İçeriğe atla

Çukuriçi Höyüğü

Çukuriçi Höyüğü
{{{açıklama}}}
KonumSelçuk, İzmir, Türkiye
TürHöyük
Sit ayrıntıları
TürKültürel
Kriteriii, iv, vi
Belirleme2015 (39. oturum)
ParçasıEfes
Referans no.1018
Ülke Türkiye
BölgeAvrupa ve Kuzey Amerika

Çukuriçi Höyüğü, İzmir ilinin güneyinde, Selçuk ilçesinin 1 km güneyinde, Efes antik kentinin hemen güneydoğusunda yer alan bir höyüktür. Kentin Magnesia kapısından 500 metre mesafede, antik Smyrna olarak adlandırılan günümüzde Çukuriçi Mevkii olarak bilen yerdedir. Höyük'ün yanından Derbent Deresi akmaktadır. Selçuk – Aydın karayolunun Efes ayrımından sonra, karayolunun 100 metre batısındadır. Höyüğün adının Apasas olduğu ileri sürülmekle birlikte kazı ekibince bölgenin adı verilmiştir. Yerleşmenin MÖ 3. binyılda deniz kenarında olduğu hem jeomorfologlarca yapılan araştırmalarda, hem de kazılardaki çok sayıdaki deniz kabuğu buluntusuna dayanılarak ileri sürülmektedir. Tepe, günümüzde bile son derece verimli bir ovada yer almaktadır.[1]

Kazılar

Höyük, 3 Nisan 1995 tarihinde Efes Müzesi araştırmacıları tarafından mandalina bahçesinde yapılacak bir tesviye çalışmasını kontrole gittiklerinde, bir rastlantı sonucu tespit edilmiştir.[2] Aynı yıl ve bir sonraki yıl Efes Müzesi arkeologlarından Adil Evren ve Cengiz İçten başkanlığında kurtarma kazıları yapılmıştır. Parasal sınırlılıklar yüzünden ancak bir metre derinlikte kazı yapılabilmiştir.[1] 1996 yılında Adil Evren başkanlığında yapılan kazı çalışmaları sırasında, höyüğün kuzey yönünde iki açma açılmış ve bu açmalarda çok önemli buluntulara ulaşılmıştır. 3 nolu açma da kuzey güney doğrultuda taş örgü duvarlar, kerpiç kalıntılar, yangın izleri, taş balta,ağırşak ve bronz iğneler bulunmuştur. Höyüğün tamamında bulunan obsidiyen ve sileksler bu açmalarda da bol miktarda ele geçirilmiştir. Ayrıca, bulunan çok sayıdaki seramik parçası açkılı ve açkısız olmak üzere elde yapılmış ve oldukça kaba hamur içermektedir. Sokma ve kazıma tekniğinde bezekli olan bu kap parçaları hâlen Efes Müzesi'nde korunmaktadır. 4 nolu açmada bulunan seramik parçaları(birinde kemik bulunmaktaydı), çakıl taşları,deniz kabuklu fosilleri, kemik perdahlama aletleri höyüğün günümüze kadar bulunan en önemli buluntuları arasında yerini almaktadır. Bu konu ile ilgili makale Arkeoloji ve Sanat Dergisi'nde (1999, s.92) yayınlanmıştır.

Kazı çalışmaları 2006 yılında yeniden başlatılmıştır.[3] Bu çalışmalar Efes civarının prehistoryasını araştırmaya yönelen ilk sistematik çalışmalardır.[4] Bu bağlanma Efes Müzesi'nce 1995 yılında yapılan kazılar, Efes bölgesi prehistoryası araştırmalarına önayak olmuştur. İkici dönem kazılar, Avusturya Arkeoloji Enstitüsü'nün Efes ve civarı çalışmalarında yer alan Sabine Landstatter başkanlığında Avusturyalı bir ekiple sürdürülmektedir.[5] Çalışmalar esas olarak Avusturya Bilim Fonu (FWF [1]16 Temmuz 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.) tarafından finanse edilmektedir.[4] Amaçlar, yerleşimin arkeolojik olarak ortaya çıkarılması, iskan dönemlerinin belirlenmesi ve Efes Bölgesi prehistoryasına ilişkin olarak bir kavrayış oluşturmasıdır. Çalışmalarda arkeolojinin yanı sıra arkeozooloji, arkeobotanik, jeoloji ve jeofizik, metalurji, mineroloji ve petrografi gibi analiz yöntemlerinden yararlanılması hedeflenmiştir. Projenin 2016 yılına kadar sürdürülmesi planlanmaktadır.[4] Kazı çalışmaları bir yandan bölgenin uygarlık tarihini biraz daha geriye çekerken diğer yandan Kalkolitik – Tunç Çağı geçişi hakkında önemli veriler sağlamaktadır. Kazıların daha dar alandaki önemi de antik Efes kentinin tarihini 4 binyıl daha geriye çekmesidir.[6]

