camisinin inşası ilerliyor" (PDF). Arkitekt, 179-180. Kasım-Aralık 1946. ss. 268-270. 29 Aralık 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 29 Aralık 2020. 
  3. ^ a b c d e f g h i j Egeli, A. Vasfi (1956). "Şişli Câmii Şerifi". İstanbul Enstitüsü Dergisi. Cilt 2. İstanbul: İstanbul Matbaası. 
  4. ^ "Şişli camii: Dün temlatma resmi yapıldı". Akşam. İstanbul. 23 Haziran 1945. s. 3. 
  5. ^ "Şişli Camii". Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi. 7. Tarih Vakfı. 1994. s. 185. ISBN 975-7306-00-2. 
  6. ^ "Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği Sıra No: 81" (PDF). T.C. Resmî Gazete (12114). 30 Eylül 1965. s. 6. 29 Aralık 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 29 Aralık 2020. 
  7. ^ "Şişli Camii". Cumhuriyet. 4 Mart 1946. s. 2. 
  8. ^ "Şişli Camii bugün halka açılıyor". Son Posta. 27 Haziran 1949. s. 2. 
  9. ^ a b c d e Sevük, İsmail Habib (16 Nisan 1951). "Klâsikliği asrileştiren yepyeni âbide". Cumhuriyet. s. 2. 
  10. ^ a b c d e f g Öztürk 2015, s. 29.
  11. ^ a b c d e Özcan 2017, s. 797.
  12. ^ "Yeni Bir Ulusal Mimarlık Anlayışı: II. Ulusal Mimarlık Akımı". MimarlıkMüzesi.org. 23 Aralık 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Aralık 2020. 
  13. ^ a b c d e f g h i j k l Öztürk 2015, s. 30.
  14. ^ a b c d Karakaya 2006, s. 97.
  15. ^ a b Öztürk 2015, s. 31.
  16. ^ a b c d "Şişli Camii'nden Mimari Detaylar". İstanbul Araştırmaları Enstitüsü. 28 Haziran 2016. 29 Aralık 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Aralık 2020. 
  17. ^ a b c d e f g "Şişli Camii'nin yazı ve tezyinatı" (PDF). Arkitekt, 263-264-265-266. Ekim-Aralık 1953. ss. 178-180. 29 Aralık 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 29 Aralık 2020. 
  18. ^ Özcan 2017, s. 801.
  19. ^ a b c Öztürk 2015, s. 32.
  20. ^ Özcan 2017, s. 803.
  21. ^ Öztürk 2015, ss. 31-33.
  22. ^ Öztürk 2015, ss. 31-32.
  23. ^ Öztürk 2015, ss. 30-33.
  24. ^ Karakaya 2006, ss. 97-98.
  25. ^ a b Öztürk 2015, ss. 31, 33.
  26. ^ Öztürk 2015, s. 33.
  27. ^ a b c d e "Şişli Camii'nden Mimari Detaylar – 2". İstanbul Araştırmaları Enstitüsü. 2 Eylül 2016. 29 Aralık 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Aralık 2020. 
  28. ^ a b c Karakaya 2006, s. 98.
Genel

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Sultanahmet Camii</span> İstanbulda I. Ahmed tarafından Mimar Sedefkâr Mehmet Ağaya yaptırılan Eski bir 6 minareli cami

Sultan Ahmet Camii veya Sultânahmed Camiî, 1609-1617 yılları arasında Osmanlı Padişahı I. Ahmed tarafından İstanbul'daki tarihî yarımadada, Mimar Sedefkâr Mehmed Ağa'ya yaptırılmıştır. Cami; mavi, yeşil ve beyaz renkli İznik çinileriyle bezendiği için ve yarım kubbeleri ile büyük kubbesinin içi de yine mavi ağırlıklı kalem işleriyle süslendiği için Avrupalılar tarafından "Mavi Camii " olarak adlandırılır. Ayasofya'nın 1935 yılında camiden müzeye dönüştürülmesiyle, İstanbul'un ana camii konumuna ulaşmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Fatih Camii</span> İstanbul, Fatihte Fatih Sultan Mehmed tarafından yaptırılmış olan cami ve külliye

Fatih Camii ve Külliyesi, İstanbul'un Fatih ilçesinde II. Mehmed tarafından yaptırılmış olan cami ve külliyedir. Külliye içinde 16 adet medrese, darüşşifa (hastane), tabhane (konukevi) imaret (aşevi), kütüphane ve hamam bulunmaktadır. Şehrin yedi tepesinden birinde inşa edilmiştir. Cami 1766 depreminde yıkıldıktan sonra onarılarak 1771'de bugünkü halini almıştır. 1999 Gölcük Depreminde zemininde kaymalar tespit edilen camide 2008 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından zemin güçlendirme ve restorasyon çalışmalarına başlandı ve 2012 yılında tekrar ibadete açılmıştır.

