İçeriğe atla

Çiroz Mehmed Ağa

Çiroz Mehmed Ağa, bir Klasik Türk Musikisi bestekârıdır. Hayatı hakkında yeterli bilgi bulunmayan Çiroz Mehmed Ağa'nın 18. yüzyılın son çeyreği ile 19. yüzyılın ilk yarısında yaşadığı sanılmaktadır. Günümüze kadar ulaşmış olan tek eseri Hisar makamındaki murabba' bestesidir. Eserin parlak nağmelerle örülmüş olması ve Zencîr gibi Klasik Türk Musikisi'nin en büyük usulü ile ölçülmüş olması, sanatçının önemli bir bestekâr olduğunu göstermektedir. Başka eserler de bestelemiş olduğu, fakat nota kullanımının yaygın olmaması sebebiyle bunların günümüze ulaşamadığı düşünülmektedir.

Çiroz Mehmed Ağa'nın TRT Türk sanat müziği repertuvarında 5542 no ile kayıtlı olan Hisar murabba' bestesinin kime ait olduğu bilinmeyen sözleri şöyledir:

Gubâr-ı hâk-i pâyin çeşmime kûhl-i cevâhirdir

Bu keyfiyyet efendim dîde-i uşşâka zâhirdir

Der-âğûş eyleyeydim hâle-veş ol mâhı ben bir kez

Hasûdân ko desinler saht-rû olmakda mâhirdir

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Türk müziği</span> Türklerin müziği

Türk müziği, Türklerin Orta Asya'dan beri geliştirdikleri, bugünkü özellikleri Anadolu Selçukluları ve Osmanlılar döneminde belirginleşen müzik tarzı. Musiki, Osmanlı döneminde halk ve üst kültür çevrelerinde birbiriyle ilişkili, fakat karakterleri farklı iki ana dal olarak gelişmiştir. Osmanlı'nın son dönemindeki modernleşme hareketleriyle Batı etkisi görülmeye başlanmış, bu etki Cumhuriyet döneminde daha da artmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Necdet Yaşar</span> Klasik Türk müziği sanatçısı, tanburi (1930-2017)

Necdet Yaşar,. Klasik Türk müziği sanatçısı, tanburi.

<span class="mw-page-title-main">Klasik Türk müziği</span> müzik türü

Klasik Türk müziği, klasik Türk mûsıkîsi, Osmanlı'daki adıyla mûsıkî veya günümüzde kullanılan adıyla Türk sanat müziği; Türk kültürüne has makamlı bir müzik türü. Klasik batı müziği ve Hint müziği ile beraber dünya üzerinde süreklilik ve gelenek oluşturma bakımından mevcut birkaç klasik müzikten birisi olarak kabul edilir.

Hâfız Post, Klasik Türk musikisi bestekârı olup, asıl adı Mehmet'tir. "Post" lâkabının kendisine, vücudunun çok kıllı olmasından dolayı verildiğine dair bir rivayet vardır. Sultan IV. Mehmed döneminin klâsik Türk büyük müzik ustalarındandır. Saray'da yapılan fasıllara sazı ve sesi ile katılmış, bütün çağdaşları gibi Selim Giray Han'dan yardım ve ilgi görmüş, bu sanatsever devlet adamının düzenlediği edebiyat ve müzik toplantılarına katılarak sanatçı kişiliğinin gelişmesini sağlamıştır. Gençliğinde resmî görev almamış, son zamanlarına Divan hocaları zümresine katılmış, daha sonra Bîrun Kâğıt Eminliği'ne getirilmiştir. Hafız Post 1694 yılında vefat ederek Karacaahmet Mezarlığı'nda, Divan şairi Nabi'nin mezarının yanı başında toprağa verildi. Ölümüne o dönem şairlerince anısına beyitler yazılmıştır.
Fenni, "Çergehte eyleyüb âhır karar/ Postu şîr-i ecel çâk eyledi", Itrî ise: "Dedi Itrî Hâfız'a mevâ ola ya Rab cinan" demiştir.

Çiroz şu anlamlara gelebilir:

<span class="mw-page-title-main">Buhûrîzâde Mustafa Itrî</span>

Buhûrîzâde Mustafa Itrî, Türk bestekâr, şair ve hattat. Bestelediği 400 civarında eser arasından günümüze sadece yirmi kadarı gelebilmiş olsa da, Klasik Türk Musikisi’nin en büyük bestekârlarından biri olarak kabul edilmektedir.

