İçeriğe atla

İkili Kodlama Teorisi

İkili kodlama Teorisi, Bir biliş teorisi olan ikili kodlama teorisi Western Ontario Üniversitesinden Allan Paivio tarafından 1971 yılında öne sürülmüştür. Bu teoriyi geliştirirken Paivio zihinsel imaj oluşumunun öğrenmeye yardımcı olduğu fikrini kullanmıştır.[1] Paivio’ya göre, bir kişinin öğrenilen materyalin derinine inmesinin iki yolu vardır: sözlü bağlantılar ve imaj. İkili kodlama teorisi duyusal imajın ve sözlü bilginin her ikisinin de bilgiyi temsil etmek için kullanıldığını varsayıyor.[2][3] İmaj ve sözlü bilgi farklı şekillerde, her kanalda işlenen bilgi için ayrı temsiller yaratarak insan zihninde farklı kanallar yoluyla işleniyor. Bu temsilleri karşılayan zihinsel kodlar, doğrultusunda hareket edilebilecek, saklanabilecek ve daha sonra kullanılmak üzere erişilebilecek gelen bilgiyi düzenlemek için kullanılır. Hem imaj hem sözlü kodlar bilgiyi hatırlamada kullanılabilir.[3] Örneğin, bir kişi “köpek” uyarıcı konseptini hem “köpek” kelimesi, hem de bir köpeğin imajı olarak (görünüş, ses, koku ve başka duyusal bilgiler) kodluyor. Uyarıcının hatırlanması istediğinde kişi kelimeye ve imaja ayrı olarak ya da aynı zamanda erişebilir. Kelime hatırlandığında köpek imajı kaybolmamış olup hala başka bir zamanda erişilebilir olur. Bir uyarıcıyı iki farklı şekilde kodlama becerisi o öğeyi hatırlama ihtimalini sadece bir şekilde kodlanmış olmasına kıyasla artırır.

İkili kodlama teorisinin sınırlarıyla ilgili tartışmalar bulunmaktadır. İkili kodlama teorisi, bilişe kelime ve imaj dışında bir şeyin aracı olması ihtimalini göz önünde tutmaz. Kelime ve imajların öğeleri hatırlamamızdaki tek yol olup olmadığını belirlemek adına yeterince araştırma yapılmamıştır ve farklı türde kodlar bulunursa bu teori doğruluğunu korumaz.[4] İkili kodlama teorisinin bir başka kısıtlamasıysa sadece insanların konseptlerin bağlantılarını tanımlamaları istenen testlerde geçerli olmasıdır.[1] Bir kelime ve bir imaj arasında bağlantı kurulamadığında kelimeyi farklı bir zamanda hatırlayıp kelimeye erişmek çok daha zordur. Bu durumun ikili kodlama teorisinin geçerliliğini kısıtlamasına rağmen, teori geniş durumlar kapsamında geçerli olup hafızayı iyileştirmek için kullanılabilir.[1]

Kod türleri

Benzer Kodlar görüntüleri zihinsel olarak temsil etmek için kullanılır. Benzeyen kodlar, temsil edilen şeyin temel algısal özelliklerini tutar, böylece zihnimizde oluşturduğumuz görüntüler fiziksel uyarana oldukça benzer. Ağaçlar, nehirler gibi çevremizde gözlemlediğimiz fiziksel uyaranların neredeyse bire bir temsilleridir.[3]

Sembolik Kodlar kelimeleri zihinsel olarak temsil etmek için kullanılır. Bir şeyi algısal olarak temsil etmekten ziyade kavramsal olarak ve bazen de keyfi olarak temsil ederler. Bir saatin, zamanı göstermesi için sayı formunda bilgiyi temsil etmesi gibi sembolik kodlar da bilgiyi zihnimizde, çeşitli fikirleri temsil etmesi için kelimeler, kelimelerin birleşimi gibi keyfi sembollerle gösterir. Her sembol (x, y, 1, 2 gibi) kendisi dışında bir şeyi keyfi olarak temsil edebilir. Örneğin, x harfi sıklıkla alfabenin 24. harfi olan x kavramından daha fazlasını temsil eder. Matematikte bir x değişkenini veya bir eşitlikte çarpma işaretini temsil etmek için kullanılabilir. Çarpma gibi kavramlar sembolik olarak ‘’x’’ ile gösterilebilirler çünkü biz keyfi olarak onu daha derin bir fikre bağlarız. Onu sadece bu daha derin fikre bağlamak için kullandığımızda ‘’x’’ harfi bu tarz bir anlam taşıyabilir.

