İçeriğe atla

Çakalca-Karadoğan Höyüğü

Çakalca-Karadoğan Höyüğü
Höyüğün konumunu ve yerleşim göçünü gösteren harita.
KonumAtakum, Samsun
BölgePontus
TürHöyük
Uzunluk93 m
Genişlik20 m
Tarihçe
Kültür(ler)Grek, Helenistik

Çakalca-Karadoğan Höyüğü, Samsun'un Atakum ilçesinde bulunan höyük.

MÖ 4. yüzyıldan itibaren Samsun'un antik Amisos şehrinin yerleşim ve nekropol alanı olarak öne çıkan höyükte keşfedilen buluntular kentin geçmişinin yanı sıra Karadeniz kıyılarındaki İyon kolonizasyonunun tarihî gelişimi üzerine de önemli bilgiler sağlamıştır.[1] Amisos'taki dinî inançlar üzerine de önemli bilgilerin edinildiği höyükte Milet kolonisi dönemine tarihlenen ve farklı betimlemelere sahip Kibele heykelcikleri bulunmuştur.[2] Kibele'nin yanı sıra aynı döneme tarihlenen Kore heykelcikleri de kurtarılmıştır.[3] Heykelcikler hâricinde Kibele ile Kore adına hazırlanan ve üzerinde adak adamaya dair Grekçe işlemelerin bulunduğu çanak-çömlekler keşfedilmiştir.[4] MÖ 6. yüzyılın ortalarına tarihlenen buluntular şehirde güçlü bir tanrıça kültünün bulunduğunu göstermekle birlikte törensel amaçlarla kullanılan dinî alanların bulunduğunu da kanıtlamaktadır.[5] Heykelciklerin bulunduğu muntazam pozisyonları ve kırılarak çömleklere koyuldukları dikkate alındığında bir ritüelin parçası olarak toprağa gömüldükleri anlaşılmakta olup sonraki yüzyıllara ait buluntu sayısının oldukça az olması şehirlilerin zaman içerisinde dinî adetlerini değiştirdiklerini göstermektedir.[6]

Kaynakça

Özel
Genel
  • Kolağasıoğlu, Mustafa; Şirin, Orhan Alper (2016), Çakalca-Karadoğan Höyüğü: Arkaik Dönemde Amisos ve Kybele Kültü, Samsun: Samsun ve Çevresi Turizm Alanı Altyapı Hizmet Birliği Yayınları, ISBN 9786056703706 

İlgili Araştırma Makaleleri

<span class="mw-page-title-main">Yeşilova Höyüğü</span> İzmir, Türkiyede arkeolojik sit

Yeşilova Höyüğü İzmir'in en eski yerleşim birimidir. Bornova ilçesinin Karacaoğlan mahallesinde, Manda çayı kıyısında bulunan bir höyüktür. Yer olarak Işıkkent Eğitim Kampüsü'nün doğusuna, Bornova Anadolu Lisesi'nin güneybatısına düşmektedir. Yerleşim olduğu dönemlerde İzmir Körfezi iki kilometre daha içerideydi, bölge bugünkünden daha sulaktı ve daha zengin bir flora ile faunaya sahipti. Bornova Ovası'nın orta kesimindeki Yeşilova Höyüğü, Yassıtepe Höyüğü ve İpeklikuyu Höyüğü, günümüz İzmir'inde ilk düzenli yerleşimlerin olduğu noktalardır. Diğer yandan alan olarak bakıldığında Batı Anadolu'daki en büyük yerleşimdir. Günümüzde, Bornova Ovası yüzeyinin 4-5 metre altında kalmış durumdadır.

<span class="mw-page-title-main">Alacahöyük</span> ören yeri

Alacahöyük, Çorum'un Alaca ilçesinin 15 km kuzeybatısındaki Alacahüyük köyündeki bir höyüktür. Bu höyükte dört ayrı kültür evresinden kalma 15 yerleşim ya da yapı katı saptanmıştır.

<span class="mw-page-title-main">Daskileion</span> Türkiyede arkeolojik bir yerleşim

Dascylium, Dascyleium, Dascylus ya da Daskyleion olarak da yazılır. Güney Marmara'da günümüz Balıkesir, Bandırma, Ergili mahallesi sınırları içinde, antik dönemde Misya olarak anılan bölgede yer alan bir antik kenttir.

Kinet Höyük, İskenderun'un 30 km kuzeyinde, Dörtyol ilçesinin kuzeybatısında, İskenderun Körfezi kıyısından 500 metre içeride bulunan bir höyüktür. Zeminden 26 metre yükseklikteki höyük 33 dönüm alana yayılmıştır. Yerleşim, Geç Neolitik Çağ'dan Helenistik Dönem'e kadar MÖ 5.000-.50 yıllarında iskan edilmiştir. Kilikya'daki en büyük antik yerleşimi olarak kabul edilmektedir. Doğusundaki koyda ve güneyindeki Deliçay (Pinarus) Deresi halicinde olmak üzere iki limanı vardı. Höyüğün bulunduğu İssos Ovası, Antik Kilikya'nın en doğu kenarıdır. Yerleşimin antik çağdaki adının İssos olduğu belirtilmektedir. Günümüz Hatay ili Dörtyol ilçesi sınırları içinde ilk neolitik yerleşmenin görüldüğü höyüktür.

