İçeriğe atla

İslami deizm

İslami deizm, deizmin müdahalede bulunmayan tanrı inancı ile birlikte; aracı olmaksızın akıl ve mantık yoluyla tanrıyı kavrama düşüncesinin İslami temeller üzerinden ortaya çıkan halidir.

Yaşar Nuri Öztürk, deizm ile İslam'ı belli özellikleriyle birleştiren isimlerden biridir. Öztürk, deizm hakkında; "Deizm Allah'a imanda samimi insanların yoludur." şeklinde bir tanımlama yapmıştır ve bu konuda; "Eğer Allah’a imanda samimiyete bir anlam veriyorsak gelecek zamanların başvurulan çıkış yolunun da deizm olacağını söyleyebiliriz." yorumunu da yapar.[1] Ayrıca deizm hakkında "Tanrı'dan Başka İnsanüstü Tanımayan İnanç Deizm" isimli bir kitabında da deizm konusunu ayrıntılı biçimde ele almıştır.

Özellikler

Temel düşünce

İslami deizm, İslam inancına göre son peygamber olan Muhammed'in ölmesinin ardından tanrının dünya işlerine müdahalede bulunmadığı inancını taşır. Buna örneklerden biri olarak Muhammed öncesi dönemde yaşamış ve büyük günahkar olan Lut kavmi gibi kavimler ve topluluklar helak olurken, günümüzde tanrının dünya işlerine müdahil olmamasından dolayı artık günahkar toplulukların başlarına özel felaket gelmemesi gösterilmektedir. Gene Ay'ın ikiye bölünmesi gibi mucizelerin artık günümüzde olmaması da kanıt olarak sunulur. İslam'ın da kutsal kabul ettiği kitaplarda yazan (Kitâb-ı Mukaddes; "Tevrat", "İncil") birçok cezalandırma, mucizeler, canlıların diriltilmesi gibi birçok husus artık günümüzde olmadığı düşünülür.

Kur'an ayetleri

İslami deizme göre Kur'an ayetlerinde bulunan emirler, cezalar ve olaylar tamamen tarihseldir ve günümüze bir etkisi yoktur. İnsan aklı, ayetleri anlamak için yeterli görülür ve hadis kaynakları kabul edilmez. Deizmin sadece akıl ve mantığa dayanarak inançsal bilginin kabul etmesi özelliği görüşür. Artık geçerliliği olmadığı düşünülen şeriat kanunları yerine de seküler veya laik bir hayat İslami deizm tarafından desteklenir. Kur'an ayetlerinin yanlış çevrildiği iddiasıyla, ayetlerin tarihsel olduğu vurgulanmıştır.[2]

Akıl ve mantık

Deizmin en önemli vurgularından biri olarak inançsal bilgiye akıl ve mantık yoluyla ulaşma olarak İslam inancının tek tanrısı Allah'ı kavramak için akıl ve mantık yeterli görülür. Kur'an ayetlerinin tarihsel olması ve günümüzde hükmünün kalmamış olduğu fikriyle Allah'ın insanların onu anlaması için onlara akıl vermesi ve kullanması İslami deizmin görüşüdür.

Eleştiri

Deizm ile teizm arasındaki ayrım bağlamında[3][4] İslami deizm tanımlamasının vahiy ve doğaüstü olaylar gibi Tanrının evrenin işleyişine karışması şeklindeki teistik görüşleri[5] benimsemesi nedeniyle deizm ile ilişkilendirilemeyeceği yönündedir.

Kaynakça

  1. ^ "Yaşar Nuri Öztürk'ün kaleminden: Deizm niçin ve nasıl doğdu". aydinlik.com.tr. 15 Aralık 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Aralık 2021. 
  2. ^ Kuran Çevirilerindeki Hatalar - Edip Yüksel
  3. ^ "Difference between Theism and Deism". differencebetween. 11 Haziran 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Mayıs 2022. 
  4. ^ "Difference Between Deism and Theism". pediaa. 10 Eylül 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Mayıs 2022. 
  5. ^ "deism". dictionary. 14 Mayıs 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Mayıs 2022. 

Ayrıca bakınız

İlgili Araştırma Makaleleri

Allah (Arapça: الله, romanize:

<span class="mw-page-title-main">Kur'an</span> İslamın temel dinî metni

Kur'an veya yaygın kullanılan adıyla Kur'an-ı Kerim, Müslüman inancına göre, yaklaşık 23 yıllık bir süreçte ayetleri Allah tarafından Cebrâil adındaki melek aracılığıyla Muhammed'e parça parça vahiyler hâlinde indirilen bir kutsal kitaptır. İslam inancına göre Kur'an, Muhammed'in gerçek bir peygamber olduğunu kanıtlayan en önemli ve en büyük mucizedir. Müslümanlar, namaz başta olmak üzere belli başlı ibadetlerinde Kur'an'dan çeşitli bölümler okurlar.

Şirk İslam'da, Allah'a ortak koşma anlamına gelen bir kavramdır. Kur'an'a göre en önemli iman sorunu olan şirk, Allah'a ortak koşmak, Allah'tan başka ilah olduğuna inanmak ve ona tapmak anlamlarına gelir. Şirk eyleminde bulunanlar müşrik olarak isimlendirilir.