Zekaizade Ahmet Irsoy,. Klasik Türk müziği bestekârı. Hafız Mehmed Zekai Dede ile eşi Fatma Hanım'ın iki çocuğundan ikincisi.

Tanburi Ali Efendi, 19. yüzyılın en önemli Klasik Türk müziği bestekârlarından, tanbur virtüözü, Tanburi Cemil Bey'in öğretmenlerinden.

Mehmed Ağa, 18. yüzyıl sonunda yaşamış bir Klasik Türk müziği bestekârıdır. Türk musikisi tarihinin en büyük bestekârlarından biridir. Kendisi de önemli bir bestekâr ve müzik bilgini olan Hızır Ağa'nın oğludur.

Hekimbaşı Abdülaziz Efendi, Osmanlı tıp bilgini, bestekâr ve şairdir. Osmanlı Devleti'nde Subhizadeler diye bilinen ve çok sayıda devlet adamı, hekim, şair ve bestekâr yetiştiren bir aileye mensuptur.

Abdi Efendi Klasik Türk musikisinin önemli bestekârlarından biridir. On sekizinci yüzyılın ilk yarısında İstanbul'da yaşadığı ve 1750 yılı civarında öldüğü tahmin edilmektedir. Enderun'da yetişmiş olan Abdi Efendi saz eserleri ve din dışı sözlü eserler bestelemiştir. Dini eser ve din dışı küçük formda eser bestelediği bilinmiyor. Günümüze kadar gelen ve Tulum Abdi Efendi'ye ait olduğu kabul edilebilecek bestelerin sayısı sekizdir.

Abdi Efendi, III. Selim dönemi Klasik Türk musikisi bestekârlarındandır. Babası kadı idi. Küçük yaşta babası ölünce bir basmacı dükkânında çalışmaya başladı. Bu yüzden "Basmacı" adıyla tanındı. Bazı kaynaklarda babasının kadı olduğu bilinmediğinden yanlış olarak "Basmacızâde" denmektedir.

Ebuishakzade Mehmed Esad Efendi, bir Osmanlı şeyhülislamı, şair, besteciydi.

Atrabül Âsâr, Şeyhülislam Ebuishakzade Mehmed Esad Efendi tarafından yazılmış olan mûsikişinaslar tezkiresi. Bu eser, Klasik Türk Musikisi tarihindeki yegâne mûsikişinaslar tezkiresidir. Kısaca "Atrabül Âsâr" olarak anılan eserin tam adı "Atrabül Âsâr Fi Tezkiret-i Urefa-yı Edvâr"dır. Tezkire-i Hanendegân diye de adlandırılır.

Güfte, müzik eserlerinin yazılı metni, sözü veya bir müzik yaptının bestelenmiş sözleri'ne verilen isimdir. Şiir veya besteli ve güfteli esere de neşîde denir.

Tanburi İsak Efendi, Klasik Türk müziği'nin ünlü tanburisi ve bestecisidir.

Hisâr-Evc, Klasik Türk müziğinde kullanılmış olan bir makamdır. 15. yüzyıldan önce kullanılmaya başlanmış olup 18. yüzyıldan beridir kullanılmamaktadır. Günümüze hiçbir örneği ulaşamamıştır.

Ahmet Çalışır, Türk, Klasik Türk Musikisi bestekârı, ses sanatçısı, hâfız, Tasavvuf Mûsikisi topluluğu idarecisi ve yazardır.

Ali Rıza Şengel yahut Eyyubî Ali Rıza Bey, Klasik Türk müziği bestekârı ve hocası, nevbezen.

<span class="mw-page-title-main">Rauf Yekta</span> Türk müzikolog

Râuf Yektâ Bey,, Türk bestekâr, müzikolog ve neyzen. Asıl adı Mehmet Rauf'tur. Hat hocası Nasûhî Efendi tarafından kendisine yekta unvanı verildi. 1917 yılında Dârülelhan'ın kuruluşunda yer alan isimlerden biri oldu. Araştırma ve çalışmalarıyla Türk müziğinin temelini oluşturdu. Mevlevî tarikatına girerek önemli mevlevihanelerde baş neyzenlik yaptı. Tifo nedeniyle hayatını kaybetmesi sonrasında Cemal Reşit Rey tarafından "musikî şehidi" olarak nitelendirildiği yönünde söylentiler de mevcuttur.