Destekleyen Kanıtlar

Psikolojik araştırmalardan elde edilen kanıtlar

Birçok araştırmacı zihinsel temsilde sadece kelimeler ve görseller kullanıldığı konusunda hemfikirdir.[4] Bu yöndeki kanıtlar, alakalı görsel de gösterildiğinde veya öğrenen kişi sözel bilgi ile uyumlu görseli hayal edebiliyorsa, bazı sözel bilgiler için hafızanın geliştiğini gösterir. Aynı şekilde, görsel bilgi çoğu kez, gerçek veya hayal ürünü, alakalı sözel bilgi ile eşleştirildiğinde geliştirilebilir.[5] Bu teori, multimedya sunumlarının kullanımında uygulanmıştır. Multimedya sunumları hem uzamsal hem sözel çalışma belleği gerektirdiği için ikili kod bilgisi gösterilen bireyler daha sonraki bir tarihte test edildiklerinde bilgi hatırlamaya daha yatkınlardır.[6] Ayrıca, soyut ve somut kelimeler üzerine yürütülen çalışmalar, katılımcıların somut sözcükleri soyut sözcüklere göre daha iyi hatırladıklarını ortaya koymuştur.[7][8][9]

Paivio, katılımcılara hızlıca hem ardışık resimler hem de ardışık kelimeler göstermiş, sonrasında onlardan sıralamayı önemsemeden bunları hatırlamalarını istemiş ve bunun sonucunda katılımcıların resimleri daha iyi hatırlayabildiğini bulmuştur. Bununla birlikte, katılımcılar kelimeler dizisini resimler dizisinden daha kolayca hatırlayabilmiştir. Bu sonuçlar, Pavio’nun sözel bilgilerin görsel bilgilerden farklı bir şekilde işlendiği ve bellek testinde sıralı düzen gerekli olduğunda sözel bilgilerin görsel bilgilerden üstün olduğunu hipotezlerini desteklemiştir.[10] Lee Brooks da belleğin iki sistemli olduğu görüşünü destekleyen bir deney yürütmüştür. Katılımcılara, gösterilen bazı resimler hakkında sorulara cevap vermelerini gerektiren görsel bir test ya da dinledikleri bazı cümleler hakkında sorulara cevap vermelerini gerektiren sözel bir test uygulamıştır. Katılımcılardan sorulara sözel, görsel ya da manuel olarak yanıt vermeleri istenmiştir. Bu deneyle Brooks, görsel algı ile görsel testin manipülasyonu karıştırılınca müdahalenin olduğunu ve sözel yanıtların manuel olarak manipüle edilmiş sözel bir göreve müdahale ettiğini buldu. Bu bulgu, bilgiyi zihinsel olarak temsil etmek için iki kodun kullanıldığı düşüncesini desteklemiştir.[3]

Alan Baddeley, çalışma belleğinin görsel-mekânsal kopyalama ve seslendirme döngüsü olmak üzere iki kısımdan oluşan bir işlem sistemini içerdiğini ileri sürmüştür, bu da Paivio’nun teorisiyle örtüşmektedir.

Çift kodlama teorileri, çift-rota okuma teorisini tamamlamaktadır. Çift-rota teorisi, insanların yazılı bilgileri okuduklarında, yazıdaki kelimeleri tanıyabilmek için ortografik ve fonolojik bilgilere ulaştıklarını iddia eder.

Paivio'nun çalışmalarının okuryazarlık, görsel anımsatıcılar, fikir üretimi, HPT, insan faktörleri, ara yüz tasarımı ve ayrıca eğitim materyallerinin geliştirilmesi için etkileri vardır. Aynı zamanda, bilişsel bilimlere ve hesaplamalı bilişsel modellemeye etkileri vardır ve bu alanlarda karşılığı vardır (ikili süreçli bilişsel modeller vb. şeklinde; örneğin,[11][12][13] ). Bilişsel robotik için de etkileri vardır.

Bilişsel sinirbilim desteği

Görsel algı ve görsel imgeleme ile ilgili bölgeleri belirlemek için iki farklı yöntem kullanılmıştır. İlk olarak, fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) serebral kan akışını ölçmek için kullanılır, bu da araştırmacıların beynin belirli bir bölümü tarafından tüketilen glikoz ve oksijen miktarını belirlemesine olanak tanır ve kan akışındaki artışla beyin aktivitesinin bir ölçüsünü sağlar. Sonrasında, belirli bir uyaran nedeniyle meydana gelen elektriksel beyin aktivitesinin miktarını göstermek için olayla ilgili bir potansiyel (ERP) kullanılabilir.