<span class="mw-page-title-main">Köşk Höyük</span> Niğde il merkezine 17 km mesafedeki bir höyük

Köşk Höyüğü, Niğde il merkezine 17 km mesafede bulunan bir höyüktür. Höyük 80 metre çapında 15 metre yüksekliktedir. Kazılarda ulaşılan buluntular Niğde Müzesinde sergilenmektedir. Müze'de diğer buluntular yanında MÖ 4883 yılına tarihlenen bir Kalkolitik ev modeli, birebir ölçülerde sergilenmektedir.

Türbe Höyük, Siirt il merkezinin 27 km. güneybatısında yer alan bir höyüktür. Botan Çayı'nın Dicle'ye katıldığı bölgenin yaklaşık 6 km. kuzeyinde, Botan Vadisi'nde, dere kıyısındadır. Boyutları yaklaşık 100 x 40 metredir.

Mezraa - Teleilat Höyüğü, Şanlıurfa il merkezinin kuzeybatısında, Birecik ilçesinin 5 km güneyinde, Mezraa Köyü'nün hemen batısında ve kısmen altına yayılmış olan bir höyüktür. Yayıldığı alan 7 hektar olan höyük 450 x 160 metre boyutlarında olup 4 metre yüksekliktedir.

Dilkaya Höyüğü, Van il merkezinin 24 km. güneybatısında Edremit ilçesinin Dilkaya Köyü'nün hemen batısında yer alan bir höyüktür. Hoşap Suyu'nun kuzey tarafında, Van Gölü kıyısındadır.

Fikirtepe Höyüğü, İstanbul İli'nin Anadolu yakasında, Kadıköy İlçe merkezinin birkaç kilometre doğusunda, Fikirtepe Tepesi'nin doğu kenarında yer alan bir düz yerleşmedir. Denizden 26 metre yükseklikteki yayvan bir tepenin güney-güneydoğu kesiminde, Kalamış Koyu'nda Marmara Denizi'ne dökülen Kurbağalıdere'ye doğru uzanan yamaçta bulunmaktaydı. Günümüz yerleşiminin altında kalmış ve tümüyle tahrip olmuştur. Yerleşmenin Kalamış Koyu'na mesafesi 1.300 metre, Kadıköy Koyuna ise 2 km.dir. eski çağlarda çevrenin ormanlık olduğu, bu yüzden balıkçılık, avcılık ve sınırlı ölçüde de olsa tarım olanaklarına sahip olduğu düşünülmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Demircihöyük</span>

Demircihöyük, Bilecik il merkezinin yaklaşık olarak 25 km. batısında, Çukurhisar ilçesinin kuzeybatısında yer alan bir höyüktür. Eskişehir Ovası'nın batı kenarındaki höyük 80 metre çapında, 5 metre yüksekliktedir. Yerleşim gördüğü dönemlerde genişlik ve yüksekliğinin çok daha fazla olduğu yapılan sondajlardan anlaşılmaktadır. Buluntular Eskişehir Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.

Aşağı Pınar Höyüğü, Kırklareli İl merkezinin 3 km. güneyinde yer alan bir höyüktür. Haydardere, bir kıvrım yaparak tepenin kuzeyinden ve batısından geçmektedir. Höyüğün üzerine Geç Antik Çağ'da yapılan bir tümülüs tahribata neden olmuştur. Tümülüs, 38 metre çapında bir çevre duvarı üstüne kurulmuş olup, höyüğün eteklerinden alınan toprakla doldurulmuştur. Oluşan tepenin 19. yüzyıl sonlarında bölgeyi bir süreliğine işgal eden Rus kuvvetleri tarafından hazine aramak için düzleştirilmiş olduğu düşünülmektedir.

Tille Höyük, Adıyaman ilinin Kâhta ilçesinin 30 km. doğusunda, Fırat'ın batı tarafında yer alan bir höyüktür. Höyüğün doğu, batı ve güney yamaçlarında eski adı Tille, günümüzde adı Geldibuldu olan küçük bir köy yerleşimi vardır. Fırat'a katılan bir derenin dar vadisindeki yerleşme doğu terasıyla birlikte 200 x 140 metre, 26 metre yüksekliktedir ve üstünde bir düzlük vardır.

Kusura Höyük, Afyon İl merkezinin 55 km. güneybatısında, Sandıklı İlçesi'nin 12 km. güneyinde, Kusura Köyü'nün hemen batısında yer alan bir höyüktür. Tepe 400 metre çapında, 14 metre yüksekliğindedir.