Tabakalanma

Yüzeyde kesin olmamakla birlikte Geç Neolitik Çağ buluntuları ele geçmiştir. Kazılarda ise Erken Tunç Çağı ve Geç Kalkolitik Çağ - MÖ 2. binyılın ikinci yarısı malzemesi ele geçmiştir. Buna göre birkaç tabakalı bir yerleşme görünümündedir.[1]

Buluntular

Kazı alanı

Erken Tunç Çağı mimarisine ilişkin olarak taş temelli kerpiç duvar parçalarından ve ocak tabanı izlerinden başkaca bir buluntu ortaya çıkmamıştır. Efes kazı ekibi 2008 yılında tepenin tüm yüzeyinde ve çevresinde jeomanyetik ve jeoradar araştırmaları yapılmış, MÖ 3. binyıl başlarına ait olduğu düşünülen evler belirlenmiştir.[1]

Kazı başkanının değerlendirmesiyle MÖ 3. binyıl başlarına ait olmak üzere el yapımı, ince cidarlı mahmuzlu kap ile aynı binyılın ortalarına tarihlenen devetüyü hamurlu, koyu devetüyü yüzey renkli ve açkılı testi bulunmuştur. Genelde el yapımı olan ilmek delikli, askı kulplu parçalar da vardır.[1]

Hem yüzeyde hem de kazılarda çok sayıda obsidiyen ve çakmak taşı yonga, dilgi ve artıklar ele geçmiştir. Bu buluntular yoğun bir yontmataş endüstrisinin varlığını göstermektedir.[1]

Diğer buluntular arasında, yüzeyde ele geçtikleri için kazı başkanlarınca tarihlendirilmekten kaçınılan pişmiş toprak ağırşaklar, kemik aletler, yassı taş balta ve tunç yassı balta gibi parçalar bulunmaktadır.[1]

Yerleşme sakinlerinin teknolojik bir ustalık geliştirdikleri, diğer buluntular bir yana, yüksek kalitede çanak çömlekleriyle, yontmataş kaplarıyla ve obsidiyen aletleriyle ortaya konulmaktadır.[7]

Çalışmalarda ortaya çıkarılan buluntular, esas olarak 2010 yılından itibaren Selçuk Müzesi'nde sergilenmektedir.[4]

Değerlendirme ve tarihlendirme

Çukuriçi Höyüğü'nün bölgenin en eski yerleşmelerinden biri olduğu kesin görülmektedir. Yerleşmede Yakındoğu ölçü birimlerinin kullanılmış olması, Melos Adası kökenli obsidiyenin işlenmesi gibi bulgular, Höyük'ün geniş bir ticaret ağı içinde oluğu yönünde değerlendirilmektedir. Diğer yandan maden işlemede kullanıldığı düşünülen ocakların ve döküm kalıplarının varlığı da bu değerlendirmeyi desteklemektedir.[1] Gelişkin bir metalurjiye işaret eden buluntular, dikkati çekecek kadar çok sayıda maden ergitme ocağı, metalürjide kullanılan aletler, bakırdan yapılma ürünler ve düşük kalitede bakır cevheri parçalarıdır. Bu buluntular yerleşmenin önemli bir metalürji merkezi olduğunu göstermektedir. Bunun için, böylesi bir merkezin gerektirdiği yeterli hammadde sağlamanın karmaşık yapısına ve metalürji ürünlerinin kullanımı için de bir takas sistemine, hepsinden önemlisi standartlaşmış üretim yapısına sahip olması gerekmektedir. Ham madde kaynakları yönünden, İzmir – Aydın bölgesi jeolojik olarak iyi araştırılmış ve belgelenmiş bir bölgedir. Bu nedenle Çukuriçi'nin yakın çevresinde, hemen güneyinden başlamak üzere doğu ve kuzeybatısında bakır, çinko ve gümüş yataklarının olduğu bilinmektedir.[8] Bununla yetinilmeyip Efes Bölgesi ve açılımlarında maden yataklarının tespiti için 2011 yılından başlayarak yüzey çalışmaları yapılmıştır.[4]