Sahın veya Sahn, İslam mimarisinde etrafı duvar veya revaklarla çevrili avlu.

<span class="mw-page-title-main">Zeynep Sultan Camii</span>

Zeynep Sultan Camii 1769 yılında III. Ahmed'in kızı Zeynep Sultan tarafından Ayazma Camii'nin de mîmarı olan Mehmed Tahir Ağa'ya yaptırılmış barok tarzındaki câmidir. Mîmârî tarzına bulunduğu mekân göz önüne alınarak karar verilmiştir. Bu özel tarzı ve yapımında kullanılan malzemeler nedeniyle Bizans kiliselerini anımsatır.

<span class="mw-page-title-main">Süleymaniye Camii</span> İstanbulda bulunan bir cami

Süleymaniye Camii, Kanuni Sultan Süleyman adına 1551-1557 yılları arasında İstanbul'da Mimar Sinan tarafından inşa edilen camidir.

<span class="mw-page-title-main">Nuruosmaniye Camii</span> İstanbulda Barok mimari tarzında yapılan ilk cami

Nuruosmaniye Camii, İstanbul'da inşa edilmiş ilk barok özellikli camidir. Çemberlitaş semtinde, Kapalıçarşı girişinde yer alır. 1748-1755 yıllarında inşa edilmiştir.

<span class="mw-page-title-main">Gazi Atik Ali Paşa Camii</span>

Atik Ali Paşa Camisi ve Külliyesi, II. Mahmud Türbesi'nden Çarşıkapı'ya uzanan Yeniçeriler Caddesi üzerindedir. Külliyenin inşa edildiği alan, Bizans döneminde I. Konstantin tarafından yaptırılan dikilitaşın bulunduğu Konstantin Forumu’nun sınırları içindedir. Külliyenin banisi aslen Bosnalı olan “Hadım, Tavaşi, Şehit, Eski” lakapları ile de anılan ve iki defa sadrazam olup 1511’de Şah Kulu Vakasında şehit olan Atik Ali Paşa’dır. Külliyenin Vakfiyesi 1509 tarihlidir. Cami, “Sedefçiler”, “Eski Ali Paşa”, “Çemberlitaş”, “Dikilitaş”, “Vezirhanı” ve “Sandıkçılar Camisi” isimleriyle de tanınır. Fetih sonrası İstanbul’un en eski eserlerinden biridir.

<span class="mw-page-title-main">Cerrah Mehmed Paşa Camii</span> İstanbulda cami

Cerrah Mehmed Paşa Camii, İstanbul ili Fatih ilçesi Aksaray Mahallesinde bulunan tarihi cami. 1594'te Cerrah Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. Mimarı Mimar Davud Ağa'dır.

<span class="mw-page-title-main">Hatuniye Camii (Tokat)</span> Tokatta cami, imaret ve medreseden oluşan Osmanlı dönemi külliyesi

Hatuniye Camii, Osmanlı padişahı II. Bayezid'in Tokat'ta annesi Gülbahar Hatun adına yaptırmış olduğu camidir.

<span class="mw-page-title-main">Sokollu Mehmed Paşa Külliyesi</span>

Sokollu Mehmet Paşa Külliyesi, Mimar Sinan'ın İstanbul Kadırga'da Şehit Mehmet Paşa yokuşunda bulunan ve cami ile külliyeden oluşan bir eseri. Sinan'ın en güzel eserlerinden biri sayılır. Üç padişaha sadrazamlık yapan Sokollu Mehmet Paşa adına 1571'de karısı tarafından yaptırılmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Hekimoğlu Ali Paşa Camii</span>

Hekimoğlu Ali Paşa Camii, İstanbul'un Fatih ilçesinde, Cerrahpaşa mahallesinde Kızılelma caddesi ile Hekimoğlu Ali Paşa caddesi kavşağında Osmanlı dönemi, 18. yüzyıla özgü bir camidir. Külliyesi ile birlikte klasik Türk mimarisinin son eseri olarak kabul edilir. 1734-1735 yılları arasında inşa edilmiştir. Üç kere sadrazamlık yapmış olan Hekimoğlu Ali Paşa adına yapılmıştır. Mimarları Çuhadar Ömer Ağa ile Hacı Mustafa Ağa'dır.