Yenice Yanı Höyüğü, Diyarbakır İli'nin 50 km. doğusunda, Bismil İlçesi'nin 10 km. güneydoğusunda, Dicle'nin kollarından Seyhan Çayı vadisinde, çayın doğu kıyısında yer alan bir höyüktür. Yenice Köyü'nün Eski Mezarlık Mevkiindedir. Tepe, 150 x 80 metrelik boyutlarıyla küçük sayılabilecek bir höyüktür ve yaklaşık olarak 1,2 hektarlık bir alana yayılmaktadır.

Asarcık Höyük, Ankara İl merkezinin batısında, Ayaş İlçesi'nin 9,5 km. kuzeybatısında, Ilıca Köyü'nün kuzeydoğu kenarında yer alan bir höyüktür. Yerleşme iki dere arasındaki bazalt bir yükselti üzerindedir.

Çaltılar Höyüğü, Muğla İl merkezinin doğu-güneydoğusunda, Fethiye ilçesinin kuzeydoğusunda, Elmalı ilçesinin 30 km. kuzeybatısında, Çaltılar Köyü'nün yanında yer alan bir höyüktür. Orta büyüklükte bir höyüktür. Höyük'ün yaklaşık 3 hektarlık bir alana yayıldığı belirtilmektedir.

<span class="mw-page-title-main">Çukuriçi Höyüğü</span>

Çukuriçi Höyüğü, İzmir ilinin güneyinde, Selçuk ilçesinin 1 km güneyinde, Efes antik kentinin hemen güneydoğusunda yer alan bir höyüktür. Kentin Magnesia kapısından 500 metre mesafede, antik Smyrna olarak adlandırılan günümüzde Çukuriçi Mevkii olarak bilen yerdedir. Höyük'ün yanından Derbent Deresi akmaktadır. Selçuk – Aydın karayolunun Efes ayrımından sonra, karayolunun 100 metre batısındadır. Höyüğün adının Apasas olduğu ileri sürülmekle birlikte kazı ekibince bölgenin adı verilmiştir. Yerleşmenin MÖ 3. binyılda deniz kenarında olduğu hem jeomorfologlarca yapılan araştırmalarda, hem de kazılardaki çok sayıdaki deniz kabuğu buluntusuna dayanılarak ileri sürülmektedir. Tepe, günümüzde bile son derece verimli bir ovada yer almaktadır.

<span class="mw-page-title-main">Domuztepe Höyüğü (Kahramanmaraş)</span>

Domuztepe Höyüğü, Kahramanmaraş il merkezinin 32 km. güney – güneydoğusunda, Emiroğlu Köyü'nde yer alan bir höyüktür. Aksu Nehri'nin doğu kıyısında, Maraş Ovası'nda bulunan tepe, 18 hektarlık bir alanı kaplayıp 12 metre yükseklikteki bir tepedir. Kazı başkanlarından Elizabeth Carter tarafından KM 97 olarak adlandırılmıştır. K ve M harfleri Kahramanmaraş'ın kısaltması olarak kullanılmıştır.

Sızma Höyük, Konya ili'nin Selçuklu İlçesi'nin kuzeyinde, Sızma Köyü'nün hemen kuzeyinde, Konya kent merkezinin 30 km. kuzeybatısında yer alan bir höyüktür. Höyüğün kuzeybatısında Roma Dönemi'nden kalma Kurşunlu Kalesi, kuzeyinde ise yine aynı döneme ait Nevine Kalesi yer alır. Höyük, 150 x 150 boyutlarında olup 25 metre yüksekliktedir.

<span class="mw-page-title-main">Samsun'da din</span>

Samsun'da din, Türkiye'nin bir ili olan Samsun'da ilk yerleşim döneminden itibaren uygulanan dinî pratik ve inanışların bütünü. Yerleşim geçmişi Taş Çağı'na dek uzanan Samsun'un yerleşik kültürü ile Grek kolonicilerin getirdiği inançların birleşimi kenti dinî açıdan Karadeniz'in en önemli yerleşimlerinden biri hâline getirmiştir. Amisos yerleşim alanı ve nekropolünü içerisinde barındıran Çakalca-Karadoğan Höyüğü'nde yapılan kazılarda Milet kolonisi dönemine tarihlenen ve farklı betimlemelere sahip Kibele heykelcikleri bulunmuştur. Kibele'nin yanı sıra aynı döneme tarihlenen Kore heykelcikleri de kurtarılmıştır. Heykelcikler hâricinde Kibele ile Kore adına hazırlanan ve üzerinde adak adamaya dair Grekçe işlemelerin bulunduğu çanak-çömlekler keşfedilmiştir. MÖ 6. yüzyılın ortalarına tarihlenen buluntular şehirde güçlü bir tanrıça kültünün bulunduğunu göstermekle birlikte törensel amaçlarla kullanılan dinî alanların bulunduğunu da kanıtlamaktadır. Heykelciklerin bulunduğu muntazam pozisyonları ve kırılarak çömleklere koyuldukları dikkate alındığında bir ritüelin parçası olarak toprağa gömüldükleri anlaşılmakta olup sonraki yüzyıllara ait buluntu sayısının oldukça az olması şehirlilerin zaman içerisinde dinî adetlerini değiştirdiklerini göstermektedir.