Antik Efes'in liman kentinde MÖ 1050 yıllarında Yunanistan'dan gelen göçmenlerin de yaşamaya başladığı, yerleşmenin MÖ 560 yılında Artemis Tapınağı çevresine taşındığı bilinmektedir.[9] Efes'in en eski yerleşimlerinden biri olduğu öne sürülen Ayasuluk Tepesi MÖ 3. binyılda kurulduğu düşünülürse[10] Çukuriçi Höyüğü'nün ve aynı türde buluntu veren Arvalya Höyük'le birlikte Efes'in yerli halkının geçmişini oluşturduğu anlaşılmaktadır.[9]

Sürdürülen çalışmalar Höyük'te günümüzden 8 bin yıl öncesinden (MÖ 6000 civarı) MÖ 2500 dolaylarına kadar yerleşim olduğunu göstermiştir.[5] Dört bin yıla yakın bir süre iskan edilen yerleşmenin bu sürenin sonunda henüz bilinmeyen bir nedenle terk edildiği anlaşılmaktadır.[11]

Kaynakça

  1. ^ a b c d e f g h "TAY – Yerleşme Dönem Ayrıntıları". 14 Eylül 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2012. 
  2. ^ Levent İlgün Efes Kenti ve Medeniyeti 5 Mart 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  3. ^ "Prähistorische Forschungen in Ephesos". 17 Mart 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2012. 
  4. ^ a b c d e "Prehistoric Research Ephesos - ÖAI". 15 Haziran 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2012. 
  5. ^ a b "TAY Haberler 30 Eylül – 6 Ekim 2007". 4 Ağustos 2011 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2012. 
  6. ^ "TAY Haberler 31 Ağustos – 6 Eylül 2008". 6 Mart 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2012. 
  7. ^ M. Bergner, B. Horejs, E. Pernicka, Zur Herkunft der Obsidianartefakte vom Çukuriçi Höyük, StTroica - 2008 Sh.: 251–273
  8. ^ Gregor Borg, Danilo Wolf Systematic differences between prehistoric and modern metal provinces in Western Turkey as a result of supergene modification – implications for archaeological provenance studies
  9. ^ a b "Dokuz Eylül Üniversitesi, Efes – Selçuk". 27 Haziran 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2012. 
  10. ^ "Pamukkale Üniversitesi". 11 Temmuz 2012 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 11 Ağustos 2012. 
  11. ^ B. Horejs mit Beiträgen von F. Galik, U. Thanheiser, Erster Grabungsbericht zu den Kampagnen 2006–2007 am Çukuriçi Höyük (2008) Sh.: 91–106

Dış bağlantılar

İlgili Araştırma Makaleleri

Türbe Höyük, Siirt il merkezinin 27 km. güneybatısında yer alan bir höyüktür. Botan Çayı'nın Dicle'ye katıldığı bölgenin yaklaşık 6 km. kuzeyinde, Botan Vadisi'nde, dere kıyısındadır. Boyutları yaklaşık 100 x 40 metredir.

Domuztepe Höyüğü, Osmaniye il merkezinin 35 km. güneydoğusunda yer alan bir höyüktür. Günümüzde Aslantaş Barajı kıyısında yer alan höyüğü tarihöncesi yerleşim katları su altında kalmıştır.

Bakla Tepe Höyüğü, İzmir il merkezinin 30 km. güneyinde, Menderes (Cumaovası) ilçesinde, Tahtalı Barajı nedeniyle terk edilen Bulgurca Çiftlik Köyü'nün hemen yakınında yer alan bir Höyüktür. Yıllardır bakla yetiştirilen bir alan olduğundan Köy'de Bakla Tepe olarak bilinmekteydi. Tarihöncesi bir yerleşimin höyükten köy altına kadar uzandığı, sapılan sondalardan anlaşılmaktadır.

Dilkaya Höyüğü, Van il merkezinin 24 km. güneybatısında Edremit ilçesinin Dilkaya Köyü'nün hemen batısında yer alan bir höyüktür. Hoşap Suyu'nun kuzey tarafında, Van Gölü kıyısındadır.

Seyitömer Höyük, Kütahya il merkezinin kuş uçuşu 24–25 km. kuzeybatısında, Seyitömer köyünün kuzeybatısına düşen bir höyüktür. Bir TKİ müessesi olan Seyitömer Linyit İşletmesi Müessese Müdürlüğü'nün (SLİ) rezerv arazisi içerisinde yer almaktadır. Tepe, 150 x 140 metre boyutlarında ve 24 metre yüksekliktedir. Höyüğün en üstünde kabaca 2 bin metrekare kadar düz bir arazi bulunmaktadır.