<span class="mw-page-title-main">Gazi Ahmed Paşa Camii</span> İstanbulda 1558 tarihli cami

Gazi Ahmed Paşa Camii ya da Kara Ahmed Paşa Camii, İstanbul'un Topkapı semtinde Fatma Sultan mahallesinde 1558 yılında tamamlanmış bir camidir. Caminin banisi Kara Ahmed Paşa, Yavuz Selim'in damadıdır. Caminin yapımı 1555 yılında Edirnekapı civarında başlanmıştır. 1555'te muhtemelen Rüstem Paşa ile husumeti yüzünden idam edilmiş; ölümünen az önce yapımı başlayan caminin tamamlandığını görmemiştir. İnşaat Mihrimah Sultan'ın isteği üzerine durdurulmuştur ve bölgede Mihrimah Sultan Camii'nin inşaatına başlanmıştır. Bunun üzerine cami ve türbenin inşaatı Topkapı'daki yeni bir vakıf arazisinde yapılmuştır. Kara Ahmed'in türbesi caminin 50 metre batısında müstakil bir yapıdır. Cami, medrese, türbe ve sıbyan mektebinden oluşan bir külliye şeklinde yapılmıştır.

Bali Paşa Camii, İstanbul'un Fatih ilçesinde Bali Paşa caddesi Hoca Efendi sokağındadır. Kesmetaştandır ve minaresi klasik olarak sağındadır. II. Bayezid'in veziri Malkoçoğlu Balı Paşa'nın başlattığı ve bitiremediği camiyi karısı Hüma Sultan 1504'te tamamlatmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Yavuz Selim Camii</span> Kanûnî Sultan Süleymanın babası Yavuz Sultan Selim adına yaptırdığı cami

Yavuz Selim Camii Kanûnî Sultan Süleyman tarafından babası Yavuz Sultan Selim adına yaptırılan cami

<span class="mw-page-title-main">Ramazan Efendi Camii</span>

Ramazan Efendi Camii İstanbul'un Kocamustafapaşa semtinde bir camidir. 1585'te Mimar Sinan tarafından yapılan cami, Kuvayı Milliye caddesinin otobüs duraklarında biten yönündedir. Tek minareli, kırma çatılıdır. Çeşitli tamirler görmüştür. Dede Efendi bu caminin tamirine destek vermiştir. Hüsrev Çelebi Camii, Bezirganbaşı Camii adıyla da bilinir. Ramazan Efendi denmesinin sebebi buradaki tekke şeyhinin adının Ramazan Efendi oluşundandır. Ramazan Efendi, cami giriş kapısının solunda yapıya bitişik türbesinde yatmaktadır.

Akşemseddin Camii, İstanbul'un Fatih ilçesinde Keçeciler caddesi ile Yamak sokağının kesiştiği noktada, Hırka-i Şerif Camii'ne 200 m uzaklıktadır.

Kapu Camii, Konya'da 17. yüzyıl Osmanlı dönemine ait tarihi cami. Şehirdeki Osmanlı camileri arasındaki en büyük camidir. Merkez Karatay ilçesi, Sarraflar caddesi üzerindeki caminin mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait olup, Karatay Müftüğülüğü'ne bağlı olarak faal durumdadır.

<span class="mw-page-title-main">Aziziye Camii</span> Konya, Türkiyede bir cami

Aziziye Camii, Konya'da 17. yüzyıl Osmanlı dönemine ait tarihi camidir.

<span class="mw-page-title-main">Fatih Paşa Camii</span> Diyarbakırda yer alan bir cami

Fatih Paşa Camii, Türkiye'nin Diyarbakır şehrinde yer alan bir camidir. Şehrin ilk Osmanlı Valisi Bıyıklı Mehmed Paşa tarafından 1516-1520 tarihleri arasında inşa ettirilmiştir.

Kemeraltı Camii, İzmir'in Konak ilçesinde bulunan, adını içinde bulunduğu Kemeraltı Çarşısı'ndan alan, çarşının ana güzergahlarından olan Anafartalar Caddesi üzerindeki camidir. Yusuf Çavuşzade Ahmet Ağa Camii ve Mûsâ Bâlî Camii olarak da bilinir.