Araştırmacılar, beynin hangi alanlarının farklı uyaranlarla aktif olduğunu belirlemek için her iki yöntemi de kullandılar ve sonuçlar ikili kodlama teorisini destekledi. Pozitron emisyon tomografisi (PET) taramaları ve fMRI ile yapılan diğer araştırmalar, katılımcıların, hayali veya gerçek bir görüntü ile eşleştirildiğinde konuşulan kelimeler ve cümleler için gelişmiş hafızaya sahip olduklarını göstermek için yapılmıştır. Bu katılımcılar ayrıca, bir görüntüyle kolayca eşleştirilemeyen soyut kelimeleri işleyen beyin aktivasyonunda bir artış gösterdi.[14]

Alternatif teori

Çift kodlama teorisi herkes tarafından kabul görmez. John Anderson ve Gordon Bower, bilginin zihinsel olarak nasıl temsil edildiğine dair alternatif bir yöntem olarak ifade teorisini sundular. İfade kuramı (the propositional theory), zihinsel temsillerin imgeler yerine ifadeler olarak depolandığını iddia eder. Burada ifade, kavramlar arasındaki ilişkinin altında yatan anlam olarak tanımlanmaktadır. İfade teorisi, bir fikrin temel kavramını, görüntülere veya sözlü bilgilere ihtiyaç duymadan açıklayabilir. Karmaşık olanı alıp onu daha çok fikir veya kavramın farklı bileşenlerine ayırabilir.[15] Bu teori, görüntülerin imgeler, kelimeler ya da semboller biçiminde temsil edilmediği için diğer bilişsel süreçlerin bir sonucu olarak ortaya çıktığını belirtir. Bu teori aynı zamanda Doğal Çıkarma Sistemleri modeli ile de ilgilidir. Bu model türü hem ileri hem de geri bakmaya izin verir.

Ortak kodlama teorisi de ikili kodlama teorisine bir alternatif olarak önerilmiştir. Ortak kodlama teorisi, gördüğümüz ve duyduğumuz şeylerin motor eylemlerimizle nasıl bağlantılı olduğuna bakar. Algı sistemi ve motor faaliyetleri arasında paylaşılan ortak bir kod olduğunu iddia eder.