Çine Tepecik Höyük, Aydın İl merkezinin güneyinde, Çine İlçesinin 5 km. batısında, Karakollar Köyü'nün 3 km. güneybatısında yer alan bir höyüktür. Çine Çayı'nın 1 km. doğusunda bulunan höyük 120 x 40 metre boyutlarında olup 9 metre yüksekliktedir.

Tülintepe Höyüğü, Keban Baraj Gölü suları altında kalmadan önce Elazığ il merkezinin 21 km. doğusunda yer almış olan bir höyüktür. Höyük 250 x 200 metre boyutlarında ve 20 metre yüksekliğindeydi.

Kumtepe Höyüğü, Çanakkale İl merkezinin güneybatısında, Kumkale'nin güneyinde, Kara Menderes Çayı'nın batı yakasında yer alan, Çanakkale Boğazı'ndan 2,5 km. ve Ege Denizi'nden 2 km. mesafede bulunan bir höyüktür. Tepe, 100 x 80 metre boyutlarında olup 4-5 metre yüksekliktedir.

Beşik - Yassıtepe Höyüğü, Çanakkale İl merkezinin güneydoğusunda, Yeniköy'ün yaklaşık olarak 2 km. güneyinde yer alan bir höyüktür. Troya'dan 7 km. mesafededir. Bu konumuyla doğal olarak Troya'nın uydu yerleşimlerinden biri olarak görülmektedir. Beşige Koyu kuzeyinde küçük bir burun üzerindedir.

Zank Höyük, Nevşehir İl merkezinin kuzeydoğusunda, Avanos İlçesi'nin Sarılar kasabasının yaklaşık 4 km. kuzeybatısında yer alan bir höyüktür. Tepe yaklaşık 300 metre çapında ve 30 metre yüksekliktedir. Höyüğün 20 dönüm kadar bir alana yayılmış olduğu tahmin edilmektedir.

Karaoğlan Höyüğü, Ankara İl merkezinin 25 km. güneyinde, Mogan Gölü'nün güneydoğu ucunda yer alan bir höyüktür. Bulunduğu bölge Ankara bölgesinden güneydoğu ve güneybatı yönlerine uzanan ana ticaret yollarının kavşağı durumundaydı. Tepe, 260 x 180 metre boyutlarında ve 18-20 metre yüksekliğindedir. Höyük Ankara – Konya kara yolu üzerindedir.

Fatmaören Höyüğü, Çorum'un Sungurlu İlçe'sinin Yörüklü beldesinin 500 metre batı kuzeybatısında yer alan bir höyüktür. Hüseyindede Höyüğü'ne kuş uçuşu 2,5 km. mesafededir. Höyük üç doğal yükselti üzerinde oluşmuştur. En yüksek noktasında tarla seviyesinden 25 metre yüksekliktedir. Fatmaören Tepesi olarak bilinen bu üç yükselti, çevrenin kurak ve çorak olmasına karşın sulak bir bölgede, adeta bir vaha görünümündedir. Boyalı Höyük, Hüseyindede Höyüğü ve Fatmaören, MÖ III. binyılda Hitit Kültürü'nün çekirdek bölgesi olarak görülmektedir.

'Pınarbaşı, Karaman İl merkezinin 39 km. kuzey-kuzeybatısında, Ortaoba Köyü'nün yaklaşık 7 km. kuzey-kuzeydoğusunda yer alan bir düz yerleşmedir. Karaman'ın kuzeyindeki Karadağ kuzeybatı uzantısı olan Bozdağ'ın kuzeybatı ucunda bulunmaktadır. Günümüzde kısmen kurutulmuş durumdaki eski Hotamış Gölü'nün kıyısındaki bu düz yerleşme ve kaya sığınağı, göle ve bataklığa yakın konumda olup hemen yakınında bir pınar bulunmaktaydı. İskan gördüğü dönemde civarın av hayvanı yönünden çok zengin ve yabanıl tahılların yaygın olduğu belirtilmektedir.

Çaltılar Höyüğü, Muğla İl merkezinin doğu-güneydoğusunda, Fethiye ilçesinin kuzeydoğusunda, Elmalı ilçesinin 30 km. kuzeybatısında, Çaltılar Köyü'nün yanında yer alan bir höyüktür. Orta büyüklükte bir höyüktür. Höyük'ün yaklaşık 3 hektarlık bir alana yayıldığı belirtilmektedir.