<span class="mw-page-title-main">İnsan biçimcilik</span> insanî niteliklerin başka bir varlığa atfedilmesi

Antropomorfizm ya da insan biçimcilik, insanî niteliklerin başka bir varlığa atfedilmesidir. Hayvanlar, cansız varlıklar, doğa güçleri, monoteist ve politeist dinlerdeki tanrılar, melekler, şeytanlar, cinler ve daha başka kavramlar da "Antropomorfizm" konusu olabilir. "Antropomorfizm", Yunancada insan anlamına gelen ανθρωπος (anthrōpos) ile şekil veya biçim anlamına gelen μορφη (morphē) kelimelerinden oluşur.

<span class="mw-page-title-main">Nas Suresi</span> Kuranın 114. ve son suresi

Nas Suresi Kur'an'ın 114. ve son suresidir. Sure 6 ayetten oluşur.

<span class="mw-page-title-main">İhlas Suresi</span> Kuranın 112. suresi

İhlas Suresi, Kur'an'ın 112. suresidir. Sure, 4 ayetten oluşur.

<span class="mw-page-title-main">Kadir Gecesi</span> İslamda, Kuranın indirilmeye başlandığına inanılan Ramazan ayının içerisinde yer alan kutsal sayılan gece

Kadir Gecesi, İslam inancına göre Kur'an'ın, Allah tarafından Cebrail adlı melek aracılığıyla Peygamber Muhammed'e vahyedilmeye başlandığı gecedir. Tarihsel olarak Ramazan ayının son günlerinde yer alır. Kur'an'da bu günün ''bin aydan daha hayırlı'' olduğu belirtilmiştir.

Teizm ya da tanrıcılık, tanrı veya tanrıların var olduğu inancıdır. Klasik teizm anlayışında Tanrı; Mutlak Varlık, Mutlak Benlik ve Nihai Kişi olarak nitelenir. Klasik teistik Tanrı; tüm varoluşun kaynağı, öznesi ve tüm varoluşa nüfuz eden Nihai Şahıs olarak nitelendiği için Tanrı tüm varoluşun muhatapı olarak kabul edilir.

Deizm veya yaradancılık, din, peygamber veya vahiy aracı olmaksızın bireyin akıl, gözlem, sezgi gibi yollarla Tanrı'nın varlığına inanmasına dayalı bir felsefi görüştür.

Mutezile, İslam dininde bir itikadi mezhep. Mutezile, sözcük olarak "ayrılanlar, uzaklaşanlar, bir tarafa çekilenler" anlamına gelir. Büyük günâh işleyen kimsenin iman ile küfür arası bir aşamada olduğunu söyleyerek Ehl-i Sünnet âlimlerinden Hasan-ı Basrî'nin dersini terk eden Vâsıl bin Atâ ile ona uyanların oluşturduğu mezhep bu adla anılır. Mutezile ise kendini "ehlü'l-adl ve'ttevhîd" diye adlandırır. Mutezile mezhebinden olan kişiye Mutezili denir. Özellikle kader ve kaza konularındaki yorumları ve inançları nedeniyle İslam dinindeki diğer mezheplerden ayrılmışlardır; ama yine de İslam dininin çoğunluğunu oluşturan mezheplerden, Ehl-i Sünnet, Mutezile'yi İslam dışı saymamaktadır. Akılcı bir mezhep olan Mutezile, mantık kurallarıyla çelişir gördüğü âyet ve hadisleri Ehl-i Sünnet'ten farklı biçimde yorumlamış ve bu yorumlarında akla öncelik vermiştir. Sonuç olarak Mutezile mezhebi, gerek akla çok değer vermesi ve özellikle de Abbâsîler döneminde felsefe ile girdiği yakın ilişkiler dolayısıyla barındırdığı felsefi metot ve görüşleri nedeniyle fazlasıyla eleştirilmiştir. Özellikle de nass ile aklın çeliştiğini düşündükleri noktalarda sıklıkla nassı akla uygun gelecek biçimde yorumlamaları diğer mezheplerde büyük tepki uyandırmıştır. Modern zamanlardaki bazı araştırmacı ve İslam tarihçileri de Mutezile mezhebini akla verdiği önem ve yöntemleri bakımından, çeşitli konularda rasyonalist olarak tanımlar. Mutezile mezhebinin kendi içinde barındırdığı beş ana öğesi vardır, bu öğelerin ilki olan ve İslam dininin de ilk öğesi olan tevhidin bu beş ana öğenin temeli olduğunu öne sürerler. Bazı cemaat ve mezhepler bu düşünceye karşı çıkmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Dâbbetü'l-arz</span> İslam eskatolojisinde ahiretin en önemli alametlerinden biri

Dâbbetü'l-arz, İslam eskatolojisinde ahir zamanda ortaya çıkacağına inanılan yaratıktır.