Ayrıca bakınız

  • multimedya öğrenimi

Kaynakça

  1. ^ a b c Reed, Stephen K. (12 April 2012). Cognition : theories and applications. ISBN 978-1-133-49228-3. OCLC 1040947645. 21 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  2. ^ Sadoski, Mark; Paivio, Allan, "A Dual Coding Theoretical Model of Reading 21 Haziran 2008 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.", Theoretical Models and Processes of Reading, DE: International Reading Association, pp. 1329–1362, retrieved 2022-04-23
  3. ^ a b c d Sternberg, Robert J (January 2016). Cognitive psychology. ISBN 978-1-305-64465-6. OCLC 1037299606. 21 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  4. ^ a b Pylyshyn, Zenon W. (1973), "What the Mind's Eye Tells the Mind's Brain: A Critique of Mental Imagery", Images, Perception, and Knowledge, Springer Netherlands, pp. 1–36, doi:10.1007/978-94-010-1193-8_1 21 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., ISBN 978-94-010-1195-2
  5. ^ Anderson, John R. (2014). Human Associative Memory. Taylor and Francis. ISBN 978-1-317-76988-0. OCLC 871224620 21 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi..
  6. ^ Brunyé, Tad T.; Taylor, Holly A.; Rapp, David N. (2007). "Repetition and dual coding in procedural multimedia presentations". Applied Cognitive Psychology. 22 (7): 877–895. doi:10.1002/acp.1396 21 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.. ISSN 0888-4080 21 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi..
  7. ^ Hargis, Gickling, Charles H, Edward E (May 1978). "The Function of Imagery in Word Recognition Development". The Reading Teacher. 31: 870–874 – via JSTOR.
  8. ^ Sadoski, Mark; Willson, Victor L.; Holcomb, Angelia; Boulware-Gooden, Regina (2004). "Verbal and Nonverbal Predictors of Spelling Performance 9 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.". Journal of Literacy Research. 36 (4): 461–478. doi:10.1207/s15548430jlr3604_2 9 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.. ISSN 1086-296X 21 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi..
  9. ^ Yui, Lin; Ng, Roslin; Perera-W.A., Hiran (2017-01-14). "Concrete vs abstract words – what do you recall better? A study on dual coding theory". doi:10.7287/peerj.preprints.2719v1.
  10. ^ Paivio, Allan (1969). "Mental imagery in associative learning and memory". Psychological Review. 76 (3): 241–263. doi:10.1037/h0027272 23 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.. ISSN 0033-295X. 21 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  11. ^ Sun, Ron, 1960- (2012). Duality of the mind : a bottom-up approach toward cognition. Routledge. ISBN 978-0-8058-3880-0. OCLC 858009136. 21 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  12. ^ Just, Marcel Adam; Newman, Sharlene D; Keller, Timothy A; McEleney, Alice; Carpenter, Patricia A (2004). "Imagery in sentence comprehension: an fMRI study". NeuroImage. 21 (1): 112–124. doi:10.1016/j.neuroimage.2003.08.042 25 Mayıs 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.. ISSN 1053-8119 21 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.. PMID 14741648 21 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.. S2CID 2912716 21 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi..
  13. ^ Sun, Ron, 1960- (2012). Duality of the mind : a bottom-up approach toward cognition. Routledge. ISBN 978-0-8058-3880-0. OCLC 858009136. 21 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  14. ^ Crosson, Bruce; Ford, Anastasia; McGregor, Keith M.; Meinzer, Marcus; Cheshkov, Sergey; Li, Xiufeng; Walker-Batson, Delaina; Briggs, Richard W. (2010). "Functional imaging and related techniques: An introduction for rehabilitation researchers 21 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.". The Journal of Rehabilitation Research and Development. 47 (2): vii–xxxiv. doi:10.1682/jrrd.2010.02.0017 18 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.. ISSN 0748-7711 21 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.. PMC 3225087 21 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.. PMID 20593321 31 Ağustos 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi..
  15. ^ Friedenberg, Jay. (2016). Cognitive science : an introduction to the study of mind. Sage. ISBN 978-1-4833-4741-7. OCLC 989659597. 21 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Bilişsel bilim</span> zihin ve süreçleri hakkında disiplinlerarası bilimsel çalışma

Bilişsel bilim, zihin ve zekânın işleyişini ele alan, zeki sistemlerin dinamiklerini ve yapılarını araştıran disiplinler arası bir yaklaşımdır. Çok geniş bir alanı kapsamasından ötürü bilişsel bilim alanında çalışan araştırmacıların bilişsel psikoloji, dil bilimi, sinir bilimi, yapay zekâ, antropoloji ve felsefe gibi alanlarda temel bilgilere sahip olması beklenir.

Bellek ya da hafıza, yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücüdür.

Kısa süreli bellek, kısa bir süre için aktif, hazır bir durumda az miktarda bilgiyi işlemeden akılda tutma yetisidir. Örneğin, kısa süreli bellek, kısa bir süre önce söylenen bir telefon numarasını hatırlamak için kullanılabilir. Kısa süreli hafızanın süresinin saniyeler düzeyinde olduğuna inanılmaktadır. En çok bahsedilen kapasite, Miller'ın kendisinin figürün "bir şakadan biraz daha fazlası" olarak tasarlandığını belirtmesine rağmen, Büyülü Sayı Yedi, Artı veya Eksi İki' dir ve Cowan'ın (2001) daha gerçekçi bir figürün 4 ± 1 birim olduğuna dair kanıt sağlamıştır. Buna karşılık, uzun süreli bellek bilgileri süresiz olarak tutabilir.

Psikodilbilim veya ruhdilbilim, psikolojik süreçlerle dilsel etkenler arasındaki iletişimi çalışan disiplindir. Bu disiplin başat olarak dilin nasıl işlendiği, zihin ve beyinde nasıl temsillendiği ile ilgilenir; yani, insanların dili edinmesini, kullanmasını, anlamasını ve üretmesini sağlayan psikolojik ve nörobiyolojik faktörlerle...

<span class="mw-page-title-main">Görsel bellek</span>

Görsel bellek görüntü bilgisinin bellek süreçlerinden geçirilerek nöral temsillerinin zihinsel olarak hatırlanmasıdır. Zihin gözü olarak da ifade edilmektedir. Görsel hafıza görsel tecrübelerimizle ilgili duyularımızın bazı özelliklerini koruyan bir hafıza şeklidir. Bu sayede nesnelerin, yerlerin, hayvanların ya da insanların görsel bilgileri zihinsel bir görüntü olarak bellekte saklanır. Bu bellek türü insan belleğini oluşturmak için bir araya gelmiş birbirine bağlı bilişsel sistemlerden biridir.