Helvacı Höyücek Höyüğü, İzmir il merkezinin kuzeybatısında, Menemen İlçesinin kuzey-kuzeybatısında, Helvacı Köyü'nün 4 km. batı-güneybatısında yer alan bir höyüktür. Çevrede Höyücek ya da Üyücek adıyla bilinmekte olup, aynı addaki yerleşmelerden ayırabilmek için bu ad verilmiştir. Bununla birlikte bazı yayınlarda Höyücek, bazı yayınlarda da Helvacı olarak geçmektedir. Aşağı Gediz Ovası'nın batı kesiminde küçük bir tepe görünümündedir. Günümüzde denizden 18 km. içerdeki yerleşmenin iskan edildiği tarihlerde Gediz Nehri'ne daha yakın ve muhtemelen deniz kenarında olduğu düşünülmektedir. Kaçak kazılar ve yol yapımıyla kısmen tahrip olmuş durumdadır.

Arvalya Höyük, İzmir ili Selçuk ilçesinin ve antik Efes kentinin güneybatısında, Selçuk - Kuşadası kara yolunun hemen kenarında yer alan bir höyüktür. Gülhanım ya da Gül Hanım olarak bilinen bir tarlanın güney kesiminde bulunması nedeniyle bazı kaynaklarda bu adla geçmektedir. Yerleşimin iskan edildiği dönemlerde Ege Denizi kıyısında olduğu anlaşılmaktadır. Selçuk'a yaklaşık 4 km. mesafededir. Eski adı Kenchios olan Arvalya Çağı kenarında, Küçük Menderes Deltası'na açılan bir vadidedir.

<span class="mw-page-title-main">Ayasuluk Tepesi</span>

Ayasuluk Tepesi, İzmir il merkezinin güney-güneydoğusunda, Selçuk ilçesinde yer alan bir höyüktür. Bölgedeki geniş araştırmalar öncesinde Efes antik kentinin MÖ 1050 yıllarında Yunanistan'dan gelen göçmenler tarafından kurulduğu düşünülmekteydi. Ancak özellikle Ayasuluk Tepesi'nde ve Çukuriçi Höyüğü'nde yapılan kazılar, yakın civarda günümüzden 8 bin yıl öncesinden itibaren Neolitik yerleşmeler olduğunu ortaya çıkarmıştır. Yine aynı kazılar, Efes'in Erken Tunç Çağı'nda kurulduğu ve Ayasuluk Tepesi'nin daha da eskiye dayanan ilk Efes yerleşmelerinden biri olduğunu ortaya koymuştur. Diğer yandan Hitit Dönemi'nde Batı Anadolu'da İmparatorluk'a bağlı Arzava - Mira Krallıklarının başkenti olan Apasas'ın da Ayasuluk Tepesi olduğu kesinleşmiş gibidir. Helenistik ve Roma Dönemleri'nde Efes'te gelişen kentin Bizans Dönemi'nde yeniden Ayasuluk Tepesi'ne geldiği, 1330 yılında Türkler tarafından alındığı ve Aydınoğulları Beyliği'nin başkentliğini yaptığı bilinmektedir. Yerleşim 16. yüzyıldan itibaren daralmaya başlamıştır.

Kumartepe, Şanlıurfa il merkezinin 1,5 km kuzeybatısında, Bozova İlçesi'nin kuzeydoğusunda, İğdeli Köyü'nün kuzeyinde yer alan bir düz yerleşmedir. Günümüzde Atatürk Baraj Gölü altında kalmıştır. Barajın yapımından önce Fırat'ın güney kıyısında, İncesu Vadisi ile Fırat Vadisi'nin birleştiği yerdeydi.

<span class="mw-page-title-main">Domuztepe Höyüğü (Kahramanmaraş)</span>

Domuztepe Höyüğü, Kahramanmaraş il merkezinin 32 km. güney – güneydoğusunda, Emiroğlu Köyü'nde yer alan bir höyüktür. Aksu Nehri'nin doğu kıyısında, Maraş Ovası'nda bulunan tepe, 18 hektarlık bir alanı kaplayıp 12 metre yükseklikteki bir tepedir. Kazı başkanlarından Elizabeth Carter tarafından KM 97 olarak adlandırılmıştır. K ve M harfleri Kahramanmaraş'ın kısaltması olarak kullanılmıştır.

Karayavşan Höyüğü, Ankara il merkezinin güneybatısında, Polatlı İlçesi'nin 20 km. doğusunda, Karayavşan Köyü'nün hemen yanında yer alan bir höyüktür. Polatlı – Haymana kara yolunun hemen kuzeyindedir. Tepe, 13 metre yükseklikte orta boy bir höyüktür.