Hulûl, cisimleşme ya da enkarnasyon, yaygın olarak farklı dini inançlara göre Tanrı'nın beden alması, görünüş alanına çıkması veya evren ve insanla bütünleşmesi anlamlarından birine denk gelmektedir. Hint inançlarına göre Tanrı Vişnu değişik dönemlerde değişik insanların şekline girer ve insanlara yol gösterir. Ana akım Hristiyanlık inancına göre Tanrı'nın, Teslis'in ikinci hipostazı ve Tanrı'nın oğlu İsa'nın vücudu biçiminde beden alarak insan olduğuna inanılır. İslam'da ise bu inanç, Sünni ve İmami Şii İslam'ın tevhid inancıyla bağdaşmamakla beraber Ghulat-i Şîʿa'da mevcuttur.

<span class="mw-page-title-main">Mâtürîdî</span>

Mâtürîdî ya da tam adıyla Ebû Mansûr Muhammed bin Muhammed bin Mahmûd el-Mâtürîdî es-Semerkandî,, İslam dininin iki itikadi mezhebinden birisi olan Mâtürîdîlik mezhebinin kurucusu ve Hanefîlik mezhebine bağlı olanların itikad imamı sayılan İslâm alimi.

İtikâdî mezhepler veya Akide mezhepleri ya da İnanç mezhepleri, İnançla ilgili konular İslam'da başlangıçta bir fıkıh dalı kabul edilen kelâm, daha sonra ilm-i tevhid olarak adlandırılmıştır. Daha sonraları Fıkıh, amelî meseleler üzerinde, kelâm ise itîkâdî meseleler üzerinde yoğunlaşmıştır. Müslümanlar, İslâm Peygamberi Muhammed döneminde akıllarındaki soruları hemen ona sorabiliyorlardı. Ancak peygamberin ölümünden sonra sorularına cevap bulamayınca zamanın büyük İslam alimleri Kur'an'ı akıl ile yorumlamaya koyuldular. Böylelikle de i'tikadi mezhepler oluşmuş oldu. Bu mezhepler farklı coğrafyalara yayıldı ve oralarda benimsendi.

Tevhit ya da tevhid, teizm tarifinin İslâm terminolojisindeki karşılığıdır.

Mâtüridîlik, Matüridî'nin kurduğu, Hanefî Mezhebi'nin kurucusu İmam-ı A'zam'ın düşüncesini tâkip eden, akla önemli bir yer veren İslam dini itikad mezhebidir. Türkiye, Afganistan, Pakistan, Hindistan ve Orta Asya ülkelerinde yaygındır.

<span class="mw-page-title-main">Yaşar Nuri Öztürk</span> Türk İslam felsefesi profesörü, ilahiyatçı, gazeteci, avukat ve yazar (1951–2016)

Yaşar Nuri Öztürk, Türk İslam felsefesi ve ilahiyat profesörü, yazar, gazeteci, avukat, televizyon programcısı, siyasetçi ve İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nin kurucu dekanıdır. Türkiye'de "Kur'an Müslümanlığı" düşüncesinin öncü isimlerinden biri olan Yaşar Nuri Öztürk, Türkiye başta olmak üzere ABD, Avrupa, Orta Doğu ve Balkanlar'da "İslam ve insan hakları" ile ilgili birçok konferans verdi. Çoğunluğu İslam hakkında olan birçok kitap yazdı. İslam'ı ve Kur'an'ı anlamaya yönelik kaleme aldığı birçok kitabı ve makalesinin yanı sıra siyaset, sosyoloji ve tarih konulu kitaplar da yazdı.

<span class="mw-page-title-main">Mesih</span> kurtarıcı olarak beklenen figür

İbrahimî dinlerde mesih, bir grup insanın kurtarıcısı veya özgürlüğe kavuşturucusudur. Geleneksel Yahudilikte maşiah, mesihçilik veya Mesih Çağı gibi kavramlar, kutsal mesh yağıyla meshedilmiş bir seçkine atıfta bulunan Tanah'la ortaya çıkmıştır.

Agnostik teizm, tanrı veya tanrısal varlıklara inanan ama tanrının olup olmadığına dair bilgiye ulaşmanın mümkün olmadığını, tanrının varlığının bilinemez olduğunu savunan bir felsefi görüştür. Agnostik teizm, agnostisizm ve teizmi belli özellikleriyle birleştirdiği için bu ismi almıştır. Akıl ve mantığın tanrısal bilgiye ulaşmakta yetersiz kaldığını savunarak deizmden ayrılır.

Kur'an mucizeleri ya da orijinal adıyla Îcâzü'l-Kur'ân, İslam peygamberi Muhammed'in ümmi olduğu inancıyla birlikte, Kur'an'ın söz söyleme sanatı, gelecekten haber verme, yazılım zamanındaki bilimsel seviyenin çok ilerisinde bilimsel temellere dayalı alegorik anlatımlar ve ifadeler içerdiği inancıyla ileriki zamanlardaki gelişmelerin bu ifadeleri doğruladığı, dolayısıyla Kur'an'ın taklit edilemez ve insanüstü bir kaynaktan geldiğine verilen isimdir. İslam'a göre eski peygamberlere verilen mucize gösterme yetkisi Muhammed'e gelince, bu, mucize kitap şeklinde ortaya çıkar.