<span class="mw-page-title-main">Karakter kodlaması</span> yazıdaki karakterleri rakamsal değerlerle temsil etmek

Bilişimde karakter kodlaması kavramı bir çeşit kodlama sistemi kullanılarak kodlanmış karakter gruplarını temsil etmektedir. Soyutlama düzeyi ve kullanıldığı bağlama bağlı olarak karakterlere karşılık gelen kod noktaları ve bunların oluşturdukları kod alanı, bit örüntüleri, oktetler, doğal sayılar, elektrik sinyalleri vb. şeklinde algılanabilir. Metinsel verilerin işlenmesi, depolanması ve iletimi esnasında karakter kodlamaları kullanılır. Karakter seti, karakter eşlem veya kod sayfası gibi ifadeler karakter kodlaması kavramıyla eş anlamlıymış gibi kullanılsa da aralarında bazı anlam farkları bulunmaktadır.

Zihinsel imge, dış dünyanın kişinin zihnindeki temsilidir Çoğu durumda, bazı cisim, olay veya manzarayı algılarken yaşadığımız deneyime ciddi anlamda benzer ancak bahsi geçen ilgili cisim, olay veya manzara gerçekte duyularımızda var olmadığı zaman gerçekleşir. Bazı zamanlarda, özellikle uykuya dalmak ve uyanma (hipnopompik) zamanında, zihinsel imgeleme, hızlı, hayali görünüşlere ait olan istemsiz karakteriyle, algıya meydan okur ve sürekli değişen bir alan sunar. Bu alanda herhangi bağımsız bir cisim seçilemez.

Bilişsel nörobilim, odak noktası mental süreçlerde görev alan beyindeki sinirsel bağlantılar olmak üzere, genel anlamda bilişin altında yatan biyolojik süreçleri inceleyen bilim alanıdır. Bilişsel aktivitelerin beyindeki sinirsel devreler tarafından nasıl etkiilendiği veya kontrol edildiği sorularını ele alır. Bilişsel nörobilim, hem nörobilim hem de psikolojinin bir dalıdır ve davranışsal nörobilim, bilişsel psikoloji, fizyolojik psikoloji ve duyuşsal nörobilim gibi disiplinlerle örtüşür. Bilişsel nörobilim, bilişsel bilimdeki teorilere, nörobiyoloji ve hesaplama modellemesine dayanan kanıtlara dayanır.

Baddeley'in Çalışma Belleği Modeli, Alan Baddeley ve Graham Hitch tarafından 1974'te ileri sürülen, daha kesin bir birincil bellek modeli sunmak amacıyla önerilen bir insan belleği modelidir. Çalışma belleği, birincil belleği tek bir birleşik yapı olarak düşünmek yerine birden çok bileşene böler.

Psikolojide konfabulasyon, kişinin kendisi ya da dünya hakkında uydurma, çarpık veya yanlış yorumlanmış anılar üretmesi olarak tanımlanan bir bellek hatasıdır. Konfabulasyon sergileyen insanlar, “ince değişikliklerden tuhaf uydurmalara” kadar, geniş bir ölçekte çeşitlenen yanlış anılar sunarlar ve çelişkili olduklarına ilişkin kanıtlara rağmen genellikle hatırladıkları anılardan çok emindirler.

Gruplama, bilişsel psikolojide bir bilgi kümesinin bireysel parçalarının ayrıldığı ve daha sonra anlamlı bir bütün halinde gruplandırıldığı bir süreçtir. Bilgilerin gruplandırıldığı grupların amacı malzemenin kısa süreli tutulmasını geliştirmek ve böylece çalışma belleğinin sınırlı kapasitesini atlamaktır. Bir grup, birlikte gruplandırılmış ve bir kişinin hafızasında saklanan temel tanıdık birimler topluluğudur. Bu gruplar tutarlı aşinalıklarından dolayı da kolay geri getirebilir. Bireylerin, grup içindeki öğelerin daha üst düzey bilişsel temsillerini yarattığına inanılmaktadır. Öğeler, tek tek öğelere kıyasla bir grup olarak daha kolay hatırlanır.Bu gruplar son derece öznel olabilir; çünkü bireylerin bilgi kümeleriyle bağlanabilen algılarına ve geçmiş deneyimlerine dayanırlar.Parçaların boyutu genellikle iki ila altı öğe arasında değişir ancak genellikle dil ve kültüre göre farklılık gösterebilir.

Broadbent'in filtre modeli, dikkatle ilgili bir erken seçme teorisi.

Zihin felsefesinde, işlemsel zihin teorisi (İZT), işlemselcilik (computationalism) olarak da bilinir, insan zihninin bir bilgi işleme sistemi olduğunu ve biliş ile bilincin bir tür işlemleme (computation) olduğunu belirten fikirler kümesidir. Warren McCulloch ve Walter Pitts (1943) nöral faaliyetlerin işlemsel olduğunu ilk dile getirenlerdir. Nöral işlemlemenin bilişi açıkladığını iddia etmişlerdir. Teori modern biçimine ise Hilary Putnam tarafından 1967 yılında getirilmiş ve onun PhD öğrencisi filozof ve bilişsel bilimci Jerry Fodor tarafından 60’lı, 70’li ve 80’li yıllar boyunca geliştirilmiştir. 1990’larda Putnam, John Searle ve diğer bazı kimselerin çalışmaları dolayısıyla analitik felsefe alanında sert bir şekilde eleştirilmeye başlansa da, modern bilişsel psikoloji ve evrimsel psikoloji alanlarında oldukça popülerdir. 2000’ler ve 2010’larda ise İZT analitik felsefe alanında tekrar önem kazanmaya başlamıştır.

Zihin felsefesinde, bilişsel psikolojide, sinirbilimde ve bilişsel bilimde zihinsel temsil, dış gerçekliği temsil eden varsayımsal bir içsel-bilişsel semboldür. Başka bir deyişle de "belirli varlıkları veya bilgi türlerini açık bir şekilde işlemek için resmi bir sistem ve sistemin bunu nasıl yaptığına dair bir spesifikasyon" sembolünü kullanan zihinsel bir süreçtir. Zihinsel temsil, gerçekte duyularla mevcut olmayan şeylerin zihinsel imgesidir. Çağdaş felsefede, özellikle zihin felsefesi ve ontoloji gibi metafizik alanlarında, zihinsel temsil, fikirlerin ve kavramların doğasını açıklamanın ve tanımlamanın yaygın yollarından biridir.

Bedenlenmiş biliş, bilişin birçok özelliğinin, organizmanın bedeninin çeşitli yönleri tarafından şekillendirildiğini ifade eden teoridir. Bilişin özellikleri, kavramlar ve kategoriler gibi üst düzey zihinsel yapılarla ve bilişsel görevlerde gözlenen performansla ilişkilidir. Bedenin çeşitli yönleri ise; motor sistem, algı, beden-çevre etkileşimi ve organizmanın yapısında yerleşik olan dünya hakkındaki varsayımlara işaret eder.

Özellik bütünleştirme teorisi, 1980’de Anne Treismann ve Garry Gelade tarafından geliştirilmiş bir dikkat teorisidir. Teori, bir uyarıcı algılanırken özelliklerinin “erken, istemsiz ve paralel kaydedilirken nesnelerin ayrı ayrı ve daha geç bir evrede” tanımlandığını önerir. Özellik bütünleştirme teorisi, insan görsel dikkatinin en etkili psikolojik modellerinden biri olmuştur.

Artikülatör baskılama, hatırlanacak bir öğe sunulurken konuşarak bellek performansını engelleme sürecidir. Çoğu araştırma, artikülatör baskılamayı bir kişiye kısa bir süre sonra hatırlanması için bir kelime listesi sunulurken, o kişinin alakasız bir şeyi tekrar tekrar yüksek sesle söylemesiyle ifade eder. Kişi alakasız sesi tekrarlarken dört aşama yaşar: konuşmaya niyet, konuşmayı planlama, ses veya kelimeyi telaffuz etme ve işitsel geri bildirim alma.

<span class="mw-page-title-main">Anne Treisman</span> İngiliz psikolog (1935 – 2018)

Anne Marie Treisman, bilişsel psikoloji alanında uzmanlaşmış bir psikolog.

Öz-referans etkisi, insanların kendilerinin olayın içinde yer alıp almadıklarına bağlı olarak bilgiyi farklı şekilde kodlama eğilimidir. İnsanlardan kendileriyle ilgili olan bilgileri hatırlamaları istendiğinde, hatırlama ihtimalleri daha yüksektir.

İkidillilikte sözcük erişimi, ikidilli insanlar için zihinsel sözlüğün etkinleştirilmesi veya geri alınması sürecini inceleyen bir psikodilbilim alanıdır.